onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelinin tahsili üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf başvurusunda, taşınmazın ana arterde olmaması ve el atma tarihinin kesin olarak belirlenmemesi gibi gerekçeler öne sürülmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu kabul ederek, emsal karşılaştırması yoluyla değerinin tespit edilmesinin ve belirlenen bedellerin davalı idareden tahsiline karar vermiştir. Mahkeme, davalı idare vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediğini belirterek, el atma tarihinin 1983 sonrası kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığını ifade etmiştir.

Sonuç olarak, temyiz başvurusu reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmıştır. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumlarında taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelinin tahsili konusundaki hukuki çerçeveyi netleştirmiştir.

5. Hukuk Dairesi         2024/1340 E.  ,  2024/8821 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1650 Esas, 2023/110 Karar
    DAVA TARİHİ : 10.01.2020
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/20 Esas, 2021/403 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, …, Boğazköy Mahallesi 4891 ada 2 parsel sayılı taşınmaza davacı idare tarafından mezarlık olarak kamulaştırmasız el atıldığını belirterek dava tarihi itibarıyla fiilen el atılan dava konusu taşınmazın bedelinin tespiti ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; idare aleyhine dava açmadan önce uzlaşma talebinde bulunması gerektiğini, dava konusu taşınmazın ana arterde olmadığını, bu nedenle sorumluluğun idarelerinde olmadığını, dava konusu yere idarelerince de el atılmadığını, her ne kadar dava konusu taşınmazın kamulaştırma işlemlerinin idarelerince yapılmayacak olsa da dava konusu taşınmaza hangi tarihte el atıldığının tespit edilmesi gerektiğini, el konulan taşınmaza değer biçilmesinde taşınmazın el koyma tarihindeki niteliği ve durumu dikkate alınarak dava günündeki serbest alım-satım sürüm değeri esas tutulacağından taşınmaza el koyma tarihinin tespit edilmesi, emsallerin incelenmesi, dava konusu yerle ayrı ayrı karşılaştırılması, üstün ve eksik yönlerinin belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle davacı tarafın talep ettiği bedelin gerçek değerin çok üzerinde olduğunu, dava konusu taşınmazın imar parseli veya kadastro parseli olup olmadığının tespiti gerektiğini, eğer kadastral parsel ise %40’ının idareye bedelsiz devri gerektiğini, bu nedenle yapılacak keşifte bu hususun dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz ana arterde olmadığından husumetin idareye yöneltilemeyeceğini, m² birim fiyatının yüksek belirlendiğini, raporların yeterli emsal araştırması yapılmadan soyut ifadelerle düzenlendiğini, mukayeseye alınan emsalin uygun olmadığını, el atma tarihi kesin olarak belirlenmeden aleyhe nispi vekâlet ücreti ve harç hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilerek emsal karşılaştırılması yoluyla değerinin tespit edilmesinin ve belirlenen bedellerin davalı idareden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğunu, bu hususta davalı idare vekillerinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü hususların yerinde görülmediğini, Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunu, el atma tarihinin 1983 sonrası kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, … olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki İstanbul ili, …, Boğazköy Mahallesi 4891 ada 2 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer tespit edilmesi yerindedir.
    3. Dosydaki belgelere göre el atma tarihinin 1983 yılından sonra kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.