|
ÖZET: Başvuru, Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne yöneltilmiş olup, başvuran, evinin önündeki açık su kanalının kapatılmasını talep etmiştir. Şikayetçi, kanalın derinliğinin 1,5-2 metre olduğunu ve bu durumun küçük çocuklar için tehlike oluşturduğunu, ayrıca çevrede kirlilik ve kötü kokuya neden olduğunu belirtmiştir. İdare, kanalın atıksu kanalı olmadığını, yazın sulama, kışın ise yağmur suyu drenajı olarak kullanıldığını ifade etmiştir. Ayrıca, yapılan incelemelerde kanalda herhangi bir atıksu veya kirlilik tespit edilmediği belirtilmiştir.
Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen denetimlerde de benzer sonuçlar elde edilmiştir. Kanalın çevresinde haşere veya kirlilik bulunmadığı, yalnızca yağmur suyu tahliyesi için uygun bir yapı olduğu vurgulanmıştır. Ancak, başvuranın iddiaları doğrultusunda, kanalda biriken suyun çocuklar için tehlike oluşturabileceği göz önünde bulundurularak, idareye gerekli önlemlerin alınması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Sonuç olarak, başvurunun çevre kirliliği iddiaları reddedilmiş, ancak can emniyeti açısından gerekli tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu durumu Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne bildirmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/62982-S.20.68136
BAŞVURU NO : 2020/17
KARAR TARİHİ : 29/06/2020
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MUĞLA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Çevre kirliliği ve can emniyeti açısından tehlike oluşturduğu gerekçesiyle başvuranın evinin önündeki su kanalının üzerinin kapatılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 01/01/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Şikâyetçi, Mahallesi Sokak No adresinde ikamet etiğini, 2015
yılında sokağa paralel bir biçimde 1,5 – 2 m derinliğinde atık su kanalının açıldığını, söz konusu atık su kanalının üzerinin açık olduğunu ve içinde biriken atıksuyun zaman zaman 1,5
– 2 m derinliğinde olduğunu, küçük yaştaki torunu ve diğer çocuklar için bu atık su arığının tehlike oluşturduğunu, turizmin yoğun olduğu bir bölgede etrafa kirlilik ve pis koku yayıldığını, söz konusu kanalda kurbağa ve sivrisineklerin de bulunduğunu belirterek kanalın üzerinin kapatılarak önlem alınmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Başvuruya konu iddialar hakkında Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğünden bilgi ve belge talep edilmiş olup adı geçen idarenin 06/02/2020 tarihli ve
E. sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1) Söz konusu kanalın atıksu kanalı olmadığı, yazın sulama kanalı, kışın yağmur suyu drenaj
kanalı ve parsellerde bulunan bahçelerin kurutma kanalı olarak kullanıldığı,
2.2) Çevre yerleşim yerlerinden herhangi bir evsel nitelikli atıksu deşarjının olmadığı, deniz
seviyesine yakın ve zemin suyunun yüksek olmasından dolayı yazın 5-10 cm yüksekliğinde nadiren göllenme yaptığı,
2.3) Yağmur ve yüzey sularının tahliye edilmesi için açık kanalın uygun olduğu, kapalı kesit
şekline getirilmesi durumunda rusubattan dolayı tıkanma riski bulunduğu ve tarım arazilerinin su altında kalarak can ve mal kaybı yaşanabileceği,
2.4) Tahliye kanalının herhangi bir taşkına sebebiyet vermediği, ayrıca sivrisinek ve haşerelerle
ilgili Muğla Büyükşehir Belediyesince ilaçlamaların yapıldığını, ancak ekolojik dengenin bozulmaması adına kurbağalara yönelik ilaçlama yapılmasının mümkün olmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
3) Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 08/06/2020 tarihli ve E. sayılı cevabi
yazısında;
3.1) Şikayete konu alanda yapılan inceleme neticesinde; yerleşim yeri ve tarımsal alanların
birlikte yer aldığı bölgede tarımsal alanların yanında yaklaşık 50-60 cm derinlikte su kanalı bulunduğu, kanalın yanında ulaşım yolu bulunduğu, kanal içerisinde herhangi bir atıksu bulunmadığı, kanal içerisinde atıksu bulunduğuna dair hiçbir emareye rastlanılmadığı, yağmur suyu drenaj kanalı olarak da kullanılabileceği, kanal içerisinde bulunan sudan kaynaklı koku veya kirliliğe rastlanılmadığı, kanal ve çevresinde herhangi bir haşere vb. görülmediği, kanal sebebiyle çevre kirliliğine yol açıldığı yönünde herhangi bir emareye rastlanılmadığı, herhangi bir taşkına yol açtığına dair emareye rastlanılmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Sağlık hizmetleri ve çevrenin
korunması” başlıklı 56 ncı maddesinde; “ Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek
Devletin ve vatandaşların ödevidir.”
4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,
5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6) 09/08/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunun “Tanımlar” başlıklı 2 nci
maddesinde; “Bu Kanunda geçen terimlerden;
Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı, Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, Çevre kirliliği: Çevrede meydana gelen ve canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek her türlü olumsuz etkiyi,”
6.1) “İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve
kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler şunlardır:
a) Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler.
b) Çevrenin korunması, çevrenin bozulmasının önlenmesi ve kirliliğin giderilmesi alanlarındaki her türlü faaliyette; Bakanlık ve yerel yönetimler, gerekli hallerde meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparlar.”
6.2) “Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü” başlıklı 12 nci maddesinin birinci
fıkrasında; “Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir.
Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığına, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre belirlenen denetleme görevlilerine (…) devredilir. Denetimler, Bakanlığın belirlediği denetim usul ve esasları çerçevesinde yapılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili
açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek şikayete konu kanalın çevre ve koku kirliliğine yol açtığına yönelik iddiaların reddi, diğer taraftan kanalda bulunan suyun can emniyetine yönelik tehlikeli bir durum oluşturmaması adına gerekli önlemlerin alınması hususunda tavsiyede bulunulması yönünde hazırlana Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, Mahallesi Sokağa paralel
bir biçimde 1,5 – 2 m derinliğinde atık su kanalı bulunduğunu ve söz konusu atık su kanalının üzerinin açık olduğunu ve içinde biriken atıksuyun zaman zaman 1,5 – 2 m derinliğinde olduğunu, küçük yaştaki torunu ve diğer çocuklar için bu atık su arığının tehlike oluşturduğunu, turizmin yoğun olduğu bir bölgede etrafa kirlilik ve pis koku yayıldığını, söz konusu kanalda kurbağa ve sivrisineklerin de bulunduğunu belirterek kanalın üzerinin kapatılarak önlem alınmasını talep etmektedir.
9) Anayasasının 56 ncı maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına
sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3/a maddesinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür.
10) Söz konusu Kanunun “Çevre korunmasına ilişkin önlemler ve yasaklar” başlığı altındaki 8
inci maddesinde her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde ilgili yönetmelikle de belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan veya dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmanın yasak olduğu; kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirletenin kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. İlgili Kanunun denetimi düzenleyen 12 nci maddesinde denetimi hangi kurum ve kuruluşların yapabileceği belirtilmiş olup denetimin usul ve esasları yönetmelikte düzenlenmiştir.
11) Somut olayda başvuran; söz konusu arıkta devamlı pis su bulunduğunu, etrafa kirlilik ve
pis koku yayıldığını, söz konusu arığın çevresinde sivrisinek ve kurbağaların olduğunu, yaklaşık bir senedir söz konusu kanalın kapatılması ya da üzerinin örtülmesi için idareye başvuru yaptığını, kendisine verilen cevapta “atık suyun çevre birimlerden boşaltılan havuz ters yıkama suyu olduğu” yönünde bilgi verildiğini belirterek kanalın tehlike oluşturmaması ve pis koku yaymaması için üzerinin kapatılarak önlem alınmasını talep etmiştir. İlgili idare tarafından gönderilen cevabi yazıda ise; söz konusu kanalın atıksu kanalı olmadığı, yazın sulama kanalı, kışın yağmur suyu drenaj kanalı ve bahçelerin kurutma kanalı olarak kullanıldığı, herhangi bir evsel nitelikli atıksu deşarjının olmadığı, yağmur ve yüzey sularının tahliye edilmesi için açık kanalın uygun olduğu, kapalı kesit şekline getirilmesi durumunda rusubattan dolayı tıkanma riski bulunduğu ve tarım arazilerinin su altında kalarak can ve mal kaybı yaşanabileceği belirtilmiştir.
12) Şikayete konu alanda Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme
neticesinde; yerleşim yeri ve tarımsal alanların birlikte yer aldığı bölgede tarımsal alanların yanında yaklaşık 50-60 cm derinlikte su kanalı bulunduğu, kanalın yanında ulaşım yolu bulunduğu, kanal içerisinde herhangi bir atıksu bulunmadığı, kanal içerisinde atıksu bulunduğuna dair hiçbir emareye rastlanılmadığı, yağmur suyu drenaj kanalı olarak da kullanılabileceği, kanal içerisinde bulunan sudan kaynaklı koku veya kirliliğe rastlanılmadığı, kanal ve çevresinde herhangi bir haşere vb. görülmediği, kanal sebebiyle çevre kirliliğine yol açıldığı yönünde herhangi bir emareye rastlanılmadığı, herhangi bir taşkına yol açtığına dair emareye rastlanılmadığı belirtilmiştir.
13) Bu kapsamda yapılan incelemede; gerek Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğünün açıklamaları gererekse Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün tespitleri dikkate alındığında söz konusu kanalın yaklaşık 50-60 cm derinliğinde olduğu, mevcut durumda herhangi bir atıksuyun ve kirliliğin olmadığı, herhangi bir haşere bulunmadığı, koku veya kirliliğe rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan başvuran tarafından gönderilen belgelerde ilgili kanalda su birikintisi olduğu yönünde fotoğrafların olduğu görüldüğünden söz konusu duruma yönelik ilgili idare ile bir görüşme gerçekleştirilmiş ve yapılan görüşmede söz konusu alanın deniz seviyesinin altında kaldığı ve kanalının deşarjının yapıldığı bilgisi edinilmiştir. Bu Çerçevede; her ne kadar söz konusu kanalda çevre kirliliği oluştuğuna yönelik bir tespit yapılamamış olsa da kanalda biriken suyun özellikle küçük yaştaki çocuklar ve diğer canlılar için tehlike oluşturabileceği anlaşıldığından söz konusu kanaldan kaynaklı can emniyetine yönelik tehlikeli bir durum oluşmaması adına idare tarafından gerekli önlemlerin alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
14) Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümlerinin
incelenmesi ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; şikayetçinin söz konusu kanalın çevre ve koku kirliliği yol açtığına yönelik iddialarına ilişkin bir tespit yapılamadığı anlaşıldığından söz konusu iddiaların reddi, diğer taraftan KANALDA BULUNAN SUYUN
CAN EMNİYETİNE YÖNELİK TEHLİKELİ BİR DURUM OLUŞTURMAMASI
ADINA İDARE TARAFINDAN GEREKLİ ÖNLEMLERİN ALINMASI GEREKTİĞİ
SONUCUNA VARILMIŞTIR.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’ ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin
birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Muğla İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre, BAŞVURUNUN KISMEN REDDİ
KISMEN KABULÜNE;
Şikayete konu kanalın çevre ve koku kirliliğine yol açtığına yönelik iddiaların REDDİNE, Diğer taraftan kanalda bulunan suyun can emniyetine yönelik tehlikeli bir durum oluşturmaması adına gerekli önlemlerin alınması hususunda Muğla Su ve Kanalizasyon
İdaresi Genel Müdürlüğüne TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın BAŞVURANA ve MUĞLA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi