onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkeme, davacı vekilinin talebi doğrultusunda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemini kısmen kabul etmiş ve ecrimisil talebini de kabul etmiştir. Ancak, temyiz incelemesi sırasında, temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle, davalı idare vekilinin ecrimisil talebine ilişkin temyiz dilekçesi reddedilmiştir.

Mahkeme kararının bozulmasıyla birlikte, yeniden yapılan yargılama sonucunda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ve ecrimisil bedelinin davalı idareden tahsil edilmesine karar verilmiştir. Temyiz dilekçeleri incelendiğinde, taraf vekillerinin ileri sürdüğü itirazların yerinde görülmediği ve mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davalı idare vekilinin ecrimisil talebine ilişkin temyiz dilekçesi reddedilmiş, taraf vekillerinin tazminat talebine ilişkin temyiz itirazları da reddedilerek mahkeme kararı onanmıştır.

5. Hukuk Dairesi         2024/4571 E.  ,  2024/10532 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/103 Esas, 2021/217 Karar
    DAVA TARİHİ : 06.04.2015
    KARAR : Kısmen kabul

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat isteminin kısmen kabulüne, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.
    Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
    Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427 ve 482 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

    Dosya içeriğine göre ecrimisil bedeli olarak hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Mahkemenin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 4.270,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı idare vekillinin ecrimisil bedeli yönünden temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.
    Taraf vekillerinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, …, Kalburcu Mahallesi 158 ada 4 (ifrazen 5 parsel) ve 7 parsel sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından yol yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını ileri sürerek belirlenecek tazminatın ve ecrimisilin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olan uzlaşma koşulunun yerine getirilmediğini, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 03.03.2016 tarihli ve 2015/220 Esas, 2016/121 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat isteminin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Mahkemenin 03.03.2016 tarihli ve 2015/220 Esas, 2016/121 Karar sayılı karara karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Limited Şirkete yapılan pay satışı olduğu, özel amaçlı işbu satışın emsal olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı, bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile tazminat ve ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline, tapudan yol olarak terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tespit edilen birim metrekare bedelinin çok düşük olup rayiç değerinin çok altında kaldığını, % 40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, rapora karşı itirazları karşılanmadan karar verildiğini, yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ve ecrimisil istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
    2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

    3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
    4 . 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
    3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    A. Davalı İdare Vekilinin Ecrimisil Talebine İlişkin Temyizi Yönünden;
    Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

    B. Taraf Vekillerinin Tazminat Talebine İlişkin Temyizi Yönünden;
    Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.