TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/3923-S.20.6278

BAŞVURU NO : 2019/15967

KARAR TARİHİ : 13/03/2020

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

DEVLET HAVA MEYDANLARI İŞLETMESİ

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamulaştırmasız el atma iddiası ve bağlantılı talepler hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 16/09/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin kök murisinin maliki olduğu Ankara ili, Çubuk ilçesi, Esenboğa-Kuyucak mevkiinde bulunan eski ada parsel, yeni parsel (99.988m2)

hakkında Esenboğa havalimanının yapımı için 1948 yılında kamulaştırma kararı alındığını, bedeli ödenmeksizin taşınmaza hukuken ve fiilen el atıldığını; 1951 yılında ise kamulaştırılan arazinin bir kısmının kamulaştırma kararının kaldırıldığını (53988m2) ancak buna karşın taşınmazın iade edilmediğini; 1986 yılında taşınmazın tamamının bedel ödenmeksizin Devlet

Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tescil edildiğini; Yargıtay Hukuk Genel

Kurulu’nun 15.12.2010 tarihli ve sayılı kararına atıfla, her ne kadar kamulaştırmasız el koyma kavramı 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 09/10/1956 tarihinden sonraki olgular için söz konusu olup bu tarihten önceki el koymalar 05/01/1961 gününde kabul edilen 221 sayılı Kanun kapsamında kamulaştırılmış sayılsa da,

2942 sayılı Kanunun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 10/04/2003 gün ve 2002/112

esas, 2003/33 karar sayılı kararıyla iptal edilmesi sonucunda idarenin kamulaştırmasız el koyma işlemine karşı hak sahiplerinin dava hakkını 20 yıl ile sınırlayan hak düşürücü sürenin ortadan kalktığını, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihten önceki yirmi yıldan daha önce taşınmazlarına el konulanların hak ve durumlarının da 30/06/2010 tarihinde yürürlüğe giren 18/06/2010 gün ve 5999 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla düzenlendiğini; iddia ve ifade ederek mülkiyet hakkının kişiye bağlı, dokunulmaz, vazgeçilmez, zamanaşımına uğramaz ve kutsal bir hak olduğundan bahisle, taşınmazın tespit edilecek reel değerinin el koyma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminini veya ilgili idareler ile uzlaşmanın temin edilerek, idarelere ait taşınmazlarla trampa yapılmasını, idareye ait taşınmaz üzerinden sınırlı ayni hak tanınmasını veya İmar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması hususunda gereğini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği’nin 7/1/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 2.1. Başvuran tarafından, bahse konu talebe yönelik Kuruluşlarına 10.10.2016 tarihinde başvuru yapıldığı, Kuruluşları İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı’nın 25.10.2016 tarih ve sayılı yazısında “…belirtilen taşınmazların bulunduğu kısımda 1946 yılında Hava

Müsteşarlığı tarafından kamulaştırma işlemlerinin yapılmış olduğu” belirtilerek başvurucuya herhangi bir bedel ödenmesinin mümkün olmadığının ifade edildiği; 2.2. Esenboğa Havalimanının, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Ankara iline askeri kullanıma uygun havalimanı kazandırmak amacıyla planlandığı ve kamulaştırma işlemlerinin o tarihlerde

Hava Müsteşarlığı bugünkü adıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığı-Milli Savunma Bakanlığı tarafından gerçekleştirildiği, 3887 sayılı Kanun’un 4., 5., 6. maddeleri kapsamında

Kuruluşlarınca tesis edilen herhangi bir işleme ulaşılamadığı; 2.3. Başvurucunun başvuru formu ekinde sunduğu bilgi ve belgeler ile taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kamulaştırma işlemlerine ilişkin benzer taleple açılan davalarda yer alan belgeler nazara alındığında, 1940’lı yıllarda Esenboğa Havalimanı için usulüne uygun kamulaştırma sürecinin o dönem için Hava Müsteşarlığı (bugün için Hava Kuvvetleri

Komutanlığı) tarafından işletildiği ve taşınmaz maliklerine kamulaştırma bedelleri ödenerek taşınmazların maliye hazinesi adına tescilinin sağlandığının anlaşıldığı; 2.4. Başvuru dilekçesinde Çubuk İlçesi Esenboğa-Büyükkucak mevkiinde bulunan parsel sayılı taşınmaza el atıldığının ifade edildiği, söz konusu taşınmazın Esenboğa havalimanı sınırları içerisinde kalmakla 10.02.1986 tarihinde Kuruluşları adına tescil edildiği, tescil işleminin hukuki dayanağının 28.10.1983 tarih ve 18205 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan bugün için yürürlükte olmayan 116 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici

Madde 2 ve 3 düzenlemeleri olduğu, 2.5. 1950 yılında düzenlenen tapulama tutanağına istinaden taşınmaz Maliye Hazinesi adına tescil edildiğinden, taşınmazın özel kişi kullanımına terk edilmediği ve kamu mülkiyeti statüsünün devam ettiği, buna bağlı olarak başvurucunun 1950’li yıllarda bahse konu taşınmazın kendilerine devredildiği yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığı, zira mülkiyeti Hazinede olmayan taşınmazlar için 116 sayılı KHK’nın uygulama bulamayacağı ve Kuruluşlarına devrinin gerçekleşemeyeceği; 2.6. Bahse konu taşınmaza 1956 yılından önce el atıldığı ve başvuru dilekçesi ekinde sunulan tapulama tutanağında ifade edildiği üzere maliye hazinesi adına tescili sağlandığı anlaşıldığından, kamulaştırma sürecinin usulüne uygun yürütülmediği varsayıldığında dahi başvuruya konu talebin 05.01.1961 tarih 221 sayılı “Amme Hükmi Şahısları Veya Müesseseleri

Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun”un 4.

maddesi uyarınca 1963 yılında hak düşürücü süreye uğradığının değerlendirildiği; 2.7. Başvuruya konu taleple benzerlik arz eden ve aynı dönemlerde kamu mülkiyetine geçtiği anlaşılan bir taşınmaz için kamulaştırmasız el atma ve tazminat talebiyle açılan davada, Çubuk

Asliye Hukuk Mahkemesi’nin sayılı kararıyla kamulaştırma işleminin usulüne uygun yürütüldüğü kanaatiyle davanın esastan reddine karar verildiği, yapılan istinaf başvurusu neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi’nin

. sayılı kararıyla davanın 221 sayılı Kanun uyarınca (2 yıllık) hak düşürücü süreden reddine karar verildiği; son olarak temyiz incelemesinde Yargıtay 5.Hukuk Dairesi’nin

. sayılı kararıyla istinaf ilamının onandığı ve dosyanın kesinleştiği; böylece Esenboğa Havalimanı sahasında 1940’lı yıllarda yürütülen kamulaştırma işlemlerine istinaden 2 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından da kabul edildiği; 2.8. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 10/04/2003 tarih ve sayılı kararı ile iptali öncesinde, Kamulaştırmasız el atmada bedel tazmini hususunda 20 yıllık hak düşürücü süre öngördüğünü, Anayasanın 153.

maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları geriye yürümeyeceğinden, mezkur iptal kararının yalnızca kararın verildiği 2003 yılından önceki 20 yıllık kamulaştırmasız el atmalar için geçerli olarak uygulandığı, bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun

25.5.2005 gün ve sayılı kararında özetle; “Anayasa Mahkemesi’nin

iptal kararından önce 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinde öngörülen 20 yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden davalının mülkiyet hakkı sona ermiş, taşınmaz artık tesisi yapan idarenin mülkiyetine geçmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önce, iptal edilen yasa kuralına dayanılarak, idare yararına kazanılmış mülkiyet hakkının Anayasa

Mahkemesi kararından etkilenmeyeceği, şu halde 20 yıllık süre iptal kararından önce dolduğundan taşınmazın idare adına tesciline… ” şeklinde karar verdiğini, buna göre, 1983 yılından önce yapılan kamulaştırmaların hak düşürücü süreye uğradığına şüphe olmadığını, Esenboğa Havalimanı’nın Çubuk ilçesinde kalan kısmına isabet eden kamulaştırma işlemleri, 75-80 yıl önce gerçekleştirildiğinden; mülkiyeti o tarihte idareye geçmiş taşınmaz için başvurucunun hukuki, somut ve güncel bir menfaatinin olmadığının düşünüldüğü; 2.9. Konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tutumu incelendiğinde ise, AİHM’nin, 221 sayılı Yasa üzerinden mülkiyet hakkı ihlali gerekçesiyle yaptığı bir incelemede (Bkz: Ekdal ve diğerleri/Türkiye, 6990/04, 25/1/2011) “…Üstelik burada Türkiye

Cumhuriyeti’ne mal edilebilecek ve AİHM’nin yargı yetkisinin zaman sınırlamaları üzerinde etki yaratabilecek daimi bir AİHS ihlali kesinlikle söz konusu değildir. Çoğunlukla uzun süredir kamulaştırmaya maruz kalan şahısların mirasçısı konumundaki başvuranlar, söz konusu taşınmazlar üzerinde yarım asırdan beri herhangi bir mülkiyet hakkı kullanamamışlardır. Bu nedenle, söz konusu taşınmazların 1963 yılında, yani Türkiye Cumhuriyeti için l Nolu Ek

Protokol’ün l. maddesinin yürürlüğe girdiği 28 Ocak 1987 tarihinden önce, Hazine’ye devredilmesini dikkate alan AİHM, 1961 tarih ve 221 sayılı Kanun’a dayalı bir mülkiyet mahrumiyetinin koşullarını incelemek için zaman bakımından yetkisiz olduğu kanaatine varmaktadır.” demek suretiyle kendisini zaman bakımından sınırladığı, buna bağlı olarak konuya ilişkin AİHM’in zaman bakımından yetkisiz olduğunun değerlendirildiği; 2.10. Sonuç olarak, taşınmazın 1940’lı yıllarda Hava Müsteşarlığı tarafından kamulaştırıldığı ve 1950 yılında Maliye Hazinesi adına tapulama tutanağının düzenlendiği, taşınmazın Maliye

Hazinesi mülkiyetinde bulunduğu ve 116 sayılı KHK’nın Geçici 3.maddesi uyarınca, hazine mülkiyetinden Kuruluşları mülkiyetine devrinin sağlandığı nazara alındığında, başvurucunun bahse konu talebinin maddi gerçekliğe uygun olmadığı ve hukuken muteber kabul edilemeyeceği ve hukuka uyarlık göstermediği, ayrıca başvurucu tarafından taşınmaz hakkında

1951 yılında iade kararı alındığı iddia edilmekteyse de bedeli idare tarafından ödenen ve kamu

mülkiyeti kazanan bir taşınmazın özel hukuk kişisine iadesinden bahsedilebilmesi ve bu taşınmazın kamu mülkiyetinden çıkabilmesi için öncelikle taşınmazın özel kişi adına tapuda tescilinin gerektiği, tapu siciline güven ilkesinin kamu mülkiyetindeki taşınmazlar için de geçerli olduğu; 2.11. Öte yandan taşınmazın havalimanı sahasında bulunması dolayısıyla hava ulaşımına ve dolayısıyla kamu hizmetine tahsisinin devam ettiğinin değerlendirildiği, başvurucunun 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu Geçici 6.maddesinin somut olayda uygulanması yönündeki talebine ilişkin olarak ise taşınmazın 1956 yılından önce kamu mülkiyetine geçtiği nazara alındığında, 31.08.1956 tarih ve 6830 sayılı İstimlak Kanununun taşınmaz hakkında uygulanamayacağı ve el atma tarihi itibariyle 2942 sayılı Kanunun Geçici 6.maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 4/12/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazında özetle, 3.1. Esenboğa Hava Meydanı sahası kamulaştırma işlemlerinin, 1946 yılında “ilgili havaalanının uluslararası şartlara ve askeri maksatlara uygun bir şekilde genişletilerek inşa edilmesi işi” adı altında, Milli Savunma Bakanlığı’nın 29.11.1948 tarihli ve sayılı yazısı üzerine, 3887 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu’nun 09.12.1948 tarihli ve 3/8399 sayılı kararına istinaden, Hava Kuvvetleri Komutanlığı (o tarihteki adıyla

Hava Müsteşarlığı) tarafından yürütüldüğü; 3.2. Bu kapsamda kamulaştırılan taşınmazların bir kısmının kamulaştırılmasından (şikâyet konusu ve adına kayıtlı eski ada parsel numaralı taşınmazın 53.988 2’ m lik kısmının kamulaştırılması da dâhil olmak üzere) yine kararname ile vazgeçildiği; 3.3. Şikâyet konusu parsel (eski ada parsel) numaralı taşınmazın 10.02.1986 tarihinde

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği; 3.4. 1948 yılında kamulaştırma kararı verilen ve günümüze kadar kamu hizmetlerine tahsis edilerek kullanıldığı iddia edilen taşınmazın hiç kamulaştırma yapılmadığı farz edilse dahi, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis

Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun gereği kamulaştırılmış sayılacağının düşünüldüğü; Açıklamalarına yer verilmiştir.

4. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi

Başkanlığı’nın 25/11/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 4.1. Çubuk Tapu Müdürlüğünce Esenboğa Mahallesi ada parsel numaralı herhangi bir parselin tespit edilemediği, ancak Esenboğa Mahallesi parsel numaralı taşınmazın son durum takyidatlı tapu kaydı, tapu kütük fotokopisi ve tapulama tutanağı ve zabıt defteri suretlerinin yazıları ekinde gönderildiği, 4.2. Konu ile ilgili Ankara Kadastro Müdürlüğünce; söz konusu Esenboğa Mahallesi ada numaralı parselin 1948 yılında 3 numaralı kamulaştırma paftasına tersim edildiği ve alanının da 53.988,00 m² olarak hesaplandığı; 3 numaralı Esenboğa kamulaştırma paftasının sayısallaştırılarak söz konusu parselin 1955 yılına ait hava fotoğrafı ile çakıştırıldığı ve pafta ile zeminin uyumlu olduğunun görüldüğü; söz konusu yerde 1950-1951 yılında tapulama çalışmaları yapıldığı ve ada numaralı parselin numaralı parsel olarak tapu kütüğüne tescil edildiği; tapulama tutanağında da numaralı parselin eski ada nolu parseli ihtiva ettiğinin tasarruf sebebi sütununda belirtildiği; ancak söz konusu parselin yüzölçümünün kamulaştırma haritasında 53.988,00 m² olarak hesaplanmasına karşın basit yazım hatası yapılarak tapulama tutanağına ve tapu kütüğüne sehven 99.988,00 m² olarak tescilinin yapıldığının tespit edildiği; bu hata ile ilgili olarak müdürlüklerince 2016/2 sayılı Genelge uyarınca yüzölçüm düzeltmesi yapılarak numaralı parselin yüzölçümünün 53.988,00 m² olarak düzeltileceğinin bildirildiği; 4.3. Esenboğa Mahallesi parsel numaralı taşınmazın son durum takyidatlı tapu kaydının ekte gönderildiği, 11.02.1984 tarihli ve yevmiye numaralı (tutanakta ve tapu müdürlüklerinin yazılarında sehven 2595 olarak yazıldığı ancak yevmiye defterinde 2593 olduğu görülmektedir.) konu istimlak şerhi ve taşınmazın D.H.M.İ. Genel Müdürlüğüne devrine/tahsisine ait yevmiye defteri örneğinin gönderildiği ancak bunlara ilişkin evrakın ise

Akyurt Tapu Müdürlüğü’nden istenilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine Akyurt Tapu

Müdürlüğünce Büğdüz ve Balıkhisar Mahalleleri tapu kütüğü arşiv dosyalarında yapılan araştırmada bahsi geçen istimlak şerhi ve tahsis işlemlerine ait herhangi bir evraka rastlanmadığının bildirildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 5.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 5.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”; 6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 7. 29/6/1940 tarihli ve 3887 sayılı Milli Müdafaa İhtiyaçları için Yapılacak İstimlakler

Hakkında Kanun’un 7.1. 1. maddesinde, “Milli Müdafaa ihtiyaçları için lüzumu olan ve hakiki veya hükmi şahısların tasarrufları altında bulunan gayrimenkullerin istimlakine İcra Vekilleri Heyeti tarafından karar verilir. Bu kararlar aleyhine dava ikame edilemez.

Devlete ait gayrimenkuller ise İcra Vekilleri kararı ile bila bedel Milli Müdafaa Vekaletine terk ve tahsis olunur.”; 7.2. 4. maddesinde, “İstimlakine karar verilen gayrimenkullerin hududunu ve aksam ve miktarını gösterir harita ve cedvel Milli Müdafaa Vekaleti tarafından mahallin en büyük mülkiye memuruna gönderilir.

Bunu müteakib ikinci ve üçüncü maddeler mucibince taayyün edecek kıymeti mübeyyin bir ihbarname ile mahallin en büyük mülkiye memuru tarafından on beş gün zarfında ferağ muamelesinin icrası lüzumu usulü dairesinde gayrimenkul sahiblerine tebliğ olunur.

Bu müddet zarfında ferağ muamelesi icra etmiyenlerin rıza ve muvafakatlerine bakılmayarak ikinci ve üçüncü maddelerde gösterilen istimlak bedeli Milli Müdafaa Vekaletince mahalli

Ziraat Bankasına ve banka bulunmayan yerlerde en yakın mal sandığına yatırıldıktan sonra gayrimenkule vaziyed edilir ve tapu idarelerince Hazine namına tescil muamelesi yapılır ve henüz ashabı namına intikali yapılmamış ise ashabının rızasına bakılmaksızın intikali icra edilir.”; 8. 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından

Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun’un, 8.1. 1.maddesinde, “6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.”; 8.2. 3. maddesinde, “Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise, kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibaren on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartları tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birinci fıkra hükmünden faydalanabilirler.

Herhalde gayrimenkule müdahalenin men’i (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 17/1/2008 tarihli ve E.: 2004/25, K.:2008/42 sayılı Kararı ile …) davası dinlenmez”; 8.3. 4. maddesinde, “Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.”; 9. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti başlıklı Geçici 6.maddesinin birinci ve altıncı fıkralarında (Ek: 18/6/2010-5999/1 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/ 21 md.), “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.

…

İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir.

Dava açılması hâlinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece bu

Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.”; 10. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmelik’in “Ret kararı” başlıklı 33. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması hâlinde ret kararı verilir.”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuruya konu taşınmazın 9 Aralık

1948 tarih ve 3/8399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile 3887 sayılı mülga Milli Müdafaa

İhtiyaçları için Yapılacak İstimlakler Hakkında Kanun hükümlerine göre 218,70 vergi bedeli ile kamulaştırıldığını, meblağın 15/10/1949 tarih ve sayılı makbuzla bankaya yatırıldığını, bu hususun maliklere 28/10/1949 tarihinde Avukat aracılığı ile tebliğ edildiğini, taşınmazın 23/11/1950 tarihinde Hazine adına tespitinin yapıldığını, 23/1/1951 tarihinde de tapu kütüğüne Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, taşınmazın kamulaştırılmasından

Bakanlar Kurulu’nun 30/3/1951 gün ve 3/12797 sayılı kararı ile vazgeçilmesine karşın,

10.02.1986 tarih ve yevmiye sayılı işlemle Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel

Müdürlüğü adına tahsis ve tescilinin gerçekleştiği tarihe kadar özel mülkiyete konu olmadığını, kamu mülkiyetinde kalmaya devam ettiğini, taşınmazın kamulaştırılmasından vazgeçilmesine karşın iade edilmediği yönündeki iddianın doğru olduğu kabul edilse dahi, 221 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 9/10/1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkullerin tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacağını, gayrimenkulün rayiç bedeli istemiyle dava yoluna Kanunun 4. maddesi uyarınca 12/1/1961 tarihinden itibaren 2 yıl içinde 12/1/1963 tarihine kadar başvurulabileceğini, bu sürenin 13/1/1963 tarihinde sona erdiğini, başvuran vekilince de bu hususun kabul edildiğini tespit etmekle, 221 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasına dayanılarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6.maddesinin somut olayda uygulanması yönünde yapılan istemin reddi gerektiği kanaati ve sonucuna varmıştır.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin murislerine ait taşınmaz hakkında Esenboğa havalimanının yapımı için 1948 yılında kamulaştırma kararı alındığını, bedeli ödenmeksizin taşınmaza hukuken ve fiilen el atıldığını, 1951 yılında ise kamulaştırılan arazinin bir kısmının kamulaştırma kararının kaldırıldığını (53988m2) ancak buna karşın taşınmazın iade edilmediğini, 1986 yılında da taşınmazın tamamının bedel ödenmeksizin Devlet Hava

Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tescil edildiğini iddia ve şikâyet etmekle, taşınmaz her ne kadar 221 sayılı Kanun kapsamında kamulaştırılmış sayılsa da, 2942 sayılı

Kanunun hak düşürücü süreyi düzenleyen 38. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması karşısında ayrıca mülkiyet hakkının kişiye bağlı, dokunulmaz, vazgeçilmez, zamanaşımına uğramaz ve kutsal bir hak olduğundan bahisle, 5999 sayılı Kanun’la 2942 sayılı

Kanun’a eklenen Geçici 6. madde kapsamında taşınmazın tespit edilecek reel değerinin el koyma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminini veya ilgili idareler ile uzlaşmanın temin edilerek, idarelere ait taşınmazlarla trampa yapılmasını, idareye ait taşınmaz üzerinden sınırlı ayni hak tanınmasını veya İmar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması hususunda gereğini talep etmiştir.

13. Kamulaştırma, kamu yararı kararı alınmasından taşınmazın idare adına tescili ile edinilmesine kadar birçok idari işlemi gerektirmekte olup, başvuruya konu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiği tarihte yürürlükte olan 29/6/1940 tarihli ve 3887 sayılı Kanun ile barış zamanında milli savunma ihtiyaçları için gereksinim duyulan taşınmazlar yönünden özel bir kamulaştırma usulü benimsenmiştir. Kanunun 1. maddesi incelendiğinde, bu düzenleme ile kamu yararı kararı ile kamulaştırma kararının birleştirilerek, Bakanlar Kurulunca ayrıca bir kamu yararı kararı alınmaksızın, ihtiyaç duyulan taşınmazların kamunun mülkiyetine geçmesinin sağlandığı, bu kararın kesin olduğu, karar aleyhine dava yoluna gidilemediği görülmektedir.

14. 3887 sayılı Kanun’a göre malikler yönünden kamulaştırma işlemlerine 4. madde gereğince yapılan tebligat ile başlanmaktadır. 2.ve 3. maddeler çerçevesinde tespiti yapılan kamulaştırma bedelini içeren tebligatlar mahallin en büyük mülki amiri tarafından yapılmakta olup, tebligatı müteakip 15 gün içinde rızai ferağ vermeyenler için kamulaştırma bedeli mahalli Ziraat

Bankasına ve banka bulunmayan yerlerde en yakın mal sandığına yatırıldıktan sonra Hazine adına cebri tescil işlemi gerçekleştirilmektedir.

15. Söz konusu dönemde kamu hizmetlerinin yürütülmesinde iktisabına ihtiyaç duyulan taşınmazların edinilmesinde farklı kamulaştırma usul ve esasları öngören pek çok Kanun yürürlükte olup, uygulama birliğini sağlamak üzere genel bir kamulaştırma kanununa duyulan ihtiyaca binaen 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak Kanunu 9/10/1956 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 35. maddesiyle 3887 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olup, 6830 sayılı

Kanunun uygulanması öncesindeki dönemin düzenlenmesi ihtiyacının doğması üzerine de 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen

Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun 12/1/1961 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

16. 221 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 9/10/1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkullerin tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacağı; 3. maddesinde, birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise, kayıt sahipleri veya mirasçılarının ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini isteyebilecekleri, 4. maddesinde de, gayrimenkulün bedelini dava hakkının, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşeceği, hüküm altına alınmıştır.

17. Bu doğrultuda 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 9/10/1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el konulan taşınmazların maliklerince, 221 sayılı Kanunun 4. maddesinin yürürlüğe girdiği 12/1/1961 tarihinden itibaren 2 yıl içinde 12/1/1963 tarihine kadar, gayrimenkulün fiili tahsis tarihindeki rayiç bedeli istemiyle dava açılabilecek olup, bu süre 13/1/1963 tarihinde sona ermektedir.

18. Başvuru dosyasına tarafların sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Esenboğa Hava

Meydanı sahası kamulaştırma işlemlerinin, 1946 yılında “ilgili havaalanının uluslararası şartlara ve askeri maksatlara uygun bir şekilde genişletilerek inşa edilmesi işi” adı altında, Milli

Savunma Bakanlığı’nın 29.11.1948 tarihli ve sayılı yazısı üzerine, 3887 sayılı

Kanunun 1. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu’nun 09.12.1948 tarihli ve 3/8399 sayılı kararına istinaden, Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yürütüldüğü, bu kapsamda kamulaştırılan taşınmazların bir kısmının kamulaştırılmasından başvuruya konu eski ada parsel numaralı taşınmaz da dâhil olmak üzere yine Bakanlar Kurulu’nun 30/3/1951 gün ve 3/12797 sayılı kararı ile vazgeçildiği anlaşılmıştır. Bu süreçte başvuruya konu parsel (eski ada parsel)

numaralı taşınmaz 10.02.1986 tarih ve yevmiye numaralı işlemle Devlet Hava Meydanları

İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tahsis ve tescil edilmiştir.

19. Başvuruya konu taşınmaza ilişkin TKGM nezdinde mevcut bilgi ve belgelerin tetkikinden ise, başvuruya konu Esenboğa Mahallesi ada numaralı parselin 1948 yılında numaralı kamulaştırma paftasına tersim edildiği ve alanının da 53.988,00 m² olarak hesaplandığı, numaralı Esenboğa kamulaştırma paftasının sayısallaştırılarak söz konusu parselin 1955 yılına ait hava fotoğrafı ile çakıştırıldığı ve pafta ile zeminin uyumlu olduğunun görüldüğü, söz konusu yerde 1950-1951 yılında tapulama çalışmaları yapıldığı, ada numaralı parselin 23/11/1950 tarihinde Hazine adına tespitinin yapıldığı, numaralı parsel olarak 23/1/1951 tarihinde de tapu kütüğüne Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, ancak söz konusu parselin yüzölçümünün kamulaştırma haritasında 53.988,00 m² olarak hesaplanmasına karşın basit yazım hatası yapılarak tapulama tutanağına ve tapu kütüğüne sehven 99.988,00 m² olarak tescilinin yapıldığı hususları tespit edilmiştir.

20. Öte yandan söz konusu taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine 11/12/1984 tarih ve yevmiye numarası ile istimlak şerhi düşüldüğü, bu şerhin, taşınmazın Devlet Hava

Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tahsisine dayanak 10.02.1986 tarih ve yevmiye sayılı işlemle terkin edildiği görülmüştür. Söz konusu şerhin yer aldığı yevmiye defterinin incelenmesinden ise, 11.12.1984 tarihli ve yevmiye numaralı işlemle istimlak şerhi düşülen hususun, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın 7/12/1984 tarih ve Kamu D. Bşk’nın sayılı yazıları olduğu, bu yazıya istinaden Büğdüz, Balıkhisar, Güldargı mahallelerinde yer alan birtakım taşınmazlar ile Esenboğa mahallesi “ ila parsel numaralı taşınmazlara istimlak edilecektir şerhi düşülmesi gerekirken başvuruya konu numaralı parsele de şerh düşüldüğü anlaşılmıştır. Bununla birlikte ilgili tapu müdürlüğünce yapılan araştırmada bahsi geçen istimlak şerhi ve tahsis işlemlerine ait herhangi bir evraka rastlanmadığı bildirilmiştir.

21. Başvuruya konu taşınmaza ilişkin kamulaştırma dosyasının incelenmesinden ise, Esenboğa

Havaalanının 3887 sayılı mülga Milli Müdafaa İhtiyaçları için Yapılacak İstimlakler Hakkında

Kanun’a göre 9 Aralık 1948 tarih ve 3/8399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile istimlak edildiği; Esenboğa Havaalanının genişletilmesi için kamulaştırılacak arazilere ait isim çizelgesinde başvuruya konu taşınmaza da

” olarak yer verildiği; Hava Kuvvetleri

Komutanlığı’nın 7/2/1950 tarihli ve sayılı Çubuk Kaymakamlığı’na hitaplı yazısında, “Esenboğa uçak alanı için kamulaştırılan araziye ait tashih edilen listenin ilişik olarak gönderildiği, 44450,62 liranın hak sahipleri adına bankaya yatırıldığına dair makbuz örneğinin, arazi sahiplerine 3887 sayılı kanunun 4. maddesine göre tebligat yapıldığına dair tebellüğ tutanaklarının ve cebri tescilleri ikmal edilenlerin tapu senedi örneklerinin gönderilmesinin rica olunduğu”; yazıya cevaben, Çubuk Kaymakamlığı’nın 8/3/1950 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, “Esenboğa hava alanı için istimlak edilen bağlı istimlak cetvelinde ada ve parsel numaraları yazılı 400 yüz on dokuz parça araziden hazine adına tescilleri yapılmış olan parça araziye ait 1/2/1950 tarih ve bir ila sayılı tapu senetleri ikinci nushalar ile lira kuruşa ait 15/10/1949 tarih ve sayılı banka alındısı örneği bağlı olarak sunulmuştur….” denildiği, ada, parsel maliklerine 28/10/1949 tarihinde Avukat tarafından tebligat yapıldığına dair 4 adet tebellüğ kağıdı alındısı hakkında 20/1/1950 tarihinde tutanak düzenlendiği; 3887 sayılı Kanun’a göre kamulaştırılmış bulunan Esenboğa uçak alanı arazisinden bir kısmının Bakanlar Kurulunun 30/3/1951 gün ve 3/12797 sayılı kararı ile terkedildiği ancak terki gerçekleşen taşınmaz listesinin dosyasında bulunmadığı tespit edilmiştir.

22. Bu doğrultuda, ada parselde 53988 m2 kayıtlı olan ve adına tapuya tescilli gayrimenkulün 3887 sayılı yasaya göre 218,70 vergi bedeli ile kamulaştırıldığı ve bu meblağın 15/10/1949 tarih ve sayılı makbuzla bankaya yatırıldığı, bu hususun maliklere 28/10/1949 tarihinde Avukat tarafından tebliğ edildiği, 4 adet tebellüğ kağıdı alındısı hakkında 20/1/1950 tarihinde tutanak düzenlendiği tespit edilmekle, başvuran vekilinin bedeli ödenmeksizin taşınmaza hukuken ve fiilen el atıldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı kanaati ve sonucuna varılmıştır.

23. Başvuran vekili taşınmazın kamulaştırılmasından Bakanlar Kurulu’nun 30/3/1951 gün ve 3/12797 sayılı kararı ile vazgeçilmesine karşın iadesinin gerçekleşmediğini, 10.02.1986 tarih ve yevmiye sayılı işlemle de Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tescil edildiğini iddia etmekle, her ne kadar taşınmaz 221 sayılı Kanun’a göre kamulaştırılmış sayılsa da 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun hak düşürücü süreyi düzenleyen 38.

maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bahisle taşınmazın 5999 sayılı Kanun’la

2942 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesini talep

etmektedir.

24. Bilindiği üzere, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinde yer alan

“Kamulaştırma yapılmış, ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırma hiç yapılmamış iken kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik, zilyed veya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yıl geçmekle düşer. Bu süre taşınmaz mala elkoyma tarihinden başlar.” hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 10/4/2003 tarihli ve sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

25. Bu iptal kararının 4/11/2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmesinden sonra; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümediği, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar yirmi yıllık dava açma süresinin geçerli olduğu ve bu süreyi geçirmiş olanların artık kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle dava açamayacağı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile yirmi yıllık hak düşürücü süre ortadan kaldırıldığı için, kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle her zaman dava açılabileceği yönünde birbirinin tamamen zıddı olan içtihat farklılıklarının ortaya çıkması nedeniyle 4/11/1983 tarihinden önce taşınmazlarına kamulaştırmasız elkonulanların hak ve durumlarının düzenlenmesi ihtiyacı doğmuştur (Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe

Komisyonu Raporu (1/773) 5/11/2009).

26. Bu doğrultuda, yirmi yıllık dava açma süresini geçirmiş olmaları sebebiyle artık kamulaştırmasız elkoymaya dayalı dava açamayan ve böylece hiçbir bedel ödenmeden mülkiyet hakları ellerinden alınanların mağduriyetini gidermek amacıyla 8/6/2010 tarihli ve

5999 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanununa geçici 6. madde eklenmiştir. Buna göre “9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi” arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara ilişkin olarak bireylere tazminat davası açma hakkı verilirken, bunun için öncelikle uzlaşma yoluna başvurulması dava şartı olarak kabul edilmiştir.

27. Başvuran vekilinin iddiaları, idarenin konuya ilişkin açıklamaları, tarafların dosyasına sunduğu bilgi, belge ve dokümanların ilgili mevzuat hükümleri ve yargı kararları çerçevesinde incelenmesi neticesinde; başvuruya konu taşınmazın 9 Aralık 1948 tarih ve 3/8399 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile 3887 sayılı mülga Milli Müdafaa İhtiyaçları için Yapılacak

İstimlakler Hakkında Kanun hükümlerine göre 218,70 vergi bedeli ile kamulaştırıldığı, meblağın 15/10/1949 tarih ve sayılı makbuzla bankaya yatırıldığı, bu hususun maliklere 28/10/1949 tarihinde Avukat aracılığı ile tebliğ edildiği, taşınmazın 23/11/1950 tarihinde

Hazine adına tespitinin yapıldığı, 23/1/1951 tarihinde de tapu kütüğüne Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, taşınmazın kamulaştırılmasından Bakanlar Kurulu’nun 30/3/1951 gün ve 3/12797 sayılı kararı ile vazgeçilmesine karşın, 10.02.1986 tarih ve yevmiye sayılı işlemle

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tahsis ve tescilinin gerçekleştiği tarihe kadar özel mülkiyete konu olmadığı, kamu mülkiyetinde kalmaya devam ettiği, taşınmazın kamulaştırılmasından vazgeçilmesine karşın iade edilmediği yönündeki iddianın doğru olduğu kabul edilse dahi, 221 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca 6830 sayılı İstimlak

Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 9/10/1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkullerin tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacağı, gayrimenkulün rayiç bedeli istemiyle dava yoluna Kanunun 4. maddesi uyarınca 12/1/1961 tarihinden itibaren 2 yıl içinde 12/1/1963 tarihine kadar başvurulabileceği, bu sürenin 13/1/1963 tarihinde sona erdiği, başvuran vekilince de bu hususun kabul edildiği tespit edildiğinden, 221 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasına dayanılarak 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun geçici 6.maddesinin somut olayda uygulanması yönünde yapılan istemin reddi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara Asliye Hukuk

Mahkemelerinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, başvuran vekiline, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne ve Milli

Savunma Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi