ÖZET: Başvuru, Gülşehir Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırmasız el atma yöntemiyle taşınmazdan geçirilen yolun kaldırılması ve ağaç kesim işlemiyle ilgili sorumlular hakkında idari soruşturma talebini içermektedir. Başvuran, taşınmazında bulunan ağaçların kesildiğini, bu kesimin gerekçesinin yola taşan ağaçlar olduğu yönünde bilgi verildiğini belirtmektedir. Ayrıca, kesim işlemi öncesinde kendisine bilgi verilmediğini ve kesimle ilgili belgelerin kendisine ulaştırılmadığını iddia etmektedir.

Gülşehir Belediye Başkanlığı, başvuranın taşınmazlarının imar planında “Konut Alanı” olarak yer aldığını ve bazı ağaçların kesilmesinin trafik güvenliği açısından gerekli olduğunu ifade etmiştir. İdare, başvuranın bilgi talebine yanıt vermediği için hukuka aykırı bir durum oluştuğunu kabul etmektedir. Ancak, başvuranın talebinin kısmen kabul edilerek, taşınmazdan geçen yolun kaldırılması ve kesim işlemiyle ilgili sorumlular hakkında idari soruşturma başlatılması talebi reddedilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, Gülşehir Belediye Başkanlığı’na, taşınmazla ilgili imar uygulamalarının ivedilikle yapılması ve bilgi taleplerine yanıt verilmesi hususunda tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, başvuran ve Gülşehir Belediye Başkanlığı’na tebliğ edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/903-S.24.1504

BAŞVURU NO : 2023/12012

KARAR TARİHİ : 29.01.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : GÜLŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamulaştırmasız el atma yöntemi ile taşınmazdan geçirilen yolun kaldırılması ve ağaç kesim işleminde sorumluluğu bulunan ilgili personeller hakkında idari soruşturma başlatılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 02.08.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Mahallesi ada parsel ve ada parselde bulunan taşınmazların pay sahibi olduğunu, Gülşehir Belediye Başkanlığı tarafından taşınmazlarda yer alan ağaçların bir kısmının kesildiğini, gerekçe olarak yolun yaklaşık bir metre taşınmazın üzerinden geçtiği bilgisinin verildiğini, anılan Başkanlık tarafından yapılan ağaç kesimi ve gerekçesi ile ilgili karar ve tutanakların birer örneği, yapılmış ise yapılan ölçüm, plan, kroki ve tutanakların birer suretinin tarafına fiziksel olarak gönderilmesini istediğini, ancak talebini karşılayacak şekilde cevap verilmediğini, ayrıca kendisine kesim yapılacağı ile ilgili bilgi verildiğini ve kendi imkânlarıyla kesim yapamayacağı yönünde beyanın olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, tarafına gönderilen cevabi yazı ekinde sunulan 23.08.2022 tarihli tutanakta ve

Muhtarı tarafından imzalanan belgede kendisinin imzasının bulunmadığını iddia ederek kamulaştırmasız el atma yöntemiyle yapılan yol ve kesilen ağacın bu yola taştığı iddiası ile ilgili ölçüm yapılması ve yapılan ölçümün ilişkin belgelerin bir örneğinin tarafına iletilmesini, ağaç kesim işleminde sorumluluğu bulunan ilgili personeller hakkında idari soruşturma başlatılmasını ve kamulaştırmasız el atma yöntemi ile taşınmazdan geçirilen yolun kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Gülşehir Belediye Başkanlığının 18.10.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle,

2.1. Başvuranın 06.12.2022 tarihli ve bila sayılı dilekçe ile taşınmaza ait imar durum bilgisi talep ettiği ve gerekli cevap 20.12.2022 tarihli ve sayılı yazı ile başvurana iletildiği, 2.2. Başvurana ait taşınmazların Mahallesi, ada ve numaralı parseller 3402 Sayılı Kanun’un 22/A Maddesine göre yapılan kadastro güncelleme çalışmaları sırasında Mahallesi, ada ve parsel olarak güncellenmiş olup taşınmazlar WEP Tapu sisteminden anlaşıldığı üzere paylı mülkiyet şeklinde olduğu, 2.3. Bahse konu taşınmazların bir kısmı Belediye 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı’nda yola isabet ettiği, 2.4. Taşınmazların Gülşehir Belediyesi 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı “Konut Alanı” içinde kaldığı ve “Ayrık Nizam 2 Kat” yapılaşma müsaadesi bulunduğu, ancak taşınmazların bulunduğu imar adasında

3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 18. Maddesine göre parselasyon düzenlemesi yapılmadığı,

2.5. Taşınmazların bulunduğu imar adasında öncelikli olarak 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre parselasyon düzenlemesi yapılmasının gerektiği, bahse konu taşınmazlar ile ada kasnağı içinde yer alan ve uygulamaya giren diğer taşınmazlardan yasal DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) kesintisi yapıldıktan sonra var ise taşınmazın yolda kalan DOP fazlası kısmı hakkında kamulaştırma veya trampa yoluna gidilmesi gerektiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 5. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun; 5.1. Bilgi edinme hakkının kullanımına ilişkin esas ve usullerin belirlendiği “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine atıf yapılmıştır.

5.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “bilgi”, kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi, “belge” ise kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcıları şeklinde tanımlanmıştır.

5.3. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesinde, kurum ve kuruluşların, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü olduğu ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümlerinin uygulanamaz olduğu hususunda amir hüküm taşımaktadır.

5.4. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7 nci maddesinde, “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” 6. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 6.1. “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendi; “İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik dördüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.” 6.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10 uncu maddesi; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.” 6.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı 13 üncü maddesi; “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle

/

18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.

Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.

İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir…” 6.4. “İfraz ve tevhit” başlıklı 15 inci maddesi; “İmar planı bulunan alanlarda, uygulama imar planına uygun olarak öncelikle parselasyon planının yapılması esastır…” 6.5. “Parselasyon planlarının hazırlanması:” başlıklı 18. Maddesinin birinci fıkrasında; İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. İkinci fıkrasında; “Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.”, Üçüncü fıkrasında (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.); “Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim

Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyonalanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan

Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de

ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır.”, Beşinci fıkrasında (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.); “Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar, tescil harici alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanır. Bu yöntemlerle karşılanamaması hâlinde belediye veya valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanır.”, Yedinci fıkrasında (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.); “Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.”, Onuncu fıkrasında; Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. Onüçüncü fıkrasında (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.), “Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir., Onaltıncı fıkrasında (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.), “Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır.”; 7. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “İmar mevzuatı uygulanan veya özel parselasyon yapılan yerler” başlıklı 35 inci maddesinde, “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.” 8. 22/02/2020 tarihli ve 31047 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Arazi ve Arsa Düzenlemeleri

Hakkında Yönetmelik’in 8.1. “Umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerlerin oluşturulması” başlıklı 5. maddesinde, “(1) İmar planları ile umumi hizmet veya kamu hizmetleri kullanımı getirilen alanların öncelikle 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesine göre uygulama yapılarak, (Danıştay İDDK’nın 3/11/2022 tarihli ve YD İtiraz No.:2022/392 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare: bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre) DOP’tan oluşturulması esastır. (2) Ancak özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle İmar Kanununun 18 incimaddesine göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) Daha önce uygulama görmüş, ancak mevcut ya da sonradan yapılan imar planlarında umumi ya da kamu hizmet alanlarına denk gelen taşınmazlar ile uygulamada umumi hizmet veya kamu hizmet alanları toplamının yüzde kırk beşi (%45) aşması halinde, %45 kesildikten sonra aşan miktara karşılık gelen alanlar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında, ilgisine göre Hazine

veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak ya da satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir. (3) İlgisine göre trampayı yapacak idarece trampaya konu edilebilecek kamu mülkiyetindeki taşınmazların değerlemesi yapılarak ilgilisine tebligat yapılır. Taşınmaz sahipleriyle uzlaşma sağlanması halinde Kamulaştırma Kanunu kapsamında trampa işlemi gerçekleştirilir. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve

Kontrol Kanunu kapsamındaki kamu idarelerince yapılacak trampa işlemlerinde kullanılacak parseller, Milli Emlak Genel Müdürlüğünden talep edilir. Belediyeler ve diğer ilgili idarelerce verilen hizmetler kapsamında yapılacak trampa işlemlerinde kendi mülkiyetlerindeki taşınmazlar kullanılır. (4) İkinci fıkranın (b) bendine göre işlem tesis edilerek kamulaştırılması gereken taşınmazlar, 5 yıllık imar programı çerçevesinde kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre sorumlu idarenin kararı ile en fazla 1 yıl uzatılabilir. (5) Kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, ilgili idarece bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır.” 8.2. “Düzenleme sahalarının tespiti esasları” başlıklı 9 uncu maddesi; “(1) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında ise valilikler, il idare kurulu kararı ile 5 yıllık imar programlarına öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, imar planları ile getirilen tüm kullanım alanlarını hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tespit etmek ve kesinleşen uygulama imar planlarına göre parselasyon planlarını yaparak yeterli miktarda parseli oluşturmak mecburiyetindedir. (2) (Danıştay Altıncı Dairesinin 8/6/2021 tarihli ve E.:2020/5082 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan fıkra:10/7/2019 tarihinden sonra yapılan imar planlarında kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, 10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde; düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması esastır.)

8.3. “Düzenleme ortaklık payına ait esaslar” başlıklı 14. maddesinde, “(1) Düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan umumi ve kamu hizmet alanları için, İmar Kanununun 18 inci maddesine göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini (%45) geçemez. (2) (Danıştay İDDK’nın 3/11/2022 tarihli ve YD İtiraz

No.:2022/392 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare:Düzenleme ortaklık paylarının aşağıdaki öncelik sırasına göre alınması esastır): a) Yol, su yolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan.

b) İbadet yeri, karakol ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları,(Danıştay

İDDK’nın 3/11/2022 tarihli ve YD İtiraz No.:2022/392 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare:

kamuya ait kreş alanları). c) Pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları.

ç) Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları. d) Otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol. e)

(Danıştay İDDK’nın 3/11/2022 tarihli ve YD İtiraz No.:2022/392 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare:Kent meydanı, kent parkı, spor alanı). f) Belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı. g)

(Danıştay İDDK’nın 3/11/2022 tarihli ve YD İtiraz No.:2022/392 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare:Teknik altyapı alanı, kamuya ait trafo alanı). ğ) Rekreasyon alanı, mesire alanları ve özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan. h) Resmî kurum alanı. ı) (Danıştay İDDK’nın 3/11/2022 tarihli ve YD İtiraz No.:2022/392 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan ibare:Diğer umumi ve kamu hizmet alanları). i) Mezarlık, otogar alanı. …”

8.4. “Düzenleme ortaklık payını aşan umumi ve kamu hizmet alanlarının elde edilmesi” başlıklı 15.

maddesinde, “(1) Düzenleme sahasındaki umumi ve kamu hizmet alanları düzenleme ortaklık payından karşılanır. Ancak, düzenleme sahasında düzenleme ortaklık payına konu alanların yüzde kırk beşten (%45)

fazla olması durumunda, 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen öncelik sırasına göre düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra eksik kalan alan; düzenleme sahasındaki tescil harici alanlardan, belediye mülkiyetindeki alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan bedelsiz karşılanır. Bu alanların yetmemesi halinde kalan miktarın ya da bu yöntemle karşılanamaması halinde tamamının, 5 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen usullerle kamuya geçişi sağlanır. (2) Bu madde gereğince yapılacak kamulaştırmalardan; a) Yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı ve yeşil alan, pazar yeri, semt spor alanı ve şehir içi toplu taşıma istasyonları ve durakları, kent meydanı, kent parkı, belediye hizmet alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı, mesire alanları, otogar, mezarlık alanı ve belediyelerin hizmet verdiği diğer alanlar belediye mücavir alan sınırları içerisinde belediyesi, dışında il özel idaresi tarafından, b) Spor alanı, teknik altyapı alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, resmî kurum alanı gibi hem belediyenin hem de diğer kamu kurumlarının kullanımında olabilecek alanlar ise hizmeti verecek idare tarafından, c) Diğer alanlar imar planındaki kullanım amacına göre valilikçe (merkezi idareye bağlı valilik bünyesindeki taşra teşkilatları) veya imar planındaki kullanım amacına göre hizmeti vermekle yükümlü kamu kurumunca, kamulaştırılır …” 8.5. “Parselasyon planlarının yapımı ve dağıtım esasları” başlıklı 17.maddesinde, “(1) İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır: a) Düzenlemeye giren parsellerin tahsisi, uygulama sonucunda mümkün olduğunca düzenleme öncesi parselin bulunduğu yerden yapılır. Düzenlemeye alınan parsellerin imar planında umumi ve kamu hizmet alanlarına denk gelmesi halinde ise, diğer parsellerin bulunduğu yerden tahsisinin yapılmasından sonra, teknik zorunluluklar da dikkate alınarak en yakın ve tahsise uygun olabilecek imar parsellerine tahsisi sağlanır. …”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Kısmen Tavsiye Kısmen Ret

Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle, Mahallesi ada parsel ve ada parselde bulunan taşınmazların pay sahibi olduğunu, Gülşehir Belediye Başkanlığı tarafından taşınmazlarda yer alan ağaçların bir kısmının kesildiğini, gerekçe olarak yolun yaklaşık bir metre taşınmazın üzerinden geçtiği bilgisinin verildiğini, kamulaştırmasız el atma yöntemiyle yapılan yol ve kesim işleme ile ilgili bilgi ve belge talep ettiğini ancak karşılanmadığını iddia ederek ağaç kesim işleminde sorumluluğu bulunan ilgili personeller hakkında idari

soruşturma başlatılmasını ve kamulaştırmasız el atma yöntemi ile taşınmazdan geçirilen yolun kaldırılmasını talep etmektedir.

11. Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanunu ile yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun olarak gerçekleşmesi amaçlanmakta olup söz konusu amacın gerçekleşmesinde, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde, mekânsal planlardan (çevre düzeni planları ve imar planları) yararlanılmaktadır. İmar planları ile öngörülen düzenlemeler, ‘arsa ve arazi düzenlemesi/parselasyon planlarının hazırlanması’, ‘kamulaştırma’ ve ‘taşınmaz sahibinin isteği üzerine yapılan uygulamalar (ifraz ve tevhid)/parsel bazında imar uygulaması’ şeklinde tanımlanan üç yöntemle hayata geçirilmektedir.

12. İmar uygulamalarıyla bir taraftan imara uygun konut alanlarının oluşturulması amaçlanırken, diğer taraftan düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi için ayrılmaktadır. Böylelikle imar uygulamaları ile mevcut mülkiyet, imar planında tanımlanan imar fonksiyonuna uygun olarak yeniden şekillendirilmekte ve tapuya tescil edilerek yeni mülkiyet yapısı oluşturulmaktadır.

13. İmar planının bir bütün olarak uygulanmasını sağlayan yönteme ve imar uygulamasına ilişkin ana kurallara 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesinde yer verilmekle, ayrıntılı düzenlemelere ise “Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik” hükümlerinde yer verilmektedir.

14. Buna göre imar planları ile umumi hizmet veya kamu hizmetleri kullanımı getirilen alanların öncelikle

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre uygulama yapılarak, DOP’tan oluşturulması esas olup

İmar Kanununun 18. maddesine göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini (%45) geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan düzenlemeye giren parsellerin tahsisi yapılırken, uygulama sonucunda mümkün olduğunca düzenleme öncesi parselin bulunduğu yerden yapılması, düzenlemeye alınan parsellerin imar planında umumi ve kamu hizmet alanlarına denk gelmesi halinde ise, diğer parsellerin bulunduğu yerden tahsisinin yapılmasından sonra, teknik zorunluluklar da dikkate alınarak en yakın ve tahsise uygun olabilecek imar parsellerine tahsisinin sağlanması gerekmektedir. Düzenleme sahasında düzenleme ortaklık payına konu alanların yüzde kırk beşten (%45) fazla olması durumunda ise düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra eksik kalan alan; öncelikle düzenleme sahasındaki tescil harici alanlardan, belediye mülkiyetindeki alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da hazine mülkiyetindeki taşınmazlardan bedelsiz karşılanacak olup bu alanların yetmemesi halinde kalan miktarın ya da bu yöntemle karşılanamaması halinde tamamının, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu kapsamında, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak ya da satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği kural altına alınmıştır.

15. Bir başka anlatımla, idarenin imar planı ve uygulaması nedeniyle kamulaştırma yapma yükümlülüğü ancak düzenleme sahasında düzenleme ortaklık payına konu alanların yüzde kırk beşten (%45) fazla olması

durumunda ortaya çıkmakta olup bu husus 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” başlıklı 13. maddesinde de, “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.” şeklinde ifade bulmuştur. “Kamulaştırma”, “düzenleme ortaklık payı ayrılması” gibi usuller özel mülkiyetteki umumi hizmet alanlarının tesisinde başvurulacak yöntemlerden olup bu hallerde malik taşınmazın karşılığını ya kamulaştırma bedeli, tazminat ya da geri kalan taşınmazlarının değer artışı yoluyla elde etmektedir. Nitekim bu husus Kanun’un 18. maddesinin ikinci fıkrasında, “Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir.”, şeklinde ifade bulmuştur.

16. Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, başvuruya konu Nevşehir ili, ilçesi Mahallesi ada parsel ve ada parsellerin bulunduğu alanın imar planında

“Konut Alanı” içinde kaldığı, “Ayrık Nizam 2 Kat” yapılaşma müsaadesinin bulunduğu ve taşınmazın bir kısmının yola isabet ettiği anlaşılmıştır.

17. Yukarıdan bu yana yer verilen ilgili mevzuat hükümleri 16 numaralı paragrafta yer verilen somut olaya ilişkin yapılan tespitler ışığında incelendiğinde, söz konusu alanın imar planlanın bulunduğu, ancak söz konusu alanla ilgili olarak İmar Kanununun 18 inci maddesi çerçevesinde parselasyon planlarının yapılmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla başvuranın mağduriyetinin kamulaştırmasız el atma işleminden kaynaklanmadığı, bilakis imar sürecinden tamamlanmamasından kaynaklandığı görülmektedir.

18. Bilindiği üzere; belediye meclislerince hazırlanan nazım ve uygulama imar planları sonrasında, yasal düzenlemelere ve imar planlarına uygun olan yapılaşmayı mümkün kılmak ve genel hizmet alanlarının kamunun eline geçişini sağlamak amacıyla düzenlenen, kesin durumu gösteren ve tapu kütüğüne yazım işlemlerine taban oluşturan, encümence karara bağlanmış planlara parselasyon planları denilmektedir.

Tanımdan da anlaşılacağı üzere yapılaşmanın mümkün hale gelmesi ve özel mülkiyet üzerinde bulunan alanların yol, park ve okul gibi ortak kullanım alanlarına dönüştürülmesi ancak parselasyon planlarıyla mümkün olmaktadır. Aksi durumda parsel bazlı uygulamaların, ada içerisindeki malikler açısından haksız kazanç ve kayıplara neden olacağı, mülk sahipleri arasında adaletin sağlanamayacağı açıktır. Dolayısıyla planlı alan üzerinde bulunan söz konusu taşınmazla ilgili olarak, İmar Kanununun 18 inci maddesi çerçevesinde uygulamanın yapılması sonrasında başvuranın taşınmazı üzerinde geçen yolun tam konumu ve düzenleme ortaklı payı kesintisi sonrasında nasıl bir durumun ortaya çıkacağının tespit edilmesi ve bu yeni duruma göre taşınmazının kamulaştırılmasının ya da trampa yapılmasının gerekip gerekmeyeceğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

19. Başvuranın ikinci talebi olan; taşınmazından geçen yola ilişkin bilgi ve belge talebinin anılan İdare tarafından olumlu veya olumsuz bir cevap verilmediği, bunun yanında bilgi belge talep yazımıza verilen cevabi yazıda da konu hakkında bir değerlendirmeye yer vermediği görülmüştür. Başvuranın söz konusu talebi hakkında idarenin bir değerlendirme yapmaması ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapılan başvuruya cevap verilmemesinin hukuka uygun olmadığı tespit edilmiştir.

20. Diğer yandan başvuranın üçüncü talebi, yol güvenliğini tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle taşınmazında bulunan ağacın kesilmesi işlemiyle ilgili olarak sorumluluğu bulunan personel hakkında idari soruşturma başlatılmasıdır.

21. Bu bağlamda öncelikle yapılan işlemin idari bir eylemden mi yoksa haksız fiilden mi kaynaklandığı tespit edilmeli, buna göre uygulanması gereken mevzuat belirlenmelidir. Bu bağlamda bakıldığında, davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde bulunan meyve ağaçlarının davalı belediye tarafından kesilip tahrip edildiğinden bahisle, meydana geldiği belirtilen zararın davalı belediyeden tazmini istemiyle açılan davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden bahisle Uyuşmazlık Mahkemesinde görülen bir davada; davalı idarece verilmiş bir kesim kararı olmamasına ve dahi herhangi bir plan, proje kapsamında yol yapım çalışmasının da bulunmamasına karşın, davacının maliki olduğu taşınmazdaki ağaçların idarece kesiminin yapıldığı, her ne kadar davalı idarenin söz konusu eylemi 5393 sayılı Kanun ve Muş Belediyesi

Zabıta İç Hizmet Yönergesi “Uygulamalar” başlıklı 4. bölümünde yer alan 58 inci madde ‘’Mülkiyet sahipleri bahçe ve arsalarında meydan, cadde ve sokaklara araçlara toplu taşım vasıtalarına ve vatandaşlara zarar vermeyecek şekilde ağaç dallarını budamak zorundadırlar.’’ hükmüne dayandırsa da ağaçların kesimi konusunda herhangi bir idari işlem başlatmadığı, ağaçların kesiminden sonra 20.07.2012 tarihinde tutanak tanzim ettiği ifade edilerek bu haliyle uyuşmazlığın bir idari eylemden değil, haksız fiilden kaynaklandığı ve böylece uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görev alanına girdiği ifade edilmiştir (E.

2014/990, K. 2014/1034, T. 17.11.2014). Somut olayda da Belediye tarafından ağaç kesim kararı alınmamış olup bahsi geçen dut ağacı bir yol çalışması kapsamında da kesilmemiştir. Ağaç kesildikten sonra sadece ilgililerce tutanak tanzim edilmiştir.

22. Bu tespit kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 49 uncu madde hükmüne göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Mezkur Kanun’un

50 inci maddesine göre zarar gördüğünü iddia eden kişi, bu zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü

altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 737 hükmüne göre ise herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Bitkilere ilişkin taşınmaz mülkiyeti kısıtlaması ise TMK madde 740’ta yer almaktadır. Buna göre, taşkın bitki gövdesi bir arazide bulunan bitkinin dallarının veya köklerinin yatay sınırı aşarak komşu araziye taşmasını ifade eder. Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir. Kanunda geçen “zarar veren” ifadesinden hareketle, zarar vermeyen dal ve köklere komşunun katlanma yükümlülüğü olduğu söylenebilir. Ancak zarar söz konusu ise bu durumda komşu, dal ve kökleri keserek kendi mülkiyetine geçirebilecektir. Zarar, taşınmazın kullanılmasını veya iyileştirilmesini zorlaştıran ya da engelleyen her türlü durumdur (Selahattin S.

TEKİNAY, Taşınmaz Mülkiyetinin Takyitleri, Filiz, İstanbul, 1988, s. 84).

23. Bununla beraber taşkınlık arz eden dallar veya kökler sebebiyle zarara uğrayan komşu malik, taşkınlığın kaldırılması için ağaç malikine uygun bir süre vermelidir (,Aydın ZEVKLİLER, “Komşuluk Hukukunda

Taşkın Bitki ve Ağaçlar”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2(2), 1984, s.113-131.). Diğer ifadeyle komşu malik, ağaç malikinden taşkınlığın uygun bir süre içerisinde kaldırılmasını istemelidir.

Taşkınlığın kaldırılması için ağaç malikine yapılacak olan süre bildirimi herhangi bir şekle tabi değildir.

Dolayısıyla sözlü ya da yazılı şekilde ihtarda bulunulabilir. Her halükarda, taşkın dal ve köklerin kesilmediği takdirde bizzat kendisi tarafından kesileceğinin açık bir biçimde bildirilmesi gerekmektedir (Numan TEKELLİOĞLU, “Komşuluk Hukuku bakımından taşkın bitkiler”, İnönü Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Dergisi, 12(2), 2021, s. 627.).

24. Yapılan incelemede gönderilen fotoğraflardan başvuranın taşınmazında bulunan ağacın yola taştığı, araç sürücülerinin görüş açısını engellediği ve yaya yolunu kapattığı anlaşılmaktadır. Kesim işlemi tamamlandıktan sonra çekilen fotoğrafta ise yol görüşünün açıldığı, trafik için güvenli hale geldiği görülmektedir. Başvuran tarafından dosya kapsamına zararını ve zarar verenin kusurunu ispat edici herhangi bir belge sunamadığı, bununla beraber her ne kadar ağaç kesim işleminden haberi olmadığı iddia edilse de yukarıda da ifade edildiği üzere bu uyarının şekle tabi olmadığı ve hem muhtar hem de zabıta yetkilileri tarafından kendisine şifahen bilgi verildiği, zaten kamu hizmetine ayrılmış bir alana taşan ağacını kamu güvenliği açısından budaması gerektiği ancak bunu yükümlülüğünü yerine getirmediği, dolayısıyla

TMK 740 ıncı madde hükmü kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokarak ve yaya yolunu da engelleyerek bir zarara sebebiyet verdiği, bunun üzerine belediye tarafından budama işleminin yapıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla idarenin eylemi haksız fiil olarak nitelendirilmemiş olup başvuranın taşınmazında bulunan ağacın kesilmesi işlemiyle ilgili olarak sorumluluğu bulunan personel hakkında idari soruşturma başlatılması talebinin reddedilmesi gerekmektedir.

25. Bu çerçevede, mevcut bilgi ve belgeler, idarelerin konuya ilişkin açıklamaları ve ilgili mevzuat ışığında talep değerlendirildiğinde, imar planlarında başvuruya konu taşınmazın bir kısmından yol geçtiği, İdarece taşınmazın bulunduğu alana yönelik olarak İmar Kanununun 18.maddesi çerçevesinde uygulama yapılmadığı, söz konusu belirsizliğin devam etmesi durumunda parselasyon planı yapılmaması ve düzenleme ortaklık payının ayrılamaması nedeniyle doğacak her türlü kamulaştırma külfetinden belediyelerin sorumlu olacağı da dikkate alındığında, söz konusu taşınmazın bulunduğu alanla ilgili olarak 18. madde uygulaması yapılmamasının, hukuk ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 26. Şikayet başvurusunda konu edilen taşınmazda bulunan ağacın budanması hakkında yapılan incelemede; söz konu taşınmazın yanından geçen yolun trafik güvenliği için mevcut ağacın budanması gerekli olduğu; bölgede ikamet eden vatandaşların şikayetinin olması sonucu muhtar tarafından başvuru yapılmasından ve şikayet dosyasının ekinde bulunan fotoğraflardan anlaşılmaktadır. Buradan hareketle trafik güvenliğinin sağlanması ve oluşacak kazaların engellenmesi için anılan İdare tarafından ağacın budanmasında kamu yararının bulunduğu açıktır. Ancak budama işlemi öncesi taşınmazın sahiplerine İdare tarından resmi yazı ile gerekli bilginin verilmesi, öncelikle kendilerinde budama işleminin yapılmasının istenmesi aksi

durumda gerekli olan budama işleminin İdare tarafından yapılacağının bildirilmesi gerektiği, şikayet dosyasında başvurana bu bildirimin yapılmadığının anlaşıldığı, buradan hareketle söz konusu uygulamanın iyi yönetim ilkelerinden “nezaket”, “hesap verilebilirlik” ve “şeffaflık” ilkelerine uygun olmadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonraki benzer durumlarda yapacağı işlemlerde ve uygulamalarda iyi yönetim ilkelerine uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

27. 14/14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı görevli-yetkili yargı mercileri nezdinde yargı yolu açıktır.

V. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE; Başvuranın söz konusu taşınmazdan geçen yolun kaldırılması ve taşınmazında bulunan ağacın kesilmesi işlemiyle ilgili olarak sorumluluğu bulunan personel hakkında idari soruşturma başlatılması talebinin

REDDİNE,

Başvuranın taşınmazının bulunduğu yerle ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu 18 inci madde uygulamasının ivedilikle yapılması ve söz konusu taşınmazdan geçen yola ilişkin bilgi ve belge talebi başvurusu hakkında değerlendirme yapılarak başvurana cevap verilmesi hususlarında GÜLŞEHİR

BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Gülşehir Belediye Başkanlığınca bu

karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve GÜLŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/