III. İLGİLİ MEVZUAT

3) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ’nin 17 nci maddesinde; “ hiç kimsenin keyfi olarak mal ve

mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir .

4) Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı ’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; “ mülkten

yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat ” koşuluna yer verilmiştir .

5) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ ün “mülkiyetin korunması” başlıklı 1

nci maddesinde; “ Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir .

6) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “ Cumhuriyetin nitelikleri ” başlıklı 2.maddesinde; “ Türkiye

Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir ”,

6.1) “Mülkiyet Hakkı ” kenar başlıklı 35’nci maddesinde; “herkesin mülkiyet ve miras hakkına

sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı” ,

6.2) “Hak arama hürriyeti ” başlıklı 36. maddesinde; “ Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir .

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz ”,

6.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “ Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,

6.4) “Mahkemelerin Bağımsızlığı ” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “ Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .”,

7) 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “ Bu

Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler .”, “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “ İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler .”

Hükümleri yer almaktadır .

2 / 6ifade edilmiştir . Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu

fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir . Bu açıklamaların ardından Anayasa Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu, alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir .

14) Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile yargı kararlarının ne

olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur . İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusudur ve idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı verilmemiştir . İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir . Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan ‘ hak arama hürriyeti ’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte , ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmektedir .

15) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine bakıldığında AİHM

kararları ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir . Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir . Anayasamızın 35 inci maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir .

Nitekim 13 üncü paragrafta yer verilen kararda “ AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale ” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır .

16) Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde; İdare aleyhine kamulaştırmasız el atma kaynaklı

açılan dava neticesinde başvurana tazminat ödenmesine hükmedildiği, bu kararın 03/ 11/ 2014 tarihinde kesinleştiği, ancak yeterli ödenek ayrılmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmadığı, dolayısıyla mahkeme kararının gereğinin yerine getirilemediği anlaşılmaktadır .

17) 2014 yılında kesinleşen mahkeme kararı ile hükmedilen alacağa ilişkin olarak dosya

numaralı icra takibinin başlatılmasına rağmen aradan geçen uzun süreye rağmen alacağın halen ödenmediği tespit edilmiştir . Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyetinin, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsadığı şüphesizdir . Alacağa ulaşma konusunda açık bir belirsizlik bulunduğundan; Mahkemece verilen kararın etkili sonuçları bakımından konusuz bırakıldığı, kişi yararı ile kamu yararı arasında olması gereken dengenin bozulduğu, mülkiyet hakkının sınırlandırıldığı görülmektedir . İdare her ne kadar taşınmaz karşılığında bir tazminat ve faiz ödemeye mecbur bırakılsa da, bu bedelin ne zaman ve ne kadar ödeneceği hususunun belirsiz olması nedeniyle bu süreçte taşınmazın rayiç değerinde meydana gelecek değer artışının da söz konusu olacağından ödenen faizin yetersiz kalabileceği ortadadır .

18) Başvuran tarafından, kamulaştırmasız el atma yoluyla inşa edilen kaldırımın bu konuya ilişkin

dava süreci sırasında söküldüğü iddia edilmektedir . Kaldırım imalatının yapılması talebiyle 2015- 2017 yılları arasında BİMER aracılığıyla dört adet başvuru yapıldığı başvuran tarafından ifade edilmektedir . Kurumumuzun bu konudaki bilgi ve belge talebine İdare tarafından herhangi bir cevap verilmemiştir . İdare tarafından açıklığa kavuşturulmayan konu üzerine başvuran ile yapılan telefon

4 / 6görüşmesinde, kaldırım imalatının halen tamamlanmadığı başvuran tarafından ifade edilmiştir . Bu

durum, mülkiyet İdareye geçmiş olmasına ve iletilen taleplere rağmen kaldırım imalatının halen yapılmadığı yönünde kanaat uyandırmıştır .

19) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde ; İdarenin, kamulaştırma işlemi

yapmaksızın başvurana ait taşınmaza el atması ve bu fiili durum nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatı ödemeyerek adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği değerlendirildiğinden, tazminat bedelinin ödenmemesi ve kaldırım imalatının aradan geçen makul süreye rağmen yapılmaması işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

20) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, İdarenin; mülkiyetine geçirilen alanda kaldırım imalatının yapılmaması suretiyle haklı beklentiye uygunluk, alacağın makul sürede ödenmemesi suretiyle de makul sürede karar verme ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye

tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuranın kesinleşen mahkeme ilamına göre alacağının tamamının en kısa sürede ödenmesi ve kaldırım imalatının yapılması hususunda ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN, ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI ve bilgi için

MALİYE BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

.

5 / 6.