T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/7903-S.22.12119

BAŞVURU NO : 2022/2929

KARAR TARİHİ : 20/06/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : ERCİŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Mahkeme tarafından hükmedilen bedelin ödenmesi talebi

BAŞVURUNUN KONUSU :

hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23/02/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza , , , ve adına başvuruda bulunan Av. , müvekkillerinin Van İli Erciş İlçesi

Tekevler Mahallesi Göl Mevkiinde bulunan Ada Parsel ve Ada Parsel sayılı taşınmazların malikleri olduğunu, taşınmazların bir kısmının 2004 yılında Erciş sahil yolu yapımı sırasında Erciş

Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırılmadan yola katıldığını, Erciş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma davası açtıklarını, ilgili Mahkemenin 28/09/2017 tarihli ve E. / , K.

/ sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğini, Erciş 1.

Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk

Dairesinin 27/04/2018 tarihli ve E. / , K. / sayılı ilamıyla bozulduğunu, Erciş 1. Asliye

Mahkemesi tarafından İstinaf Mahkemesinin belirtmiş olduğu eksik hususlar giderildikten sonra 11/10/2018 tarihli ve E. / , K. / sayılı kararı ile tekrardan kamulaştırma bedeli olarak 142.412,90 TL’nin yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğini, söz konusu mahkeme kararının Erzurum

Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 10/04/2019 tarihli ve E. / , K. / sayılı onama kararı ile kesinleştiğini, belirtilen mahkeme kararına istinaden Erciş Belediye Başkanlığı adına Erciş

İcra Dairesinde E. / sayılı icra takibi başlatıldığını, Erciş Belediye Başkanlığının mahkeme kararına istinaden müvekkillerine ödemesi gereken tutarın 306.924,23 TL olduğunu, bu meblağın içinde yargılama gideri ve avukatlık ücretinin de bulunduğunu, yapılan icra takibine rağmen ödeme yapılmadığını, Belediye adına kayıtlı taşınmaz ve araçların kamu malı olması nedeniyle satışının mümkün olmadığını, bu nedenle icranın sonuçsuz kaldığını belirterek ilgili mahkeme kararının yerine getirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 07/03/2022 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Erciş

Belediye Başkanlığının 21/03/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Erciş Asliye Mahkemesinin E. / , K. / sayılı ilamının 10/04/2019 tarihinde kesinleştiği, tehir-i icra kararı alınmadığı, 2.2. İlgili mahkeme kararının gereğinin çeşitli sebeplerle yerine getirilemediği, 23/10/2011 tarihinde ilçede meydana gelen depremden sonra sadece deprem sebebiyle mal ve can kaybına uğrayanlar tarafından

Belediye Başkanlığına karşı Van İdare Mahkemelerinde toplam 472 adet tazminat davası açıldığı, bu davalardan 462 tanesinin karara bağlandığı, karara bağlanan dosyalardan Belediye Başkanlığı aleyhine toplam 46.472.238,30 TL tazminata hükmedildiği, aynı zamanda Belediye Başkanlığının 10.404.170.88

TL vergi ve 15.284.200,92 TL SGK borcu bulunduğu, yine Belediye Başkanlığı aleyhine sonuçlanan birçok tazminat davası bulunduğu (işçi alacağı, kamulaştırma, trafik kazası vs.), ödeme yapılmayan dosyaların tümüne ilişkin Başkanlık aleyhine icra takibi başlatıldığı, dosyalara yıllık işleyen faiz miktarlarının milyonları bulduğu, söz konusu icra takipleri sebebiyle Belediye Başkanlığına ait araçlara, gayrimenkullere ve banka hesaplarına haciz konulduğu, 2.3. Belediye Başkanlığının gelir kaynağının İller Bankasından gelen pay olduğu, Büyükşehir Yasası kapsamında İller Bankasından gelen payın çoğunluğunun Van Büyükşehir Belediyesine ödendiği, Belediye

Başkanlığına ayrılan paydan personel maaşı ödendikten sonra cüzi bir miktar kaldığı, geri kalan miktarın kamu hizmetlerinin ifası için kullanıldığı, 2.4. Başkanlığın mahkeme kararlarını yerine getirebilmek için yeterli ödeneği bulunmadığı, bu sebeple

Hazine ve Maliye Bakanlığından 06/10/2016, 06/12/2016 02/06/2017, 23/08/2017 ve 07/01/2021 tarihlerinde ödenek talebinde bulunulduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığından ödenek verildiği veya

Belediye Başkanlığının ödeme olanağı bulunduğu takdirde başvurana ait dosyaya ödeme yapılacağı ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 3.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.6. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125 inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. …

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 3.7. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükümleri düzenlenmiştir.

4. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.

5. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.

6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”,

8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.

Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …”,

9. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164 üncü maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. …

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

10. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun,

10.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler. …”,

10.2. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini … ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. …”

10.3. “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlıklı geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında; “Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel

Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir. …” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, mahkeme kararına ilişkin icra dosyasına gerekli ödemenin yapılmasını talep etmektedir.

13. Kamulaştırmasız el atma yerleşik içtihatlarda; kamulaştırma yapmaya yetkili devlet, kamu tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması halinde adlarına kamulaştırma yapılacak gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu gücünü kullanarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın, bir kimsenin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malına sahiplenme kastı ile ve fiilen ya da hukuken mal sahibinin tasarruf hakkını engellemesi olarak değerlendirilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli, E. 2013/95, K. 2014/176 sayılı kararı ile 10/04/2003 tarihli, E.2002/112, K.2003/33 sayılı Kararı;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/10/2004 tarihli, E.2004/5561, K.2004/717 sayılı Kararı).

14. Dosya kapsamında, başvuranın müvekkillerinin Van İli Erciş İlçesi Tekevler Mahallesi Göl Mevkiinde bulunan Ada Parsel ve Ada Parsel sayılı taşınmazların malikleri olduğu, taşınmazların bir kısmının 2004 yılında Erciş sahil yolu yapımı sırasında Erciş Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırılmadan yola katıldığı, Erciş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma davası açtıkları, ilgili Mahkemenin 28/09/2017 tarihli ve E. / , K. / sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin yasal faizi ile ödenmesine karar verildiği, Erciş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 27/04/2018 tarihli ve E. / , K.

/ sayılı ilamıyla bozulduğu, Erciş 1. Asliye Mahkemesi tarafından İstinaf Mahkemesinin belirtmiş olduğu eksik hususlar giderildikten sonra 11/10/2018 tarihli ve E. / , K. / sayılı kararı ile tekrardan kamulaştırma bedeli olarak 142.412,90 TL’nin yasal faizi ile ödenmesine karar verildiği, söz konusu mahkeme kararının Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 10/04/2019 tarihli ve

E. / , K. sayılı onama kararı ile kesinleştiği, belirtilen mahkeme kararına istinaden Erciş

Belediye Başkanlığı adına Erciş İcra Dairesinde E. / sayılı icra takibi başlatıldığı, ancak ilgili

İdare tarafından bugüne kadar hükmedilen bedelin ödenmediği anlaşılmıştır.

15. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13/10/2014 tarihli ve E. 2014/210, K. 2014/18097 sayılı kararında; “Takibe konu Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/425 E.-2013/187 K. sayılı ilamı ile başlatılan ilamlı icra takibinde; borçlu tarafından kamulaştırmasız el atma nedeniyle verilen tazminata ilişkin hükmü içeren ilama dayalı takiplerde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici altıncı maddesi ve 6111 sayılı

Kanunun Geçici ikinci maddesi gereğince haciz yasağı getirilmiş olması nedeniyle kesinleşmeden takibe konulamayacağı ileri sürülerek takibin iptali talep edilmiştir. 6100 HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 443. maddesi uyarınca gayrimenkule ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümler kesinleşmedikçe infaz edilemez. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici 6. maddesinde ve 6111 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi ile getirilen değişiklik haciz yasağı ile ilgili olup yasada, kamulaştırmasız el atma nedeniyle verilen tazminata ilişkin ilamların kesinleşmeden veya kesinleştikten sonra takibe konulmasına engel bir hüküm bulunmamaktadır. Somut olayda kamulaştırmasız el atma nedeniyle verilen tazminata ilişkin ilamda taşınmazın mülkiyeti tartışma konusu yapılmayıp tazminat hususu tartışıldığından ilam taşınmazın aynı ile ilgili kabul edilemez ve HUMK’nun 443. maddesi kapsamına da girmediğinden kesinleşmeden takip konusu yapılabilir. Bu durumda mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı şekilde kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. …” ifadelerine yer verilmiştir. Bu bağlamda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mahkeme tarafından hükmedilen bedelin kesinleşmeden takip konusu yapılabilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.

16. Anayasa Mahkemesi’nin 14/01/2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.

17. Yine Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/711 sayılı bireysel başvuru kararında; başvurucular, taşınmazlarına Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, açtıkları davalar sonunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini ve taşınmazın değerinin artması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. Başvuru Mahkemece adil yargılanma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. Bu kapsamda “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca, Devletin bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmiştir. Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise, mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir. Bu açıklamaların ardından Anayasa

Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu, alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

18. Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur. Dolayısıyla, İdarenin mahkeme kararlarını uygulaması Anayasal ve kanuni bir zorunluluktur. İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan “hak arama hürriyeti”nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmektedir.

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine bakıldığında AİHM kararları ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir. Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir.

Anayasamızın 35 inci maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir. Nitekim 14.

paragrafta yer verilen Yüksek Mahkemenin kararında “AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının

geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır.

20. Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; idarenin, kamulaştırma işlemi yapmaksızın başvuranın müvekkillerine ait taşınmazlara el atması ve bu fiili durum nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatı ödemeyerek adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği değerlendirildiğinden, tazminat bedelinin ödenmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Van İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın mahkeme ilamına göre alacağının tamamının en kısa sürede ödenmesi hususunda

ERCİŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Erciş Belediye Başkanlığı tarafından bu

karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN VEKİLİ’NE ve ERCİŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi