onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacıların taşınmazının imar planında “ilköğretim alanı” olarak ayrıldığını ve kamulaştırma yapılmadan hukuken el atıldığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı idare, fiili el atmanın olmadığını ve hukuki el atma nedeniyle idari yargının yetkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmaza fiilen el atılmadığını ancak mülkiyet hakkının süresiz kısıtlandığını kabul ederek, kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğini belirtmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince, temyiz edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle davalı idarenin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bulmuş, istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumunda mülkiyet hakkının korunmasına yönelik önemli bir içtihat oluşturmuştur.

5. Hukuk Dairesi         2024/3127 E.  ,  2024/9990 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/3490 Esas, 2024/77 Karar
    DAVA TARİHİ : 10.04.2023
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2023/393 Esas, 2023/704 Karar

    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
    Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
    Dosya içeriğine göre; davacılar … ile … haricindeki davacılar yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, işbu davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
    Davalı idare vekilinin davacılar … ile …’a ilişkin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, …, … Mahallesi 171 ada 2 parsel sayılı davacıların hissedarı olduğu taşınmazın davalı idare tarafından imar planında “ilköğretim alanı” olarak ayrılması suretiyle kamulaştırma yapılmadan taşınmaza hukuken el atıldığını, davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığını ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmaza fiili el atmanın söz konusu olmadığını, hukuki el atma nedeniyle açılacak davalarda ise görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, imar planında okul alanı olarak ayrılan taşınmazların Hazine adına tescil edileceğini, davalı … Bakanlığına tahsis edilmesi için herhangi bir bedel ödenmediğini, yine ilgili mevzuat hükümleri gereğince eğitim alanlarının kamulaştırma işlemlerinin mücavir alan sınırları içinde Belediyece yürütüleceğini, bu işlemlerin yapılmaması nedeniyle kişilerin mağduriyete uğraması durumunda söz konusu mağduriyeti giderecek olan kurumun belediyeler olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı idare aleyhine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde de açılmadığını, zamanaşımına uğradığını savunarak reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara tapudaki payları oranında verilmesine, bedeline hükmedilen davacılar payının tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, hükme esas alınamayacağını, taşınmazın değerinin çok düşük belirlendiğini, değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmazın Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
    2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaza fiili el atma söz konusu olmadığı gibi davacının kullanım hakkını etkileyecek hukuki el atmadan da söz edilemeyeceğini, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, rapora karşı itirazları karşılanmadan karar verildiğini, hüküm altına alınan tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, uygulanan faizin ve faiz başlangıç tarihinin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın imar planında ” ilköğretim okul alanı ” olarak tahsis edildiği, ancak taşınmaza fiilen el atılmadığı, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10 uncu maddesi amir hükmü uyarınca, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde tahsis edilme amacına uygun olarak kamulaştırılmaması halinde, malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanacağından taşınmaz bedelinin ödenmesi gerektiği, buna göre davaya konu taşınmaza hukuken el atılmış olmakla, davalı idareye husumet yöneltilerek işin esasına girilip emsal karşılaştırması yapılması suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, davalı idare aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 1 inci ve 11 inci maddeleri.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporundan, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, taşınmazın 05.10.1987 onay tarihli imar planında “ilköğretim alanı” olarak ayrıldığı ve uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olması nedeniyle, fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığı kabul edilip, dava konusu taşınmazın davalı idarenin paydaşları tarafından acılan dosyalarda malik olduğu da gözetilerek kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü doğru görülmüştür.
    3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz sebebi yapılamayacak olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    A. Davalı İdare Vekilinin Davacılar … ile … Haricindeki Davacılara İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
    Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
    B. Davalı İdare Vekilinin Davacılar … ile …’a İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
    Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.