|
ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın imar planında kültür ve eğlence alanı olarak belirlendiğini ve el atıldığını tespit ederek, davanın kabulüne ve taşınmaz bedelinin tahsiline karar vermiştir. Davalı idare, taşınmazın kamulaştırmasız el atma iddialarını reddederek, sorumluluğun Milli Eğitim Bakanlığına ait olduğunu savunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kısmen kabul ederek, taşınmazın değerinin emsal karşılaştırması ile belirlenmesini sağlamış ve davalı idareden tahsil edilmesine karar vermiştir. Ancak, mahkeme, taşınmazın imar planındaki konumunu dikkate alarak, davacı payının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, temyiz başvurusunu değerlendirerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek onanmasına hükmetmiştir. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumlarında taşınmaz bedelinin belirlenmesi ve tahsili konusundaki hukuki çerçeveyi netleştirmiştir. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4670 E. , 2024/10333 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1738 Esas, 2024/468 Karar
DAVA TARİHİ : 07.06.2021
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/189 Esas, 2023/124 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, …, … Mahallesi 47465 ada 2 parsel sayılı taşınmazın imar planında davalı idare tarafından kültür ve eğlence alanı olarak belirlendiğini, taşınmaza el atıldığını belirtilerek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; kamu ortaklık payı parseli olarak ayrılan dava konusu taşınmazın 5260 m²lik bölümünün kısmen Sosyal Kültürel Tesis Alanı kısmen Özel Eğitim Alanı olarak ayrıldığını, husumetin Milli Eğitim Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, taşınmaza el atmanın söz konusu olmadığını, yargı yolu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ileri sürerek haksız davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ve kültür eğlence alanı olarak tapu sicilinden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atmadan ilçe belediyesinin sorumlu olduğunu, taşınmazın 5260 m²lik bölümünün belediye meclisinin 2014/212 sayılı kararı ile STK – Özel Eğitim Alanı olarak ayrıldığını, sorumluluğun Milli Eğitim Bakanlığına ait olduğunu, el atmanın olmadığını, müvekkili Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunun olmadığını, davanını reddinin gerektiğini, raporun yetersiz ve bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fiilen el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırılması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsallerin vergiye esas değerleri de kıyaslanmak suretiyle, dava konusu taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Eylül 2011 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2012/19152 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleşen güçlü delil niteliğindeki 356 TL/m² birim bedel dava tarihi itibarıyla değerlendirilmek suretiyle değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline dair kararda, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmemiş buna karşın dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu dikkate alındığında davacı payının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken tapudan terkinine karar verilmesi doğru görülmediği gibi, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararı gereğince harcın nispi olarak alınması gerektiği de gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelin dava konusu taşınmazda kamulaştırma suretiyle paydaş olan ve fiilen de el atan davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.