onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmaza fiilen el atıldığını tespit ederek, kamulaştırmasız el atma bedelinin davalı idareden tahsil edilmesine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı onaylayarak, taşınmazın değerinin emsal karşılaştırması ile belirlenmesini ve davacıların paylarının iptal edilerek davalı idare adına tescil edilmesini istemiştir.

Davalı idare, taşınmazın imar planında eğitim alanı olarak tahsis edildiğini ve sorumluluğun ilgili belediyeye ait olduğunu savunmuştur. Ancak, mahkeme, davalı idarenin el atma eyleminin hukuka aykırı olduğunu belirleyerek, tazminatın ödenmesine hükmetmiştir. Ayrıca, davacılar arasında hisse hatası olup olmadığını araştırarak, tescil işlemlerinin doğru yapılması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Sonuç olarak, mahkeme, davalı idarenin temyiz taleplerini kısmen reddederek, kamulaştırmasız el atma bedelinin tahsiline ve vekalet ücretinin ayrı ayrı belirlenmesine karar vermiştir. Bu karar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddelerine uygun olarak verilmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/3742 E.  ,  2024/10337 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1394 Esas, 2023/2350 Karaür
    DAVA TARİHİ : 25.03.2021
    KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/207 Esas, 2022/37 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
    Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
    Eldeki davada davacılardan …, … ve … dışındaki davacıların paylarına düşen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, adı geçen davacılar haricindeki davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.
    Davalı idare vekilinin davacılardan , … ve … payları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, …, …, … Mahallesi 1538 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından okul yapılmak sureti ile kamulaştırmasız el atıldığını, buna ilişkin müvekkillerine kamulaştırma bedeli de ödenmediğini belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazın Alanya Belediye Başkanlığının kararı ile imar planında eğitim alanı olarak tahsis edildiğini, sorumlu idarenin ilgili yer Belediyesi olup belediyelerce okul alanı olarak belirlenen alanlarda, imar planının hayata geçirilmemesi ve herhangi bir kamulaştırma işleminin yapılmamasından belediyenin sorumlu olduğunu, davalı olarak müvekkilinin gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10 maddesinin amir hükmü uyarınca imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içerisinde planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar planının hazırlanması gerektiğinden, bu programın hazırlanıp hazırlanmadığı ve lehine tahsis yapılan idarenin görüşünün alınıp alınmadığının tespiti gerektiğinden dava konusu alana ilişkin olarak yapılan imar uygulaması hakkında idarenin görüşü alınmadığını, idareye bu konuda bilgi de verilmediğini, bakanlığın bu tahsis işleminden haberinin olmadığını, dolayısı ile iş bu davada husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, uzlaşma usulünün dava şartı olduğunu, davacıların tapuda malik olarak görünüp görünmediğini intikal işleminin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, taşınmazın çok sayıda hissedarı olduğundan değerinin düşük olacağını, el atma tarihindeki niteliklerine göre değer tespiti gerektiğini beyan etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığından, tespit edilen kamulaştırmasız el atma bedelinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine hükmedilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacılar … vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle, asıl ve birleştirilen davada ayrı ayrı vekâlet ücreti belirlenmesi gerekirken tek vekâlet ücretine hükmolunmasının ve ayrı vekil ile temsil edilen davacılar lehine tek vekâlet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve yeniden hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.
    2. Davacı … vekili istinaf dilekçesinde özetle, ayrı vekil ile temsil edilen davacılar lehine tek vekâlet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve yeniden hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.
    3.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu 1538 ada 1 parsel sayılı taşınmazda hisse hatası bulunduğunu, davacıların tapu kaydında malik olarak görünüp görünmediği mirasçı ise intikal işleminin yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, taşınmazın Alanya Belediye Başkanlığının kararı ile imar planında okul alanı olarak tahsis edildiğini, sorumluluğun ilgili yer Belediyesine ait olduğunu, dava konusu alana ilişkin olarak yapılan imar uygulaması hakkında müvekkilinin görüşünün alınmadığını, bilgi de verilmediğini, ayrıca toplam bedele dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, ilk dava değerine dava tarihinden itibaren, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 1538 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde Sakine Nesibe Zamanoğlu Okulunun bulunduğu, taşınmaza okul yapılmak suretiyle davalı idare tarafından fiilen el atıldığından arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedelinin belirlenmesi ve tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesi, davacılar paylarında hisse hatası olup olmadığı hususunda Alanya Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkereye tapu müdürlüğünce Dairelerine verilen cevapta hisse hatasının bulunmadığının bildirildiği gözetilerek; dava konusu taşınmazda bulunan davacılar adına kayıtlı olan payların ve murislerinden kendilerine intikal edecek payların iptali ve davalı idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması, asıl ve birleştirilen davada davacılar ayrı ayrı üç farklı vekil ile temsil edildiğinden aynı vekille temsil edilen davacılar yönünden kabul edilen tazminat miktarları toplanmak suretiyle ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiği hâlde, tek bir vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru görülmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tespiti ve bedelin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Dava konusu taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığı anlaşıldığından arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması suretiyle değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davalı idareden tahsili ile payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
    3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    A. Davalı İdare Vekilinin Sema Alkış Toplar, … ve … Dışındaki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden;
    Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
    B. Davalı İdare Vekilinin Davacılar Sema Alkış Toplar, … ve …’a İlişkin Temyizi Yönünden;
    Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.