|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmaz bedelinin tahsili üzerine yapılan bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, Kırıkkale’deki taşınmazının davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadan kullanıldığını ve bu nedenle tazminat talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak davalı idare vekili istinaf başvurusu yapmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, idarenin taşınmaza müdahale ettiğini ve kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğini kabul ederek davanın kabulüne karar vermiştir.
Mahkeme, 7421 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na atıfta bulunarak, adli yargının görevli olduğunu belirtmiş ve taşınmazın değerinin belirlenmesinde emsal karşılaştırmasının yapılmasını uygun bulmuştur. Sonuç olarak, davalı idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve tazminat talebinin yerinde olduğuna karar verilmiştir. Bu karar, kamulaştırmasız el atma durumlarında mülkiyet hakkının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/3753 E. , 2024/10425 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/79 Esas, 2024/339 Karar
DAVA TARİHİ : 11.04.2022
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/561 Esas, 2022/654 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kırıkkale ili, …, Gündoğdu Mahallesi, 3127 ada 2 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazın davalı kurum tarafından park alanı olarak kullanıldığını, söz konusu taşınmaza herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadan el atıldığını ve kamulaştırma bedeli ödenmediğini, ıslah dilekçesi ile birlikte toplam 426.720,00 TL kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğranılan zararın karşılığı olarak Anayasa’nın 46 ıncı maddesine göre en yüksek banka iskonto oranında reeskont faizi veya devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulamasından faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davada görevli mahkemenin İdare Mahkemesi olduğundan görevsizlik nedeniyle davanın reddini, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönüyle de reddinin gerektiğini, müvekkili kuruma herhangi bir uzlaşma talebinde bulunmadığını, bu yönüyle de dava şartının yerine getirilmediğinden reddinin gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazı edindiği tarihten itibaren başlamak üzere 5 yıllık süre dolmadan iş bu davayı açmış ise davanın bu sebeple de reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın 1986 yılında park alanı olarak belirlendiğini, dolayısıyla dava dilekçesinde izah edildiği gibi değerli bir taşınmaz olmadığını, davacı tarafça istenilen bedel çok yüksek bir bedel olduğundan kabulünün mümkün olmadığını, davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; parselasyon planının iptali için açılmış dava olmadığından bu davanın da açılamayacağını, fiilen el atmanın söz konusu olmadığını, uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini, Uyuşmazlık Mahkemesi kararları uyarınca davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, seri davalar nedeniyle birleştirme taleplerinin sonuçsuz bırakılmasının yerinde olmadığını, raporun yetersiz bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza fiilen el atmanın olmadığı tespit edilmiş ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) Ek inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergi rayiç değerleri de kıyaslanmak suretiyle dava tarihi itibarıyla arsa değerinin tespit edilmesinde ve bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği, Belediye Encümeninin 01.06.2022 tarihli ve 452 nolu kararı ile imar uygulaması çalışması başlattığı, çalışmaların sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de karar tarihi itibari ile davalı tarafından çalışmaların sonuçlandırıldığına dair bir belge dosyaya sunulmadığı da dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği ancak 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlendiğinden harç yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ayrıca birden fazla açılan dava varsa bunların seri dava olarak nitelendirilerek maktu vekâlet ücreti verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 1 inci maddesi: “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2016/181 Esas, 2018/111 karar sayılı kararı ile)”
3. 26.11.2020 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7421 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle: “Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür.”
4. 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
4. Hukuken el atılan dava konusu taşınmaz yönünden 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği ve harca esas değer üzerinden belirlenen vekâlet ücretinin de maktu harca tabi davalardan maktu alınması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “ 38320,40 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “17.900.00 TL maktu ”ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.