ÖZET: Başvuru, Konya İli Karatay İlçesi’nde bulunan bir taşınmazın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1995 yılında okul yapılmak üzere kamulaştırılmasına ilişkin olup, başvuranın kamulaştırmasız el atma tazminat bedelinin faiz ödemesi talebini içermektedir. Başvuran vekili, müvekkilinin taşınmazına yönelik yapılan işlemlerin yirmi beş yıl boyunca sonuçsuz kalması üzerine dava açtığını ve Yargıtay tarafından onaylanan karar sonucunda tazminatın ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak, ödenen miktarın yasal faiz oranı üzerinden hesaplandığını, oysa kesinleşme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini savunmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı, ilgili mahkeme kararları doğrultusunda tazminatın yasal faizle ödendiğini ifade etmiştir. Ancak başvuran, kesinleşme tarihinden sonraki dönemde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini iddia etmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, tazminat bedelinin ödenmesi konusunda Anayasa’nın 46. maddesine uygun olarak kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranıyla ödenmesi gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur.

Sonuç olarak, başvuru kabul edilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı’na, tazminat bedelinin belirtilen faiz oranlarıyla en kısa sürede ödenmesi hususunda tavsiyede bulunulmuştur. İdarenin bu tavsiyeye uymaması durumunda, başvuranın yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/12835-S.24.19376

BAŞVURU NO : 2024/12189

KARAR TARİHİ : 25.11.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, kamulaştırmasız el atma tazminat bedelinin faiz ödemesi ile ilgili talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 02.10.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin maliki olduğu Konya İli Karatay İlçesi Mezbaha Mahallesi ada ve parsel No.lu taşınmazın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1995 yılında okul yapılmak için imar parseli olarak ayrıldığını, aradan geçen yirmi beş yıla rağmen hiçbir işlem yapılmadığından İdareye

/ Esas No.lu ve / Karar No.lu dava açıldığını, Yargıtay tarafından onanan Konya Bölge

Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararın lehte kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilerek neticelendiğini, Milli Eğitim Bakanlığınca müvekkiline hükmedilen 296.835,00 Türk Lirası kamulaştırmasız el atma tazminatı ve dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiz ödemesinin yapıldığını; ancak Anayasa’nın “Kamulaştırma” başlıklı 46 ncı maddesinin son fıkrası “İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” hükmü, yerleşik içtihat kararları ile

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onanan 04.10.2023 tarihli 2022/13739 Esas No.lu ve 2023/5653

Karar No.lu karara atıfta bulunularak kararın kesinleşme tarihinden ödeme tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerektiğini; müvekkili tarafından 10/11/2020 tarihinde dava açıldığını, 05/12/2023 tarihinde kararın kesinleştiğini, 05/03/2024 tarihinde ise Konya 7. İcra Müdürlüğü

/ Esas No.lu dosyaya kararın kesinleşmesinden üç ay sonra kamulaştırmasız el atma bedeli

ödemesinin yapıldığını, kamulaştırmasız el atma tazminat bedeli 296.835,00 Türk Lirası, 10/11/202005/12/2023 tarihleri arası yasal faiz, 05/12/2023-05/03/2024 tarihleri arası kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz işletilerek yapılması gerekirken hepsine yasal faiz işletilerek yapıldığını, anılan tarihlere yasal faiz oranının %9 ve kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranın %42 uygulandığında 113.057,53 Türk Lirası tazminat bedeli faizi ödenmesi gerekirken 88.635,74 Türk Lirası ödenerek 24.421,79 Türk Lirası eksik ödeme yapıldığını iddia ve ifade ederek; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödemesi yapılmayan 24.421,79 Türk Lirası kamulaştırma bedeli faizinin ödenmesi konusunda tavsiye kararı alınmasını Kurumumuzdan talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 4/10/2024 tarih ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına cevaben Konya İl

Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 22/10/2024 tarih ve – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle, 2.1. Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/5/2022 tarih / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararı ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 22/12/2022 tarih / Esas No.lu ve

/ Karar No.lu kararında açıkça belirtildiği üzere tazminatların yasal faizi ile ödenmesine karar verilmiş olduğu, belirtilen Mahkeme kararları doğrultusunda ödeme yapıldığı, Açıklamasına yer verilmiştir.

2.2. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 22/10/2024 tarih ve sayılı cevabi yazı eklerinin incelenmesinden ise; 2.2.1. Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin / Esas No.lu / Karar No.lu kararında “…

Davacı ‘ın Karatay Belediyesi’ne yönelik davasının kısmen kabulü; a- Konya İli Karatay

İlçesi Mezbaha (Fetih) Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı olan / paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 56,355 TL kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Karatay

Belediyesi’nden alınarak bu davacıya verilmesine; taşınmazda sınırlandırma olması halinde bedele yansıtılmasına, b- Ecrimisil tazminatı isteminin reddine, c- 8.126,15 TL vekâlet ücretinin davalı Karatay

Belediyesi’nden alınarak bu davacıya verilmesine ç- 4.174,78 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak

Karatay Belediyesi’ne verilmesine, …” 25/4/2022 tarihinde karar verildiği, 2.2.2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararında “… Davacı ’ın Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik davasının kısmen kabulü ile; aKonya İli Karatay İlçesi Mezbaha (Fetih) Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı olan / paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 56.355

TL kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Milli

Eğitim Bakanlığı’ndan alınarak bu davacıya verilmesine, taşınmazda sınırlandırma olması halinde bedele yansıtılmasına, b- Ecrimisil tazminatı isteminin reddine, c- 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davalı Milli Eğitim

Bakanlığı’ndan alınarak bu davacıya verilmesine, ç- 4.174,78 TL vekâlet ücretinin bu davacıdan alınarak

Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmesine, …” 22/12/2022 tarihinde karar verildiği, 2.2.3. Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin / Esas No.lu / Karar No.lu kararın

“Mahkememizden verilen işbu 24/05/2022 tarihli hüküm, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk

Dairesi’nin 22/12/2022 tarih / esas, / kararı ile; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Konya 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi’nin 24/05/2022 tarih / Esas / Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, …

Davacı ın Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik davasının kısmen kabulü ile; a- Konya İli

Karatay İlçesi Mezbaha (Fetih) Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı olan / paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 56.355 TL kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Milli Eğitim

Bakanlığı’ndan alınarak bu davacıya verilmesine, taşınmazda sınırlandırma olması halinde bedele yansıtılmasına, b- Ecrimisil tazminatı isteminin reddine, c- 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı Milli

Eğitim Bakanlığı’ndan alınarak bu davacıya verilmesine, ç- 4.174,78 TL vekâlet ücretinin bu davacıdan alınarak Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmesine, …” kesinleştiği 05/12/2023 tarihinde tasdik olunduğu, hususları tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”,

3.4. “Kamulaştırma” başlıklı 46 ncı maddesinde (Değişik: 3/10/2001-4709/18 md.); “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir.

Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir. İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”,

3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”; 3.6. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinde; “…Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”;

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin

Sözleşme ’ye Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”, 5. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun; 5.1. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinin ilgili fıkralarında; “İdareler, kanunlarla ve

Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel

Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödeme miktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir. (Ek fıkra: 24/4/2001 – 4650/1 md.) İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.”,

5.2. “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10 uncu

Maddesinde; “(Değişik: 24/4/2001 – 4650/5 md.) Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur. Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta; a) Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlı bulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü. b) Malik veya maliklerin ad ve soyadları, c) Kamulaştırmayı yapan idarenin adı, d) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri, e) Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği, f) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceği, g) Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına hangi bankaya yatırılacağı, h) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delilleri, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirmeleri gerektiği, Belirtilir. Mahkemece,

kamulaştırılacak taşınmaz malın bulunduğu yerde çıkan bir gazete ve bir internet haber sitesi ile Türkiye genelinde yayımlanan gazetelerin birisinde kamulaştırmanın ve belgelerin özeti en az birer defa yayımlanır. Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hâkim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hâkim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkranın ikinci ve devamı cümleleri uyarınca işlem yapar. Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hâkim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar.

Yapılacak keşifte, taşınmaz malın bulunduğu yerin bağlı olduğu köy veya mahalle muhtarının da hazır bulunması amacıyla, muhtara da davetiye çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin edilerek, muhtarın beyanı da alınır. Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını on beş gün içinde mahkemeye verirler.

Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hâkim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır. (Değişik sekizinci fıkra: 19/4/20187139/26 md.) Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hâkim tarafından on beş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir.

Tarafların anlaşması halinde kamulaştırma bedeli olarak anlaşılan miktar peşin ve nakit olarak, hak sahibi adına bankaya yatırılır. Tarafların anlaşamaması halinde hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) mahkemece belirlenecek banka hesabına yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye on beş gün süre verilir. Kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup, tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedeli, hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki fark ilgilisinden talep edilir. İdare tarafından hak sahibi adına yapılan ödeme tarihi

ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmaz. (Ek fıkra:

11/4/2013-6459/6 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/4/2023 tarihli ve E: 2022/83, K: 2023/69 sayılı Kararı ile.) (…) Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetine uymayanlar olduğu takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır. Hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınır.

Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir. Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu ilgili vergi dairesine bildirir. 14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır. Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet yöneltileceğinin

davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur.”,

5.3. “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” başlıklı 11 inci maddesinde; “(Değişik: 24/4/2001 – 4650/6 md.) 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü. c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın (…) mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini. g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, (…) resmi birim

fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) (İptal ibare:

Anayasa Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) (İptal ibare:

Anayasa Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.

Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir.”,

5.4. “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlıklı Geçici

Madde 6 ncı maddesinde; “(Ek: 18/6/2010-5999/1 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/ 21 md.) Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veya malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci ve 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten sonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile, tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davet edilir.

Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir. Uzlaşma görüşmeleri, hukuki veya fiili engel bulunmadığı takdirde davete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır ve uzlaşmaya varılıp varılmadığı, malik veya temsilcisi ile komisyon üyeleri tarafından imzalanan bir tutanağa bağlanır.

Bu tutanak ile uzlaşma görüşmelerine ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmez. Uzlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde uzlaşılan hakkın türünü, tanınma şart ve usullerini, nakdi ödemede bulunulacak ise miktarını ve ödeme şartları ile taşınmazların tesciline veya terkinine dair muvafakati de ihtiva eden bir sözleşme akdedilerek bu sözleşme çerçevesinde işlem yapılır ve uzlaşma konusu taşınmazlar resen tapuya tescil veya terkin edilir. Uzlaşılan bedel, bütçe imkânları dâhilinde

sonraki yıllara sâri olacak şekilde taksitli olarak da ödenebilir. Taksitli ödeme süresince, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır. Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik

Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkânları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir. Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır.

Evvelce açtıkları davalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir. Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir. (Mülga üçüncü cümle: 20/8/2016-6745/34 md.) Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez. … (Ek fıkra: 3/11/2016-6754/40 md.) Bu madde uyarınca açılacak davalarda 15 inci maddede düzenlenen bilirkişiliğe ilişkin hükümler uygulanır.”,

5.5. Mülga Geçici 14 üncü maddesinde; “(Ek:30/5/2019-7176/21 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 4/2/2021 tarihli ve E: 2019/89 ve K: 2021/10 sayılı Kararı ile) Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen mahkeme kararları kesinleşmedikçe icraya

konulamaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur.”,

5.6. Mülga “Hak düşürücü süre” başlıklı 38 inci maddesinde; “(İptal: Anayasa Mahkemesinin 10/4/2003 tarihli ve E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararı ile) Kamulaştırma yapılmış, ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırma hiç yapılmamış iken kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik zilyed veya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yıl geçmekle düşer. Bu süre taşınmaz mala el koyma tarihinden başlar.”,

6. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı

30 uncu maddesinde; “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve

gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”,

7. 13/2/2011 tarih ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un mülga Geçici 2 nci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş yıl süreyle geçerli olmak üzere; 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesi hükmü, 4/11/1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanır. Ancak, bu tarihten sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemleri sebebiyle açılan tazminat davalarında verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden 2942 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması halinde, idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerden ayrıca yüzde beş pay ayrılır.”, 8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; “Kurumun Görevi” başlıklı 5 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 9. 8/3/2013 tarihli ve 28601 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in; 9.1. “Karar türleri” başlıklı 31 inci maddesinde; “(1) Kurum, şikâyet başvurusuna ilişkin inceleme ve araştırma sonucunda tavsiye kararı …dair karar verir.”,

9.2. “Tavsiye kararı” başlıklı 32 nci maddesinde; “(1) İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir. …”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuruya konu kesinleşen Mahkeme ilamı ve

Anayasa’nın 46 ncı maddesine göre kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan tazminat bedeli için dava tarihinden kesinleştiği tarihine kadar yasal faiz, kesinleşme tarihinden itibaren ise kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı ile en kısa sürede ödenmesi hususunda idareye tavsiyede bulunulması yönündeki önerisini Kamu Başdenetçisi’ne sunmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekili özetle; müvekkilinin maliki olduğu Konya İli Karatay İlçesi Mezbaha Mahallesi ada ve parsel No.lu taşınmazın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1995 yılında okul yapılmak için imar parseli olarak ayrıldığını, aradan geçen yirmi beş yıla rağmen hiçbir işlem yapılmadığı için İdareye

/ Esas No.lu ve / Karar No.lu dava açıldığını, Yargıtay tarafından onanan Konya Bölge

Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararın lehte kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilerek neticelendiğini, Milli Eğitim Bakanlığınca müvekkiline hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatı ve dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiz ödemesinin yapıldığını; ancak kararın kesinleşme tarihinden ödeme tarihine kadar dönem için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerekirken hepsine yasal faiz uygulandığı belirterek eksik ödenen kamulaştırma bedeli faizinin ödenmesi talep etmektedir.

12. Öncelikle “Kamulaştırma” ve “Kamulaştırmasız el atma” kavramlarına bakıldığında, “kamulaştırma”, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Anayasa ve yasalara uygun şekilde Devlet ve kamu tüzel kişilerince devletleştirmesi işlemi olarak tanımlanabilirken; “kamulaştırmasız el atma” ise İdarenin, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Anayasa ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aykırı şekilde fiilen veya hukuken el konulması işlemi olarak tanımlanabilir.

13. Bilindiği üzere, Anayasanın 35 inci maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmekle ilk olarak kişilerin mülkiyet hakkına sahip olduğu daha sonra ise bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğine değinilerek kişilerin mülkiyet haklarının ancak kanunla öngörülmüş usuller ile kamu yararı gereği karşılığı ödenmek suretiyle ellerinden alınabileceği; ayrıca Anayasanın 13 üncü maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmü yer almakta olup Anayasa Mahkemesinin 19/12/2013 tarihli ve 2013/817 Başvuru No.lu kararına bakıldığında, “Ölçülülük ilkesi”, “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik”, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını, yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.” denilmekle ölçülülük ilkesi gereğince de kişilerin mülkiyet hakkına sahip olduğu taşınmazları kullanım hakkından mahrum bırakılmaları durumunda elde edilmek istenen kamu yararı ile malikin hakları arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

14. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolün 1 inci maddesinde de benzer bir şekilde “Her gerçek ve tüzel kişinin, mal ve mülk dokunulmazlığına riayet edilmesini isteme hakkının olduğu, herhangi bir kimsenin ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve Uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği” denilmekte olup Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygunluğu yönünden müdahalenin kamu yararı ya da genel yararı amaçlamasının yanı sıra toplumun genel yararı ile birey haklarının korunması arasında adil bir dengenin gözetilmesi gerektiğinin vurgulandığı anlaşılmaktadır (Anayasa Mahkemesinin 19/12/2013 tarihli ve 2013/817 Başvuru No.lu Kararı.).

15. Kamulaştırma işlemlerinin kanuni dayanağı, Anayasanın 46 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nda ilgili maddeleri olup her iki düzenlemede de birbirine benzer hükümlere yer verilerek; gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, Devlet ve kamu tüzel kişilerince kanunla gösterilen esas ve usullere göre, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla veya koşulu oluştuğunda taksitle ödemek üzere kamulaştırma yapmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkili olduklarının kural altına alındığı görülmektedir (Bkz. Anayasa/46-son fıkrası; 2942 sayılı K. md.1 ve 3).

16. Anayasa Mahkemesinin 17/1/2008 tarihli ve 2004/25 Esas No.lu ve 2008/42 Karar No.lu kararına bakıldığında, “… Anayasa’nın 46 ncı maddesinde öngörülen ve temel öğesinin “kamu yararı” olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının, malikin rızası olmaksızın, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafından sona erdirilmesidir. Kamulaştırmayı düzenleyen 46 ncı maddenin birinci fıkrasında; “Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir”, son fıkrasın da ise “İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” denilmektedir. Kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal öğeleridir. …” denilmektedir.

17. Ayrıca, Anayasa’nın 46 ncı maddesindeki düzenlemeye göre, öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır denilmekle herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Öyle ki; Anayasanın 46 ncı maddesinin gerekçesine bakıldığında da kamulaştırma yeniden düzenlendiği, kamulaştırmada gerçek karşılıkların ödenmesi ve ödemede gecikme halinde faiz yönünden bireylerin zarara uğramamaları yönünde değişiklik yapıldığı (3.10.2001- 4709/18 md.) görülmektedir.

18. Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıkları ile ilgili tek yasal düzenleme 2942 sayılı Kanunun 38 inci maddesinde düzenlenmiş iken Anayasa’nın 2 nci, 13 üncü, 35 inci ve 46 ncı maddelerine aykırı olduğuna dair Anayasa Mahkemesinin 04/11/2003 tarih ve 25279 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 10.04.2003 tarihli 2002/112 Esas No.lu ve 2003/33 Karar No.lu kararı ile iptal edilmiş olup kamulaştırmasız el atma davaları Yargıtay İçtihat Kararları, İçtihatları Birleştirme Kararları, Hukuk Genel Kurul Kararları ve Hukuk

Daire Kararları ile yön bulmaktadır. Öyle ki; kamulaştırmasız el atma konusunda en önemli noktalardan biri hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiğidir ki Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 4/10/2023 tarihli 2022/13739 Esas No.lu ve 2023/5653 Karar

No.lu kararın “Bölge Adliye Mahkemesince “Takibin dayanağı olan kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat alacağına ilamın kesinleştiği tarihten itibaren Anayasanın 46/son maddesinde öngörülen amme alacakları için uygulanan faiz oranının talep edilebileceği, dava tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş olmasının Anayasanın 46/son maddesinin uygulamasına engel olmadığı gerekçesi ile borçlunun istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.” kararını “… kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” şeklinde onandığı; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 3/6/2013 tarihli 2013/4936 Esas No.lu ve 2013/8337 Karar

No.lu kararında özetle “Kamulaştırmasız el atma ilamlarında ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanunla Değişik Anayasa’nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekmektedir. Takip dosyası incelendiğinde; takip tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 51. maddesine

göre %16,8 ve değişen oranlarda faiz talebinde bulunulmuştur. Takip tarihi ve şikâyet tarihi itibariyle takibe dayanak ilamın kesinleşmediği görülmekte ise de ilamın kesinleşmesi tarihine kadar dosya borcunun tam olarak ödenmemesi halinde kesinleşme tarihinden sonra kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin istenebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece icra emrinin, kararın kesinleşmesinden sonra

Anayasa’nın 46. maddesine göre faizin istenebileceği şeklinde düzeltilmesine karar verilmesi gerekir.” ile 3/6/2013 tarihli 2013/4926 Esas No.lu ve 2013/8337 Karar No.lu kararında özetle “Kamulaştırmasız el atma ilamlarında ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanunla Değişik

Anayasa’nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekmektedir. Takip dosyası incelendiğinde; takip tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 51. maddesine göre %16,8 ve değişen oranlarda faiz talebinde bulunulmuştur. Takip tarihi ve şikayet tarihi itibariyle takibe dayanak ilamın kesinleşmediği görülmekte ise de ilamın kesinleşmesi tarihine kadar dosya borcunun tam olarak ödenmemesi halinde kesinleşme tarihinden sonra kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin istenebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece icra emrinin, kararın kesinleşmesinden sonra Anayasa’nın 46. maddesine göre faizin istenebileceği şeklinde düzeltilmesine karar verilmesi gerekir.” belirtildiği üzere Anayasa’nın 46 ncı maddesinde öngörülen faiz oranı ancak kesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri için uygulanmakta, kamulaştırmasız el atma davalarında da kararın kesinleşme tarihinden ödeme tarihine kadar kamulaştırma davalarında olduğu gibi Devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulandığı anlaşılmaktadır.

19. Anayasa’nın 46 ncı maddesinde düzenlenen Devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizin sadece kesinleşmiş kamulaştırma alacaklarında uygulandığı; ayrıca; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun mülga

Geçici 14 üncü maddesinde malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen Mahkeme kararları kesinleşmedikçe icraya konulamayacağı hüküm altına alınmış; ancak anılan madde Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkının önemine ilişkin olarak 07.05.2021 tarih ve 31477 sayılı R.G.de yayımlanan 04.02.2021 tarihli 2019/89 Esas No.lu ve 2021/10 Karar No.lu 07.05.2021 tarih ve 31477 sayılı karar ile iptal edildiğinden kamulaştırmasız el atma davasında hükmedilen tazminat bedelinin kararın kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmaksızın idari başvuru sonrası icra takibine konu edilebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, kamulaştırmasız el atma davalarında kesinleşmenin beklenmemesi gerektiği, beklenmesi durumunda ise taşınmaz fiyatlarındaki değer artışının enflasyon üzerinde seyretmesi durumunda hak kayıpları neden olduğu da anlaşılmaktadır.

20. Ayrıca, kamulaştırmasız el atma nedeniyle görülen tazminat davalarında hükmedilen tazminata dair dava tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasında yasal faiz uygulanmakta olup, Yargıtay içtihadı 2011 yılına kadar; Anayasa’nın 46 ncı maddesinde Devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizin sadece kesinleşmiş kamulaştırma alacaklarında uygulanacağı yönünde iken bu yöndeki içtihadı 2011 yılından itibaren değiştirerek kamulaştırmasız el atma nedeniyle de tazminat davasında da kararın kesinleşme tarihinden ödeme tarihine kadar Anayasanın 46 ncı maddesinde düzenlenen faizin uygulanması yönünde kabul ettiği anlaşılmaktadır (Bkz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 3/6/2013 tarihli 2013/4936 Esas No.lu ve 2013/8337 Karar

No.lu; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 4/10/2023 tarihli 2022/13739 Esas No.lu ve 2023/5653 Karar No.lu

Karar Örnekleri).

21. Başvuru dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde, 21.1. Konya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Milli Emlak Dairesi Başkanlığı’nın bila tarihli ve – – yazı ve eklerinden; Konya İli Karatay İlçesi Mezbaha

Mahallesi ada ve parsel No.lu taşınmazda bulunan, davacı ’a ait / hisse miktarının ilgili Mahkeme ilamları uyarınca “Maliye Hazinesi” adına 2/2/2024 tarihinde tescilinin yapıldığı tespit edilmektedir.

21.2. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 22/10/2024 tarih ve sayılı yazı eklerinden; Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin / Esas No.lu / Karar No.lu kararında Konya İli Karatay

İlçesi Mezbaha (Fetih) Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı olan / paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 56.355 TL kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Karatay Belediyesi’nden alınarak bu davacıya verilmesine dair 25/4/2022 tarihli kararın İstinaf Mahkemesine başvurularak Konya

Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararı ile Konya İli Karatay İlçesi Mezbaha (Fetih) Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı olan / paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 56.355 TL kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınarak bu davacıya verilmesine dair 22/12/2022 tarihinde karar verildiği ve

Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince de / Esas No.lu / Karar No.lu karar Mahkemece verilen işbu 24/05/2022 tarihli hüküm, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 22/12/2022 tarih / esas, / kararı ile 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Konya 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi’nin 24/05/2022 tarih / Esas / Karar sayılı kararının kaldırılarak Konya İli

Karatay İlçesi Mezbaha (Fetih) Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı olan / paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 56.355 TL kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Milli Eğitim

Bakanlığı’ndan alınarak bu davacıya verilmesine şeklinde kesinleştiği ve 05/12/2023 tarihinde tasdik olduğu anlaşılmaktadır.

21.3. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğünce de Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/5/2022 tarih

/ Esas No.lu ve / Karar No.lu kararı ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk

Dairesinin 22/12/2022 tarih / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararına göre tazminatların yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğinden Mahkeme kararları doğrultusunda ödeme yapıldığının belirtildiği; ayrıca 05/03/2024 tarihinde Konya 7. İcra Müdürlüğü tarafından / Esas No.lu dosyaya kararın kesinleşmesinden üç ay sonra kamulaştırmasız el atma bedeli ödemesinin yapıldığı görülmektedir.

22. Başvuru, Mahkeme kararının kesinleşme tarihinden ödeme tarihine kadar dönem için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerekirken hepsine yasal faiz uygulanmasından kaynaklanmakta olup başvuruya konu idaresince konuya ilişkin olarak yapılan cevabi yazı ve eklerinde, Bakanlıkları aleyhine açılan kamulaştırmasız el atma davasına ilişkin Konya 7. İcra Dairesinin / sayılı icra emri gereği ihtiyaç duyulan ödenek, 2024 yılı bütçesinin **.***.****.****.****.****-**.** harcama kaleminden ****** No.lu ödenek gönderme belgesi ile İl vergi kimlik numarası ile Bakanlıklarınca işleme alındığı, dava konusu taşınmazın tapu tescil işlemleri gerçekleştirilmiş olduğu, kamulaştırma ödemesinin vekâlet ücretinin ve yargı giderlerinin ödenerek tediye belgesinin şubelerine gönderilmesini talep ettikleri 29/2/2024 tarihli ve sayılı yazıda görülmekte; ayrıca Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/5/2022 tarih / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararı ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 22/12/2022 tarih / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararında açıkça belirtildiği üzere tazminatların yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğinden belirtilen mahkeme kararları doğrultusunda ödeme yapıldığı açıklamasına yer verildiği anlaşılmaktadır.

23. Başvuran, dava tarihine göre belirlenen bedelin yasal faiz uygulanarak kendisine ödendiğini; ancak kesinleşme kararından sonraki dönem için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerektiğini iddia etmektedir. İdarenin uygulamasına bakıldığında; başvuru konusu davada Mahkeme tarafından belirlenen kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır ki bu durumda da karar verilen kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar yasal faizi uygulandığı; kesinleşme kararından sonraki dönem için ise kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerekirken yine yasal faiz uygulandığı görülmektedir.

24. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararları ile Yargıtay İçtihatları bağlamında başvuruya konu şikâyet ele alınıp değerlendirildiğinde, başvuranın taşınmazına Anayasanın 46 ncı maddesine ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine aykırı olarak kamulaştırmasız el atıldığı; başvuran tarafından kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında hüküm veren Konya 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinin / Esas No.lu / Karar No.lu kararın Konya Bölge Adliye

Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından / Esas No.lu ve / Karar No.lu kararı ile kaldırılmasına karar verildiği ve Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince de / Esas No.lu /

Karar No.lu karar mahkemece verilen işbu 24/05/2022 tarihli hüküm, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi’nin 22/12/2022 tarih / esas, / kararı ile 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri

Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere

Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24/05/2022 tarih / Esas / Karar sayılı kararının kaldırılarak Konya İli Karatay İlçesi Mezbaha (Fetih) Mahallesi ada parsel sayılı taşınmazda davacı adına kayıtlı olan / paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline ve 56.355 TL kamulaştırmasız el koyma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınarak bu davacıya verilmesine şeklinde kesinleştiği; Mahkeme kararının, Konya 7. İcra Dairesinin / sayılı icra emrine konu olduğu; 5/3/2024 tarihinde yani kesinleşme tarihinden üç ay sonra başvuranın kamulaştırmasız el atma tazminatı dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiz ödemesinin yapıldığı hususları tespit edilmekle, kararın kesinleşme tarihinden ödeme tarihine kadar dönem için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerekirken hepsine yasal faiz uygulanarak başvuranın kesinleşmiş Mahkeme ilamına dayalı alacağının ödeme yapılmayarak mağdur edildiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idarenin bilgi ve belge talebine istinaden cevabi yazılarını süresinde ilettiği, iyi yönetim ilkelerinden “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık” ilkelerine uygun hareket ettiği tespit edilmekle, mülkiyet hakkının korunması için ivedilikle Mahkeme ilamına dayalı alacağın bir ödeme takvimine bağlanarak ödemenin gerçekleştirilmesi suretiyle “kanunilik” ilkesine de uygun hareket edilmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Konya İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuruya konu kesinleşen Mahkeme ilamı ve Anayasa’nın 46 ncı maddesine göre kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat bedeli için dava tarihinden kesinleştiği tarihine kadar yasal faiz, kesinleşme tarihinden itibaren ise kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı ile en kısa sürede ödenmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvuran vekiline ve Milli Eğitim Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi