onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değeri ve ecrimisil bedelinin tahsili konusundaki hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, taşınmazın bedelinin düşük belirlendiğini savunurken, davalı idare, husumetin doğru yöneltilmediğini ve bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, ecrimisil talebini reddederek, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk mahkeme kararını onaylayarak, el atma bedelinin belirlenmesinde bilirkişi raporunun usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmiştir. Ancak, Yargıtay, bilirkişi raporundaki emsal satışların uygun şekilde değerlendirilmediğini ve taşınmazın değerinin belirlenmesinde eksiklikler olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, mahkeme kararının bozulmasına ve yeni bir bilirkişi raporu alınarak değerlendirmenin yeniden yapılmasına karar verilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, taşınmazın değerinin belirlenmesinde daha dikkatli bir inceleme yapılması gerektiğine ve hukuki sürecin yeniden ele alınmasına hükmetmiştir. Bu durum, kamulaştırmasız el atma davalarında değer belirlemenin önemini vurgulamaktadır.

5. Hukuk Dairesi         2024/4094 E.  ,  2024/10027 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1282 Esas, 2024/307 Karar
    DAVA TARİHİ : 08.01.2020
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/5 Esas, 2022/116 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ile ecrimisilin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda;
    Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
    Dosya içeriğine göre; davacılardan tapu kayıt maliki … yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
    Bu nedenle, davacı … yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, davalı idarenin davacılar … ve … yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, …, Taşoluk Mahallesi 1505 parsel sayılı taşınmaza davalı idarece el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat ile ecrimisilin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumetin ilgili idareye yöneltimesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, taşınmazın değer biçilmesinde taşınmazın el koyma tarihindeki niteliği ve durumu dikkate alınarak dava günündeki serbest alım-satım sürüm değeri esas tutulacağından taşınmazlara el koyma tarihinin tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar uygulaması görüp görmediğinin, görmüş ise düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin ilçe belediyesinden sorulmasını talep ettiklerini, davacı taraf dilekçesinde yalnızca bedel talebinde bulunduğunu, tescil talebinde bulunmadığını, bu nedenle davanın usul ve esastan reddine, davanın kabulü halinde ise dava konusu taşınmazın müvekkili idare adına tesciline, davacının tapu kaydındaki haciz, ipotek, vakıf icaresi vb. tüm takyidatları ve şerhleri de kapsayacak şekilde bedele yansıtılmasına, terkin ve tescil işleminin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ecrimisil talebinin reddine kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının kabulüyle taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, bedeline hükmedilen dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ve yol olarak terkinine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepler
    1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin düşük belirlendiğini, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, emsal seçimi ve değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, ecrimisil talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
    2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazdan Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğunu, bedelin yüksek belirlendiğini bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı hazırlandığını, emsal seçimi ve değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, emlak değeri ile çok fark bulunduğunu, el atma tarihi tespit edilmeden varsayıma dayalı olarak 1983 sonrası kabulü ile nispi harç ve vekâlet ücreti alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın davalı idarenin yetki ve sorumluluk alanında kaldığı ve husumetin doğru yöneltildiği, taşınmazın bilirkişi raporundaki niteliğine göre bedelinin uygun olduğu, taşınmaza 1983 sonrasında el atıldığından nispi vekâlet ücreti takdirinde ve nispi harç alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece ecrimisil talebinin reddinin yerinde olduğu, böylece mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir..

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değeri ile ecrimisil bedelinin davalı idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Dosya kapsamına göre dava konusu taşınmaza 1983 yılından sonra el atıldığı anlaşıldığından nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğrudur.
    3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesin kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    4.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru ise de aynı bent uyarınca arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması, emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması gerekir.
    5. Buna karşın, hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelenen emsal satış dava konusu taşınmazla aynı caddeye cepheli ise de dava konusu taşınmazdan uzak ve çok daha küçük yüzölçümlü olduğu gibi; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda emsal olarak incelenen taşınmaz imar, dava konusu taşınmaz kadastral parsel olduğundan dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı (%31,31) oranında indirim yapılması gerekirken emsal taşınmazdan kesilen düzenleme ortak payı oranı oranında indiririm yapılmak suretiyle değer biçildiğinden hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
    6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.

    VI. KARAR
    1.Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
    2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazları kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.