|
ÖZET: Başvuran, Trabzon Ortahisar Özel Göz Hastalıkları Merkezinde geçirdiği katarakt ameliyatı sonrası görme yetisini kaybettiğini iddia ederek, maddi ve manevi zararının giderilmesi talebinde bulunmuştur. Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü, başvuranın şikayetleri üzerine bir inceleme başlatmış ve bilirkişi raporları doğrultusunda, ameliyat sonrası gelişen endoftalminin tıbbi bir hata sonucu meydana gelmediğini belirlemiştir.
Bilirkişi raporunda, endoftalminin nadir bir komplikasyon olduğu ve gerekli tıbbi önlemlerin alındığı ifade edilmiştir. Ayrıca, hastanın tedavisinde uygulanan prosedürlerin tıbben uygun olduğu ve iddiaların sabit olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, başvuranın talebi doğrultusunda herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, tıbbi uygulamalardaki komplikasyonların, hekimlerin sorumluluğunu gerektirmediği durumları ortaya koymaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/11763-S.23.18735
BAŞVURU NO : 2023/3649
KARAR TARİHİ : 15/09/2023
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
TRABZON İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ
Başvuranın, görme yetisini kaybetmesine sebep olanlar hakkında
BAŞVURUNUN KONUSU :
gerekenin yapılması, maddi ve manevi zararının giderilmesi talebi.
BAŞVURU TARİHİ : 16/03/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza 16.03.2023 tarihinde başvuru yapan özetle; 28.10.2022 tarihinde
Trabzon Ortahisar Özel Göz Hastalıkları Merkezinde Dr. . .’ye katarakt ameliyatı olduğunu,
01.11.2022 tarihinde kontrol için gittiğinde gözünün enfeksiyon kaptığı gerekçesiyle tekrar ameliyat
edildiğini, 03-04.11/2022 tarihlerinde de ameliyathanede gözüne işlem yapıldığını, neticede gözünün artık göremeyeceğinin söylendiğini, durumunun daha da kötüye gitmesi üzerine 06.11.2022 tarihinde
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesine başvurduğunu ve burada on iki (12) gün tedavi gördüğünü, beynine ve ciğerine pıhtı atma tehlikesi geçirdiğini, Özel Göz Hastalıkları
Merkezinde gözünden alınan kültürün Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildiğini, fakat işlemlerin kendi adına yapılmadığını, bu nedenle sonucun kendine geç ulaştığını, çünkü adı geçen özel hastanede görev yapan hekimlerden ikisinin eşlerinin Trabzon Kanuni Eğitim ve
Araştırma Hastanesinde görev yaptıklarını iddia ederek, görme yetisini kaybetmesine sebep olanlar hakkında gerekenin yapılmasını, maddi ve manevi zararının giderilmesini talep etmiştir. Başvuru ekinde sunulan evraklardan, başvuranın oğlu . . tarafından aynı iddialarla Trabzon İl Sağlık
Müdürlüğüne başvuru yapıldığı ve muhakkik görevlendirilerek inceleme yaptırıldığı anlaşılmıştır.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun Trabzon İl Sağlık Müdürlüğüne hitaplı 27.03.2023 tarih ve sayılı yazısıyla bilgi ve belge ve belge talebinde bulunulmuş olup, adı geçen Müdürlüğün Personel Hizmetleri
Başkanlığının 26.04.2023 tarih ve – – sayılı yazısı ve eklerinden özetle;
2.1. Başvuranın oğlu . .’nın müracaatıyla muhakkik marifetiyle başlatılan inceleme /disiplin soruşturması neticesinde düzenlenen soruşturma raporunun bir nüshasının ilişikte sunulduğu, 2.1.1. Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü Disiplin İşleri Birimin 24.11.2022 tarih ve – – sayılı görev emirleriyle muhakkik (incelemeci) olarak görevlendirilen Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı
Dr. . . tarafından gerekli yazışmalar yapılarak, bilgi ve belgelerin toplandığı, başvuranın ve başvuruya konu hekimlerin ifadesinin alındığı ve Fatih Devlet Hastanesinde görevli Göz Haslıkları
Uzmanı Op. Dr. . .’nin bilirkişi görüşüne başvurularak 20.01.2023 tarihli İnceleme/Disiplin
Soruşturması Raporunun düzenlendiği, İnceleme/Disiplin Soruşturması Raporunda; “…
KONULARIN TAHLİLİ:
Şikayete konu hasta ’ın gözünden alınan mikrobiyolojik numune örneğinin sonucunun gizlenmeye çalışıldığı iddiasına ilişkin yapılan değerlendirmede Kanuni Eğitim ve
Araştırma Hastanesi’nde yapılan tıbbi işlemlere ilişkin bilgi istendiğinde cevabi yazıda laboratuvar sonucunun bulunduğu anlaşılmış ve suçlamanın sübuta ermediği değerlendirilmiştir.
Hastaya yapılan ilk ameliyat olan katarakt ameliyatı sonrası gelişen endoftalminin tıbbi bir hata sonucu gelişip gelişmediğine dair yapılan bilirkişi değerlendirmesinde bilirkişi; endoftalminin ciddi bir komplikasyon olduğunu, genellikle enfeksiyöz sebep ön planda olmakla birlikte zaman zaman enfeksiyöz olmayan sebeplerle de gerçekleşebileceğini, endoftalmi oranının katarakt ameliyatı sonrası literatürde %0,05 ile %0,25 oranında görülebilen katarakt ameliyatının postoperatif bir komplikasyonu olduğunu, bu komplikasyon oranının ameliyatın yapıldığı ortamın şartlarının yanı sıra cerrahi operasyonun başarısı, hastanın sistemik hastalıklarının olup olmaması, hastanın göz kapağı ve göz çevresi hijyeni gibi sebeplere de dayanabileceği belirtilmiştir. Yine bilirkişi; katarakt ameliyatında profilaksi olarak cerrahın alması gereken önlemlerin alındığını, vitrektomi uygulamasında da tıbben doğru ve yapılması gereken uygulamaların yapıldığını teyit etmiştir.
Ayrıca gizlendiği iddia edilen laborauvar sonucu olarak gözden alınan örnekten üretilen Pseudomonas auriginosa mikroorganizmasının daha çok sıvı ortamlarda ürediği ve endoftalmi yapan sebepler içinde agresif seyreden ve görme kaybı yapan mikroorganizmalar arasında olduğu, mikroorganizmanın dış ortamda, toprakta, bitkilerde ve sulu ortamlarda sıklıkla bulunduğu belirtilmiştir. Endoftalmi nedenlerinin hem hasta kaynaklı hem de hastane kaynaklı olabileceği bilirkişi raporunda belirtildiğinden hastane veya cerrahi işlem nedeniyle gerçekleştiği iddiası sabit görülmemiş, cezai işlem uygulamada hukuka uyarlık bulunamamıştır.
NETİCE VE KANAAT:
Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, Kanunu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Uzm.
Dr. . . ., Göz Merkezinde görevli Uzm. Dr. . . ve Uzm. Dr. . .’nin suçlu olarak değerlendirilemeyeceği, ilgili mevzuata aykırı bir durum tespit edilmediğinden; adı geçenler hakkında; Adli yönünden; herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, Disiplin yönünden; herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, İdari yönden; herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, Disiplin yönünden; herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, Mali yönden; herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, Görüş ve kanaati ile iş bu inceleme/disiplin soruşturması raporu 1 (bir) nüsha halinde Müdürlük
Makamına sunulmuştur.” denildiği,
2.2. Ayrıca, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 06.03.2023 tarihli ve – – sayılı yazısı gereği üniversite hastanesinde görevli ilgili dal uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti tayin edilerek konu hakkında yeniden inceleme başlatıldığının ve Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından
4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Kanun hükümleri doğrultusunda ön inceleme
başlatıldığının ifade edildiği, görülmüştür.
3. Kurumumuzun Trabzon İl Sağlık Müdürlüğüne hitaplı 17.08.2023 tarih ve sayılı ile
05.09.2023 tarih ve sayılı yazılarıyla konuyla ilgili başlatılan incelemelerin isonuçlanıp
sonuçlanmadığı bilgisi, sonuçlandı ise raporların ve eklerinin birer örneği talep edilmiş olup, adı geçen
Müdürlüğün Personel Hizmetleri Başkanlığının 23.08.2023 tarih ve – – sayılı yazısı ve eklerinden özetle; 3.1. Konuyla ilgili Mesleki Sorumluluk Kurulunun 25.04.2023 tarihli ve – – öki sayılı kararı uyarınca ön inceleme başlatılması nedeniyle soruşturmanın tek elden yürütülmesi maksadıyla
Müdürlüklerince başlatılan ikinci incelemenin Müdürlük Makamının 05.07.2023 tarihli ve E– – sayılı olurlarıyla iptal edildiği, konuyla ilgili başlatılan ön incelemenin tamamlandığı, 3.2. Ön inceleme için görevlendirilen Dr. . . tarafından Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz
Hastalıkları Anabilim Dalında göz hastalıkları uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. . ., Prof. Dr. .
., Doç. Dr. . . ‘nin CMK’nın 63’üncü maddesi gereğince bilirkişi olarak atandığı, 3.3. Yazı ekinde sunulan Ön İnceleme Raporunda özetle; “…
HAKKINDA ÖN İNCELEME YAPILANLARIN İFADELERİ:
Dr. . . . ifadesinde özetle; mesai saati sonrasında eşi Dr. . . tarafından arandığını, hastanın gözünden alınan numunenin hastanın başka bir merkezde yatışı olduğundan kaydı yapılamadığını, kendi adına kayıt açılarak çalışılmasını sağladığını, hastanın göz sıvısında üreyen mikrobu hastayı takip eden hekime ulaştırmak üzere eşine ilettiğini ve hastanın tedavisinin buna göre düzenlendiğini, hastanın resmi sonuçlarını istediğini öğrendiğinde de idareyle görüşerek resmi sonuçları düzenlettiğini beyan etmiştir.
Dr. . . ifadesinde özetle; hastadan alınan göz içi sıvıdan mikrobiyolojik örnek alınması gerektiğini, bu konuda en hızlı ve güvenilir şekilde tanıya ulaşabilmek için eşi Dr. . . .’den yardım istediğini, akşam saatlerinde hastanın gözünden alınan numunenin Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gönderildiğini, hastanın gözünün söz konusu olduğunu, bir an önce çalışılması için eşinden ricada bulunduğunu, laboratuvar sonucu çıkar çıkmaz eşinin kendisini bilgilendirdiğini, kendisinin de hastanın doktoru Dr. . .’ ye bildirdiğini, delil karartma değil yapılan işlem sonucu hastalığın tanısına yardımcı olacak sonucun elde edilmesini sağladığını, … amacın gözünü kaybetmek üzere olan hastanın enfeksiyona neden olan organizmayı tespit ederek gözünü kurtaracak tedaviye katkı sağlamak olduğunu beyan etmiştir.
….
İNCELEME VE TAHLİL:
…Şikayete konu hasta ‘ın gözünden alınan mikrobiyolojik numune örneğinin sonucunun gizlenmeye çalışıldığı veya geciktirildiği iddiasına ilişkin yapılan değerlendirmede Kanuni
Eğitim Araştırma Hastanesi ‘nden yapılan tıbbi işlemlere ilişkin alınan bilgide laboratuvar sonucunun bulunduğu anlaşılmış ve suçlamanın sübuta ermediği değerlendirilmiştir.
Hastaya yapılan ilk ameliyat olan katarakt ameliyatı sonrası gelişen endoftalminin ve sonraki tedavilerin tıbbi bir hata sonucu gerçekleştiğine dair yapılan bilirkişi değerlendirmesinde bilirkişiler raporlarında özetle; ‘Endoftalmi vakalarının %80′ i postoperatif yani göz ameliyatı sonrası ortaya çıkmaktadır. Ameliyat sonrası endoftalmi, göz iç cerrahilerin en çok korkulan komplikasyonlarından birisidir. Tedaviye rağmen göz dokularında kalıcı hasar ve ileri derecede görme kaybı ile sonuçlanabilmektedir. Avrupa Vitreoretinal Derneği’nin (EVRS) endoftalmi çalışmasında en sık endoftalmi sebebi olarak %64,6 gözde katarakt cerrahisi veya sekonder göz içi lens implantasyonu cerrahisi olduğu bildirilmiştir. Katarakt cerrahisi sonrası akut endoftalmi gelişme riski %0,04 – 4 arasında değiştiği çeşitli literatür verilerinde bildirilmiştir. Endoftalmi Vitrektomi çalışmasında hastaların yaklaşık %30’unda endoftalmiye sebep olan etkenin kültürde üretilemediği bildirilmiştir.
Buna neden olarak, alınan örneğin yetersiz olması, uygun bir şekilde örnek alınamaması, alınan örnekte mikrobiyal yükün az olması veya bazı etkenlerin oküler enflamasyon yanıtı nedeniyle spontan sterilize olması (S. epidermidis gibi) gibi durumlar yol açabilmektedir. Ülkemizden bir çalışmada, alınan vitreus (göz içi sıvısı) örneklerinin kan kültürü şişelerine konulmak suretiyle laboratuvara gönderilmesi ile kültür pozitiflik oranının %70’lere çıkarılabildiği gösterilmiştir. Bu yöntemin özellikle aynı hastanede mikrobiyolojik tetkik altyapısı yeterli olmayan ve materyalin başka bir hastaneye transferi gereken kliniklerde faydalı olacağı vurgulanmıştır.
Gönderilen dosya üzerinden tarafımızca yapılan incelemelerde, katarakt tanısı nedeni ile uygulanan katarakt cerrahisinin komplikasyonsuz olarak fakoemülsifikasyon yöntemi ile gerçekleştirildiği ve katarakt cerrahisi öncesinde ve cerrahinin bitiminde uygulanan prosedürlerin tıbben usule uygun olduğu anlaşılmaktadır. Hastanın katarakt ameliyatı sonrası 01.11.2022 tarihli kontrolünde endoftalmi tanısının konulduğu ve aynı merkezde bu amaçla uygulanan prosedürlerin de tıbben usule uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Netice olarak, katarakt cerrahisinden sonra nadir olarak endoftalmi komplikasyonunun gelişebileceği ve yapılan dosya incelemelerinde de bu komplikasyonun engellenmesine yönelik gerekli ve uygun tedbirlerin alınmış olduğu, ameliyat sonrası gözetim ve tedavi seçeneklerinin uygun olduğu, endoftalmi geliştiğinin tespit edilmesinden sonra alınan kültür örneğinin bir başka merkezde değerlendirilmek zorunda kalındığı için tercih edilmek zorunda kalınan usulün makul olduğu, endoftalmi için yapılan cerrahi prosedür ve tıbbi prosedürlerin uygun olduğu, herhangi bir delil karartma şüphesinin düşünülmediği kanaatine tarafımızca varılmıştır.’ Denmektedir.
Dolayısıyla iddia edildiği gibi hastane veya cerrahi işlem sırasında yapılan ihmal nedeniyle endoftalminin gerçekleştiği ve görevi kötüye kullanma iddiası sabit görülmemiş, cezai işlem uygulamada hukuka uyarlık bulunamamıştır.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenler, dosya içeriği, bilirkişi raporu ile Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 223.
Maddesi birlikte değerlendirildiğinde suçun sabitliği ilkesi sağlanamadığından; Dr. . . . hakkında soruşturma izni verilmemesi, Dr. . . hakkında soruşturma izni verilmemesi, Dr. . . hakkında soruşturma izni verilmemesi..”
Yönünde kanaat bildirildiği, 3.4. Ön inceleme neticesinde düzenlenen raporun ilgili personel hakkında soruşturma izni verilmesine/verilmemesine dair karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna gönderildiği
Bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 4.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…” 4.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili fıkralarında; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
(…) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”, 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun:
5.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 69’uncu maddesinde; “Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.
7. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin:
7.1. 2’nci maddesinde; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir. ” 7.2. 6’ncı maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 7.3. 13’üncü maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez. ”
8. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin:
8.1. “İlkeler” başlıklı 5’ inci maddesinde; “Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması
şarttır:
a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur.
b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.
c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.
d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.
e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 8.2. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesinde; “Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.” 8.3. “Tıbbi Özen Gösterilmesi” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.” 8.4. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’inci maddesinde; “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ile tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran tarafından özetle: Trabzon Ortahisar Özel Göz Hastalıkları Merkezinde göz ameliyatlarının gerektiği gibi yapılmaması nedeniyle görme yetisini kaybettiği ile adı geçen Merkezde gözünden alınan kültürün Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildiği ve işlemlerin kendi adına yapılmaması nedeniyle geç bilgilendirildiği iddialarıyla, görme yetisini kaybetmesine sebep olanlar hakkında gerekenin yapılması, maddi ve manevi zararının giderilmesi talep edilmiştir.
11. Anayasamızın 17’nci maddesinde kişilerin “yaşama hakkı” ve “maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme” hakkına sahip olduğu belirtilmiş, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, rızası dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı vurgulanmıştır.
12. Ayrıca, 1219 sayılı Kanun’da “tıbbi kötü uygulama”, Hekimlik Mesleği Etik Kuralları’nda ise
“hekimliğin kötü uygulaması” olarak ifadesini bulan malpraktis; 1992 yılında yapılan 44. Dünya
Tabipler Birliğinin Genel Kurulunda kabul edilen, Tıpta Yanlış Uygulama (Malpraktis) Konulu
Marbella Bildirgesi’nin 2’nci maddesinin (a) fıkrasında; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı
yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “zarardır” şeklinde tanımlanmıştır. Geniş anlamda ele alındığında; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde malpraktis ortaya çıkmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir. Ayrıca hekimin sorumluluğundan bahsedebilmemiz için hekimin kusurunun bulunması, bir zararın doğması ve kusur ile zarar arasında neden sonuç ilişkisi (uygun illiyet bağı)
bulunması gerekmektedir. Hasta veya hasta yakınlarının hekimin tıbbi kötü uygulama (malpraktis) ya da tıbbi hatası olduğunu düşünmesi halinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakları bulunmaktadır.
13. Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 13’üncü maddesine göre hekimin modern tıp bilimine uygun olarak koyduğu teşhis ve uyguladığı tedavinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı deontoloji bakımından eleştirilemeyeceği düzenlenmişse de bunun kişiye doğru teşhis ve tedavinin uygulanıp uygulanmadığı hususunu içermediğinin; kişinin tedavinin tamamlanmasından sonra şifa bulamaması ve hastalığının maddi ve manevi varlığını tehdit etmesi durumlarında kendisine uygulanan teşhis ve tedaviyi sorgulayarak doğru, uygun ve gerektiği gibi bir tedavi uygulanıp uygulanmadığına ilişkin oluşan şüpheyi bertaraf etmek istemesinin son derece doğal ve zaruri olduğunun kabulü gerekir.
14. Diğer taraftan komplikasyon kavramı ise tıbbi standartlara uygun müdahale yapılmasına ve her türlü tedbir alınmasına rağmen meydana gelen olumsuzluk olarak tanımlanmaktadır. Tıbbın kabul ettiği normal riskler / komplikasyonlar zamanında fark edilmezse, fark edilmesine rağmen önlem alınmazsa, fark edilip önlem alınmasına rağmen yerleşmiş standart tıbbi tedavi ve müdahalede bulunulmazsa tıbbi kötü uygulamadan (yani malpraktisten) söz edilebilecek ve yine hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir.
15. Dolayısıyla, somut olayımızda başvuranın takip ve tedavisini üstlenen hekimlerin sorumluluğu olup olmadığının tespiti için Yargıtay Kararında da (örn: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 18.09.2008 tarih ve E.
2008/4519 K. 2008/10750 sayılı kararında) belirtildiği gibi konusunda uzman kişilerin görüşüne başvurulup başvurulmadığı hususu önem arz etmektedir.
16. Dolayısıyla, somut olayımızda başvuranın tedavisi ile ilgili olarak ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde tıbbi kötü uygulama (malpraktis) olup olmadığı hususuyla ilgili olarak ilgili idareyle yapılan yazışmalar ekindeki bilgi ve belgelerde özetle; 16.1. İl Sağlık Müdürlüğünce muhakkik (incelemeci) görevlendirildiği; muhakkikin gerekli yazışmaları yaparak, bilgi ve belgeleri topladığı, başvuranın ve başvuruya konu hekimlerin ifadesini aldığı ve bir göz haslıkları uzmanının bilirkişi görüşüne başvurduğu, neticede düzenlediği İnceleme/Disiplin
Soruşturması Raporunda, bilirkişi tarafından özetle -ilk ameliyat olan katarakt ameliyatı sonrası gelişen endoftalminin ciddi bir komplikasyon olduğu, katarakt ameliyatında profilaksi olarak cerrahın alması gereken önlemlerin alındığı, vitrektomi uygulamasında da tıbben doğru ve yapılması gereken uygulamaların yapıldığı, endoftalmi nedenlerinin hem hasta kaynaklı hem de hastane kaynaklı olabileceği- hususlarının belirtildiğinden ve Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kayıtlarında hastanın adına mikrobiyoloji sonucu bulunması nedeniyle iddialar sabit olmadığından bahisle, şikayete konu hekimler hakkında adli, idari, disiplin ve mali yönden herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde kanaat bildirildiği, 16.2. Ayrıca, 4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Kanun hükümlerine istinaden yaptırılan ön inceleme neticesinde düzenlenen Ön İnceleme Raporunda da özetle; üniversite hastanesinde görev yapmakta olan profesör ve doçent unvanına sahip göz hastalıkları uzmanı bilirkişiler tarafından -katarakt cerrahisinden sonra nadir olarak endoftalmi komplikasyonunun gelişebileceği ve yapılan dosya incelemelerinde de bu komplikasyonun engellenmesine yönelik gerekli ve uygun tedbirlerin alınmış olduğu, ameliyat sonrası gözetim ve tedavi seçeneklerinin uygun olduğu, endoftalmi geliştiğinin tespit edilmesinden sonra alınan kültür örneğinin bir başka merkezde değerlendirilmek
zorunda kalındığı için tercih edilmek zorunda kalınan usulün makul olduğu, endoftalmi için yapılan cerrahi prosedür ve tıbbi prosedürlerin uygun olduğu, herhangi bir delil karartma şüphesinin düşünülmediği- yönünde kanaat bildirildiğinden, Ön İncelemeci tarafından iddialar sabit görülmeyerek şikayete konu hekimler hakkında soruşturma izni verilmemesi yönünde kanaat bildirildiği, 16.3. Ön İnceleme Raporunun ilgili personel hakkında soruşturma izni verilmesine/verilmemesine dair karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna gönderildiği, görülmüştür.
17. Sonuç olarak, tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde: Başvuranın görme yetisini kaybetmesine sebep olanlar hakkında gerekenin yapılması, maddi ve manevi zararının giderilmesi talebiyle ilgili olarak Trabzon İl Sağlık Müdürlüğünce gerekli incelemelerin yaptırıldığı, incelemeci tarafından görevlendirilen bilirkişilerin tıbbi kötü uygulama/malpraktis yönünde herhangi bir tespitinin bulunmadığı, başvuranın görme yetisini bir komplikasyon neticesinde yitirdiği, dolayısıyla ilgili hekimler hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek duyulmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiş olup ilgili idarenin iyi yönetim ilklerine aykırı bir işlem, eylem, tutum ya da davranışı tespit edilmemiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Trabzon İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA, SAĞLIK BAKANLIĞINA ve TRABZON İL SAĞLIK
MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi