|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili üzerine odaklanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak davalı idare vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, ilk kararı kaldırarak davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir. Mahkeme, taşınmazların değerinin belirlenmesinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 15. maddesine uygun olarak bilimsel verilerle tespit edilen gelir metodunu kullanmış, ancak değer artış oranının %50 olarak belirlenmesini hatalı bulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların değer artışının %30 olarak düzeltilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, taşınmazların konumu ve bilirkişi raporundaki özellikler dikkate alınarak verilmiştir. Temyiz aşamasında, tarafların itirazları incelenmiş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmış, davalı idare harçtan muaf tutulmuştur. |
5. Hukuk Dairesi 2024/2915 E. , 2024/8908 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1113 Esas, 2023/2591 Karar
DAVA TARİHİ : 30.09.2021
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/324 Esas, 2022/422 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ağrı ili, …, Geçitalan köyü 109 ada 23 ve 25 parsel sayılı taşınmazlara fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, idarenin meydana gelen somut durumun gerçekleşmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, nehir yatağı içerisinde bulunan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını, davalı kurum tarafından taşınmazlara hiçbir şekilde fiilen el atılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, toplulaştırma sonucunun beklenmesi gerektiğini, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bedelin fahiş olduğunu, davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 15 inci maddesindeki usul ve esaslara göre tayin edilip keşif yapılmasında, taşınmazların arazi olarak kabul edilmesinde, sulu arazi niteliğindeki taşınmazlara ekilebilir ürün gelirine göre gelir metodu kullanılarak bilimsel yolla, dosyaya getirilen resmî veriler esas alınarak net gelirin tespit edilmesinde, %4 kapitalizasyon faiz oranının uygulanarak taşınmazların metrekare birim fiyatının 15,23 TL olarak tespitinde, arta kalan alanda değer azalışı uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediği; ancak Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama uygulaması sitesinden edinilen bilgilerden tespit edilen dava konusu taşınmazların konumu ve bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri de dikkate alınarak dava konusu taşınmazlara %30 objektif değer artışı uygulanması gerekirken %50 oranında objektif değer artışı uygulanması doğru görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin düşük belirlendiğini, objektif değer artışı ve kapitalizasyon faiz oranının hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ve davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu parseller için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, münavebenin hatalı olduğunu, objektif değer artışı uygulanmaması gerektiğini, taşınmazların el atma tarihindeki niteliğinin belirlenerek hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelin davalı idareden tahsili, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine karar verilmesi yerindedir.
3. Eldeki dosya kapsamına göre; davalı idare vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde Mahkemece her bir parsel için davacı lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğuna yönelik açıkça bir itirazda bulunulmadığı anlaşıldığından ve vekâlet ücretine ilişkin hükmün de kamu düzenine ilişkin olmadığı gözetildiğinde, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülmeyen bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi mümkün olmadığı gibi temyiz yolunda ileri sürülmesi halinde dahi istinaf aşamasında ileri sürülmeyen bu hususun temyiz aşamasında incelenmesi de mümkün değildir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, istinafa getirilmeyen hususları temyize getirilemeyecek olmasına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davacıdan alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.