|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, Antalya ili, Liman Mahallesi’ndeki taşınmazına yol yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmadan el atıldığını ileri sürerek, taşınmaz bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Davalı idare ise, taşınmazın kamulaştırma çalışmalarının devam ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın imar planında “Yol Alanı” olarak ayrıldığını ve kamulaştırma olmaksızın el atıldığını tespit etmiştir. Taşınmazın arsa vasfında kabul edilerek değerinin emsal karşılaştırma yöntemi ile tespit edilmesinin doğru olduğunu vurgulamıştır. Davalı tarafın istinaf sebeplerinin incelenmesi sonucunda, mahkeme hükmünde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak, davalı idarenin temyiz itirazları reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumunda taşınmaz bedelinin belirlenmesine ilişkin Yargıtay içtihatlarına uygun bir değerlendirme sunmaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3559 E. , 2024/10078 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3068 Esas, 2023/2174 Karar
DAVA TARİHİ : 27.11.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/272 Esas, 2022/242 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, …, Liman Mahallesi 20342 ada, 93 parselsayılı taşınmazın paydaşlarından olduğunu, bu taşınmaza davalı … tarafından yol yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmadan el atıldığını, kamulaştırılmadan el atılan dava konusu yer için herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından hissedarı oldukları taşınmazla ilgili kamulaştırılmasız el atma nedeniyle tazminat davası açıldığını; davanın haksız olup reddi gerektiğini; Antalya ili, …, Liman Mahallesi sınırları içerisinde dava konusu 20342 ada 93 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan idareleri tarafından 20.08.2020 tarihinde onaylanmış Antalya- Kemer- Kumluca Devlet Yolu, Sarısu Kavşağı projesi bulunduğunu; bu proje kapsamında tüm kamulaştırma çalışmalarının idareleri tarafından usulüne uygun yürütülmekte olduğunu; taşınmaz Sarısu Doğal Sit Alanında kaldığından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanmış 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında 60 metrelik imar yolu içerisinde yer aldığını; idareleri tarafından kamulaştırma çalışmalarına devam edildiğini; davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını; dava dilekçesindeki taşınmazın niteliklerine ilişkin beyanları kabul etmediklerini; taşınmazın tarla vasfında olup kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmaz değerinin belirlenmesi ve ”Net Gelir Yöntemine” göre hesap yapılması gerektiğini bildirerek davanın reddine; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirildiğini, ancak taşınmaz tarla vasfında olup net gelir yöntemine göre hesap yapılması gerektiğini, taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınmak suretiyle değerleme yapılması gerektiğini, emsal taşınmazın Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın benzer özelliklerinin olmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile imar planında “Yol Alanı” olarak ayrılmış olan dava konusu taşınmaza kamulaştırma olmaksızın davalı tarafından yol ve park yapılmak suretiyle fiilen el atıldığı sabit olup, taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planı içerisinde kalması nedeniyle arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemi ile dava konusu taşınmazın değerinin tespiti yoluna gidilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafın istinaf konusu ettiği sebeplerle sınırlı olarak yapılan incelemede, mahkeme hükmünde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca bedelin davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacı payının iptali ile tapudan terkinine karar verilmesi yerindedir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.