|
ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. Davacı, Ankara’nın Lodumlu Mahallesi’nde bulunan taşınmazın kamulaştırmasız el atıldığını iddia ederek bedelinin tahsilini talep etmiştir. Davalı idare ise, herhangi bir fiili el atma olmadığını ve davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın imar planında kamuya tahsisli alanda kaldığını ve fiili el atma olmadığını belirtmesine rağmen, uzun yıllar boyunca imar planının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlandığını kabul ederek kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, mahkeme, taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsil edilmesine karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını onayarak, davalı idarenin temyiz itirazlarını reddetmiş ve harç tahsiline ilişkin düzenlemeleri düzeltmiştir. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumlarında idarenin sorumluluğunu ve mülkiyet hakkının korunmasını vurgulamaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4410 E. , 2024/10048 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1198 Esas, 2024/462 Karar
DAVA TARİHİ : 18.04.2022
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/173 Esas, 2023/36 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, …, Lodumlu Mahallesi, 29017 ada 7 parsel sayılı taşınmaza davalı idarece fiili el atma olgusu gerçekleşecek şekilde kamulaştırmasız el atıldığından bahisle taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; süre, görev ve yargı yolu itirazında bulunduğunu, muhatabın ilçe belediyesi olması nedeniyle davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, dava konusu alanda müvekkili belediye tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı ve çalışması olmadığı gibi hiçbir şekilde fiili bir el atma da olmadığını, tazminatı gerektirir mağduriyet bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın uygulama imar planında ticari rekreasyon alanı olarak ayrıldığını, taşınmaza herhangi bir fiili el atmanın olmadığını, mahkemece hükmedilen bedelin usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın Çankaya Belediye Meclisinin 08.12.2004 tarihli ve 404 sayılı kararıyla uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 15.03.2005 tarihli ve 685 sayılı kararı ile tadilen onaylanan 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında “Kentsel Rekreasyon Alanı” kullanımında kaldığı, parselin 81205 No.lu parselasyon planı kapsamında düzenlemeye alınan parsellerin kamu alanlarına ayrılan payların tahsisinden oluşturulduğu, davaya konu taşınmazın halen uygulama imar planında kamuya tahsisli alanda kaldığı, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiili el atmanın bulunmadığının tespit edildiği, davaya konu taşınmazın ise uygulama imar planında kentsel rekreasyon alanı olarak ayrılmak suretiyle kamuya özgülendiği, ayrıca; Anayasa Mahkemesinin 05.04.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 20.12.2018 tarihli ve 2016/181 Esas, 2018/111 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1/6 sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 tarihli ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetildiğinde, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedel tespit edilmesinde ve bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun(2942 sayılı Kanun) 11 inci ve Ek Madde 1 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, 2005 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında kentsel rekreasyon alanı olarak ayrıldığı ve dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gözetildiğinde fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması ve paydaş dosyalarının Dairemiz denetiminden geçmiş olması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile alınan rapora göre taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Dairemizin 2023/3934 Esas, 2023/10440 Karar sayılı dosyası ile onanmak sureti ile denetimden geçen, dava dışı hissedar tarafından açılan kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat bedelinin tahsili dosyası ile davalı idarenin dava konusu taşınmazda paydaş olduğu gözetildiğinde Dairemizin Yerleşik İçtihatları gereği taşınmazda fiili el atma olgusunun varlığı kabul edildiğinden, davalı idare aleyhine nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harç tahsili yerinde değildir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1.Davalı idare vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının harca ilişkin 4 nolu bendinin çıkartılması, yerine “Harçlar Kanunu’na göre alınması gerekli 43.035,30 TL harçtan peşin ve tamamlama olarak yatırılan 10.758,83 TL harcın mahsubu ile kalan 32.276,47 TL harcın davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydına, peşin ve tamamlama olarak yatırılan 10.758,83 TL harcın davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.