onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, taşınmazına fiili el atıldığını iddia ederek bedelinin tahsilini talep ederken, davalı idare, taşınmazın imar planında “teknik altyapı sahası” olarak belirlendiğini ve el atmanın söz konusu olmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vererek taşınmaz bedelinin tahsilini hükme bağlamıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi, davalı idarenin itirazlarını kısmen kabul ederek ilk mahkeme kararını düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur. Mahkeme, taşınmazın imar planındaki durumunu ve fiili el atma olgusunu değerlendirerek, kamuya özgülenme durumunun devam ettiğine ve idarenin pasif kalmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği kabul edilerek, taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsil edilmesine karar verilmiştir.

Sonuç olarak, temyiz başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı usul ve kanuna uygun bulunmuş ve onanmıştır. İdarenin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/4405 E.  ,  2024/10024 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1061 Esas, 2024/259 Karar
    DAVA TARİHİ : 10.06.2022
    KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/303 Esas, 2023/119 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, …, … Mahallesi 47754 ada 2 parsel sayılı taşınmaza davalı idarece fiili el atma olgusu gerçekleşecek şekilde kamulaştırmasız el atıldığından bahisle taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaza el atmanın söz konusu olmadığını, taşınmazın Etimesgut Belediye Başkanlığı tarafından 2003 yılında onaylanan 1312-6581 numaralı parselasyon planında “teknik alt yapı sahası” olarak ayrıldığını, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 2016/2030 sayılı kararı ile onaylanan … Planı değişikliği ile taşınmazın hem bölge halkının rekreaktif ihtiyaçlarını karşılamak hem de mülk sahiplerince özel amaçlı kullanımına izin vermek amacıyla kullanım kararının “Ticari Rekreasyon Alanı” olarak belirlendiğini, uygulama imar planı değişikliğinin de 12.09.2019/1101 sayılı karar ile onaylandığını, imar planıyla belirlenen kosullar dahilinde mülk sahipleri veya devir suretiyle 3.kisiler tarafından yapılasma hakkının kullanılabilecegini, dolayısıyla davacının hak mahrumiyetine yol açacak bicimde mülkiyet hakkının belirsiz bir süre kısıtlandıgından söz edilemeyecegini, davacıların parselin kullanımını bilerek satın aldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ve davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekâlet ücretinin nispi olması gerektiği, taşınmazın bedeli belirlenirkenTürk lirasındaki değer kaybının gözetilmediğini ileri sürmüştür.
    2. Davalı idare istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın imar planında ticari rekreasyon alanında kaldığını ve kamu ortaklık parseli olduğunu, belediyelerin imar planları yapılırken sosyal donatı alanlarını düzenlemek zorunda olduğunu, taşınmaza fiilen el atılmadığını, idari yargının görevli olduğunu, dava konusu taşınmazdaki yapıların 06.07.2022 tarihli ve 22/66 sayılı karar ile başka bir alana taşınmasına karar verildiğini, bedelin fazla olup, davanın reddi gerektiği ileri sürülmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncesinde 2003 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında Teknik Altyapı (Sedde Alanı) kullanımında kaldığı, onaylı imar planlarına istinaden Etimesgut Belediyesince hazırlanıp Etimesgut Belediye Encümeninin 16.08.2005 tarihli ve 605/779 sayılı kararı ve Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 02.03.2006 tarihli ve 317/953 sayılı kararı ile onaylanan 85126 nolu parselasyon planı kapsamında kamu ortaklık paylarından oluştuğu, gelişen altyapı imkanları ve uygulamaları neticesinde bölgede tamamlanan alt yapı ağı içinde sedde kullanımına ihtiyaç duyulmadığından ilgili yatırımcı kuruluş olan ASKİ Genel Müdürlüğünce söz konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir altyapı tesisi yapılmadığı, ancak mülk sahipleri tarafından birçok kamulaştırmasız el atma davası açıldığı, ASKİ Genel Müdürlüğünün 05.09.2016 tarihli ve 2412 sayılı yazısında bölgedeki altyapı ağı içinde sedde alanına ihtiyaç duyulmadığı, ihtiyaç duyulmayan altyapı alanında kamulaştırma yapılmasının kurumu zarara uğratacağından bahisle taşınmazın imar planındaki kullanım kararının mülk sahiplerinin özel kullanımına izin veren başka bir kullanıma dönüştürülmesinin talep edildiği, bu çerçevede 04.01.2019 tarihli ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği sonucu imar planındaki konumunun “ticari rekreasyon alanına” dönüştürüldüğü ve kararın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.09.2019 tarihli ve 1101 sayılı kararıyla onaylandığı, dosya içerisine celp edilen imar müdürlüğü cevabi yazısına göre onaylı imar planlarının iptali yönünde açılmış bir dava bulunmadığı, imar planı ve plan notlarına göre taşınmazın minimum ifraz büyüklüğünün 4000 m² olarak belirlendiği, yapılan keşif sonucu alınan teknik bilirkişi raporuna göre taşınmazın içerisinden asfalt yol geçirildiği, dolmuşların giriş çıkış yaptıkları ve araçları park ettiği alan olduğu, dolmuş durağına ait prefabrik yapı ve etrafında beton üstü fayans kaplama ile durak önünde beton saha ve üzerinde yer alan kamelyaların bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu yapıların Ankara Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Genel Kurulunun 14.02.2013 tarihli ve 2013/04 sayılı kararına istinaden Ulus-Etimesgut-Elvankent hattı minibüslerin güzergahının son durağı olarak yapıldığı, bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı idare vekili tarafından 06.07.2022 tarihli ve 2022/66 sayılı UKOME kararı uyarınca taşınmaz üzerindeki yapıların başka bir parsele taşınmasına karar verildiği, bu yönüyle fiili el atmaya son verileceğinden davanın reddi gerektiği savunulmuş ise de taşınmazın 04.01.2019 tarihli ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği sonucu imar planındaki konumunun “ticari rekreasyon alanına” dönüştürüldüğü ve kararın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.09.2019 tarihli ve 1101 sayılı kararıyla onaylandığı, onaylı imar planlarının iptali yönünde açılmış bir dava bulunmadığı, imar planı ve plan notlarına göre taşınmazın minimum ifraz büyüklüğünün 4000 m² olarak belirlendiği dikkate alındığında kamuya özgülenme durumunun devam ettiği, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup bu yöndeki savunmaya ve istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergiye esas değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile davalı idare adına tapuya tesciline dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi karının kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca maktu harca hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun’nun (2942 sayılı Kanun)11 inci maddesi

    3. Değerlendirme
    1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Fiilen el atılan arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
    3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINADavalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.