TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/74587-S.20.81067

BAŞVURU NO : 2020/5757

KARAR TARİHİ : 08/09/2020

TAVSİYE KARARI

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamulaştırmasız el atma iddiası ve bağlantılı talepler hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 29/03/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, Tokat ili, Zile ilçesi, mahallesi ada parsel (yeni 1 parsel) sayılı taşınmazının 2016 yılında Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü’nün Zile çevre yolu projesi kapsamında kamulaştırma alanı içerisinde kaldığının tarafına bildirildiğini, taşınmazına kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını, taraflar arasında kamulaştırma bedeli üzerinde uzlaşma sağlanamadığını, aradan geçen 4 yılda idarenin kamulaştırma davası açmadığını, öte yandan 4 yıldır taşınmazı üzerinde tarımsal faaliyette de bulunamadığını iddia ve şikâyet etmekle, Karayolları Genel Müdürlüğü’nce ivedilikle kamulaştırma bedelinin tespiti davasının açılmasını veya taşınmazının tarıma elverişli hale getirilerek tarafına teslimi hususunda gereğini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Karayolları Genel Müdürlüğü Taşınmazlar Dairesi Başkanlığı’nın 7/7/2020 tarihli ve

E sayılı cevabi yazısında özetle, 2.1. Başvuruya konu taşınmazlardan ada numaralı parselin tamamının Genel

Müdürlükleri 10.06.2016 tarih ve 2016/ sayılı Kamu Yararı Kararına istinaden kamulaştırıldığı, ilgili kesimde 26.07.2016 tarihinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 8.

maddesi uyarınca uzlaşma görüşmeleri yapıldığı, başvuran ile herhangi bir uzlaşma tutanağı imzalanmadığı, taşınmaz malikinin idarelerine başvurması halinde kamulaştırma işlemlerine devam edileceği; başvuruya konu ada ve numaralı parsellerin ise kamulaştırma sonucu artan kısımlar olduğu; açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 5.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması başlıklı 13. maddesinde (Değişik: 3/10/20014709/2 md.), “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 5.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. (…) Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir. (…)”; 5.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 6. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 6.1. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. (…)

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir. (Ek fıkra: 24/4/2001 – 4650/1 md.) İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.”; 6.2. “Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh” başlıklı 7. maddesinde, “… İdare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirir. Bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorundadır. (Değişik cümle: 24/4/2001 – 4650/2 md.) İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir.”; 6.3. “Satın alma usulü” başlıklı 8. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/3 md.), “İdarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır. … Anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılır.”; 6.4.” Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/5 md.), “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. …”; 7. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 8. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32 nci maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuranın taşınmazına yapılan müdahalenin Anayasanın 13. , 35. ve 46. maddelerine ve 2942 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslara aykırı olduğunu tespit etmekle, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için, idarece ivedilikle 2942 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslar izlenerek kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının açılması veya taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararının kalmadığı değerlendirilmekteyse taşınmazın ivedilikle tarıma elverişli hale getirilerek başvurana teslim edilmesi hususlarında Karayolları Genel Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunulmasını önermiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle, kamulaştırma sahası içinde kalan taşınmazı için 2016 yılında idare ile yaptığı uzlaşma görüşmesinin olumsuz sonuçlanmasına karşın idarenin dava açma yoluna gitmediğini, fiilen yol kullanımına ayrılan taşınmazı üzerinde tarımsal faaliyette de bulunamadığını ileri sürmekle, mülkiyet hakkının korunması ve mağduriyetinin giderilmesi için idarece ivedilikle kamulaştırma davasının açılmasını aksi takdirde taşınmazının tarıma elverişli hale getirilerek tarafına teslimi hususunda gereğini talep etmektedir.

11. İdarenin ve başvuranın dosyasına sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuranın, şikâyete konu taşınmazların kök parseli olan Tokat ili, Zile ilçesi, mahallesi, ada 2 sayılı ve m yüzölçümlü parseli 6/9/1991 tarihli kadastro işlemine istinaden edindiği; söz konusu taşınmazın bir kısmı üzerinde 2015 yılı içerisinde yol inşaat ve emniyet sahası tesis etmek amacıyla çalışmalara başlanıldığı; ada parsel no.lu taşınmazın ( ada 2 parselden ifraz) tamamının ( m ) Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 10.06.2016 tarih ve 2016/ sayılı Kamu Yararı Kararına istinaden kamulaştırıldığı, taşınmazın tapu kaydı üzerine 20/7/2016 tarih ve yevmiye sayılı işlem ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nün

“2942 s. Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme” konduğu; ilgili kesimde

26.07.2016 tarihinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 8. maddesi uyarınca uzlaşma

görüşmeleri yapıldığı, başvuran ile herhangi bir uzlaşma tutanağı imzalanmadığı; Mahallesi ada ve parsel no.lu taşınmazların ( ada parselden ifraz) ise kamulaştırma işlemlerinden arta kalan kısımlar oldukları; tespit edilmiştir. İlgili idaresince, taşınmaz malikinin İdarelerine başvuruda bulunması durumunda 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanununun 8.maddesi uyarınca kamulaştırma işlemlerine devam edilebileceği hususu belirtilmiştir.

12. Bilindiği üzere Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır.

Anayasanın “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde ise, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasanın 46.

maddesinde öngörülen kamulaştırma, 35. maddede güvence altına alınan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olup, mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13.

maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Buna göre, temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 08/09/2020 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2020/74587-S.20.81067 16/10/2018-30567).

13. Kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yürütülecek iş, işlem, süreçler ile tarafların hak ve yükümlülükleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda düzenlenmiş olup, somut başvuru Kanunun, “Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh”, başlıklı 7. maddesi, “Satın alma usulü” başlıklı 8. maddesi ve “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesi çerçevesinde inceleme yapılmasını gerektirmektedir.

14. Yukarıda her verilen ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapılacak kamulaştırmalarda satın alma usulünün öncelikle uygulanması esas olup, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde idarenin, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, idare adına tesciline karar verilmesi istemiyle taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat etmesi gerekmektedir. Taraflar arasında kamulaştırma bedeli üzerinde uzlaşma sağlanamaması halinde ilgili idaresince hangi sürede dava yoluna başvurulabileceğine dair bir değerlendirme yapılacak olursa, Kanunun 7. maddesinin bu konuda yol gösterici olduğu kabul edilebilir. Söz konusu düzenlemeye göre, İdare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirecek olup, İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10. maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinecektir.

15. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri somut olaya uygulandığında, başvurana ait taşınmaza ilk olarak 2015 yılı içerisinde yol inşaat ve emniyet sahası tesis etmek amacıyla müdahalede bulunulduğu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nce 10/6/2016 tarihinde taşınmaz hakkında kamu yararı kararı alındığı ve başvuranın taşınmazının tapu kaydına 20/7/2016 tarihinde kamulaştırma şerhinin konduğu, akabinde başvuranın 26/7/2016 tarihinde uzlaşma görüşmelerine davet edildiği, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı, bu sürenin üzerinden 4 yıl geçmesine karşın idarenin 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine göre kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle dava açma yoluna gitmediği tespit edilmiştir.

Bir başka anlatımla idarenin, Anayasanın 46. maddesinde ve 2942 sayılı Kanunda belirtilen kamulaştırma işleminin tüm unsurlarını tamamlamaksızın başvuranın taşınmazına fiilen el atmak suretiyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunduğu kanaati ve sonucuna varılmıştır.

16. Yukarıda izah edildiği üzere idareler, kamunun ihtiyaçlarını yerine getirme görevleri gereğince, kamu yararının gerektirdiği hallerde Anayasada, uluslararası sözleşmelerde ve yasada belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı veya bu hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte eylem ve işlemlerde bulunabilmekle birlikte, Anayasanın 13., 35., ve 46., maddelerine ve 2942 sayılı Kanunda belirlenmiş usul ve esaslara aykırı olarak kişilerin mülkiyet hakkını kısıtlayacak şekilde taşınmazlarına müdahalede bulunulması durumunda

“kamulaştırmasız el atma” söz konusu olup, el atma fiilen ve/veya hukuken gerçekleşebilmektedir.

17. Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru kapsamında kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler ilk defa Celalettin Aşçıoğlu (B. No: 2013/1436, 6/3/2014) başvurusunda ele alınmış olup, kamulaştırmasız el atma söz konusu kararda, “Kamulaştırma yapmaya yetkili olan devlet; kamu tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması hâlinde yararlarına kamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından, Anayasa’nın 46. maddesi ve 2942 sayılı Kanun’a aykırı şekilde, özel mülkiyete konu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken bedelsiz olarak el koyma işlemine

“kamulaştırmasız el atma” denmektedir.”, şeklinde tanımlanmıştır. Mahkeme değerlendirmesinde kamulaştırmasız el atmanın idarelere resmi kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağladığını, böyle bir uygulamanın ise taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riski taşıdığını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi benzer kapsamda yapılan başvurularda da kamulaştırmasız el atma nedeniyle kanunilik ölçütü yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiği kararına varmıştır.

18. Kamulaştırmasız el atma maliklerin mülkiyet hakkına birçok yönden haksız müdahale içermekte olup, her şeyden önce İdareler, kamulaştırmasız el atmada taşınmazı kamulaştırma işlemi yapmadan elde etmektedir. 2942 sayılı Kanundaki usulün izlenmesi halinde ise, kamulaştırma kararı verilebilmesi için, öncelikle taşınmazın değerinin idare tarafından tespit ettirilmesi, uyuşmazlık hâlinde idarenin mahkemeye başvurarak bedel tespitini istemesi gerekmektedir. Kamulaştırmasız el atma söz konusu olduğunda ise, uzlaşma ve dava yoluna başvurma külfeti de maliklere yüklenmekte, bu süreçte mülk sahibi açacağı tazminat davası sonucunda taşınmazın gerçek karşılığını maddi tazminat olarak elde etmekteyse de, dava sonunda peşin ödeme yapılmadan el atılan taşınmaz idare adına tescil edilmektedir. Bu süreçte taşınmazına kamulaştırmasız el atılan başvuran aleyhine ortaya çıkan bir diğer sorun, yargı kararlarının icrası bağlamında tazminat davasında hükmedilen alacağın ödenmemesi veya geç ödenmesi dolayısıyla mülkiyet hakkı ile birlikte adil yargılanma hakkının da ihlal konusu olabilmesidir. Bu doğrultuda, olağan kamulaştırma usulünün izlenerek kamulaştırma bedelinin peşin olarak ödenmesinin mülkiyet hakkı yönünden son derece önemli bir anayasal güvence olduğu tartışmasızdır (AYM, Başvurucu: Şevket Karataş, B. No: 2015/12554, 25/10/2018).

19. Başvuranın iddiaları, idarenin dosyasına sunduğu bilgi ve belgeler, yüksek mahkemenin benzer uyuşmazlıklara ilişkin verdiği kararlar çerçevesinde başvuru konusu incelendiğinde, başvuranın taşınmazına yapılan müdahalenin, Anayasanın 13., 35. ve 46. maddelerine ve 2942 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslara aykırı olduğu; tapu sicilinde başvuran adına tescilli taşınmazın kamulaştırılacağına ilişkin şerhe rağmen idare tarafından kamulaştırma işleminin tamamlanmadığı ve taşınmazın bedelinin ödenmediği, buna karşın taşınmazın 4 yılı aşkın süredir idarenin kullanımında olduğu, başvuranın taşınmazı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunamadığı; idarenin kamulaştırma bedeli üzerinde uzlaşma sağlanamadığı halde 2942 sayılı

Kanun’un 10. maddesi gereğince işlem tesis etme yönünde sessiz kaldığı, bu anlamda dava açma külfetinin başvurana yüklendiği; bu durumun kamulaştırmasız el atma niteliğinde olduğu tespit edilmekle, idarece ivedilikle 2942 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslar izlenerek kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının açılması, taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararının kalmadığı değerlendirilmekteyse taşınmazın tarıma elverişli hale getirilerek başvurana teslim edilmesi hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, makul “sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ilkesine riayet etmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Tokat

Asliye Hukuk Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ ile başvuranın taşınmazına yapılan müdahalenin Anayasanın 13. , 35. ve 46. maddelerine ve 2942 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslara aykırı olduğunun tespitine; 1. Başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için, idarece ivedilikle 2942 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslar izlenerek kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının açılması; 2. Taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararının kalmadığı değerlendirilmekteyse taşınmazın ivedilikle tarıma elverişli hale getirilerek başvurana teslim edilmesi; Hususlarında, KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana ve Karayolları Genel Müdürlüğü’ne tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi