TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/17568-S.21.28138

BAŞVURU NO : 2021/10874

KARAR TARİHİ : 15/12/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

İSTANBUL İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

BEYLİKDÜZÜ BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, İmar planında okul alanı ve imar yolu olarak ayrılan taşınmazın güncel piyasa değerinden kamulaştırılmasını veya emsali niteliğindeki bir yerin verilmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 15/06/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, İstanbul Beylikdüzü Mahallesinde, ada, numaralı parselde bulunan 9978,09

2 2

m ’lik taşınmazın 100 m ’sinin maliki olduğunu, söz konusu taşınmaz üzerinde kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet haklarının engellendiğini, 06/01/2021 tarihinde Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’na yaptığı başvuruya Belediye Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından verilen 02/03/2021 tarihli cevapta

“şikayete konu parseli kapsayan alanda yapılan muhtelif imar uygulamaları sonucu en son ada parsel (kamu parseli) olarak tescil edildiği, parselin 09.06.2011 tarihli 1/1000 ölçekli Gürpınar 3.Etap

Uygulama İmar Planında “İlköğretim Tesis Alanı” kısmen de “İmar Yolu” olarak planlandığı, parselin bir kısmının yerleşime uygun olmayan alanda kaldığının” bildirildiği, aynı taleple Kurumumuza yapılan 2021/5683 sayılı başvuru neticesinde başvurunun İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü İle Beylikdüzü

Belediye Başkanlığı’na gönderildiği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından verilen 27/04/2021 tarihli cevapta, taşınmazın kamulaştırılması için belediyeye başvuru yapılması gerektiğinin belirtildiği, Belediyeye yapılan başvuruya ise 21/05/2021 tarihli yazıyla “yeterli miktarda kamu ödeneğinin bütçelerinde bulunmaması nedeniyle taşınmazın kamulaştırma işleminin yapılamayacağının” belirtildiğini ifadeyle, taşınmaz üzerindeki kamulaştırmasız el atmanın kaldırılmasını, taşınmazın güncel piyasa değerinin veya emsali niteliğindeki bir yerin taşınmaz maliklerine verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 15.09.2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 2.1. İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, Mahallesi, ada, parsel sayılı imar planında okul olarak ayrılan taşınmazın yatırım programına dâhil edilmediği, 2.2. Bakanlık İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü’nün 12/07/2019 tarihli ve sayılı yazısında “İmar

Kanunu’nun 18. maddesi doğrultusunda düzenleme ortaklık payından karşılanmayan ve Bakanlığa kamulaştırma problemi olarak dönen belediye ve mücavir alan sınırları içerisindeki arsaların asıl muhatabı ilgili belediyesi kabul edilecek olup, 03/12/2003 tarihi itibariyle Eğitim Alanlarımızın Maliye Hazinesi adına tescil edilmemiş olması halinde ilgili belediyesince kamulaştırılması ve Maliye Hazinesine devrinin yapılması talep edilecektir.” dendiği, 2.3. Söz konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli 09/06/2011 tasdik tarihli Uygulama İmar Planında

“İlköğretim Tesis Alanında” kaldığı, 2.4. Başvuranın taşınmazının iadesi / başvuranın kullanımına açılması hususunun, taşınmazın imar planında İlköğretim Tesis Alanından çıkarılması (Belediye plan tadilatı) ile değerlendirilebileceği, Belediyelerin Plan Yapımına ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 27 nci maddesi çerçevesinde teklif edeceği eşdeğer okul alanlarının Bakanlıkça uygun görülmesi halinde plan tadilatının uygun görüleceği, 2.5. Başvuranın taşınmazının eşdeğer bir arsa ile trampa edilmesinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından teklif edilmesi, Maliye Hazinesi üzerine kayıtlı eşdeğer taşınmaz ya da taşınmazların Bakanlıkça uygun görülmesi halinde trampa işleminin yapılmasının mümkün olduğu, 2.6. Başvuran tarafından idareye karşı açılmış bir dava bulunmadığı, ancak diğer hissedarlardan tarafından Bakanlık aleyhine açılan dava ile ilgili İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 04/02/2021 tarihli ve sayılı kararda davanın reddi yönünde verilen karara karşı davacı vekili tarafından

Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf başvurusunda bulunulduğu, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

Dokuzuncu İdari Dava Dairesinin 15/04/2021 tarihli ve sayılı kararında “istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine” karar verildiği, bildirilmiştir.

3. Beylikdüzü Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü’nden alınan 19/11/2021 tarihli ve sayılı yazıda; 3.1. Şikâyet konusu talep hakkında diğer hissedarlardan ın İstanbul, Beylikdüzü

Mahallesinde ada, numaralı parsel sayılı taşınmaz hissesiyle ilgili Beylikdüzü Belediye Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığına karşı 09/06/2011 onay tarihli 1/1000 ölçekli Beylikdüzü – 3. Etap

UİP’ında ilköğretim tesis alanı olarak ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufunun hukuken kısıtlandığı ileri sürülerek 1.000,00-TL kamulaştırmasız el atma tazminat alacağının

faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 04/02/2021 tarih ve E:

sayılı kararıyla davanın reddine dair verilen kararın gerekçesinde “… uyuşmazlıkta parselasyon işlemi sonucu kamu ortaklık payı olarak oluşturulan taşınmaz için Belediyenin İmar Kanunu gereğince görevlerini yerine getirmiş olduğu, zira davacının kadastral parselinin parselasyon işlemine dahil

edilmesi sonucu yapılan tahsis gereği davacının imar haklarının verildiği, uyuşmazlığa konu kamu ortaklık payından oluşan taşınmaza, düzenlemeye giren diğer taşınmaz malikleri ile birlikte eşit koşullarda hissedar olduğu ve davacının imar haklarının düzenlendiği anılan parselasyon işlemine karşı dava açmadığı göz önüne alındığında, kamu menfaatlerinin gerekliliği ile kişi yararı arasındaki adil dengeyi bozan ölçüsüz bir yükün davacıya yükletildiğinden söz edilemeyeceğinden tazminat verilmesi şartları oluşmamıştır” denildiği, davacı tarafından bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

Dokuzuncu İdare Dava Dairesinin 15.04.2021 tarih ve sayılı kararında davacının

İstinaf başvurusunun İncelenmeksizin reddine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak karar verildiği, 3.2. Mülga Gürpınar Belediye Encümeninin 28/11/2002 tarih ve sayılı Kararının alındığı tarihte yürürlükte olan 19.06.2002 tarihli 1/1000 ölçekli plan değişikliğinde ada parselin tekabül ettiği alanın Lise Tesis Alanında kaldığı, ada parsel sayılı taşınmazın 28.10.2003 t.t.li 1/1000 ölçekli

Sanayi Depolama Küçük Sanayi ve Konut Alanlarına İlişkin Revizyon Uygulama İmar Planında Park Alanı olarak planlandığı, Mülga Gürpınar Belediye Encümeninin 31/03/2005 tarih ve sayılı Kararının alındığı tarihte yürürlükte olan 28.10.2003 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Sanayi Depolama Küçük Sanayi ve

Konut Alanlarına İlişkin Revizyon Uygulama İmar Planında, ada parsel sayılı taşınmazın bir kısmının Meslek Lisesi Alanında bir kısmının Yerleşime Uygun Olmayan Alanda kaldığı, ada parselin meri 08.08.2010 t.t.li 1/5000 Ölçekli Gürpınar Nazım İmar Planında; Temel Eğitim Tesis Alanında kaldığı, Yasa gereği 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına uygun olarak hazırlandığı, söz konusu parselin 08.08.2010 t.t.li 1/5000 Nazım İmar Planı doğrultusunda hazırlanan meri 09.06.2011 t.t.li 1/1000 ölçekli Beylikdüzü Gürpınar 3. Etap Uygulama İmar Planında da

İlköğretim Tesis Alanı kısmen de İmar Yolu olarak planlandığı ve parselin bir kısmının yerleşime uygun olmayan alanda kaldığı, 3.3. Yürürlükteki imar planları hazırlanırken 25.12.2009 tarih ve sayılı İl Milli Eğitim Müdürlüğü görüşünün alındığı, 09.06.2011 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Beylikdüzü 3. Etap Uygulama İmar

Planının 06.07.2011- 08.08.2011 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, plan askı süresinde söz konuğu parsele başvuran adına herhangi bir itiraz yapılmadığı, 3.4. 2856 ila 2867 ve 2901 parsellerde Mülga Gürpınar Belediyesinin Encümen Kararı ile yapılan imar uygulaması ile kamu ortaklık payından (KOP) ada parselin lise alanı olarak (kamu parseli) tescil edildiği, ada parselin mülga Gürpınar Belediyesinin Encümen Kararı doğrultusunda O (sıfır) DOP ile yapılan imar uygulaması neticesinde ada parsel (Meslek Lisesi Tesis alanı) olarak tescil edildiği, ada parselin Beylikdüzü Belediyesinin Encümen Kararı doğrultusunda O (sıfır) DOP ile yapılan imar uygulaması neticesinde ada parsel olarak tescil edildiği, tapu kayıtlarına bakıldığında davacının söz konusu parseldeki hissesini, ada parselin Lise Alanı olarak İmar uygulaması sonucu tescil edilmesinden sonra 02/09/2004 tarihinde cebri satış ile aldığının görüldüğü, 3.5. 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesinde 03.12.2003 tarihli ve 5006 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile DOP’tan karşılanacak umumi hizmet sahasına Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarının da eklendiği, /

3.6. İşletme ve İştirakler Müdürlüğünün 11/10/2021 tarih ve sayılı yazısı ile başvurana verilen yanıtta “09.06.2011 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Gürpınar 3. Etap Uygulama İmar Planlarında İlköğretim 2

Tesis Alanı ve kısmen İmar yolunda kalan m alanlı Ada parsel KOP parseli (kamu ortaklık payı) olarak tescil edilmiş olup taşınmaz üzerinde fiilen el atma görülmemektedir. Plan yönünden olan bu mülkiyet kısıtlaması ile ilgili yapılacak olan kamulaştırma işlemi plan fonksiyonu gereği yatırımcı kurum olan Milli Eğitim Bakanlığınca değerlendirilmesi gerekmektedir. Taşınmazın İmar yolunda kalan kısmı için ise yapılacak kamulaştırma işleminin ancak Belediyemizce planlanıp programa alınarak mevcut ödeneğe göre değerlendirilmesiyle mümkün olabilir. Bütçemizde yeterli miktarda kamulaştırma ödeneği bulunmadığı için söz konusu taşınmazın kamulaştırma işlemi yapılamamaktadır.” denildiği, 4. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hukuk Müşavirliğinden alınan 13/10/2021 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 4.1. Beylikdüzü ilçesi, Mahallesi, ada, parselin üst ölçekte; 15/06/2009 tasdik tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda “Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanları” lejantında kaldığı, plan uygulama hükümlerinin konuyla ilgili bölümünde; “Kentin bütününe hizmet eden, halkın eğlenme ve dinlenme gereksinimlerini karşılamaya yönelik aktif ve pasif yeşil alanlar ile spor alanlarıdır.

Bu alanlarda parklar, hayvanat bahçeleri, spor alanları, mezarlık alanları, rekreasyon alanları İle olası afet ve kriz durumlarında toplanma ihtiyacının karşılanması amacıyla da kullanılabilir şekilde tasarlanacak bölge parkları yer alabilir. ” hükümleri yer aldığı, ilave olarak, plan uygulama hükümlerinin 8.22.

maddesinde; “1/100.000 ölçekli plan paftasında çizilen çeşitli arazi kullanım ve yerleşme alanlarına ait sınırlar şematik olarak gösterildiğinden; bu plan üzerinden plan ölçeği ile ölçü alınamaz, yer tespiti ve uygulama yapılamaz. Hakim fonksiyonun belirtildiği bu alanların ve bu alanlar içerisinde yer alacak diğer fonksiyonların dağılımları ve bu dağılımların yoğunlukları, sınırları ve detayları alt ölçekli planlarda belirlenecektir.” ifadelerinin bulunduğu, 4.2. Başvuru konusu parselin 08/08/2010 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Beylikdüzü Gürpınar Nazım İmar

Planı’nda İlköğretim Tesisleri Alam lejantında, 09/06/2011 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Beylikdüzü

Gürpınar 3.Etap Uygulama İmar Planı’nda İlköğretim Tesis Alanı ve Yol Alanı lejantlarında kaldığı, 4.3. Başvuru konusu parselin önceki imar planlarındaki durumu incelendiğinde 23/08/2002 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Gürpınar Revizyon Nazım İmar Planı’nda, 02/10/2002 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli

Çukurbostan Nazım İmar Planı’nda ve 02/10/2002 Gürpınar (Tepe Bağlar Bölgesi) Revizyon Uygulama

İmar Planı’nda Sanayi Alanları lejantında kalmakta iken, 28/10/2003 tasdik tarihli 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Sanayi Depolama Küçük Sanayi ve Konut Alanı Revizyon Nazım ve Uygulama İmar Planları ile

Meslek Lisesi lejantına alındığı, 4.4. Başvuru konusu parselin bulunduğu alanda yürürlükte olan 08/08/2010 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli

Beylikdüzü Gürpınar Nazım İmar Planının 01/10/2010-01/11/2010 tarihleri arasında askıya çıkmış olup, başvuran tarafından imar planına yapılan herhangi bir itiraz kaydına rastlanılmadığı, 4.5. Başvuranın taşınmazının bulunduğu bölgedeki 3194/18. madde uygulamalarına İlişkin, Başkanlığın

Harita Müdürlüğünün 28/09/2021 tarih, sayılı yazısında “parseli kapsayan alanda

Belge Doğrulama Kodu: 510f-63d0-f23c Belge Doğrulama Adresi: https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/

Müdürlüğümüz tarafından yapılan veya kontrol edilen herhangi bir imar uygulama çalışması bulunmamaktadır. ” denildiği hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 5.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35.maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.2. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”; 5.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 6. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun; 6.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”; 6.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.” 6.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” (Başlığı ile Birlikte

Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) başlıklı 13. maddesinde, “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,

b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.

…

İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. …”; 6.4. “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18. Maddesinde; “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.

(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli

Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. …

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere

Hazine adına tescil edilir.

…

Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.

(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır…

…

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur…” 6.5. “Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili” başlıklı 19 uncu maddesi “İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır. Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re’sen tanzim ve tesis ederler…” 7. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun; 7.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”; 7.2. Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa

Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile); 7.3. Geçici Madde 11- (Ek: 20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa

Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.)

8. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 51. maddesinin 1. fıkrasında “Her derece ve türevi eğitim kurumlarına ait bina ve tesisler çevrenin ihtiyaçlarına ve uygulanacak programların özelliklerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca planlanır ve yaptırılır.” 9. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”;

10. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi incelemesi neticesinde başvurunun kabulü ile Anayasa ile güvence altına alınan

“mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için; başvuranın taşınmazdaki hissesinin, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması veya bunun mümkün olmaması halinde eşdeğer bir arsa ile trampa edilmesi için gerekli iş ve işlemlerinin tamamlanması hususlarında Millî Eğitim Bakanlığı’na ve Beylikdüzü Belediye Başkanlığına tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nin uygun görüşlerine sunmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle, İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, Gürpınar Mahallesi, 1641 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 09.06.2011 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Beylikdüzü-Gürpınar 3.Etap Uygulama İmar Planında

“İlköğretim Tesis Alanı” kısmen de “İmar Yolu” olarak ayrılmak suretiyle bu parselde bulunan taşınmazındaki mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufunun hukuken kısıtlandığından bahisle, taşınmaz üzerindeki kamulaştırmasız el atmanın kaldırılmasını, taşınmazın güncel piyasa değerinin veya emsali niteliğindeki bir yerin verilmesini talep etmektedir.

13. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, Mahallesi, ada parselin / hissesinin 19/04/2010 tarih ve yevmiye numaralı işlemle başvuran adına tescil edildiği, söz konusu taşınmazın kök parseli olan ila ve parsellerde Mülga Gürpınar Belediye Encümeninin 28/11/2002 tarihli ve sayılı Kararı ile yapılan imar uygulaması ile kamu ortaklık payından (KOP) ada parselin lise alanı olarak (kamu parseli)

tescil edildiği, 1198 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 28.10.2003 tarihli 1/1000 ölçekli Sanayi Depolama

Küçük Sanayi ve Konut Alanlarına İlişkin Revizyon Uygulama İmar Planında Park Alanı olarak planlandığı, ada parselin Mülga Gürpınar Belediye Encümeninin 31/03/2005 tarih ve sayılı

Kararı doğrultusunda O (sıfır) DOP ile yapılan imar uygulaması neticesinde ada parsel (Meslek

Lisesi Tesis alanı) olarak tescil edildiği, ada parselin Beylikdüzü Belediyesinin 24/12/2009 tarihli ve sayılı Encümen Kararı doğrultusunda O (sıfır) DOP ile yapılan imar uygulaması neticesinde 1641 ada 10 parsel olarak tescil edildiği, ada parselin meri 08.08.2010 tarihli 1/5000 Ölçekli Gürpınar

Nazım İmar Planında Temel Eğitim Tesis Alanında kaldığı, söz konusu parselin Nazım İmar Planı doğrultusunda hazırlanan meri 09.06.2011 tarihli 1/1000 ölçekli Beylikdüzü Gürpınar 3. Etap Uygulama

İmar Planında da İlköğretim Tesis Alanı kısmen de İmar Yolu olarak planlandığı ve parselin bir kısmının yerleşime uygun olmayan alanda kaldığı, tapu kayıtlarına bakıldığında başvuranın söz konusu parseldeki hissesini, ada parselin Lise Alanı olarak İmar uygulaması sonucu tescil edilmesinden sonra

02/09/2004 tarihinde cebri satış ile aldığı, meri Beylikdüzü Gürpınar 3. Etap Uygulama İmar Planının 06.07.2011- 08.08.2011 tarihleri arasındaki askı süresinde başvuran tarafından plana bir itiraz yapılmadığı anlaşılmıştır.

14. Her derece ve türdeki eğitim kurumlarına ilişkin bina yapımı ve kamulaştırma işlemlerini yapmakla yetkili ve görevli Millî Eğitim Bakanlığınca, bahse konu parsele ilişkin kamulaştırma işlemleri ile ilgili olarak İmar Kanunu’nun 18. maddesi doğrultusunda düzenleme ortaklık payından karşılanmayan ve

Bakanlığa kamulaştırma problemi olarak dönen belediye ve mücavir alan sınırları içerisindeki arsaların asıl muhatabının ilgili belediyesi kabul edileceğinin bildirildiği görülmüştür.

15. Beylikdüzü Belediyesi tarafından ise özetle, meri 1/1000 ölçekli Gürpınar 3. Etap Uygulama İmar

Planlarında İlköğretim Tesis Alanı ve kısmen İmar yolunda kalan ve KOP parseli olarak tescil edilmiş olan

1641 Ada 10 parsel numaralı taşınmaz üzerinde fiilen el atma görülmediği, plan yönünden olan mülkiyet

kısıtlamasının kaldırılması amacıyla yapılacak kamulaştırma işleminin plan fonksiyonu gereği yatırımcı kurum olan Milli Eğitim Bakanlığınca değerlendirilmesi gerektiği, taşınmazın imar yolunda kalan kısmı için ise yapılacak kamulaştırma işleminin ancak Belediye tarafından planlanıp programa alınarak mevcut ödeneğe göre değerlendirilmesiyle mümkün olabileceği, bütçede yeterli miktarda kamulaştırma ödeneği bulunmadığı için söz konusu taşınmazın kamulaştırma işleminin yapılamadığı, imar planları hazırlanırken

25.12.2009 tarih ve sayılı İl Milli Eğitim Müdürlüğü görüşünün alındığı, taşınmazın eşdeğer bir

arsa ile trampa edilmesinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından teklif edilmesi, Maliye Hazinesi üzerine kayıtlı eşdeğer taşınmaz ya da taşınmazların Bakanlıkça uygun görülmesi halinde mümkün olduğu belirtilmiştir.

16. Başvuran kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazının kamulaştırılarak bedelinin ödenmesini veya emsali niteliğindeki bir yerin kendisine verilmesini talep etmektedir.

17. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 15/12/2021 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2021/17568-S.21.28138 16/10/2018-30567).

18. Anayasanın 90. Maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesinin (AİHS) I No.lu Ek Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı l. maddesinde ise

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir…” hükmü yer almıştır. Söz konusu l. madde, özel ve

tüzel kişilere ait mal ve mülke Devlet tarafından yapılabilecek herhangi bir keyfi müdahaleye karşı kişilere koruma sağlamaktadır. Öte yandan, bu madde devlete özel ve tüzel kişilere ait olan mülkiyetleri yasalarda belirtilen koşullar altında kullanma ve hatta bu kişileri bunlardan mahrum etme hakkını da tanımaktadır.

19. Anayasa ve AİHS I No.lu Ek Protokolünde yer alan düzenlemelerle benzer şekilde 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddesi ile uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.

20. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8. maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10. maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir. 4/7/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği hüküm altına alınmıştır.

21. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmalarının doğal olduğunu kabul etmekle, belirtilen takdir yetkisinin Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekmektedir.

Bir başka deyişle, özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir. İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge ise ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar

Tarihi: 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2021/17568-S.21.28138 16/10/2018-30567).

22. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “…uzun yıllar

programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin

Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13/2/2018).

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı).

25. Dosyasında, başvuran tarafından idareye karşı açılmış bir dava bulunmadığı, ancak diğer hissedarlardan tarafından UİP’ında ilköğretim tesis alanı olarak ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufunun hukuken kısıtlandığı ileri sürülerek 1.000,00-TL kamulaştırmasız el atma tazminat alacağının faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle Bakanlık ve Belediyesi aleyhine açılan davada İstanbul 10. İdare Mahkemesince 04/02/2021 tarihli ve sayılı kararda,“davacının imar haklarının düzenlendiği anılan parselasyon işlemine karşı dava açmadığı göz önüne alındığında, kamu menfaatlerinin gerekliliği ile kişi yararı arasındaki adil dengeyi bozan ölçüsüz bir yükün davacıya yükletildiğinden söz edilemeyeceğinden tazminat verilmesi şartları oluşmamıştır”, denilmekle talebin reddedildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise, talebe konu tazminat miktarının 1.000,00 TL olması sebebiyle İstanbul Bölge İdare

Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince işin esasına girilmeksizin 15.04.2021 tarih ve sayılı kararla İncelenmeksizin reddine temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak karar verdiği görülmüştür.

26. Öte yandan, Beylikdüzü Mahallesi ada parselin diğer hissedarlarından … Tic.Ltd.Şti vekili tarafından davacı şirketin kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı taşınmaz bedelinin tazmini ile zararın giderilmesi için fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL tazminat istemiyle İstanbul 11. İdare Mahkemesinde açılan davada verilen sayılı kararda Mahkemenin

sayılı İmar Kanunu’nun 4.7.2019 tarihli 7181 sayılı Kanunun 7. maddesiyle değişik, “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı 13. Maddesine atıfta bulunarak

“uyuşmazlık konusu taşınmazın kamulaştırılmaması nedeniyle uğramış olduğu zarar Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, dava tarihi itibariyle, 3.608.323.20 TL olarak belirlenmiş olup, bu bedelin 200.000,00-TL’nin dava açılış tarihi olan 13.06.2020 tarihinden itibaren 3.408.323,20 TL yönelik kısmının ise ıslah tarihi olan 13.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmektedir.” dendiği, Bakanlığın istinaf etmesi üzerine dosyanın İstanbul

Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdari Dava Dairesinde esasında derdest olduğu öğrenilmiştir.

27. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

28. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat, ulusal ve uluslararası mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin verdiği kararlar ışığında talep değerlendirildiğinde, İstanbul İli, Beylikdüzü

İlçesi, Mahallesi, ada parselin / hissesinin 19/04/2010 tarih ve yevmiye numaralı işlemle başvuran adına tescil edildiği, taşınmazın meri 1/1000 ölçekli Gürpınar 3. Etap

Uygulama İmar Planlarında İlköğretim Tesis Alanı ve kısmen İmar yolunda kaldığı, başvuranın taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin taşınmazı cebri satış yoluyla edindiği 2004 yılından devam etmekte olduğu, başvuruya konu taşınmaz imar programına dahil edilmediğinden başvuranın taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkının belirsiz bir süre için daha kullanılamaz hale getirildiği, taşınmazın satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığı tespit edilmiş olup Ada parselin İmar Kanununun 18. Maddesi doğrultusunda düzenleme ortaklık payından karşılanamayan kamu ve umumi hizmet alanları için yapılacak kamulaştırma işlemlerinin imar planlarındaki kullanım amacına göre yatırımcı kuruluş olan

MEB tarafından yapılması gerektiği, nitekim MEB’in ilgili yazılarında da İmar Kanununun 18. maddesinde

03.12.2003 tarihinde yapılan değişiklik öncesinde imar uygulaması yapılan alanlar Kamu Ortaklık

Payından karşılandığından, bu alanlar ile ilgili MEB’in kamulaştırma sorumluluğunun devam ettiğinin belirtildiği, bu kapsamda başvuranın taşınmazının da bulunduğu ada parselin İlköğretim Tesis

Alanında kalan kısmının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yatırım programına alınarak kamulaştırılması, parselin “imar yolu” alanında kalan kısmı için ise Beylikdüzü Belediye Başkanlığı tarafından parsele ait imar programının hazırlanması ve yatırım programına alınarak kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması veya mümkün değilse, başvuranın talebinde yer aldığı üzere eşdeğer bir arsa ile trampa edilmesi için gerekli iş ve işlemlerinin tamamlanması amacıyla ilgili idarelere tavsiyede bulunmak gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge

talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, makul “sürede karar verme”

“nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ilkesine riayet etmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, başvuranın taşınmazdaki hisselerinin kamulaştırma programına alınarak, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması veya bunun mümkün olmaması halinde eşdeğer bir arsa ile trampa edilmesi için gerekli iş ve işlemlerinin tamamlanması hususlarında MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA VE BEYLİKDÜZÜ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın; Başvurana, Millî Eğitim Bakanlığı’na, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ve Beylikdüzü

Belediye Başkanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi