ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle yaşadığı mağduriyet ele alınmıştır. Başvuru, Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kamulaştırmasız el atma tazminatına ilişkin kararın uygulanmaması üzerine yapılmıştır. İdare, gerekli ödeneğin bulunmaması nedeniyle ödemeyi gerçekleştiremediğini belirtmiş, ancak mahkeme kararlarının uygulanmasının Anayasa’nın 138. maddesi gereği zorunlu olduğu vurgulanmıştır.

Kararda, idarenin mahkeme kararlarını geciktirmesinin hukuka aykırı olduğu ve bunun adil yargılanma hakkını ihlal edebileceği ifade edilmiştir. İdarenin, mahkeme kararını yerine getirmemesi durumunda, bu durumun hizmet kusuru olarak değerlendirileceği ve Anayasa’nın 125. maddesi gereği idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı’na, mahkeme kararının yerine getirilmesi için makul sürede işlem tesis etmesi tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/18267-S.21.29215

BAŞVURU NO : 2021/18211

KARAR TARİHİ : 28/12/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA

KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuran, mahkeme kararının yerine getirilmesini ve icra

BAŞVURUNUN KONUSU :

dosya borcunun ödenmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 26/10/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza müvekkili aracılığıyla şikayet başvurusunda bulunan (T.C Kimlik

No: ) başvurusunda özetle; Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin / Esas sayılı dosyası ile TÜBİTAK aleyhine kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı bir bedele hükmedildiğini, kararın

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 13/04/2021 tarihli ve / Esas, / Karar sayılı kararı kesinleştiğini, İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi nezdinde / Esas (yenilenmekle / Esas)

sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu icra dosyasında idareye gerekli tebligatlar yapılmış olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek; mahkeme kararının yerine getirilmesini ve icra dosya borcunun ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 10/11/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen 01/12/2021 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat talepli olarak açılan

dava, Mahkemenin / E. / K. sayılı kararı ile 23/02/2018 tarihinde kısmen kabul edilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından

/ E. / K. sayılı kararı ile 14.01.2020 tarihinde reddedilmiş, istinaf kararına karşı yapılan temyiz başvuru ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesince / E. / K. sayılı kararı 13/04/2021 tarihinde reddedilerek ilk derece mahkemesi kararı onanmış ve karar kesinleşmiştir. Bu doğrultuda

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) tarafından, Bütçe Kanunu ile 03.04 Görev Giderleri ekonomik kodu için öngörülen ödenek 237.000 TL, yapılacak ödemenin 4.135.000 TL ( ayrıca ödeme tarihine kadar hesaplanacak faiz tutarı) olması nedeniyle TÜBİTAK Strateji Geliştirme Daire

Başkanlığından 11.06.2021 tarihli ve sayılı yazı ile bahse konu harcama için ek ödenek sağlanması için talepte bulunulduğu, bu talep doğrultusunda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (E)

Cetvelinin 52’nci maddesi ve 2021 Yılı AHP-AFP Uygulama ve Bütçe İşlemleri Hakkında Bütçe

Uygulama Tebliği’nin (Sıra No:2) VI. Yedek Ödenek Talepleri başlıklı maddesi gereğince 24.06.2021 tarihli ve sayılı Bakanlık Makamı imzalı yazı ile T.C Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe

Başkanlığından (SBB) ek ödenek talep edildiği,

2.2 TÜBİTAK MAM’a ilgili ekonomik kod için 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile verilen

ödeneğin yeterli olmaması nedeniyle ödeme yapılamamış, ihtiyaç duyulan ek ödenek ise 24/06/2021 tarihli ve sayılı Bakanlık Makamı imzalı yazı ile SBB’den talep edildiği, talebin henüz karşılanmadığından

Harcama Talimatı Formu düzenlenememiş ve herhangi bir ödeme yapılmadığı,

2.3 2 sıra numaralı 2021 Yılı AHP-AFP Uygulama ve Bütçe İşlemleri Hakkında Bütçe Uygulama

Tebliği’nde X- Diğer Hususlar başlıklı maddenin ç bendinde “İlama bağlı borçlar ayrı bir tertipte bütçelenmediğinden, bundan kaynaklanan borçlar, borcun doğduğu hizmetin yürütüldüğü tertiplerden ödenecektir.” Denildiği, bununla birlikte 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (E) Cetvelinin

44 üncü maddesinde “Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinin

“03.04.60.01-Beyiye Aidatları” ile “03.04.70.01-Mahkeme Harç ve Giderleri” ekonomik kodlarından yapılması gereken giderler, ödenek gönderme belgesi aranmaksızın muhasebe yetkilileri tarafından ödenir ve gerekli ödenek ilgili kurum tarafından Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.09 tertibinde yer alan özellikli giderlerin karşılanmasına ilişkin ödenekten talep edilir.” ifadesi yer almakta olup bu ifadenin içerisinde “03.04.80.01 Herhangi Bir Hizmet Tertibi ile İlişkilendirilemeyen İlama Bağlı

Borçlar” ekonomik kodunun olmaması nedeniyle bu tür harcama için ödeme emri belgesinin düzenlenmesi gerektiği,

2.4 Bununla birlikte, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (E) Cetvelinin 52’nci maddesinde

“Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.09 tertibinde yer alan ilama bağlı borçların karşılanmasına ilişkin ödenekten, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin ilama bağlı borçlarını karşılamak amacıyla gerektiğinde kuruluş bütçelerinin mevcut veya yeni açılacak tertiplerine aktarma yapmaya ve söz konusu tertibe bu amaçla tahsis edilen ödeneğin bir katına kadar ödenek eklemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.” denildiği,

2.5 Ayrıca 5018 sayılı Kanunun Ödeneklerin kullanılması başlıklı 20. maddesinde bütçe ödeneklerinin

kullanılmasında uyulacak esaslar belirlenmiş (d) bendinde “Kamu idareleri, bütçelerinde yer alan

ödeneklerin üzerinde harcama yapamaz.” ifadesinin yer aldığı, harcama talimatı ve sorumluluk başlıklı 32.

maddesinde ise “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür…” denildiği,

2.6 Yukarıda sunulan açıklamalar doğrultusunda, ilgili tertipte yeterli ödenek bulunmadığından harcama

talimatı verilememekte, dolayısıyla ödeme emri belgesi düzenlenemediği,

2.7 Bu doğrultuda, TÜBİTAK MAM’ın ilgili tertibinden ödeme yapılabilmesi için 24/06/2021 tarihli ve

sayılı Bakanlık Makamı imzalı yazı ile SBB’den yedek ödenek talebinde bulunulmuş olup, ek ödenek tahsisi henüz gerçekleşmediğinden herhangi bir ödeme yapılmadığı belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî

dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”

3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.5 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”,

3.6 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17. maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verildiği,

6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.”, 7. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun;

7.1 “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği

hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”,

7.2 “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde; “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde

bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler… İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.”,

7.3 “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10.

maddesinde; “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. …”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; mahkeme alacağına ilişkin icra dosyasına ödemenin yapılarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

10. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

10.1 Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat talepli olarak

açılan davanın, Mahkemenin / E. / K. sayılı kararı ile 23.02.2018 tarihinde kısmen kabul edildiği ve kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesince 13/04/2021 / E. / K. sayılı kararı ile kesinleştiği,

10.2 TÜBİTAK Strateji Geliştirme Daire Başkanlığından 11.06.2021 tarihli ve sayılı yazı ile bahse

konu harcama için ek ödenek sağlanması için talepte bulunulduğu, bu talep doğrultusunda, 2021 Yılı

Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (E) Cetvelinin 52’nci maddesi ve 2021 Yılı AHP-AFP Uygulama ve Bütçe İşlemleri Hakkında Bütçe Uygulama Tebliği’nin (Sıra No:2) VI. Yedek Ödenek Talepleri başlıklı

maddesi gereğince 24.06.2021 tarihli ve sayılı Bakanlık Makamı imzalı yazı ile T.C

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığından (SBB) ek ödenek talep edildiği, TÜBİTAK MAM’a ilgili ekonomik kod için 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile verilen ödeneğin yeterli olmaması nedeniyle ödeme yapılamadığı, ihtiyaç duyulan ek ödeneğin ise 24/06/2021 tarihli ve sayılı Bakanlık

Makamı imzalı yazı ile SBB’den talep edildiği, talep henüz karşılanmadığından Harcama Talimatı Formu düzenlenemediği ve herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.

11. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiş olup, söz konusu uluslararası metne uygun bir biçimde Anayasanın

35 inci maddesinde de, herkesin sahip olduğu mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile kanunla

sınırlanabileceği öngörülmüş iken, Anayasanın 13 üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel hüküm getirilmiş, buna göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, Anayasanın 15 inci maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin mümkün olduğu olağanüstü hallerde dahi milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmemesi ve kısıtlamanın durumun gerektirdiği ölçüde olması zorunluğunun öngörüldüğü görülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği

Kurumu’nun 2017/6341 Başvuru Numaralı ve 14/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

12. Anayasanın 46 ncı maddesine göre, kamulaştırma, Devlet ve kamu tüzelkişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılığını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz bir malın tamamına veya bir kısmına, kanunda gösterilen esas ve usullere göre zorla el atması işlemidir.

Kamulaştırmasız el atma ise, Anayasa Mahkemesinin 2013/9381 Başvuru No’lu ve 03/03/2016 tarihli

Bireysel Başvuruya İlişkin Kararında belirtildiği üzere, kamulaştırma yapmaya yetkili olan Devlet, kamu tüzelkişileri, kamu kurumları ve kamu yararı bulunması halinde yararlarına kamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından, Anayasanın 46 ncı maddesi ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanununa aykırı şekilde, özel mülkiyete konu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken el konulması işlemidir.

13. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa

Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

14. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.

maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın

Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

15. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.

16. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.

(Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

17. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca

Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

18. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail

Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s.

412- 417)

19. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa

Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare

tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine

30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma

süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile;

Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için TÜRKİYE

BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Tavsiye Kararının BAŞVURANA, BAŞVURAN VEKİLİNE ve TÜRKİYE BİLİMSEL VE

TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi