|
ÖZET: Danıştay kararında, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların açık görüş yapma haklarıyla ilgili bir hukuki uyuşmazlık ele alınmıştır. Başvuran, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çocukların kapalı kurumlarda ayda bir açık görüş hakkı tanınırken, yabancı uyruklu çocuklara öncelikle açık görüş hakkı verilmesinin ayrımcılığa yol açtığını ve bu durumun çocuk haklarının ihlaline neden olduğunu belirtmiştir. İdare ise, yabancı uyrukluların ülke dışından gelen ziyaretçileri nedeniyle esneklik sağlamak amacıyla böyle bir düzenleme yapıldığını savunmuştur.
Kararda, çocukların haklarının korunması ve adalet sisteminin eşitliği açısından, kapalı ceza infaz kurumlarındaki uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Çocukların aileleriyle iletişimlerinin sağlanması ve psikolojik durumlarının iyileştirilmesi için açık görüş imkânlarının artırılması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, tüm çocukların açık görüş yapabilmesi için mevzuat değişikliği yapılması tavsiye edilmiştir. Bu durum, çocuk adalet sisteminin temel ilkeleriyle de uyumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/7408-S.11322
BAŞVURU NO : 2019/5013
KARAR TARİHİ : 23/08/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların açık görüş yapabilmesi için Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret
Edilmeleri Hakkındaki Yönetmelikte değişiklik yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/02/2019
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle, kapalı infaz kurumlarında tutulan
çocukların yetişkin hükümlü ve tutuklular ile aynı görüş uygulamasına tabi tutularak, mevzuatın izin verdiği aile fertleri ve sosyal çevreleriyle ayda üç defa kapalı bir defa açık görüş yapabildiklerini, bu görüşlerin en az yarım saat ve en fazla bir saat ile sınırlandırıldığını, kapalı görüşte aynen yetişkinler gibi çocuk ile görüşmeci arasında bir cam bulunduğunu, camın ses geçirmez olmasından dolayı karşılıklı olarak telefonla konuşulduğunu, kapalı görüşün çocukların ailelerine ve sevdiklerine sarılma, dokunma, kucaklaşma gibi fiziksel temaslarını engellediğini, bir tür cezalandırma biçimi olarak çocukların psikolojik, ruhsal dengelerini olumsuz etkilediğini, uzmanların çocukların aile ve sosyal çevreleri tarafından ziyaret edilmelerinin çocukta iyilik hali oluşturduğunda hem fikir olduğunu ancak çocukta iyilik halinin oluşturabilmesinin görüşmenin niteliğine bağlı olduğunu, sadece yabancı uyruklu çocuklara öncelikle açık görüş yaptırılmasının ayrımcılığa yol açtığını, çocuk adalet sistemimizin ilke ve hükümleri ile uluslararası sözleşmelerin hükümleri dikkate alındığında çocuk tutuklu ve hükümlülerin ziyaretçileriyle tüm görüşlerinin açık görüş yöntemiyle yaptırılması gerektiğini belirterek kapalı kurumlarda tutulan hükümlü ve tutuklu çocukların aile ve sosyal çevreleri tarafından yapılan tüm ziyaretlerinin açık görüş yöntemiyle gerçekleştirilmesi için Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmelikte değişiklik yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 18/03/2019 tarihli ve … sayılı ve 01/07/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge
isteme yazılarına cevaben Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünün 24/06/2019 tarihli ve … sayılı ve İnsan Hakları Dairesi Başkanlığının 12/07/2019 tarihli ve … sayılı yazılarında özetle aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir.
2.1) Tutuklu-hükümlü çocukların tutulduğu ceza infaz kurumlarına göre uygulanan ceza infaz
rejiminin detaylı şekilde açıklanması ile Türkiye’de çocukların bulundurulduğu açık ve kapalı ceza infaz kurumlarının niteliklerine göre türlerinin bildirilmesine ilişkin olarak;
-Genel Müdürlük tarafından ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların, ulusal ve uluslararası mevzuatta belirtildiği üzere özel ve öncelikli gruplar olarak değerlendirildiği,
– Konu ile ilgili olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun
Çocuk kapalı ceza infaz kurumları başlıklı 11 inci maddesinde;
“(1) Çocuk tutukluların ya da çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı ceza infaz kurumlarına nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır.
(2)Oniki-onsekiz yaş grubu çocuklar, cinsiyetleri ve fizikî gelişim durumları göz önüne alınarak bu kurumların ayrı ayrı bölümlerinde barındırılırlar.
(3)Bu hükümlüler, kendilerine özgü kurumun bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine yerleştirilirler. Kurumlarda ayrı bölümlerin bulunmaması hâlinde, kız çocukları kadın kapalı ceza infaz kurumlarının bir bölümünde veya diğer kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine ayrılan bölümlerinde barındırılırlar.
(4) Bu kurumlarda çocuklara eğitim ve öğretim verilmesi ilkesine tam olarak uyulur.”,
-Ayrıca anılan Kanun’un 15 inci maddesi gereği,
“(1) Çocuk eğitimevleri; çocuk hükümlüler hakkında verilen cezaların, hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirildiği tesislerdir. Bu kurumlarda firara karşı engel bulundurulmaz; kurum güvenliği iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlanır.
(2)Kurum içinde veya dışında herhangi bir eğitim ve öğretim programına devam eden ve onsekiz yaşını dolduran çocukların, eğitim ve öğretimlerini tamamlayabilmeleri bakımından yirmibir yaşını bitirinceye kadar bu tesislerde kalmalarına izin verilebilir.
(3) Haklarında tutuklama kararı bulunanlar ile 11 inci madde kapsamına girenler hariç olmak üzere, bu tesislerde bulunan çocuk hükümlüler kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmezler”,
hükümlerine yer verildiğini,
2.2) Türkiye’de sadece çocukların bulundurulduğu açık ve kapalı ceza infaz kurumlarının
isimleri belirtilmek suretiyle buralarda kalan tutuklu/hükümlü çocuk sayılarına ilişkin olarak;
-Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının Diyarbakır, Kayseri, Tarsus Çocuk ve Gençlik Kapalı
Ceza İnfaz Kurumları 288, Hatay, İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları 360, Maltepe, Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları 324,
-Çocuk Eğitimevlerinin Ankara, İstanbul Çocuk Eğitimevi 150, Urla Çocuk Eğitimevi 100, Elazığ Çocuk Eğitimevi 225,
tutuklu ve hükümlü barındırma kapasitesine sahip olduğunu,
2.3) Türkiye ’de yetişkinlerin tutulduğu açık ve kapalı ceza infaz kanunlarından olup aynı
zamanda çocuk hükümlü ve tutukluların da bulundurulduğu ceza infaz kurumlarının isimleri belirtilmek suretiyle buralarda kalan tutuklu ve hükümlü çocuk sayılarının bildirilmesine ilişkin olarak;
-Çocuk hükümlü ve tutukluların barındırıldığı ceza infaz kurumlarının ve kalan çocuk sayılarının bulunduğu tablonun yazı ekinde sunulduğu, 13/05/2019 tarihi itibariyle alınan
UYAP raporunun incelenmesi sonucunda ceza infaz kurumlarında barındırılan toplam 2842 çocuğun ceza infaz kurumlarına göre dağılımının aşağıdaki şekilde olduğunu,
13/05/2019 tarihi itibariyle alınan UYAP raporunun incelenmesi sonucunda ceza infaz kurumlarında barındırılan çocukların ceza infaz kurumlarına göre dağılımı
BİRİM ADI TOPLAM ÇOCUK
MEVCUDU
Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 39
Adıyaman Açık Ceza İnfaz Kurumu 1
Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Afyonkarahisar E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 14
Akhisar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 11
Akşehir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 2
Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 13
Ankara Çocuk Eğitimevi 131
Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 30
Ardahan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 13
Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 8
Bandırma M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 9
Batman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 18
Bilecik M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Bingöl M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Bitlis E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3
Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Burdur E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 13
Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 41
Ceyhan M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 9
Çanakkale E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 2
Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 11
Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 11
Denizli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3
Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 129
Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Doğubayazıt T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 10
Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 12
Edirne Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 19
Elazığ Çocuk Eğitimevi 87
Elazığ Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 33
Elbistan E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 2
Ereğli(Konya) T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Ermenek M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Erzurum E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 13
Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 6
Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 73
Gebze Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Giresun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Gümüşhane E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Hakkari Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 18
Hatay Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 98
Iğdır B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Isparta E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 9
İstanbul Çocuk Eğitimevi 150
İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 15
İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 214
Kahramanmaraş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 16
Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 13
Kastamonu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 6
Kayseri Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 56
Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 2
Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Kırklareli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 9
Kilis L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Kocaeli 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 34
Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 44
Kozan M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Kütahya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Malatya E Tipi Kapalı İnfaz Kurumu 8
Maltepe 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 303
Maltepe 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 12
Maltepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 332
Mardin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 6
Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu (Rehabilitasyon Merkezi) 1
Midyat M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3
Muş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 7
Nevşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Niğde E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Patnos L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 24
Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Sakarya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 24
Samsun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 17
Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Seydişehir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1
Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3
Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 225
Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 7
Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3
Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Siverek T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 11
Şanlıurfa 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 49
Şanlıurfa 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3
Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 6
Tarsus Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 116
Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 31
Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 4
Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 7
Türkoğlu Açık Ceza İnfaz Kurumu 1
Urla Çocuk Eğitimevi 21
Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 14
Ünye M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 7
Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 34
Vezirköprü M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 3
Yalvaç T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 2
Yenişehir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
Yozgat E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 5
GENEL TOPLAM 2.842
2.4) Ceza infaz rejiminde açık ve kapalı görüşün çocuklar üzerindeki etkisi açısından yapılmış
araştırmalar ve istatistiki verilerin sonuçlarının bildirilmesine, ayrıca ceza infaz rejiminde hükümlü-tutuklu çocukların tüm görüşlerinin açık olarak yaptırıldığı yabancı ülkelerdeki iyi uygulamalar hakkında kısaca bilgi verilmesine ilişkin olarak Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü tarafından hazırlanan Ceza İnfaz Rejiminde Açık ve Kapalı Görüşün Çocuklar ve
Gençler Üzerindeki Etkisi ve Ülke Uygulamaları Araştırma Raporunda özetle;
-Çocukların ceza infaz kurumlarında ve eğitimevlerinde, içinde bulunduğu şartları yerinde görerek eksiklikleri tespit etmek, topluma kazandırılmaları ve iyi yetiştirilmeleri için alınması gereken önlemleri saptamak ve mevzuat uygulamasını inceleyerek gerektiğinde yasal değişiklik için girişimde bulunmayı amaçladığı belirtilen ve 5 Kasım 2009 tarihli kararla oluşturulan Çocuk ve Gençlerin Kaldığı Ceza İnfaz Kurumlarında İncelemelerde Bulunmak
Üzere Alt Komisyonun incelemeleri sonucunda hazırlanan TBMM Başkanlığının Çocuk ve
Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ve Eğitimevleri İnceleme Raporunda, çocuk eğitimevleri dışındaki infaz kurumunda kalan tutuklu ve hükümlü suça itilmiş çocukların bulunduğu ortamların fiziki şartlarının düzeltilmesinin, ortak kullanım alanlarının dışında her türlü cinsel veya fiziki baskıya maruz kalmaması açısından mutlaka tek kişilik odalarda kalmalarını ve kurumdaki yasal haklar açısından da (telefon, ziyaret vb.) eğitimevlerinde kalan çocuklar ile aynı haklara sahip olmalarını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılmasının mevcut şartlardaki olumsuzluğu azaltacağının kaydedildiğini,
-Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi kararlarında çocukların aileleri ile iletişimlerinin kısıtlanmaması için “Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk ailesiyle mektuplaşma ve ziyaretler yoluyla temasını sürdürmelidir. Ziyaretleri kolaylaştırmak için çocuğun ailesinin ikamet ettiği yere mümkün olduğunca yakın bir tesise yerleştirilmesi gerekir. Temasın sınırlanmasını gerektiren istisnai koşullar yasada açıkça tanımlanmalı ve yetkili makamların kararına terk edilmemelidir.” hususlarının belirtildiğini, Komitenin çocukların aileleriyle olan iletişimlerinin kolaylaştırılması gerektiğini ve temasın sınırlanmasının ancak istisnai koşullar söz konusu olduğunda mümkün olabileceğini açıkladığını,
-Hollanda’da, HALT (Het Altarnatief) isimli bir sivil toplum kuruluşu tarafından aile ve çocukla görüşme yapılarak bir çalışma planı çıkarıldığını, özür dileme, zararı giderme, ders çalışma gibi yükümlülükleri yerine getiren çocuk hakkında Bakanlığın kovuşturmaya gerek görmediğini, tutuklamadan daha hafif özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler alınabildiğini, mesela eve kapama kararı verildiğinde çocuğun gündüz okula veya işe gidebildiğini ancak onun dışındaki zamanlarda evden çıkmasının yasaklandığını,
-Batı Avustralya/Queensland’de ise çocuklara/gençlere (10 ila 18 yaş) yönelik tutukluluk merkezinde çocukların ziyaret edilmesinin teşvik edildiğini, aile veya arkadaşlar tarafından yapılan düzenli ziyaretlerin, tahliye oldukları zaman çocukların toplumla yeniden bütünleşmelerine yardımcı olacağının düşünüldüğünü, merkezden uzakta oturanlara merkezde çalışan personel tarafından video konferans yoluyla görüntülü konuşma ayarlandığını, disiplin cezası kapsamında ziyaretçilerden mahrum bırakılma uygulamasının bulunmadığını,
-Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bir araştırmada güvenlikli bir gençlik ceza infaz kurumunda tutuklu olarak kaldıkları ilk iki ayda ebeveynleri tarafından ziyaret edilen gençlerin akıl ve ruh sağlığını nasıl etkilediğinin incelendiği, 60 günlük bir süre içinde ceza infaz kurumunda yeni tutulmaya başlanmış 276 erkek, ergen suçludan oluşan (14-17 yaş) bir örneklem grubuyla görüşmeler yapıldığını, ebeveynleri tarafından ziyaret edilen gençlerin depresif belirtilerinde, ebeveynleri tarafından ziyaret edilmeyen gençlere kıyasla zaman içinde daha hızlı düşüş olduğu sonucunun rapor edildiğini,
-Kanada’nın British Columbia eyaletinde Gençlik Gözetim Merkezleri bulunduğunu, mahkemelerin temel kurallara ve imtiyazlara saygı duyacağına inandığı gençler için açık gözetim kararı verebildiğini, gençlerin merkez tarafından izin verilen aile üyeleri, vasiler, arkadaşlar ve avukat ile özel olarak görüşebildiklerini, telefon, video görüşmelerini veya açık görüş ziyaretlerini programlamak için izin almak gerektiğini, ailenin uzakta olduğu durumlarda merkezin, görüşme için diğer seçenekleri koordine etmeye yardımcı olabildiğini, suç işleyen gençlerin rehabilitasyon sürecine aileleri veya vasileri dahil olduğu zaman, gençlerin daha olumlu sonuçlar elde edebildiğini, bazı bölgelerde Aile Ziyareti Finansal Destek Programı kapsamında otuz veya daha fazla gün gözetim altında tutulan gençlere yönelik bir program ile çocuklarını ziyaret etmek isteyen ailelere ayrıca destek sağlandığını, vaka yönetim ekibinin, fon desteği ile ilgili başvuru yapan ailelere konaklama, ulaşım, yemek gibi hususlarda mali destek sağladığını,
2.5) Açık ve kapalı görüşün düzenlenme şartlarının somut şekilde açıklanmasına, açık ve kapalı
görüşlerin fiziksel koşullarının çocuğun psikolojik durumuna etkisinin ayrı ayrı değerlendirilmesine ilişkin olarak;
-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 83 üncü maddesinin; “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir.
Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.”
“(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.” hükümlerinin yer aldığı,
-Bu kapsamda Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “Hükümlü ve tutuklular belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde, üçü kapalı biri açık görüş olmak üzere ayda dört kez görüşme yapabilir.” hükmü ile aynı yönetmeliğin 18 inci maddesinde yer alan “Çocuk eğitimevinde kalan hükümlü çocuklar görüşlerini her zaman açık yaparlar.” hükmü gereğince ceza infaz kurumlarında ziyaretlerin gerçekleştirildiği,
2.6) Yabancı uyruklu hükümlü, tutuklu ve ziyaretçilerle ilgili olarak yapılan son düzenleme
sonucunda ilgili Yönetmelik’in “Yabancı uyruklu ziyaretçilere öncelikle açık görüş hakkı kullandırılır ve kurumca belirlenen ziyaret günleri dışında da ziyaret yaptırılabilir. ” hükmü ile yabancılar için açık görüş yönteminin uygulama nedenlerinin yasal gerekçeleriyle birlikte açıklanmasına, Yönetmelikle düzenlenen mevcut uygulamada çocuklar ve gençler dahil olmak üzere Türk vatandaşlarına yönelik farklı muamelenin nedenlerinin yasal gerekçeleri hakkında bilgi verilmesine, Yönetmelikteki bu uygulamanın ilgili Kanun ile diğer ulusal ve taraf olunan uluslararası düzenlenmeler açısından üst normlara uygun olup olmadığının araştırılmasına ilişkin olarak;
-Ülkemiz ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmelerine dair usul ve esasları düzenleyen Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik yerli ve yabancı ayrımı yapılmaksızın tüm hükümlü ve tutukluları kapsamakta, yabancı uyruklu hükümlü ve tutukluların aileleri ve akrabaları tarafından ziyaretlerinde ülkemize her zaman geliş ve gidişleri vize işlemleri vb. gibi sebeplerle çok sık mümkün bulunmadığından, ayrıca bu kişilerin hangi tarihte açık veya kapalı görüş yapacaklarını bilmeme ihtimali göz önüne alındığında sadece yabancılara ilk etapta açık görüş hakkının kullandırılması hususunda mevzuatımızda anılan hükme yer verildiği,
2.7) Yönetmeliğin “Yabancı uyruklu ziyaretçilere öncelikle açık görüş hakkı, kullandırılır
ve kurumca belirlenen ziyaret günleri dışında da ziyaret yaptırılabilir.” hükmü ile Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı çocuk ve yetişkinlerden farklı olarak yabancılar için öncelikle açık görüş yönteminin benimsenmesinin, ayrımcılık açısından Anayasal hükümler başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygunluğunun değerlendirilmesi ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ile yabancılar arasında eşitliğe aykırı ve ayrımcılığa dayanan bir uygulamaya yol açıp açmadığına ilişkin görüş ve değerlendirmelere ilişkin olarak;
-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihat veritabanı olan https://hudoc.echr.coe.int internet sitesinden yapılan sorgulamada 0-18 yaş aralığındaki çocuklara ve gençlere kapalı görüş yönteminin uygulanması nedeniyle gerek Türkiye Cumhuriyeti gerekse diğer devletlere yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuyla ilgili herhangi bir kararına rastlanmadığını, aynı konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurularla ilgili Anayasa Mahkemesinin kararlar bilgi bankası üzerinden yapılan sorgulamada da aynı konuya dair bir karara rastlanılmadığını, konunun çok spesifik nitelikte olması dolayısıyla bu hususta verilen bir karar bulunmadığının değerlendirildiğini, herhangi bir karara rastlanılması halinde Kurumumuza gönderileceğini, yabancı uyrukluların ziyaretçilerinin ülke dışından gelmesi ile ziyaret gün ve saatlerini bilmeme ihtimalleri göz önünde bulundurularak, devletin takdir yetkisi kapsamında bu şekilde bir düzenleme yoluna gidilmiş olabileceğinin değerlendirildiğini,
-Çocuğun yüksek yararı ilkesinin, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin felsefesinin önemli bir yapıtaşını oluşturduğunu, bu kavramın Çocuk Hakları
Sözleşmesi’nde hem genel bir ilke olarak hem de tüm Sözleşme için geçerli bir şemsiye hak olarak ele alındığını, bu ilkenin, çocukları ilgilendiren ya da etkileyen tüm durumlarda mahkemeler ve idari makamlar için yol gösterici olması gerektiğini, Hükümlü ve
Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in 18. maddesinin son fıkrasında
“Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde kalan hükümlüler görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapar.” hükmü bulunduğunu, -Ayrıca Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik’in “Aile görüşmesi ödülü” başlıklı 17. maddesinde çocuk hükümlü ve tutuklulara, en geç iki ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmi dört saate kadar ana ve babası veya vasisi ile kurumun bu tür ziyaretler için ayrılan bölümünde ve personelin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi ödülü verilebileceğinin düzenlendiğini, aynı maddede aile görüşmesinin süresinin, çocuk hükümlü ve tutuklunun işlediği suçun türü, koşullu salıverilme tarihi, kişisel özellikleri ve ihtiyaçları, bedensel ve psikolojik yapısı ile eğitim durumu dikkate alınarak belirleneceği, görüşün dini ve milli bayramlar ile Bakanlık tarafından açık görüşme izni verilen özel günlerde de yaptırılabileceği düzenlemelerine yer verildiğini, -Çocuk haklarının konu edildiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında; devletlerin çocuğun esenliği için gerekli tedbirleri alarak, bu amaçla uygun yasal ve idari önlemler alması gerektiğine işaret edildiğini (M. ve M. /Hırvatistan. No. 10161/13)
-AİHM, Sözleşmenin 8 inci maddesinde yer alan “aile yaşamına saygı” hakkının kamu makamlarına, ebeveynler ve çocuklarını bir araya getirmek şeklinde bir görev yüklediğini ve bu durumun, ayrılığa devletin değil ebeveynin yol açtığı durumlarda dahi geçerli olduğunu, bu alandaki yükümlülüğün bireyler arasındaki ilişkiler alanında dahi aile yaşamına saygıyı güvence altına almak için tasarlanmış ve hem bireylerin haklarını koruyan düzenleyici yargısal bir çerçeve oluşturulmasını, hem de fiilen hayata geçirilecek uygun tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifade ettiğini (Hokkanen/Eilnadıya, B. No.
19823/92, 23/9/1994, § 58; Glaser/Birleşik Krallık. B. No. 32346/96, 19/9/2000. § 63:
Bajramı/Arnavutluk. B. No. 35853/04, 12/12/2006, §52), -Bununla birlikte aile yaşamına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin, hangi koşullarda olumlu edimde bulunmayı gerektirdiğinin kesin çizgilerle belirlenmesi, söz konusu hak kapsamındaki ilişkilerin mahiyeti gereği kolay olmadığını, AİHM de özellikle pozitif yükümlülükler söz konusu olduğunda saygı kavramının çok kesin bir tanımının bulunmadığını ve taraf devletlerde karşılaşılan durumlar ile izlenen uygulamalardaki farklılıklar dikkate alındığında bu kavramın gereklerinin olaydan olaya önemli ölçüde
değiştiğini kabul ettiğini (bkz. Abdulaziz. Cabales ve Balkani/Birleşik Krallık, B. No:
9214/80. 28/5/1985, §67), -Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında; her çocuğun, menfaatleri aksini gerektirmedikçe ebeveyni ile doğrudan ve düzenli olarak kişisel ilişkisini sürdürme hakkına sahip olduğu, kişisel ilişki hakkıyla ilgili meselelerde çocukların menfaatlerinin üstün bir öneme sahip olduğuna işaret edildiğini (Anayasa Mahkemesi, Marcus Frank Cerııy Başvurusu, No. 2013/5126, § 74), -Anayasa Mahkemesine göre, aile hayatına saygı hakkı bağlamında da bu hakkın ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceğinin açık olduğunu, Ölçülülük ilkesinin amacının da temel hak ve özgürlüklerin gereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesi olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesinin, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve araçla amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesini deyimleyen oranlılık unsurlarını içerdiğini (AYM, K.Ş., § 48; AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013).
-Yukardaki içtihatlar ve Kurumumuzca derlenen diğer Bakanlık ve Kurumların görüşleri ışığında, anılan başvuruya ilişkin tavsiyeye nihai halini vermenin Kurumunuzun takdirinde olduğunun değerlendirildiğini,
2.8) Konuyla ilgili gerçek veya tüzel kişilerce Bakanlığa yapılmış güncel idari başvurular ile
bunlara verilen cevapların bildirilmesine ilişkin olarak;
-Konuyla ilgili olarak Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne, Kurumumuz tarafından gönderilen 17/08/2018 tarihli ve 53878609-101.05.03-E.14550 sayılı yazı dışında yapılmış bir başvuru bulunmadığı, ayrıca söz konusu başvuruya 22/01/2019 tarihli ve 81509476209.03.01.00-2018-E.461/11163 sayılı yazı ile cevabi bilgi gönderildiği, mevzuat değişikliği talebinin yapılacak mevzuat değişikliği çalışmalarında değerlendirilmek üzere not alındığı,
bildirmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,
3.1) I. Ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41 inci maddesi ikinci fıkrasında, “Devlet,
ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”
3.2) VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı başlıklı 74 üncü
maddesi, Ek fıkra 1’de, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”; Ek fıkra 2’de ise “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.3) Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye
Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa
Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”
4) Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin,
4.1) 1 inci maddesinde “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre
daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”
4.2) 2 nci maddesinde “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri
altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.”
4.3) 3 üncü maddesinde “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari
makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.”
4.4) 4 üncü maddesinde “Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması
amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.”
4.5) 12 nci maddesinde“1.Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun
kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar. 2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.”
4.6) 37 nci maddesinde “Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar: “(…) b) Hiçbir çocuk
yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır. c)
Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.(…)”
4.7) 40 ıncı maddesinde, “Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve
bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları göz önünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.”; dördüncü fıkrasında “Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programlarını ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.”,
5) Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş
Milletler Kuralları (Havana Kuralları),
5.1) 1 inci maddesinde “Bir çocuğun belirli bir kuruma yerleştirilmesinin her durumda en son
ve en kısa süre için başvurulacak bir yöntem olması gerektiğini teyit eder”,
5.2) Sınıflandırma ve Yerleştirme başlıklı 28 inci maddesinde “Çocuklar ancak,
kendilerinin özel ihtiyaçları ve statüleri ile yaşlarının, kişiliklerinin, cinsiyetlerinin ve işledikleri cezai fiil tipinin özel gerekleri ve ayrıca ruhsal ve fiziksel sağlık durumları ile, kendilerini zararlı etkilenmelere ve tehlikeli durumlara karşı koruyacak şartlar tam olarak dikkate alındıktan sonra tutulabilirler. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan çocukların farklı kategorilere ayrılmaları konusunda uygulanacak başlıca kriter, bu çocukların özel ihtiyaçlarına en iyi şekilde uyacak bakım türünün sağlanması ve onların fiziksel, ruhsal ve ahlaki bütünlükleri ve sağlıklarının korunmasıdır.”
5.3) J. Dış Dünya ile İlişkiler başlıklı 59 uncu maddesinde “Adil ve insani bir muamele
görme hakkının bütünleyici bir parçası ve çocukların topluma yeniden kazandırılmalarında esaslı bir unsur olarak, çocukların dış dünya ile yeterli bir iletişim kurmaları için her türlü imkan sağlanır. Çocukların aileleriyle, arkadaşlarıyla ve diğer kimselerle veya saygın sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle iletişim kurmalarına, evlerini ve ailelerini ziyaret etmeleri için kurumdan ayrılmalarına ve eğitim, mesleki veya diğer önemli nedenlerle tutma kurumlarından çıkmalarına, özel izin almalarına imkan tanınır. (…)”
5.4) 60 ıncı maddesinde “Her çocuğun sık sık ve düzenli bir biçimde, kural olarak haftada bir
kez ve her ay en az bir kez ailesi ve savunma avukatı tarafından ziyaret edilmeye hakkı olup, bu ziyaretler sırasında çocuğun mahremiyetine, ziyaretçilerle temas kurma ve sınırsız olarak iletişimde bulunma ihtiyaçlarına saygı gösterilir.”,
6) Çocuk Adalet Sisteminin Uygulanması Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart
Kurallarının (Pekin Kuralları),
6.1) Temel Görüşler başlıklı 1 inci maddesinde “1.1 Üye ülkeler, kendi temel çıkarları
dairesinde, çocukların ve ailelerin daha iyiye yönlendirilmelerini sağlamalıdır. 1.2 Üye ülkeler, çocukların doğru yoldan saptırılmaya müsait yaşlarda olmaları nedeniyle, bu dönemlerinde onlara toplum içinde yararlı bir yaşam sağlamak için çaba göstermeli ve suçtan ve kabahatlerden uzak bir yaşam için çocukların içinde bulundukları koşulları iyileştirmelidirler.
1.3 Çocukların refahını arttırmak amacı ile aile, gönüllüler ve öteki toplumsal gruplar yanında
okullar ile diğer kurumlar da dahil olmak üzere her kaynağın harekete geçilerek elbirliği ile çalışmalarını sağlamak için gerekli özen gösterilmeli, böylece hukukun araya girmesi olabildiğince aza indirilmeli ve hukuka aykırı davranışta bulunan çocuklara etkili, hakkaniyetli ve insanca davranılması sağlanılmalıdır. 1.4 Gençliğin korunması ve toplumda barış düzenin sürdürülmesi amacı ile tüm çocuklara ayrıntılı bir sosyal adalet çerçevesi içinde uygulanacak adalet, her ülkenin ulusal kalkınma sürecinin bir parçası olarak görülmelidir. 1.5 Bu Kurallar bütününün her üye ülkede uygulama yöntemleri o ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel koşullarına bağlıdır. 1.6 Çocuk adaleti hizmetleri, hizmetteki personelin çalışma yöntemleri, yaklaşımları ve bilgileri de dahil olmak üzere sistematik olarak geliştirilmelidir.”
6.2) Uygulama Alanları ve Tanımlar başlıklı 2 nci maddesinde “2.1 Aşağıdaki Standart
Kurallar, çocuk suçlulara ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi ve diğer görüşler, milli ve sosyal köken, varlık, doğum yeri vs. hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanacaktır. 2.2 Kurallar’ın amaçları bakımından aşağıdaki tanımlar, üye ülkelerin kendi hukuk sistemleri ile bağdaşabildiği ölçüde uygulamada kullanılacaktır.(…)”
6.3) Çocuk Adalet Sisteminin Amaçları başlıklı 5 inci maddesinde “5.1 Çocuk adalet
sisteminde daima çocuğun iyileştirilmesi ön plana alınmalıdır ve çocuk suçlulara gösterilecek tepki hem suçun hem de suçlunun içinde bulunduğu koşullarla orantılı olmalıdır.”
7) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun,
7.1) Tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinde “a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile,
onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda, 1. Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu, 2. Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu,.. ifade eder”.
7.2) Temel ilkeler başlıklı 4 üncü maddesinde “Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun
haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi, h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması, j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması, k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulmaları, (…)
İlkeleri gözetilir.”
8) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun,
8.1) Çocuk kapalı ceza infaz kurumları başlıklı 11 inci maddesinde “(1) Çocuk tutukluların
ya da çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı ceza infaz kurumlarına nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır. (2) Oniki-onsekiz yaş grubu çocuklar, cinsiyetleri ve fizikî gelişim durumları göz önüne alınarak bu kurumların ayrı ayrı bölümlerinde barındırılırlar. (3) Bu hükümlüler, kendilerine özgü kurumun bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine yerleştirilirler.
Kurumlarda ayrı bölümlerin bulunmaması hâlinde, kız çocukları kadın kapalı ceza infaz kurumlarının bir bölümünde veya diğer kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine ayrılan bölümlerinde barındırılırlar. (4) Bu kurumlarda çocuklara eğitim ve öğretim verilmesi ilkesine tam olarak uyulur. Çocuk tutukluların ya da çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı ceza infaz kurumlarına nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır.”,
8.2) Gençlik kapalı ceza infaz kurumları başlıklı 12 inci maddesinde “(1) Gençlik kapalı
ceza infaz kurumları, cezanın infazına başlandığı tarihte onsekiz yaşını bitirmiş olup da yirmibir yaşını doldurmamış genç hükümlülerin cezalarını çektikleri, eğitim ve öğretim esasına dayalı, firara karşı engelleri olan, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan kurumlardır. (2) Bu hükümlüler için ayrı bir kurum kurulamadığı takdirde, yukarıdaki fıkra kapsamındaki hükümlüler, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının gençlere ayrılan bölümlerinde bu maddedeki esaslara göre barındırılırlar. (3) 9 uncu madde kapsamındaki gençlerin cezaları, gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının güvenlikli bölümlerinde yerine getirilir.”
8.3) Açık ceza infaz kurumları” başlıklı 14 üncü maddesinde “(1) Açık ceza infaz kurumları,
hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca; a) Kadın açık ceza infaz kurumları, b) Gençlik açık ceza infaz kurumları şeklinde kurulabilir. (2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir. (3) İlk kez suç işleyen ve iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına hükümlü bulunanların cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilebilir. (4)
Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı (…) olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur.”
8.4) Çocuk eğitimevleri başlıklı 15 inci maddesinde “Çocuk eğitimevleri; çocuk hükümlüler
hakkında verilen cezaların, hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirildiği tesislerdir. Bu kurumlarda firara karşı engel bulundurulmaz; kurum güvenliği iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlanır. (2) Kurum içinde veya dışında herhangi bir eğitim ve öğretim programına devam eden ve onsekiz yaşını dolduran çocukların, eğitim ve öğretimlerini tamamlayabilmeleri bakımından yirmibir yaşını bitirinceye kadar bu tesislerde kalmalarına izin verilebilir. (3)
Haklarında tutuklama kararı bulunanlar ile 11 inci madde kapsamına girenler hariç olmak üzere, bu tesislerde bulunan çocuk hükümlüler kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmezler.”
8.5) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması başlıklı 23 üncü “(1) Hükümlülerin gözlem
ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır: (…) c) Kadın, çocuk ve genç hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya bunların noksanlığı hâlinde kadın, çocuk ve kadın ve erkek gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir. ..”
8.6) Hükümlüyü ziyaret başlıklı 83 üncü maddesinde “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi
koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir. (2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir. (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet
Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.”
8.7) Yabancı hükümlüleri ziyaret başlıklı 84 üncü maddesinde “(1) Yabancı hükümlülerin,
vatandaşı olduğu devletin diplomatik temsilciliği veya konsolosluğunun ziyaret istemleri, mevzuatta belirlenen esas ve usûllere uygun olarak geciktirilmeden yerine getirilir. (2)
Diplomatik temsilciliği veya konsolosluğu bulunmayan devletler vatandaşlığındaki hükümlüler ile mülteci veya vatansız olan hükümlülerin, yararlarını koruyan devletin diplomatik temsilciliği veya bu gibi kimseleri koruma görevini üstlenmiş ulusal veya uluslararası kuruluşlarla görüştürülmelerinde yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. (3) 83 üncü madde hükümleri saklıdır.”
9) 17.06.2005 tarihli 25848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte,
9.1) Temel ilkeler başlıklı 5 inci maddesinde “Hükümlü ve tutukluların görüşmeleri
aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir: (…) b) Odaya kapatma disiplin cezası almış olsa dahi çocukların; annesi, babası, kardeşleri, avukatı, resmî ve yetkili merciler ile yasal temsilcisiyle görüşmesi engellenemez. c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır. d)
(Değişik:RG-13/9/2017-30179) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.”
9.2) Açık görüş başlıklı 13 üncü maddesinde “Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile
ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmelerdir.”
9.3) Açık görüş yapılacak yer başlıklı 16 ncı maddesinde “Açık görüşler, ceza infaz
kurumunun oda ve eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde, bulunmadığı takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde yaptırılır.”
9.4) Açık görüşe ilişkin diğer konular başlıklı 18 inci maddesinde “Hükümlü ve tutuklu
sayısının, verilen açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplar oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere, hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır. Belirtilen gün ve saatler dışında görüş yaptırılmaz, bir defa görüş yapan hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilere aynı görüşle ilgili olarak ikinci defa izin verilmez. Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli bir şekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır. Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğunun anlaşılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir. Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadar dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur. Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde kalan hükümlüler görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapar.”
9.5) Yabancı Uyruklu Hükümlü ve Tutuklu Ziyareti başlıklı bölümün Aile fertleri,
akrabalar ve yakınları tarafından ziyaret başlıklı 27 nci maddesinde (Değişik:RG5/12/2018-30616) “(…) Yabancı uyruklu ziyaretçilere öncelikle açık görüş hakkı kullandırılır ve kurumca belirlenen ziyaret günleri dışında da ziyaret yaptırılabilir. (…)” düzenlenmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya
kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle, kapalı ceza infaz kurumlarındaki kapalı
görüş uygulamasının çocukların fiziksel temaslarını engellediğini, bir tür cezalandırma biçimi olarak çocukların psikolojik ve ruhsal dengelerini olumsuz etkilediğini belirterek kapalı kurumlarda tutulan hükümlü ve tutuklu çocukların aile ve sosyal çevreleri tarafından yapılan tüm ziyaretlerinin açık görüş yöntemiyle gerçekleştirilmesi için çocuk adalet sisteminin temel ilkeleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık teşkil eden Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmelikte Adalet Bakanlığı’nın konuyla ilgili olumlu görüşü doğrultusunda değişiklik yapılmasını talep etmiştir.
12) Başvuranın aynı konudaki ilk başvurusuna ilişkin 17/08/2018 tarihli 2018/8825 sayılı
Gönderme Kararında; başvuranın, Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmesi Hakkındaki
Yönetmeliğin 18 inci maddesinde değişiklik yapılması talebinin değerlendirilmesi ve makul bir süre içinde tesis edilecek gerekçeli işlemin Adalet Bakanlığınca Kurumumuza iletilmesi talep edilmiştir.
12.1) 5 Aralık 2018 tarihli 30616 sayılı Resmî Gazete’de Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret
Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayınlanmıştır.
Hükümlü veya tutuklular ile yabancı uyruklu hükümlü, tutuklu ve ziyaretçilerle ilgili olarak bazı düzenlemelerin yapıldığı Yönetmeliğin başvuruya konu 18 inci maddesinde herhangi değişiklik yapılmadığı görülmüştür.
12.2) Adalet Bakanlığının Gönderme Kararına ilişkin 22/01/2019 tarihli … sayılı cevabi
yazısında, ilgili mevzuat uyarınca ceza infaz kurumlarında bulunan tüm hükümlü ve tutuklu çocukların ziyaretlerini çocuk eğitim evlerinde olduğu gibi açık görüş yöntemiyle gerçekleştirmesinin faydalı olacağı ve yapılacak mevzuat çalışmalarında talebin değerlendirilmek üzere not alındığı Kurumumuza bildirilmiştir. İdarenin Gönderme Kararına cevabı sonrasında başvuran Kurumumuza yeniden müracaat etmiştir.
13) Ülkemizde mevcut ceza infaz kurumları kapalı, yüksek güvenlikli kapalı, kadın kapalı,
çocuk kapalı, gençlik kapalı, açık ceza infaz kurumları ile gözlem ve sınıflandırma merkezleri ve çocuk eğitimevlerinden oluşmaktadır. Açık ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevlerinde tutulan çocuklara açık görüş uygulanmakta; açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmeler olarak tanımlanmaktadır.
13.1) Kapalı ceza infaz kurumlarında tutulan çocukların infaz şartları ise 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir. Kanunun
Çocuk kapalı ceza infaz kurumları başlıklı 11 inci maddesinda çocuk tutukluların ya da çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı ceza infaz kurumlarına nakillerine karar verilen çocukların, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında barındırıldığı, bu kurumların firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlar olduğu belirtilmiştir.
13.2) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki oniki-onsekiz yaş grubu çocuklar, cinsiyetleri ve fizikî
gelişim durumları göz önüne alınarak bu kurumların ayrı ayrı bölümlerinde barındırılmakta, çocuklara özgü kurumun bulunmadığı hâllerde ise kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine yerleştirilmektedir. Kurumlarda ayrı bölümlerin bulunmaması hâlinde ise kız çocukları kadın kapalı ceza infaz kurumlarının bir bölümünde veya diğer kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine ayrılan bölümlerinde barındırılmaktadır. Bu çerçevede mevcut ceza infaz sistemi gereği hem çocuk hem yetişkinlere yönelik kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılan ve açık görüşten faydalanamayan çocukların mevcudiyetinin süreklilik arz ettiği görülmektedir.
13.3) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Hükümlüyü ziyaret
başlıklı 83 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında görüşlerin, koşul ve sürelerinin Adalet
Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırıldığı, Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin Temel İlkeler başlıklı 5 inci maddesinin c fıkrasında ise hükümlü ve tutukluların görüşlerinin kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırıldığı hükmüne yer verilmiştir. Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan çocuklar yakınları ile kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilmektedir.
13.4) Diğer taraftan idarenin, sadece çocukların bulundurulduğu açık ve kapalı ceza infaz
kurumlarının kapasitesine ilişkin bilgi belge talebine cevabında Diyarbakır, Kayseri, Tarsus
Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının 288, Hatay, İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı
Ceza İnfaz Kurumlarının 360, Maltepe, Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz
Kurumlarının 324, Ankara, İstanbul Çocuk Eğitimevlerinin 150, Urla Çocuk Eğitimevinin 100, Elazığ Çocuk Eğitimevinin 225 tutuklu ve hükümlü çocuk barındırma kapasitesine sahip olduğu bildirilmiştir.
13.5) Mevcut kapasite dahilinde ceza infaz kurumlarında barındırılan çocukların toplam
sayısının 13/05/2019 tarihli UYAP raporuna göre 2.842 olduğu bildirilmiştir. Raporda çocukların barındırıldığı toplam 105 ceza infaz kurumuna yer verilmiş; bu kurumların kapalı ceza infaz kurumu niteliğinde olan 92 sinde toplam 1368 çocuğun barındırıldığı görülmektedir.
Dolayısıyla toplam 2842 çocuğun yarısına yakın bir rakama denk gelen 1368’inin açık görüş yapamadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca idarenin açıklamalarında tüm çocuklara açık görüş uygulanması hususunda fiziki koşullar ve personel kapasitesi yönlerinden herhangi bir çekince belirtilmemiştir.
13.6) Ceza İnfaz Rejiminde Açık ve Kapalı Görüşün Çocuklar ve Gençler Üzerindeki Etkisi ve
Ülke Uygulamaları konulu bir araştırma raporu hazırlayan idare konuyla ilgili tespitlerini ve iyi uygulamaları açıklamıştır. Raporda özetle kapalı kurumlarda barındırılan çocukların aileleriyle olan iletişimlerinin kolaylaştırılması ve farklı kurumlarda tutulan çocukların aynı haklara sahip olmalarını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği kaydedilmiştir.
Hollanda, Batı Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada’dan iyi uygulama örnekleri incelendiğinde; Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bir araştırmada ebeveynleri tarafından ziyaret edilen gençlerin depresif belirtilerinde, ebeveynleri tarafından ziyaret edilmeyen gençlere kıyasla zaman içinde daha hızlı düşüş olduğu; Kanada’da yapılan araştırmada ise suç işleyen gençlerin rehabilitasyon sürecine aileleri dahil olduğunda daha olumlu sonuçlar elde edebildiği yönünde tespitlerin elde edildiği kaydedilmiştir. Bu çerçevede başvuranın kapalı görüşün çocukların psikolojik ve ruhsal dengesi üzerindeki olumsuz etkilerine ve mevcut ceza infaz sistemi dahilinde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara yönelik şartlarına ilişkin iddialarının, idarenin konuyla ilgili sunduğu bilgiler ve araştırma sonuçları ile desteklendiği tespit edilmiştir.
14) Başvuran, kapalı kurumlarda barındırılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hükümlü ve
tutuklu çocuklara ayda bir açık görüş hakkı tanınırken, kapalı kurumlardaki yabancı uyruklu hükümlü ve tutuklu çocuklara öncelikle açık görüş hakkı tanınmasının farklı uyruklara sahip çocuklar arasında adaletsizliğe yol açması nedeniyle çocuk haklarının ve 5275 sayılı Kanunun ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazındaki kuralların herkese eşit uygulanmasına ilişkin hükmünün ihlal edildiğini iddia etmiştir. İdare cevabında yabancı uyrukluların ziyaretçilerinin ülke dışından gelmesi nedeniyle ziyaret gün ve saatlerinin bilinmemesi durumu göz önünde bulundurularak, devletin takdir yetkisi kapsamında bu şekilde bir düzenleme yoluna gidilmiş olabileceğini açıklamıştır.
14.1) İdare, çocuk haklarının konu edildiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)
içtihatlarında çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ve devletlerin çocuğun esenliği için gerekli tedbirleri alma yükümlülüklerine atıfla AİHM’in, Sözleşmenin 8 inci maddesinde yer alan “aile yaşamına saygı” hakkının kamu makamlarına, ebeveynleri ve çocuklarını bir araya getirmek şeklinde bir görev yüklediğine; benzer şekilde Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında her çocuğun, menfaatleri aksini gerektirmedikçe ebeveyni ile doğrudan ve düzenli olarak kişisel ilişkisini sürdürme hakkına sahip olduğunu, aile hayatına saygı hakkı bağlamında da bu hakkın ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceğini yorumladığına dikkat çekmiştir.
14.2) İdare yerli ve yabancı ayrımı yapılmaksızın mevzuatın tüm hükümlü ve tutukluları
kapsadığını belirtmekle birlikte yabancı ziyaretçilerin ülkemize giriş-çıkış, vize işlemleri gibi kısıtlayıcı halleri gözeterek görüş programında esneklik sağlanması amacıyla sadece yabancılara ilk etapta açık görüş hakkının kullandırılmasına ilişkin mevzuat değişikliği yapıldığını açıklamış olsa da bu durum Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çocuklarla yabancı çocuklar arasında farklı muameleye yol açacağından, ayrıca İnsan Hakları Daire Başkanlığının görüşü doğrultusunda konunun aile hayatına saygı hakkının ihlali boyutu da söz konusu olduğundan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çocukların çifte mağduriyet yaşadığı anlaşılmaktadır.
14.3) Devletin iç hukukta tabiiyet bağı ile kendisine bağlı olanları “vatandaş” statüsünde
diğerlerinden ayırmak suretiyle farklı haklar verdiği ve bazı ödevler yüklediği bireyler ile yabancılar arasındaki temel ayrımın sözkonusu haklardan yararlanma düzeyindeki farklılıkta saklı olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları açısından, idarenin ayrımcı saikle olmasa dahi devletin takdir yetkisi kapsamında yabancılara tanıdığını açıkladığı başvuruya konu açık görüş hakkının, vatandaşlara da tanınması gerekmekte olup konuyla ilgili idarece sunulan bilgi ve belgelerde düzenleme yapılmasında hiçbir sakıncanın ileri sürülmediği görülmüştür.
15) Diğer taraftan başvuranın “5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun çocuğun yaşama,
gelişme, üstün yararı ve esenliği ilkeleriyle bağdaşmayan kapalı görüş uygulamasının bu
Kanun hükümlerine aykırı olduğu, uygulamada en son çare olarak başvurulması gereken tutuklamaya sıklıkla başvurulması ve uzun süren yargılama aşaması boyunca sürdürülen kapalı görüş tatbiki nedeniyle anılan Kanunda öngörülen ilkelerin hayata geçirilemediği, tutuklu çocukların mağduriyetini arttırdığı ve bu şekilde Kanun hükümlerinin ihlal edildiği” iddiaları yönünden yapılan incelemede; tutukluluk süresi içerisinde kapalı ceza infaz kurumlarında tutulan çocukların açık görüşten mahrum kaldığı ve şartlara bağlı olarak yetişkinlerle bir arada tutulabildikleri anlaşılmaktadır. Oysaki Çocuk Koruma Kanunun Temel ilkeler başlıklı 4 üncü maddesinde Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, çocuğun, ailesinin, kamu kurumlarının işbirliği içinde çalışmaları, insan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması, tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda çocukların yetişkinlerden ayrı tutulmaları, (…) ilkelerinin gözetileceği düzenlenmiş temel ilkeler açısından kapalı kurumlarda tutulan hükümlü ve tutuklu çocukların açık görüş yapabilmesine imkan sağlanması gerektiği ancak mevcut uygulamanın düzenlemeyle uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır.
15.1) Nitekim Kanunda, suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma
veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk suça sürüklenen çocuk olarak tanımlanmakta; başvuranın Çocuk Eğitimevlerinde ve tutuklu olarak kapalı ceza infaz kurumunda barındırılan suça sürüklenen çocuklar arasında ortaya çıkan farklı muamele iddiası ve bununla bağlantılı olarak çocuk adalet sisteminin iyileştirilmesi, suça sürüklenen çocuğa yetişkinlerden farklı muamele yapılması talepleriyle uygun şekilde, TBMM’nin Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ve Eğitimevleri
İnceleme Raporunda, eğitimevlerinde kalan çocuklar ile kapalı kurumlardaki çocukların aynı haklara sahip olmalarını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması önerilmekte ve bunun mevcut şartlardaki olumsuzluğu azaltacağı değerlendirilmektedir.
16) Başvuran, başvurusunda iddialarına dayanak oluşturan iç hukuk düzenlemeleri ile benzer
hükümler içeren konuyla ilgili ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin de ihlal edildiğini öne sürmüştür. Birleşmiş Milletlerin çocuk hakları ve özgürlüğünden yoksun çocuklarla ilgili hükümler içeren Sözleşmelerini tamamlayıcı nitelikte olan bazı BM
Kurallarının da ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasanın 90 ıncı maddesi çerçevesinde taraf olunan uluslararası sözleşmelerin hükümleri iç hukuk hükümleri olarak kabul edilmektedir.
Ancak BM kuralları konusuna göre ilgili alanlardaki Sözleşmeleri tamamlayıcı, uygulamaya yönelik açıklayıcı ve yönlendirici rehber ilkeler niteliğinde Genel Kurul kararı şeklinde yayınlanmaktadır.
16.1) Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede, yazılı hakların her çocuğa hiçbir
ayrım gözetmeksizin tanınması; mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel düşünce olması; Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla devletin gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri almakla yükümlü olması; görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkının tanınması; çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsinin en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülmesi, özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılması, özgürlüğünden yoksun olan her çocuğun, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulması ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olması, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi düzenlenmiştir.
16.2) İdare, çocuğun yüksek yararı ilkesinin, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair
Sözleşmede hem genel bir ilke olarak hem de tüm Sözleşme için geçerli bir şemsiye hak olarak ele alındığını, bu ilkenin, çocukları ilgilendiren ya da etkileyen tüm durumlarda mahkemeler ve idari makamlar için yol gösterici olması gerektiğini belirtmiştir. Ancak kapalı görüş uygulamasının, gerek her zaman açık görüş yapabilen Çocuk Eğitimevinde veya açık ceza infaz kurumunda kalan ya da yabancı uyruklu olan hükümlü çocuklar ile diğerleri arasında farklı muameleye yol açması, gerekse henüz suçluluğu ispatlanmamış ve hakkında masumiyet karinesi bulunan ancak kapalı kurumda tutulan çocuklar ile diğerleri arasında farklı muameleye sebebiyet vermesi nedenleriyle çocuk haklarına aykırı olduğu; Birleşmiş Milletler Çocuk
Haklarına Dair Sözleşmesinde tanınan hakların uygulanması amacıyla devletin gereken her türlü yasal, idari ve diğer tedbirleri alma ve bu hakların ayrımcılık gözetilmeksizin tüm çocuklara uygulanmasını sağlama yükümlülüğü kapsamında uygulamanın Sözleşme hükümleriyle uyumlu olmadığı değerlendirilmektedir.
16.3) Bunun yanı sıra Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin
Birleşmiş Milletler Kurallarında (Havana Kuralları) özetle bir çocuğun belirli bir kuruma yerleştirilmesinin her durumda en son ve en kısa süre için başvurulacak bir yöntem olması gerektiği, özgürlüklerinden yoksun bırakılan çocukların farklı kategorilere ayrılmaları konusunda uygulanacak başlıca kriterin çocukların fiziksel, ruhsal ve ahlaki bütünlükleri ve sağlıklarının korunması olduğu, adil ve insani bir muamele görme hakkının bütünleyici bir parçası ve çocukların topluma yeniden kazandırılmalarında esaslı bir unsur olarak, çocukların dış dünya ile yeterli bir iletişim kurmaları için her türlü imkanın sağlanması, aileleriyle, arkadaşlarıyla ve diğer kimselerle iletişim kurmalarına fırsat tanınması, her çocuğun sık sık ve düzenli bir biçimde, kural olarak haftada bir kez ve her ay en az bir kez ailesi ve savunma avukatı tarafından ziyaret edilmeye hakkı olup, bu ziyaretler sırasında çocuğun mahremiyetine, ziyaretçilerle temas kurma ve sınırsız olarak iletişimde bulunma ihtiyaçlarına saygı gösterilmesi hususları detaylı şekilde açıklanarak uygulamada hakim olması gereken ilkeler belirlenmiştir.
16.4) Ayrıca Çocuk Adalet Sisteminin Uygulanması Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari
Standart Kurallarında (Pekin Kuralları) bu kuralların farklı hukuk sistemlerinde uygulanmak üzere düzenlenmiş olup çocuk suçlularla ilgili her sistem ve tanım altında uygulanacak işlemlere ilişkin asgari standartları içerdiği, hukuka aykırı davranışta bulunan çocuklara etkili, hakkaniyetli ve insanca davranılması, çocuk adaleti hizmetlerinin hizmetteki personelin çalışma yöntemleri, yaklaşımları ve bilgileri de dahil olmak üzere sistematik olarak geliştirilmesi gerektiği, çocuk adalet sisteminde her zaman çocuğun iyileştirilmesinin ön plana alınması gerektiği belirtilmiştir.
17) Diğer taraftan Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Mayıs 2019’da yayınlanan Yargı
Reformu Stratejisi konulu belgede demokrasiyi güçlendirmeye, hak ve özgürlükleri geliştirmeye ve genişletmeye güçlü bir şekilde vurgu yapılmış; ülkemizde çocuk haklarının ilk defa anayasal koruma altına alınması son on altı yıllık süreçte kaydedilen önemli gelişmeler arasında sayılmıştır. Belgede bireylerin haklarının korunması ve genişletilmesi için yasal çerçevenin güçlendirilmesine yönelik adımların belirlendiği açıklanmıştır. Stratejinin ceza adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması amacı altında çocuk adaleti sisteminin, onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılması ve mağdur odaklı bir yaklaşım benimsenmesi, cezaların infazı alanında genel infaz usullerinin uygulanmasında sakınca bulunanlara yönelik uygulamaların geliştirilmesi, ceza infaz kurumlarının yönetim kapasitesinin geliştirilmesi gibi hedeflere yer verilmiştir. Bu doğrultuda idarenin çocuklara yönelik ceza infaz sisteminin iyileştirilmesi önem ve öncelik verdiği değerlendirilmektedir.
18) Kurumumuza yapılan değerlendirme neticesinde; çocuklara uygulanan görüş usulünde
tutarlık sağlanarak yürütmenin düzenleyici işleminin hukuki belirlilik ilkesine uygun şekilde düzeltilmesi, çocuk adaleti sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılması, çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi için yasal çerçevenin güçlendirilmesine ilişkin yargı reformu stratejisinin hayata geçirilmesi, devletin ayrım gözetmeksizin tüm çocukların esenliği, iyilik hali ve üstün yararı için gerekli yasal ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü çerçevesinde başvuranın talebi doğrultusunda mevzuat değişikliğinin yapılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda konuyla ilgili temel hak ve hürriyetler ile çocuk haklarına ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat dikkate alınarak başvurunun kabulü, çocukları olumsuz etkileyen ve suça sürüklenen farklı çocuk grupları arasında ayrımcılığa sebebiyet veren kapalı görüş uygulamasını kaldırılması, ceza infaz sisteminde fiziki koşullara ve personel kapasitesine ilişkin tedbirler başta olmak üzere gerekli önlemlerin alınarak tüm çocukların açık görüş yapabilmesi amacıyla Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte uygun değişikliklerin ivedilikle yapılarak uygulamaya geçirilmesinin tavsiye edilmesi yönünde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin gerek Kurumumuzun Gönderme Kararına gerekse talep edilen bilgi ve belgelere süresi içinde cevap vermediği, bu açıdan hem Kurumuzla yapılan yazışmalarda hem de başvuranla ilgili işlemlerinde makul sürede karar verme, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ve karara karsı başvuru yollarının gösterilmesi ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Danıştayda yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Ceza infaz kurumlarında bulunan tüm çocukların açık görüş yapabilmesi amacıyla Hükümlü ve
Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte uygun değişikliklerin ivedilikle yapılması ve uygulamaya geçirilmesi hususlarında ADALET BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi