|
ÖZET: Başvuran, Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi’nde bulunan parsel no.lu taşınmazının Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işgal edildiğini ve mahkeme kararının kendisi lehine sonuçlandığını belirterek, tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 23 Temmuz 2018 tarihinde yapılmış olup, başvuranın iddiaları, ilgili idarenin açıklamaları ve mevcut mevzuat çerçevesinde değerlendirilmiştir. İdare, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmediğini ve başvuranın herhangi bir icra takibi başlatmadığını ifade etmiştir.
Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuranın taşınmazı üzerindeki kamulaştırmasız el atma nedeniyle 2013 yılında tazminat alacağına hükmetmiş, bu karar Yargıtay tarafından onaylanmıştır. Ancak, başvuran ile idare arasında 2017 yılında imzalanan uzlaşma tutanağının sehven yapıldığı belirtilmiştir. İdare, mahkeme kararına uygun olarak başvuranın alacağının ödenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Sonuç olarak, başvuranın mahkeme kararına dayanan alacağının ivedilikle ödenmesine ve benzer hatalı uygulamaların önlenmesi için gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmiştir. İdarenin, başvuranın taleplerine uygun hareket etmesi ve yargı kararlarını uygulaması gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 973-973 |sayi|94019529-101.07.06-E.94019529-101.07.06-E.
BAŞVURU NO : 2018/9426 2018/ 9426
KARAR TARİHİ : 14/01/2019 |tarih|
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI , TCKN :
Adres :
BAŞVURU VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Köyünde bulunan parsel no.lu taşınmazına ilişkin mağduriyetinin giderilmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 23/07/2018 23.7.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan 16/ 05/ 2018 tarihli dilekçesinde, Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Köyünde bulunan no.lu parselin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işgal edildiğini, mahkemenin lehlerine sonuçlandığını belirterek mahkeme kararında hükmedilen bedelin farkıyla birlikte tarafına ödenmesini, 23/ 07/ 2018 tarihli dilekçesinde ise Eskişehir İli
Sivrihisar İlçesi Köyünde bulunan parsel no.lu taşınmazına ilişin mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 09/ 10/ 2018 tarihli ve E. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden
Karayolları 4. Bölge Müdürlüğünün 22/ 10/ 2018 tarihli ve E. sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin E . / K. / sayılı kararı kapsamında hükme bağlanan tazminat alacağı ile ilgili herhangi bir icra takibinin başlatılmamış olduğu, ayrıca başvuranın mahkeme kararında belirtilen bedelin kendi adına ödenmesi yönünde herhangi bir başvurusu
.
1 / 92.2. Başvuranın, Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu kamulaştırmasız el atma
nedeniyle tazminat davasının 2013 yılında karara bağlandığı, 2014 yılında kararın Yargıtay tarafından onandığı, ancak Yargıtay onama ilamının taraflarına 01/ 10/ 2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu kapsamda kararın 16/ 10/ 2018 tarihinde kesinleştiği, 2.3. Bu süreçte söz konusu davanın gözden kaçırıldığı ve sehven başvuran ile uzlaşma tutanağı imzalandığı, 19/ 04/ 2018 tarihli ve yevmiye no.lu işlem ile adına kayıtlı hisselerin İdare adına tescil edildiği, sehven düzenlenmiş olan uzlaşma tutanağı ile kamulaştırma/tescil işlemlerinin ilgili Sivrihisar Tapu Müdürlüğünce iptal edilmesinin yazı ile talep edildiği, 2.4. Başvuran ile İdare arasında Köyü parsel no.lu taşınmazın tescilini ve bedel ödenmesini içeren uzlaşma tutanağı sonucu oluşan kamulaştırma bedelinin ve aynı parsel no.lu taşınmazda Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin E . / K. / sayılı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası sonucunda hükmedilen bedelin ödenmesinin mükerrer ödeme oluşturacağı, bu nedenle kamu zararına sebebiyet vereceği, 2.5. Başvuranın, Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hükmedilen alacağı ile ilgili talebini içerir başvuru yapması ya da söz konusu davaya ilişkin alacağı icra takibine aldırması gerektiği, sehven yapılmış olan uzlaşma tutanaklarının iptal edildiği, bu kapsamda herhangi bir ödeme yapılmasının söz konusu olmadığı ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir .
4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde;
“mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir .
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir .
6. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 6.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir .”, 6.2. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir . Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir . Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz .”,
2 / 96.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir .
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz .”, 6.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”, 6.5. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “( 1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ( 2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .”, 8. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1027 nci maddesinde; “İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir .
Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de olabilir . …”, 9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında;
“Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur . Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez . …”, 10. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun, 10.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler . …”, 10.2. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İdareler, kanunlarla ve
.
3 / 9Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya
teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini … ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler . …”, 10.3. “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlıklı geçici
6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında; “Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde
uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma
Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır . Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir . Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır . Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir . İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir . …” düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Başvuranın iddiaları, İdarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, 16/ 05/ 2018 tarihli dilekçesinde, Eskişehir İli
Sivrihisar İlçesi Köyünde bulunan no.lu parselin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işgal edildiğini, mahkemenin lehlerine sonuçlandığını belirterek mahkeme kararında hükmedilen bedelin farkıyla birlikte tarafına ödenmesini, 23/ 07/ 2018 tarihli dilekçesinde ise Eskişehir İli
Sivrihisar İlçesi Köyünde bulunan parsel no.lu taşınmazına ilişkin mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .
13. Başvuranın, 23/ 11/ 2011 tarihinde Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Köyü, parsel no.lu taşınmazın bir kısmına Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle el atıldığı, yol yapımı nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer kaybının el atma tarihinden itibaren faiziyle birlikle tahsili için mahkemeye başvurduğu, Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/ 03/ 2013 tarihli ve E . / K. / sayılı kararı ile, “… Kamulaştırmasız el atmadan doğan 8.782,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu Eskişehir İli, Sivrihisar
4 / 9İlçesi, Köyünde kain parsel sayılı taşınmazın … raporlarında gösterdikleri ve kırmızı renk
ile boyadıkları kamulaştırma planında gösterilen 4462.35 metrekarelik kısmın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile TMK’nın 999. maddesi gereğince yol olarak tapudan terkinine …” hükmedildiği görülmüştür . Sonrasında, Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına ilişkin temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/ 09/ 2014 tarihinde “… Dava konusu taşınmazın tapu kaydında mevcut bulunan haciz şerhinin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmaması doğru değil ise de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1. paragrafının sonuna “tapu kaydında mevcut olan haciz şerhinin tespit edilen kamulaştırmasız el atma bedeline yansıtılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle 6100 sayılı HMK’ya 6217 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde gözetilerek
HUMK’nun 438. maddesi uyarınca hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile onanmasına” karar verildiği, ilgili mahkeme kararının, 01/ 10/ 2018 tarihinde ilgili İdareye tebliğ edildiği ve 16/ 10/ 2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır .
14. Ancak, başvuran ile ilgili İdare arasında Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Köyü, parsel no.lu taşınmazın 4471,47 metrekarelik bölümüne ilişkin 28/ 09/ 2017 tarihinde 59.515,26 TL bedel ile uzlaşma tutanağı imzalandığı, söz konusu uzlaşma tutanağına istinaden 19/ 04/ 2018 tarihinde taşınmazın “uzlaşma/anlaşma tutanağı ile kamulaştırma işleminden” edinme sebebi ile Karayolları
Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği görülmüştür .
15. Bu bağlamda , ilgili İdare tarafından başvuruya konu taşınmaza ilişkin düzenlenen uzlaşma tutanağının sehven imzalandığının belirtildiği, 19/ 10/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile Sivrihisar
Tapu Müdürlüğünden işlemin iptalinin talep edildiği, Sivrihisar Tapu Müdürlüğünün 26/ 10/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, “… Tapu Sicil Tüzüğünde taşınmaz üzerinde ayni hakkın tesciline yönelik işlemlerde hak sahibi tarafından yazılı istemi olmadıkça herhangi bir işlem yapılamayacağı, düzeltme işleminin ise yine tarafların müşterek imzası ile veya mahkeme kararıyla düzeltilebileceği düzenlenmiştir . Yine Tapu Sicilinin prensipleri arasında bulunan illiyet ilkesine bağlılık olup tescilin kanunda düzenlenen hallerden biri ile tarafların iradesine göre işlem yapılabileceği hususu bildirilmiştir . Bu nedenle mahkeme kararıyla ve Kurumunuz temsilcisiyle adına tescili istenen kişinin birlikte Müdürlüğümüze işlem talebinde bulunarak düzeltme yapılabileceğini, Müdürlüğümüzce resen işlem iptali yoluyla düzeltme yapılamayacağı …” açıklamalarında bulunulmuştur .
16. Kamulaştırmasız el atma yerleşik içtihatlarda; kamulaştırma yapmaya yetkili devlet, kamu tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması halinde adlarına kamulaştırma yapılacak gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu gücünü kullanarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın, bir kimsenin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malına sahiplenme kastı ile ve fiilen ya da hukuken mal sahibinin tasarruf hakkını engellemesi olarak değerlendirilmiştir . (Anayasa Mahkemesinin 13/ 11/ 2014 tarihli ve E . 2013/ 95, K. 2014/ 176 sayılı
Kararı ile 10/ 04/ 2003 tarihli ve E .2002/ 112, K.2003/ 33 sayılı Kararı; Yargıtay Hukuk Genel
Kurulunun 15/ 10/ 2004 tarihli ve E .2004/ 5561, K.2004/ 717 sayılı Kararı) .
17. Anayasa Mahkemesinin 14/ 01/ 2010 tarihli ve E.2009/ 27, K .2010/ 9 sayılı kararında;
“Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden 9gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır . Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır .” ifadeleri kullanılmıştır .
18. Yine Anayasa Mahkemesinin 03/ 04/ 2014 tarihli ve 2013/ 711 sayılı bireysel başvuru kararında; başvurucular, taşınmazlarına Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, açtıkları davalar sonunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini ve taşınmazın değerinin artması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir . Başvuru mahkemece adil yargılanma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali olmak üzere iki kısımda incelenmiştir . Bu kapsamda “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir . Ayrıca, Devletin bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmiştir . Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise, mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir . Bu açıklamaların ardından Anayasa Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu, alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir .
19. Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur . Dolayısıyla, İdarenin mahkeme kararlarını uygulaması Anayasal ve kanuni bir zorunluluktur . İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir . Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan “hak arama hürriyeti” nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte , ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını sağlayan unsur olarak nitelendirmektedir .
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine bakıldığında AİHM kararları ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir . Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir . Anayasamızın 35 inci maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir .
Nitekim 14. paragrafta yer verilen Yüksek Mahkemenin kararında “AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır .
.
6 / 921. Dosya kapsamında, Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Köyü, parsel no.lu taşınmazın bir
kısmına Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle el atıldığı, taşınmazla ilgili herhangi bir kamulaştırma yapılmadığı gerekçesiyle başvuran tarafından 23/ 12/ 2011 tarihinde dava açıldığı, Sivrihisar Asliye Hukuk
Mahkemesinin 29/ 03/ 2013 tarihli ve E . kararında 8.782,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile ödenmesine hükmedildiği, ayrıca davacı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verildiği, söz konusu kararın
Yargıtay tarafından 25/ 09/ 2014 tarihinde onandığı, ancak kararın ilgili İdareye 01/ 10/ 2018 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ işlemindeki gecikmeden dolayı kararın 16/ 10/ 2018 tarihinde kesinleştiği, başvuran tarafından söz konusu kararın gereği olarak bedelin ödenmesine ilişkin herhangi bir başvuruda bulunulmadığı ve icra yoluna da başvurulmadığı görülmüştür .
22. Karayolları Genel Müdürlüğü ile başvuran arasında Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Köyünde bulunan no.lu parselin 4471,47 metrekarelik kısmına ilişkin 28/ 09/ 2017 tarihinde 59.515,26 TL bedel ile uzlaşma tutanağı imzalanmıştır . Ancak, söz konusu parselin Sivrihisar Asliye
Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu hususunun sehven gözden kaçırıldığı ilgili İdare tarafından belirtilmiştir . Danıştay 8. Dairesinin 27/ 09/ 2004 tarihli ve E . 2004/ 1570, K. 2004/ 3441 sayılı kararında, “… Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1 günlü, E :1968 / 8, K:1 / 14 günlü kararında; idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine idare edilenin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebep olmuşsa veyahut geri alınan idari tasarruf yok denilebilecek bir illetle malülse yahut idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden sözetmeye olanak bulunmadığı ve bu nedenle de idarenin yokluk, açık hata, ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın işlemin geri alınabileceği kabul edilmiştir . …” ifadelerine yer verilmiştir . Bu bağlamda, ilgili
İdarenin başvuruya konu taşınmaza ilişkin uzlaşma tutanağı imzalamış olmasında açık hatasının mevcut olduğu, mahkeme kararının kesinleşmesinin hemen ardından Sivrihisar Tapu Müdürlüğüne işlemin iptali için talepte bulunulduğu, ancak tapu kayıtlarında resen işlem iptali yoluyla düzeltme yapılamayacağından talebin reddedildiği, dolayısıyla uzlaşma tutanağında belirlenen tutarın başvurana ödenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır .
23. Her ne kadar Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü ile başvuran arasında 59.515,26 TL bedel ile uzlaşma tutanağı imzalanıp ve söz konusu uzlaşma tutanağına istinaden 19/ 04/ 2018 tarihinde taşınmaz “uzlaşma/anlaşma tutanağı ile kamulaştırma işleminden” edinme sebebi ile İdare adına tescil edilmiş olsa da işlemin sehven yapıldığı görülmektedir . Ancak, Sivrihisar Asliye Hukuk
Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından onandığı tarihten yaklaşık 3 yıl sonrasında uzlaşma tutanağı düzenlenmesinde, taşınmaza ilişkin verilen mahkeme kararından hem ilgili İdarenin hem de başvuranın haberdar olduğu dikkate alındığında, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından başvuran ile uzlaşma tutanağı imzalanmasının hatalı bir uygulamaya sebebiyet verdiğinin ve sonrasında da mahkeme sürecinin takip edilmemesinin başvuranın zaman kaybetmesine neden olduğunun kabulü gerektiği değerlendirilmiş olup, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatın başvurana ivedilikle ödenmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır .
24. Yukarıdan beri anlatılan hususlar, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Eskişehir İli, Sivrihisar İlçesi, Köyü, parsel no.lu taşınmazın 4471,47 metrekarelik kısmına Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından el atıldığı, herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadığı gerekçesiyle başvuran tarafından 23/ 12/ 2011 tarihinde dava
.
7 / 9açıldığı, mahkeme tarafından 8.782,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile
davacıya ödenmesine hükmedildiği, ayrıca davacı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay tarafından 25/ 09/ 2014 tarihinde onandığı, ancak kararın ilgili İdareye 01/ 10/ 2018 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ işlemindeki gecikmeden dolayı kararın 16/ 10/ 2018 tarihinde kesinleştiği, bu süreçte ilgili İdare ile başvuran arasında 28/ 09/ 2017 tarihinde 59.515,26 TL bedel ile uzlaşma tutanağı düzenlendiği , ancak uzlaşma tutanağının sehven yapıldığı dikkate alındığında tutanakta belirlenen bedelin ödenmesinin mümkün olmadığı, öte yandan ilgili İdare ile başvuran arasında mahkeme tarafından karara bağlanmış taşınmaza ilişkin uzlaşma tutanağı imzalanmasının hatalı bir uygulamaya sebebiyet verdiği ve sonrasında da mahkeme sürecinin takip edilmemesinin başvuranın zaman kaybetmesine neden olduğu, dolayısıyla kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatın başvurana ivedilikle ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği ancak İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Eskişehir İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvuranın kesinleşen mahkeme ilamına göre alacağının tamamının ivedilikle ödenmesi ve benzer hatalı uygulamalara sebebiyet verilmemesi adına gerekli çalışmaların yapılması hususunda
Karayolları Genel Müdürlüğüne TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Başvuranın Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü ile 28/ 09/ 2017 tarihinde imzaladığı uzlaşma tutanağında belirlenen bedelin ödenmesi talebinin REDDİNE,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Karayolları Genel Müdürlüğünce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
.
8 / 9Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
.