onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, Adıyaman ili, Kahta ilçesinde bulunan 842 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmasız el atılması nedeniyle tazminat ve ecrimisil talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddederken, davalı vekilinin istinaf başvurusunu kabul ederek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış ve davanın kabulüne hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu taşınmazın yol inşaatı ve emniyet sahası içerisinde kaldığını, dolayısıyla kamulaştırma kararı alındığını belirterek, davalı idarenin pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddedilmesi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacı vekilinin temyiz itirazlarını reddederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumunda tazminat talebinin hukuki dayanağını ve ilgili idarelerin sorumluluklarını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

5. Hukuk Dairesi         2024/3886 E.  ,  2024/10247 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1180 Esas, 2023/2291 Karar
    DAVA TARİHİ : 18.04.2013
    KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2013/164 Esas, 2022/415 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedeni ile eski hale getirme ve ecrimisil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Adıyaman ili, Kahta ilçesi, … 842 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle hesaplanacak tazminat ve ecrimisilin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacak zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, davacılar vekilinin dava dilekçesinde müvekkillerine ait olan Adıyaman ili, Kahta ilçesi, … 842 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yol geçirildiğini ancak yasal bir kamulaştırma işlemi yapılmadığını iddia ettiğini, davacı vekilinin bu iddiasının hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacılara ait olan 842 sayılı parsel sayılı taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yol yapılmak amacıyla doğrudan el konulmuş bir yer olmadığını, Adıyaman ili, Kahta ilçesi, Ortanca köyünde arazi toplulaştırma faaliyetlerinin devam ettiğini, toplulaştırma alanlarında gerçek kişilerle kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlardan yol ve kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerler için katılım payı kesildiğini, toplulaştırma sonunda dağıtılan veya sahibine bıraklan tarım arazisi malikleri adına, geriye kalan arazi ise Hazine adına uygulayıcı kuruluşun talebi ile tapuya tescil edildiğini belirterek hukuki dayanaktan yoksun bu davanın reddine, Adıyaman ili, Kahta ilçesi, Ortanca köyünde yürütülen toplulaştırma işlemlerinin safahati ve davaya konu parsel hakkındaki tüm bilgi ve belgelerin Tarım Reformu Genel Müdürlüğünden istenmesine, dava masraflarının ve vekâlet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; idare aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin hakkaniyete aykırı olduğunu ve yasal olmadığını, bu dosyada toplulaştırmanın mevzuatına amacına özüne uygun yapılmadığını, Mahkemece öncelikle arsanın günümüz rayiç değerinin hesaplanarak davacıya el atma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
    2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, kurum davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden ve dava açıldığı tarihte davacının haksız olması hasebiyle davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğüne ait 29.04.2013 tarihli yazı cevaplarında davaya konu taşınmazın 1765,22 m²lik kısımlarının yol inşaat ve emniyet sahası içerisinde kaldığı, bu kısımla ilgili kamulaştırma kararı alındığının bildirildiği, buna göre dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza el atan idarenin davalı … Müdürlüğünün olmadığı tüm dosya kapsamı ile tespit edilmiş olup, bu halde davalı … Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetli bulunmadığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava açılmasına davacı sebebiyet vermediğinden aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davada pasif husumet yokluğunun bulunmadığını çünkü davanın sadece Karayolları Genel Müdürlüğünün kamulaştırmasız el atmasıyla ilgili olmadığını, ayrıca Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün Karayolları Genel Müdürlüğü ile yapmış olduğu protokol neticesinde yapılan haksız toplulaştırma işlemi ile de ilgili olduğunu, dolayısıyla dava konusu hususun her iki idarenin de sorumluluğunu gerektirdiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, … olarak taşınmazın değerinin biçilmesi hususundadır.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.