onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bu bedelin idareden tahsili üzerinedir. Mahkeme, taşınmazın değerinin emsal incelemesi ile tespit edilmesinin ve bu bedelin davalı idareden tahsil edilmesinin hukuken doğru olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün, mahkeme ve icra harçlarının davalı idare tarafından ödenmesini öngördüğünü vurgulamıştır. Eldeki dava, 1983 tarihinden sonraki el atma durumunu kapsadığından, ilgili kanunlarda düzenlenmediği ve Yargıtay içtihatlarına dayandığı için nispî harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı tespit edilmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/3430 E.  ,  2025/281 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1177 Esas, 2024/290 Karar
    DAVACILAR : … vd. vekili Avukat …
    DAVA TARİHİ : 14.03.2019
    KARAR : Kabul

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;… ili, … ilçesi, … Mahallesi 208 ada 3 parsel (eski 822 parsel) sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, idari yargının görevli olduğunu, husumetin idarelerine yöneltilmesinin hatalı olduğunu ve davacının faiz taleplerine itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2021 tarihli ve 2019/53 Esas, 2021/284 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli ve 2022/144 Esas, 2022/1564 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu gibi, taşınmazın … Mahalle yolunun ilçeye bağlantı yolu ile kesişim noktasında olduğu ve (V) şeklindeki her iki yolun da davalı idarenin sorumluluk alanında kaldığı kabul edilerek fen bilirkişi raporunda A, B, C, D, E, F, G, H harfleri ile gösterilen kısımlarından davalının sorumlu tutulmasının uygun olduğu; ancak dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın her ikisinin de kadastral parsel niteliğinde kabul edilmesine karşın, dosya içindeki belgelerden emsal taşınmazın evveliyat parseli olan 5615 parselden bedelsiz yola terk yapıldığından emsalin satış tarihi itibarıyla imar parseli olarak kabul edilmesi gerektiği ve %40 düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılarak tespit edilen metrekare birim bedeli 408,21 TL üzerinden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin üç numaralı alt bendi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli ve 2022/144 Esas, 2022/1564 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan … 5880 parsel sayılı taşınmaz farklı mahallede, farklı yer ve özellikte olduğundan emsal olarak alınması doğru olmadığı gibi dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması hâlinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak alınacak cevaba göre bilirkişi kurulu raporunun denetlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi ve dava konusu … Mahallesi 822 parsel sayılı taşınmazın 12.10.2022 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi gereğince yenileme görerek … Mahallesi 208 ada 3 parsel numarasını aldığı ve taşınmazın yüzölçümünün 12.830,45 m² olarak değiştiği anlaşıldığından, değişen alan üzerinden hesaplama yapılarak yeni ada, parsel numarası üzerinden karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idarenin kazanılmış hakkı da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 uyarınca maktu harç ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ıslahla arttırılan bedele ıslah tarihinden faize hükmedilmesi gerektiğini, fiilen el atılmayan alanların bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu, emsalin uygun olmadığını, davanın husumet ve yargı yolu nedeniyle reddi gerektiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.

    4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

    3. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki dava 04.11.1983 tarihinden sonraki el atma olup 2942 sayılı Kanun’da düzenlenmediği, kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından aldığı ve proje bütünlüğü bağlamında bedeline hükmedilen kısımlar açısından ise 2942 sayılı Kanun’un Ek 1 inci maddesinin uygulanması söz konusu olmadığından, Ek Madde 4 gereği değerlendirme yapılmayacağı nazara alındığında nispî harç ve nîspî vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir.

    4. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı idare vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    5. Dava konusu… ili, … ilçesi, … Mahallesi 822 parsel sayılı taşınmazın 12.10.2022 tarihinde 3402 sayılı Kanun’un 22/A maddesi gereğince yenileme görerek … Mahallesi 208 ada 3 parsel numarasını aldığı ve taşınmazın yüzölçümünün 12.830,45 m² olarak değiştiği anlaşıldığından, taşınmazın yeni kadastro krokisinin dosya arasına alınmasından sonra yeni duruma göre hukuken ve fiilen el atılan alanların ölçekli kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi için fen bilirkişisinden ve kamulaştırmasız el atma bedelinin yenileme sonrası oluşan yüzölçümüne göre yeniden tespiti için bilirkişi kurulundan denetime elverişli ek rapor alınması gerekirken bozma gerekleri yerine getirilmeden ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde bozma öncesi alınan 822 parsele ilişkin fen bilirkişi raporunun hükme esas alınması bozmayı gerektirir.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

    Davalı idareden peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.