|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacıların taşınmazlarına yapılan haksız el koyma nedeniyle talep ettikleri ecrimisil bedelinin tahsili üzerinedir. Davacı vekili, davalı tarafın 1994 yılından itibaren taşınmazlara yol yaparak fiilen el koyduğunu ve bu nedenle son beş yılın ecrimisil bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı taraf ise sorumluluğun Karayolları Genel Müdürlüğü’nde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacıların talebini kısmen kabul ederek ecrimisil bedeli belirlemiş ve davalı tarafın temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, mahkeme kararını bozmadan sonra yapılan yargılamada ecrimisil hesaplamasının hatalı olduğunu belirterek, kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat davası açıldığı tarihten önceki döneme ilişkin ecrimisilin talep edilemeyeceğine hükmetmiştir.
Sonuç olarak, Yargıtay, ecrimisil talebinin yalnızca kamulaştırmasız el koyma nedeniyle açılan davanın tarihine kadar hesaplanabileceğini vurgulayarak, mahkeme kararının bozulmasına ve yeniden değerlendirilmesine karar vermiştir. Bu durum, idarenin taşınmaz üzerindeki haksız işgalinin hukuki sonuçlarını ortaya koymakta ve ecrimisil taleplerinin hangi koşullarda geçerli olacağını netleştirmektedir. |
7. Hukuk Dairesi 2024/994 E. , 2024/5722 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/22 E., 2023/436 K.
DAVACILAR : … vd. vekili Avukat … vd.
DAVA TARİHİ : 05.12.2013
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında görülen ve temyiz incelemesinden geçen ecrimisil davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı … yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 2011/312 Esas sayılı dosya ile birleştirilen ve yargılama sonunda tefrikine karar verilen, 2011/593 Esas ve 2011/610 Esas sayılı dava dosyalarında, vekil edenlerinin 13672 ve 13673 parsel sayılı taşınmazların hissedarları olduğunu, davalının 1994 yılından sonra başlattığı yol genişletme, otoyol ve yan yolların yapılması çalışması sırasında, dava konusu taşınmazların bir bölümüne yol yapmak suretiyle fiilen el koyduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, son beş yılın ecrimisil bedelinin tahakkuk ettiği süreden başlayarak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili, sorumluluğun Karayolları Genel Müdürlüğünde olduğunu belirterek, idareleri açısından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı … vekili, idarenin dava konusu yere elatmadığını, dava konusu yerin civarında bulunan tüm yollar için istimlak yaptığını ve bu yolla ilgili inşaat çalışmalarının da istimlak hudutları dahilinde yapıldığını, bunun haricinde herhangi bir inşaatı ve el koyması olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.03.2016 tarihli kararı ile; birleştirilen 2011/610 Esas sayılı dava yönünden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı açılan dava atiye terk edildiğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, …’ne karşı açılan davada davacıların davasının kabulü ile, 19.032,24 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile 2011/610 Esas sayılı dosyasının davacılarına veraset belgelerindeki hisseleri oranında ödenmesine, birleştirilen 2011/593 Esas sayılı dosyada, davalı … Başkanlığına karşı açılan dava atiye terk edildiğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı … Müdürlüğüne karşı açılan davada, davacıların davasının kabulü ile; 31.842,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı … Müdürlüğünden tahsili ile 2011/593 Esas sayılı dosyasının davacılarına veraset belgelerinde hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 31.03.2016 tarihli kararının süresi içinde davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince verilen 16.02.2021 tarihli karar ile, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı İdarenin tarafların paydaşı olduğu taşınmaza yol yaparak müdahale ettiği belirlenmek suretiyle ecrimisile hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizliğin bulunmadığı, kamulaştırma kararı alınmadan veya kamulaştırma işlemleri tamamlamadan taşınmaza el koyan idarenin haksız işgalci konumunda olacağının sabit olduğu, bununla birlikte, HGK’nın 19.09.2019 tarihli ve 2017/1-1273 Esas, 2019/911 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, kamulaştırmasız elatma nedeniyle taşınmaz mal malikinin, idarenin bu fiili durumuna razı olup, bedeli mukabilinde taşınmazın mülkiyetini idareye devretme iradesini ortaya koyduğu, eş söyleyişle kamulaştırmasız el koyma karşılığının tahsili talebiyle dava açtığı tarihe kadar idarenin taşınmaza elatmasının haksız fiil niteliğinde olacağı, kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasından sonraki dönem için ecrimisil istenemeyeceği, Mahkemece, dava tarihi olan 30.09.2011 tarihinden geriye doğru 5 yıllık (30.09.2006-30.09.2006) ecrimisile hükmedilmiş ise de, kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davalarının açıldığı tarihten sonrası için hesaplanan ecrimisilin hatalı olduğu, 2011/610 Esas sayılı dosya davacılarının (… mirasçıları) kamulaştırmasız el koymaya ilişkin açtıkları davanın tarihi olan 09.05.2011 tarihi ile 2011/593 Esas sayılı dosya davacılarının (……mirasçıları) kamulaştırmasız el koymaya ilişkin açtıkları davanın tarihi olan 22.04.2011 tarihine kadar hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 18.07.2023 tarihli karar ile; birleştirilen 2011/610 Esas sayılı davası yönünden …’na karşı açılan davanın atiye terk edildiğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2011/610 Esas sayılı dosyasında Karayollarına karşı açılan davada davacıların davasının kabulü ile; 19.032,24 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile 2011/610 Esas sayılı dosyasının davacılarına veraset belgelerinde hisseleri oranında ödenmesine,
Birleştirilen 2011/593 Esas sayılı dosya yönünden: davalı …’na karşı açılan davanın atiye terk edildiğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı …’ne karşı açılan davada, davacıların davasının kabulü ile; 29.682,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’nden tahsili ile 2011/593 Esas sayılı dosyasının davacılarına veraset belgelerinde hisseleri oranında ödenmesine, ıslah ile arttırılan fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkemece verilen eksik incelemeye dayalı kararda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını,
b. Mahkemece hükme esas alınan raporda emsal araştırması ve değerlendirilmesinin gerektiği şekilde yapılmadığını, taşınmazın fiili durum ve konumuyla orantılı olmayan m² değerinin tespit edildiğini, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ve dava konusu taşınmazın ecrimisile mütehammil yerlerden olmadığını ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince davalı … harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.