ÖZET: Başvuru, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından müvekkili Turan Güneş’e ait taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle açılan tazminat davasının sonuçlanması ve mahkeme kararının icra edilmesi talebini içermektedir. Şikayetçi vekili, mahkeme kararının kesinleşmesine rağmen, idarenin ödemede bulunmadığını ve bu durumun müvekkilini mağdur ettiğini belirtmektedir. İdare, kamu malı haciz edilemediği gerekçesiyle ödeme yapmadığını ifade etmekte, ancak ödenek yetersizliği nedeniyle bu durumun gerçekleşmediğini savunmaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nden bilgi talep etmiştir. İdare, mahkeme kararının 2018 yılında kesinleştiğini, tazminat bedelinin ödenmesi için gerekli ödeneğin talep edildiğini, ancak her yıl ödenek verilmediği için ödeme yapılamadığını açıklamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, mülkiyet hakkının temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak, idarenin mahkeme kararına uyması gerektiği ve yargı kararlarının uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne, mahkeme ilamına dayanan tazminat bedelinin ve yasal faizinin en kısa sürede ödenmesi hususunda tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi ve 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi zorunludur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/8747-S.21.14093

BAŞVURU NO : 2020/102971

KARAR TARİHİ : 10/06/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamulaştırmasız el atma nedeni ile açılmış olan tazminat davası neticesinde verilen mahkeme kararının ve ilamlı icra takibinin gereğinin yerine getirilerek, hükmolunan bedelin ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 21/12/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza adına şikâyet başvurusunda bulunan şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde özetle, müvekkili Turan Güneş’e ait İstanbul İli, Avcılar İlçesi Firüzköy mevkiinde kain ve tapunun pafta parsel sayısında kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmaza İstanbul Üniversitesi

Rektörlüğü tarafından fiilen el atılmasından dolayı Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde

“kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davası” açılmış olduğunu, söz konusu davanın Esas, Karar sayılı kararın tüm yargı yolları tüketilmek suretiyle kesinleşmiş olduğunu, mahkeme kararının Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü’nün sayılı(2018/10206 Esas –eski numara) ilamlı takip dosyası ile 2018 yılı içerisinde ilamlı takibe konu edildiğini, buna rağmen şikâyet edilen idare tarafından hiçbir ödemede bulunulmadığını, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nün kamu idaresi olması nedeniyle haciz işlemi gerçekleştirilemediğini, idarenin de bu nedenle ödeme yapmaması nedeniyle

/

müvekkilinin mağdur olduğunu, defalarca yazılı ve sözlü olarak idareye başvuruda bulunulmasına rağmen, ödenek olmadığı gerekçesiyle talebinin yerine getirilmediğini ifade ederek, mahkeme kararının ve ilamlı icra takibinin gereğinin yerine getirilerek, hükmolunan bedelin tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 26/03/2021 tarih ve sayılı yazı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Genel Sekreterliği tarafından gönderilen 12/04/2021 tarih, sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Üniversitemiz aleyhine açılan davanın mahkeme kararı 11.09.2018 tarihinde kesinleşmiştir.

2.2. Kesinleşen mahkeme kararı ve icra muhtırası ile talep edilen tazminat bedeli yıllara sari olarak güncel bedel üzerinden 2014, 2015, 2016, 2017 ve izleyen yıllarda Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararı gereği 7/k bendine istinaden ödenek talep edilmektedir. Aktarılan ödenekler dâhilinde mahkeme kararı ve güncel icra muhtırası gereğince talep edilen tazminat bedeline ilişkin gecikme bedelinin (faiz) ivedilikle kapatılması ve mevcut ödenek içerisindeki kalan kısımların ödenmesinin sağlanması işlemleri sürdürülmektedir.

2.3. Haciz işleminin gerçekleştirilemediği bunu da İdaremizin avantaj olarak değerlendirilip herhangi bir ödemenin yapmadığı beyanı mesnetsizdir. Kaldı ki kamu mallarının haczedilemediği 5018 sayılı kanun ve

2004 sayılı İcra İflas hukukunda ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ancak beyan edildiği gibi İdaremiz talep

edilen ödemeyi yapmamak için bu durumu avantaj olarak kullanmamaktadır. Her yıl icra müdürlüklerinin güncel bedel üzerinden oluşan bedelleri ilgili Bakanlıktan talep edilmekte ancak ödenek verilmediğinden ödemeler yapılamamaktadır.”

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye

Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk

Devletidir”, 3.1. “Yürütme yetkisi ve görevi” kenar başlıklı 8. maddesinde; “Yürütme yetkisi ve görevi,

Cumhurbaşkanı (…) tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.”,

3.2 “II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler,

özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

3.3 “IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesinde; “Savaş,

seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir”, /

3.4 “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar

kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.5 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.6 “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde; “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği

hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.”,

3.7 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.8 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. Maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”,

3.9 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek Protokol No. 1’in “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1.

maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”, 6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. ”, 7. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun;

7.1 “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “…Özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk

tüzelkişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da, bu Kanun hükümleri uygulanır.”,

7.2 “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde; “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde

bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler… İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.”,

7.3 “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10.

maddesinde; “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. …”

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8.Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran temsilci, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ve mahkeme kararı ile kesinleşmiş bulunan alacağının İstanbul Üniversitesi’nce ödenerek, mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.

10. Mülkiyet hakkının her şeyden öte öncelikli olarak bir insan hakkı olduğu, sadece bir eşya hukuku meselesi olarak değerlendirilemeyeceği, yadsınamaz bir gerçektir. (GEMALMAZ, Burak, “Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi Açısından Mülkiyet Hakkının Sınırlanmasında Adil Denge İlkesi”, İstanbul

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 69, Sayı 1, Y. 2011, s. 650) Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması esnasında uyulması gereken genel ilkeler Anayasanın 13 üncü maddesi ile teminat altına alınmış bulunmaktadır. Bu doğrultuda, Anayasanın 35 inci maddesinde temel bir insan hakkı olarak değerlendirilen mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2017/6399 Başvuru Numaralı ve 16/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

11. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiş olup, söz konusu uluslararası metne uygun bir biçimde Anayasanın

35 inci maddesinde de, herkesin sahip olduğu mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile kanunla

sınırlanabileceği öngörülmüş iken, Anayasanın 13 üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel hüküm getirilmiş, buna göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, Anayasanın 15 inci maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin mümkün olduğu olağanüstü hallerde dahi milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmemesi ve kısıtlamanın

durumun gerektirdiği ölçüde olması zorunluğunun öngörüldüğü görülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği

Kurumu’nun 2017/6341 Başvuru Numaralı ve 14/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

12. Anayasanın 46 ncı maddesine göre, kamulaştırma, Devlet ve kamu tüzelkişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılığını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz bir malın tamamına veya bir kısmına, kanunda gösterilen esas ve usullere göre zorla el atması işlemidir.

Kamulaştırmasız el atma ise, Anayasa Mahkemesinin 2013/9381 Başvuru No’lu ve 03.03.2016 tarihli

Bireysel Başvuruya İlişkin Kararında belirtildiği üzere, kamulaştırma yapmaya yetkili olan Devlet, kamu tüzelkişileri, kamu kurumları ve kamu yararı bulunması halinde yararlarına kamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından, Anayasanın 46 ncı maddesi ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanununa aykırı şekilde, özel mülkiyete konu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken el konulması işlemidir.

13. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 13.1. Üniversite aleyhine açılan davanın mahkeme kararının 11.09.2018 tarihinde kesinleştiği; 13.2. Kesinleşen mahkeme kararı ve icra muhtırası ile talep edilen tazminat bedeli yıllara sari olarak güncel bedel üzerinden 2014, 2015, 2016, 2017 ve izleyen yıllarda Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararı gereği 7/k bendine istinaden ödenek talep edildiği; 13.3. Aktarılan ödenekler dâhilinde mahkeme kararı ve güncel icra muhtırası gereğince talep edilen tazminat bedeline ilişkin gecikme bedelinin (faiz) ivedilikle kapatılması ve mevcut ödenek içerisindeki kalan kısımların ödenmesinin sağlanması işlemlerinin sürdürüldüğü; 13.4. Kamu mallarının haczedilemediğinin 5018 sayılı Kanun ve 2004 sayılı İcra İflas kanununda ayrıntılı olarak açıklandığı, ancak beyan edildiği gibi İdarenin talep edilen ödemeyi yapmamak için bu durumu avantaj olarak kullanmadığı, her yıl icra müdürlüklerinin güncel bedel üzerinden oluşan bedellerin ilgili

Bakanlıktan talep edildiği ancak ödenek verilmediğinden ödemelerin yapılamadığı; anlaşılmıştır.

14. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa

Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

15.İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8. Maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin

Basın Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

16. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.

17. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının

ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.

(Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

18. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa

Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir.

(bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

19. Somut olayda; İstanbul İli, Avcılar İlçesi Firüzköy mevkiinde tapunun 7 pafta 2668 parsel sayısında kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmaza İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından fiilen el atılmasından dolayı

Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davası” açılmış, söz konusu davanın Esas, Karar sayılı kararın tüm yargı yolları tüketilmek suretiyle kesinleşmiş, mahkeme kararı Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü’nün sayılı (2018/10206 Esas –eski numara) ilamlı takip dosyası ile 2018 yılı içerisinde ilamlı takibe konu edilmiş, buna rağmen şikâyet edilen idare tarafından hiçbir ödemede bulunulmamıştır. İstanbul Üniversitesi

Rektörlüğü’nün kamu idaresi olması nedeniyle haciz işlemi gerçekleştirilememiş, idare yeterli ödenek olmadığı gerekçesiyle ödeme yapamadığını beyan etmiştir.

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesi ve AİHM’in söz konusu maddeye ilişkin verdiği kararlara bakıldığında; üç temel ilkenin işaret edildiği görülmektedir. Söz konusu ilkeler; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceğidir. Anayasamızın 35. maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’ de kararlarında “AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul etmektedir. (Bkz: 2017/8580 Başvuru Numaralı ve 29/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

21. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E.2009/27, K.2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36.

maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır. ” ifadeleri kullanılmıştır.

22. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. Maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve

tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının uygulanmamasının ya da geç uygulanmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. Maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare tarafından mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede İstanbul İdare

Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE

Başvuruya konu kesinleşen mahkeme ilamına göre hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat bedeli ile fer’ilerinin tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte tamamının en kısa sürede ödenmesi hususunda

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA, VEKİLİNE ve İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi