onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili konusundaki hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacılar, müvekkillerinin mirasçısı olduğu taşınmazın usulüne uygun kamulaştırma yapılmadan el atıldığını iddia ederek tazminat talep etmişlerdir. Davalı taraf ise, davanın ehliyet yokluğundan reddini istemiştir. Mahkeme, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiş, ancak Yargıtay, 2942 sayılı Kanun’un geçici maddeleri çerçevesinde bedel belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay, bozma kararında, 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3’te belirlenen yöntemle bedel belirlenmesi gerektiğini vurgulamış ve bu bağlamda, davanın esasına ilişkin değerlendirmelerin yapılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, bozma ilamına direnerek davanın reddine karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, temyiz itirazlarını değerlendirirken, kararın usul ve kanuna uygun olduğunu, dolayısıyla onanması gerektiğini ifade etmiştir. Bu durum, kamulaştırmasız el atma davalarında bedel tespitinin önemini ve hukuki süreçlerin titizlikle yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.

5. Hukuk Dairesi         2024/11499 E.  ,  2024/8856 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2023/152 Esas, 2023/366 Karar
    DAVA TARİHİ : 11.04.2014
    KARAR : Kabul

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozmaya direnme kararı verilmiştir.   
    Mahkemenin direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Pamuktarla mevkiinde bulunan 1290 parsel sayılı taşınmazında müvekkillerinin murisinin paydaş olduğunu ve davalı idarelerce usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapılmadan el atıldığından, tespit edilecek tazminat bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    3. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; kök 1290 parsel sayılı taşınmazın Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/95 Esas, 1988/323 Karar sayılı kararı ile müvekkili … adına tescil edildiğini, bu itibarla davacıların dava açmaya hak ve yetkilerinin bulunmadığını, davanın ehliyet yokluğundan reddinin gerektiğini, yine davacıların yasal 30 günlük sürede bedel artırım davasını açmadıklarını, süre yönünden de davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 05.02.2021 tarihli ve 2020/376 Esas, 2021/92 Karar sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) kararı ile davalılar …, İçişleri Bakanlığı, … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Mahkemenin 05.02.2021 tarihli ve 2020/376 Esas, 2021/92 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun’un (2942 Sayılı Kanun) geçici 15 ve geçici 17 nci maddeleri de gözetilerek Ek Madde 3’te belirlenen yönteme göre bedel belirlenmesi gerektiğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairemizin 2022/10961 Esas, 2022/18109 Karar sayılı bozma ilamına direnilmek suretiyle davanın davalılar İçişleri Bakanlığı, … ve … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar murisi ile dava konusu taşınmada kayıt maliki olarak gözüken kişilerin aynı kişi olup olmadıklarının tespiti için Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünde kayıtlı uzman bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3’üne göre değerlendirme yapılması gerektiğini, taşınmaza el koyma tarihindeki nitelikleri dikkate alınmadan eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre belirlenen bedelin fahiş olduğunu, taşınmaz üzerindeki cami ve eklentileri yönünden sorumluluğun Diyanet İşleri Başkanlığında olduğunu yine Maliye Hazinesi ile müvekkil Belediye arasında bedel karşılığı alım satım işlemi yapılmadığından okul ve İlçe Emniyet Müdürlüğü binaları nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine men’i müdahale davası açmağa hakkı olduğuna; ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü, Geçici 15 ve 17 nci maddeleri.
    5. 16.11.2022 tarihli 7421/4 md. ile Yapılan Değişiklik Sonrası Eklenen Ek Fıkra ile Birlikte Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararı ile geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi iptal edilmiştir.
    6. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi

    3. Değerlendirme
    1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince yeniden yapılan incelemede; Dairemiz bozma ilamı sonrası 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
    3. Bu durumda; maddenin yürürlük tarihinden önce açılan el eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak Ek Madde 3’ün uygulama imkanı ortadan kalktığından her ne kadar direnme gerekçesi yerinde değilse de iptal kararı gereğince Ek Madde 3’ün uygulanma imkanı kalmadığından değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak kabulü ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca dava tarihi esas alınarak emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak ve Dairemiz denetiminden geçen paydaş dosyalarında belirlenen metrekare birim fiyatı ile uyumlu olarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
    4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı kalan harcın davalıdan alınmasına,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

    K A R Ş I O Y
    2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
    Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
    Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
    2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
    Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
    2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
    Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
    Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.
    Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 19.11.2024