onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı idareler arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davalı … yönünden davayı kabul ederken, davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusu üzerine, husumetin Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yöneltilmesi gerektiğine ve tazminatın bu idareden tahsil edilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Mahkeme, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 7. maddesi gereğince meydan alanı sorumluluğunun Büyükşehir Belediyesi’nde olduğunu belirterek, Kemer Belediye Başkanlığı’nın sorumluluğunu hatalı bulmuştur. Ayrıca, taşınmazın değerinin belirlenmesinde yapılan emsal karşılaştırmasının isabetli olduğunu vurgulamıştır.

Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının düzeltilerek onanmasına ve harçların davalı idare tarafından ödenmesine hükmedilmiştir. Bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında idarelerin sorumluluklarını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

5. Hukuk Dairesi         2024/3288 E.  ,  2024/9442 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/2100 Esas, 2023/355 Karar
    DAVA TARİHİ : 03.02.2020
    KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar Başkanlığı vekilleri
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/66 Esas, 2022/149 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı … yönünden davanın kabulüne, davalı … yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı ve davalı … vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … yönünden kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili, …ilçesi, …. Mahallesi 64 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı idareler tarafından fiilen el atıldığını ve kiraya verildiğini belirterek kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idare tarafından dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
    2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idare tarafından dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığını, davanın husumet, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … yönünden davanın kabulüne, davalı … yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, tazminat bedelinin davalı … Başkanlığından alınıp davacıya verilmesine, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı … vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz imar planında meydan alanında kaldığını, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun (5216 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin (g) bendi uyarınca meydan yapmak ve yaptırmak görevinin davalı … Belediyesinin sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle davalı … Belediyesi yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hem davalı … Belediyesi hem de Antalya Büyükşehir Belediyesinin hükmedilen tazminattan birlikte sorumlu olması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın bedelinin düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
    2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunun bulunduğunu, 5216 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin (g) bendi uyarınca husumetin büyükşehir belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu taşınmazın üzerinde olan PTT binasının yapımında ve kiralanmasında müvekkil belediyenin payı olmadığı gibi bu nedenle atfedilebilecek sorumluluğu da bulunmadığını, dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından fiilen el atma söz konusu olmadığını, İmar planının 20.09.2017 tarihinde onaylandığı göz önüne alındığında; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10 uncu maddesinde belirtilen 5 yıllık süre dolmadan davanın ikame edildiğini, dolayısıyla, davanın işbu süre yönünden de reddine karar verilmesi gerektiği hâlde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda davalı idarenin de payı bulunduğunu, taşınmaz üzerinde PTT binası, parke kilit taşı, otopark alanları ve bankalara ait ATM’ler bulunduğunu, müvekkil belediyenin kiralardan yararlanmak sureti ile el koyduğu belirtilmişse de salt taşınmazın bir bölümünde bulunan PTT binası ve ATM’nin davacının payına karşılık gelen kısımda olduğunu ve davacının taşınmazı kullanımının engellendiğini göstermediğini, taşınmazda bulunan PTT binası ve ATM’lerin müvekkil belediye tarafından yapıldığına ve bu nedenle taşınmaza fiili el atıldığında dair herhangi bir delil olmamasına karşın fiili el atıldığının kabulünün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz dava konusu taşınmazdan oldukça değerli olduğunu, emsal kıyaslamasının hatalı olduğunu, bedelin yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 5216 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde “meydan” yetki, bakım ve sorumluluğunun Büyükşehir Belediyesine ait olduğunun düzenlendiği, bu düzenleme karşısında husumetin Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına yöneltilmesi gerekirken hükmedilen tazminat miktarından Kemer Belediye Başkanlığının sorumlu tutulması yerinde olmadığından 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iki numaralı alt bendi gereğince düzeltilip yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı … vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın davalı … Belediyesi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmayıp, hem davalı … hem de Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin hükmedilen tazminattan birlikte sorumlu olması gerektiğini, bedelin düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konu taşınmazın 5216 sayılı Kanun kapsamında Belediyenin sorumluluk alanında kalmadığını, Kemer Belediyesi sınırları içerisinde olup, davalı … tarafından söz konusu alanda herhangi bir çalışma yapılmadığını, dava konusu taşınmazın Kemer Belediye Başkanlığına tarafından kiraya verilmesi nedeniyle husumetin Kemer Belediye Başkanlığının yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, imar uygulaması işleminin yanlış tescil edildiği tespit edilmiş olup, bu parselin düzenleme ortaklık payından oluşturulması gerektiğini, dava konusu taşınmaz 28.12.1999 tarihli kapatılan ve Kemer Belediye Başkanlığının bağlanan Çamyuva Belediye Başkanlığı Encümen Kararı ile imar uygulaması yapılmış ve 20.09.2017 onaylanan imar planına göre meydan alanında kaldığını, 5216 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre müvekkil idarenin sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı … Başkanlığından tahsiline karar verilmesi yerindedir.
    3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    4. Buna karşın Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” düzenlemesi uyarınca maktu harca hükmedilmişse de 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun’la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; “09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği” gerekçesiyle ve Anayasa’nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun’da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerektiğinden 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
    Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Davacı ve davalı … vekillerinin temyiz itirazlarının reddine,
    2. Kamu düzeni gereğince gözetilen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; harca ilişkin (6) numaralı alt bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Karar tarihi itibarıyla alınması gereken 74.754,24 TL karar ve ilam harcının davalı … Başkanlığından alınarak Hazineye irat kaydına,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Aşağıda yazılı kalan harcın davalı … Başkanlığından alınmasına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.