|
ÖZET: Bu karar, Kayseri Özel Kızılay Hastanesi’nde tedavi gören bir hastanın vefatı sonrası yapılan şikayet başvurusu üzerine alınmıştır. Başvuran, hastanın tedavisinde kötü muamele ve yanlış uygulama yapıldığını iddia ederek, Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporun tarafsız olmadığını öne sürmüştür. Danıştay, yapılan incelemelerde hastanın tedavi sürecinde sağlık personelinin herhangi bir hata veya ihmalinin bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Bilirkişi raporları, hastanın genel sağlık durumunun ve hastalığının seyrinin ölümüne neden olduğunu, hastane personelinin uygulamalarının tıbbi gerekliliklere uygun olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla, başvuranın talebi reddedilmiş ve sağlık personelinin sorumluluğu bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durum, tıbbi uygulamalarda sağlık personelinin yükümlülükleri ve hasta hakları açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 9965-9965 |sayi|36311982-101.07.05-E.36311982-101.07.05-E.
BAŞVURU NO : 2016/4857 2016/ 4857
KARAR TARİHİ : 23/08/2017 |tarih|
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan inceleme raporunun tarafsız olarak düzenlenmediği iddiasıyla şikâyetinin tarafsız bir görevli tarafından yeniden incelenmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 10/11/2016 10.11.2016
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran kardeşi ın kemik metastazı dahil akciğer ca teşhisi
ile Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisinde tedavileri devam etmekte iken, 17/ 07/ 2016 tarihinde ateşinin yükselmesi nedeniyle Onkoloji Servisine gittiklerini, hastanın yoğun bakım servisinde yatmasının uygun olacağının söylendiğini, ancak üniversitede yoğun bakım servisinin dolu olması nedeniyle 112 Acil Servisi arayarak uygun yoğun bakıma naklinin istendiğini, bunun üzerine Özel Kızılay Hastanesi yoğun bakımına yatırdıklarını, bahsi geçen hastanede hastaya kötü muamele edildiği ve yanlış tedavi uygulandığını, 21/ 07/ 2016 tarihinde Erciyes Üniversitesi Tıp
Fakültesi Hastanesine götürdüklerini ve kardeşinin 25/ 07/ 2016 tarihinde vefat ettiğini, Özel Kızılay
Hastanesi hakkında 23/ 07/ 2016 tarihinde Kayseri İl Sağlık Müdürlüğüne şikayette bulunduğunu, ancak başvurusuna cevaben ilgili hastane ve personeli hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde rapor örneği gönderildiğini, bahsi geçen raporun tarafsız olarak düzenlenmediğini iddia ederek şikâyetinin Sağlık Bakanlığı ve Kurumumuzca tarafsız bir görevli tarafından yeniden incelenmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sağlık Bakanlığından bilgi ve belge
talebinde bulunulmuştur . Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından
1 / 807/ 03/ 2017 tarih ve sayılı cevabi yazı ile başvuru konusuna ilişkin yapılan iş ve
işlemlerle ilgili dosyalar Kurumumuza gönderilmiştir .
3) Buna göre başvuran ün 23/ 07/ 2016 tarihinde Kayseri İl Sağlık Müdürlüğüne
başvuruda bulunduğu, Müdürlük tarafından gerekli incelemenin yapıldığı, bu kapsamda Erciyes
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Özel Kızılay Hastanesinin görev yapan personelin ifadelerine başvurulduğu, ayrıca konuyla ilgili İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ana Bilim Dalı Öğretim
Üyesi bilirkişi olarak görevlendirildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda “ Hastada bası yarası, yaygın morluklar olduğu, ağız içerisinde kanamasının olduğu ve bütün bunların Kızılay Yoğun Bakım Hastanesinde gerekli hasta bakımının uygulanmaması neticesinde olduğunu iddia etmişlerdir . Hastanın bu sırada ciddi trombostopesinin olduğu tarafından dosyada görülmüştür . Hasta trombosit seviyesi 10000’e kadar düşmüştür . Bu kadar düşük tromposit seviyesi olan hastada yaygın morlukların olması gayet normaldir . Ayrıca bu durumda ağız içerisinde de sızıntı şeklinde kanayabilir . Hasta yakını şikâyeti içerisinde sorunlar çok daha iyi bir bakımda daha az olabilirdi, Ancak bütün bu olup bitenlerin hastanın genel tablosuna ve kaybedilmesine hiçbir şekilde neden olmadığı aşikardır . Mevcut sağlık sistemimiz hasta bakımının mükemmel olmasına maalesef izin vermemektedir . Ancak söz konusu şikâyete maruz kalan sağlık personelinin ellerinden gelen en iyi şekilde uyguladıkları aşikardır .” kanaati belirtilerek hasta yakının şikâyetlerinin bilimsel bir desteğinin olmadığı, şikâyete maruz kalan personelin soruşturmasına gerek olmadığı düşüncesinin ifade edildiği tespit edilmiştir .
4) Yapılan inceleme sonucunda elde edilen bilgi ve belgeler, ifadeler ve kamera kayıtları göz önüne
alınarak hazırlanan 18/ 10/ 2016 tarihli inceleme raporunda, şikâyette bahsi geçen konularla ilgili
Kayseri Özel Kızılay Hastanesi ile ilgili idari ve adli yönden işlem yapılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve
manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde, “ Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir . Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz .”; “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesinde, “ Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir… Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler . Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir… ”; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler . … ”,
6) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 12 nci maddesinde;
“Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler .”,
7) Avrupa Sosyal Şartının “Sağlığın korunması hakkı ” başlıklı 11 inci maddesi; “Akit taraflar
2 / 8sağlığın korunması hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere ya doğrudan veya kamusal
veya özel örgütlerle işbirliği içinde (…) uygun önlemler almayı taahhüt ederler .”,
8) Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesinin “Sağlık hizmetleri ” başlıklı 35 inci maddesinde;
“Herkes, ulusal yasalar ve uygulamalarda belirtilen şartlar çerçevesinde koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına ve tıbbi tedaviden yararlanma hakkına sahiptir . Bütün Birlik politikaları ve faaliyetlerinin tanımlanmasında ve uygulanmasında yüksek düzeyde bir insan sağlığı koruması sağlanmalıdır .”,
9) 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
10) Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “ Tabip ve diş tabibi,
ilmi icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder . Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez .”,
11) 01/ 08/ 1998 tarihli ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hasta Hakları
Yönetmeliğinin “Tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım” başlıklı 11 inci maddesinde, “ Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir . Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz .”,
11.1) “Tıbbi özen gösterilmesi” başlıklı 14 üncü maddesinde, “ Personel, hastanın durumunun
gerektirdiği tıbbi özeni gösterir . Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur .”,
11.2) “Müracaat, şikâyet ve dava hakkı” başlıklı 42 nci maddesinde, “ Hastanın ve hasta ile ilgili
bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır .” düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
12) Kamu Denetçisi tarafından, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Kayseri Özel Kızılay
Hastanesinde yapılan bakımın ve uygulanan tedavinin hastanın genel tablosuna ve yaşamını yitirmesine neden olmadığı, sağlık personelinin herhangi bir hata, ihmal ve kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla tıbbi kötü uygulamadan bahsedilemeyeceği değerlendirilerek, başvurunun reddi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
13) Başvuranın kardeşi , Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesi’nde yaygın karaciğer ve kemik metastazları nedeniyle evre IV akciğer adenokanseri tanısı konulduğu, hastanın kemoterapi tedavisi gördüğü, 17/ 07/ 2016 tarihinde yüksek ateş, nefes darlığı
3 / 8şikâyeti ile adı geçen hastanenin acil servisine başvurduğu, ancak yoğun bakım servislerinin dolu
olması nedeniyle Kayseri Özel Kızılay Hastanesi yoğun bakım ünitesine sevk edildiği, ardından hastanın isteği ile yeniden Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldüğü, ancak yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen durumunun giderek kötüleşmesi üzerine 25/ 07/ 2016 tarihinde hastanın vefat ettiği anlaşılmıştır .
14) Bunun üzerine başvuranın 23/ 07/ 2016 tarihinde Kayseri İl Sağlık Müdürlüğüne yaptığı başvuru
neticesinde soruşturma başlatıldığı ve bir incelemeci görevlendirildiği, söz konusu inceleme kapsamında ilgili hastanelerden hastaya ait bilgi ve belgelerin istendiği, hastanede çalışan personelin ifadelerinin alındığı ve bunların tutanağa bağlandığı, ayrıca konu kapsamında Erciyes Üniversitesi
Tıp Fakültesi Hastanesinde İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof . Dr .
un bilirkişi olarak görüşüne başvurulduğu, yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan 18/ 10/ 2016 tarihli inceleme raporunda, şikâyette bahsi geçen konularla ilgili
Kayseri Özel Kızılay Hastanesi ile ilgili idari ve adli yönden işlem yapılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı tespit edilmiştir .
15) Ardından başvuran, Kayseri Özel Kızılay Hastanesinde hastaya kötü muamele edildiği ve yanlış
tedavi uygulandığını, ayrıca bahsi geçen raporun tarafsız olarak düzenlenmediğini iddia ederek şikâyetinin tarafsız bir görevli tarafından yeniden incelenmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
16) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/ 12/ 2014 tarih ve E.2014/ 12- 103, K .2014/ 552 sayılı
kararında;
16.1) “ Doktor, doktorluk mesleğinin gerektirdiği yükümlülükler ile tıp biliminin geçerli kurallarına
uygun olarak müdahale yapmalı, tıbbın ilke ve prensiplerine aykırı teşhis ve tedavi yapmamalıdır .
Doktorun müdahalesi öncelikle endikasyon da denilen tıbbi bir gereklilik nedeniyle teşhis, tedavi ve hastalıktan korunma gibi sebeplerle yapılmalıdır . Bu zorunluluk Anayasamızın 17 nci maddesinde de vurgulanmıştır . Doktor tıptaki bilimsel gelişmeleri takip etmeli, tıbbi müdahaleyi bu güncel bilgiler doğrultusunda gerçekleştirmelidir . Belirtmek gerekir ki, doktorun standartlara ve bilimsel kurallara uygun olarak özenli bir şekilde müdahale yapıp yapmadığı belirlenirken yaptığı müdahale sonucunda hastanın şifa bulması değil, kurallara uygun müdahalede bulunup bulunmadığı göz önüne alınmalıdır …
16.2) Türk Tabipler Birliğinin kabul ettiği 01.02.1999 tarihli Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 13
üncü maddesinde “Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpractice)” başlığı altında; “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi” biçiminde tanımlanan tıbbi hata kavramı; Dünya Tabipler Birliğinin 44. Genel Kurulunun “Malpractice Bildirisi” olarak da bilinen sonuç bildirgesinde, tıbbi yanlış uygulamayla tıbbi bakım ve tedavi sırasında görülen hekimin hatasından kaynaklanmayan durumların birbirinden ayrılması gerektiği vurgulanarak; “a) Tıbbi yanlış uygulama; doktorun tedavisi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesiyle oluşan zarar, b) Tıbbi uygulama sırasında öngörülemeyen bilgi ya da beceri noksanlığı sonucu oluşan ise; istenmeyen sonuçtur ve bunda hekimin sorumluluğu yoktur” şeklinde; Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ancak kanunlaşmamış bulunan “Tıbbi Hizmetlerin
Kötü Uygulanmasından Doğan Sorumluluk Kanunu Tasarısı”nın 3 üncü maddesinde ise; “Sağlık personelinin kasıt, kusur ve ihmaliyle standart uygulamayı yapmaması, bilgi ve beceri eksikliğiyle
4 / 8yanlış ya da eksik teşhiste bulunması ya da hastaya tedavi vermemesiyle oluşan ve zarar meydana
getiren fiil ve durumlar” biçiminde tanımlanmıştır…
16.3) Doktorun, tıbbi müdahale sırasında; standart uygulamayı yapmaması, bilgi, beceri veya
deneyim eksikliğiyle yanlış ya da eksik teşhis veya tedavide bulunması, gerektiği ölçüde ilgi ve itina göstermemesi veya hastaya gereken tedaviyi vermemesi neticesinde tehlike ve zarar oluşturan eylemleri tıbbi hata olarak kabul edilecektir . Tedavi sonrası bakım ve kontrol yükümlülüklerine aykırılıkların da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir . Ön muayenenin eksik yapılması, hastanın anamnezinin (geçmiş bilgisi) ya hiç ya da gerektiği gibi alınmaması veya gerekli tetkiklerin yapılmaması teşhis aşamasında; gereken tıbbi müdahalenin hiçbir şekilde yapılmaması, ameliyat sırasında hastanın vücudunda yabancı madde unutulması, yanlış tedavi yöntemi seçilmesi, yanlış ilaç verilmesi, hastanın veya müdahale edilecek uzvun karıştırılması, müdahalenin ölçüsüz bir şekilde yapılması, hijyen kurallarına dikkat edilmemesi veya hatalı ameliyat tarzının benimsenmesi de uygulamada tedavi aşamasında görülen tıbbi hata örneklerindendir… ” açıklamalarına yer verilmiştir .
17) Bir hekimin tıp ilkelerine aykırı davranmadığını söyleyebilmemiz için, tedavisini yaparken
gerekli dikkat ve özeni göstermesi, modern tıbbın ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisini koyması gerekir . Buna rağmen hasta şifa bulamazsa dahi hekimin tıp ilkelerine aykırı davrandığı söylenemez . Yukarıdaki paragrafta da belirtildiği üzere, tıbbi kötü uygulama, sağlık personelinin kasıt, kusur, ihmali ya da bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanan ve sonucunda hizmet alan kişinin zarar görmesine neden olan bir durumdur . Dolayısıyla sağlık personelinin tıbbi müdahalesi ile ortaya çıkan zarar arasında bir illiyet bağı olması gerekmektedir .
18) Somut olay açısından, Kayseri Özel Kızılay Hastanesinde hastanın tedavi ve bakımında görev
alan personelin herhangi bir hata, ihmal veya kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması ve başvuranın Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporun tarafsız olarak düzenlenmediği iddiasıyla konunun tarafsız bir görevli tarafından yeniden incelenmesi talebinin yerine getirilmesi amacıyla Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi’nden 02/ 02/ 2017 tarih ve sayılı yazı ile bilirkişi görevlendirilmesi talep edilmiş olup, Hacettepe Üniversitesinin 11/ 04/ 2017 tarih ve 2004 sayılı yazısı ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi in bilgileri Kurumumuza gönderilmiştir .
Ardından Kayseri İl Sağlık Müdürlüğünün yaptığı soruşturma kapsamında başvurduğu bilirkişi görüşüne yer verilmeyerek, şikâyet başvurusu, iki hastaneye ait hasta dosyaları, sağlık personellerinin ifade tutanakları, CD’ler ile Kurumumuzca yapılan incelemeye esas olmak üzere hazırlanan soruları içeren dosya e teslim edilmiştir .
19) tarafından hazırlanan bilirkişi raporu, 28/04/ 2017 tarih ve
9675 sayılı yazı ile Kurumumuza gönderilmiştir . Söz konusu rapora göre;
19.1) Akciğer kanserinin ülkemizde erkeklerde en sık görülen ve kanser ölümlerinde ilk sırada yer
alan bir hastalık olduğu, erken evrelerde (Evre I ve II) tıbbi olarak tedavi edilebilen bir hastalık olmasına karşılık Evre IV akciğer kanserinin günümüz koşullarında küratif bir tedavisinin bulunmadığı, bir bütün olarak değerlendirildiğinde hastanın tanı anından itibaren kanser tedavilerine (kemoterapi, radyoterapi) iyi yanıt vermediği ve hızlı bir seyir gösterdiği açıkça görüldüğü, hastanın hayatını kaybetmesine neden olan pulmoner tromboembolinin, sepsis tablosu tıbbi olarak çok iyi
5 / 8bilinen ve ölüm oranlarının son derece yüksek bir kanser komplikasyonu olduğu, özellikle
trombositlerin azalması ile beraber kanamaya meyilin artması ve üzerine enfeksiyon ve sepsis tablosunun da eklenmesi ile beraber hastanın vücudunun çeşitli yerlerinde gözlenen kanamaya bağlı morluklar pulmoner tromboembolinin hasta hayatını kaybetmeden önceki dönemde sıklıkla görülen ve tıbbi olarak çok iyi bilinen bir klinik tablo olduğu,
19.2) Ayrıca hastanın kan gazlarının takibinin bu tür klinik durumlarda zorunlu olduğu, bu takip
işleminin hastanın sadece arteryel kanlarının alınması ile mümkün olduğu, dolayısıyla gerek kolda gerekse kasık bölgelerinde morluklar olmasının kan alımını takiben kan sulandırıcı diye tabir edilen ilacı kullanan hastalarda görülebilen bir durum olduğu, uzun süreli yatışa bağlı olarak özellikle sırtta bası yerlerine yakın yerlerde oluşan ve tıbbi olarak dekübit ülseri olarak adlandırılan yaraların da süreç içinde oluşabileceği, isimli hastada görüldüğü gibi pulmoner tromboemboli olgularında dispne, takipne, taşikardi ve göğüs ağrısı gibi sık görülen şikâyet ve fizik muayene bulgularının yanı sıra masif bir atak sonucu ani ölüme kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde yer alabileceği, tabloya sepsisin eklenmesi ile tablonun daha da ağırlaştığı,
19.3) Bu kapsamda yapılan detaylı inceleme neticesinde;
– Kızılay Özel Kızılay Hastanesinde yapılan bakımın yeterli olduğu, yanlış tedavi uygulanmadığı ve uygulanan bakım ve tedavinin hastanın genel tablosuna ve yaşamını yitirmesine neden olmadığı, – Kızılay Özel Kızılay Hastanesinde uygulanan antibiyotik tedavisinin yeterli ve uygun tedavi olduğu, – Hastanın vücudundaki morlukların, bası yarasının, ağız içerisinde kanamanın hastane yoğun bakım ünitesinde gerekli hasta bakımının uygulanmaması neticesinde değil, hastalığın genel seyrinden kaynaklandığı, – Hastanın vücudundaki yaygın morluklar ve ağız içi kanamanın trombosit seviyesinin çok düşük seviyelerde olmasından kaynaklandığı, – Kayseri Özel Kızılay Hastanesinde hastanın tedavi ve bakımında görev alan personelin herhangi bir hata, ihmal ve kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır .
20) Anayasa Mahkemesi 20/ 04/ 2016 tarihli ve 2013/ 4086 sayılı bireysel başvuru kararında,
başvuru, başvurucuların epilepsi hastası olan oğullarının tedavisinin tıbbi esaslara uygun şekilde yapılmaması sebebiyle vefat etmesi ve bu olay üzerine açılan tam yargı davasının eksik inceleme sonucu reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir . Anayasa
Mahkemesi başvuruyu, devletin yaşam hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüklerin usuli yönü açısından ele almıştır . Devletin söz konusu yükümlülüğü, yaşanan ölüm olayının veya bireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesine sebep olan vakaların tüm yönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkan tanıyan bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir .
20.1) Mahkeme tarafından somut olay üzerine yapılan incelemede , başvuru dosyasında bulunan tıbbi
bilgi ve belgelerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmenin
Anayasa Mahkemesinin görevi olmadığı; ancak Adli Tıp Kurumu raporunun kaleme alınış şekli dikkate alındığında, söz konusu raporun sonuç kısmına kadar sadece Hastane kayıtlarına yer verildiği ve bu kısma kadar .’ya uygulanan tedavilerin tıp kurallarına uygun olup olmadığı
6 / 8hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, sonuç kısmında ise başvurucuların iddialarına
makul ölçüde cevap teşkil edecek bir açıklama yapılmadan Hastanede uygulanan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, anılan raporda, hastanedeki solunum cihazlarından faydalanamayan ve bu sebeple başka bir hastaneye sevk edilen nun bu olaydan etkilenip etkilenmediği, söz konusu olayda bir ihmalin bulunup bulunmadığı, Hastane kayıtlarına göre saat 19.12’de hastaneye giriş yapan ve gece saat 03.30’da öldüğü kabul edilen hastanın tedavisinde herhangi bir gecikmenin yaşanıp yaşanmadığı hususlarında yeterli bir değerlendirme yapılmadığı, dolayısıyla ne İzmir 2. İdare Mahkemesinin gerekçeli kararında ne de hükme esas alınan Adli Tıp
Kurumu raporunda, ‘nun Hastanedeki solunum cihazlarından faydalanamamasından ve bu durumun sonucu olarak yapılan sevk işleminden etkilenip etkilenmediği, söz konusu olayda bir ihmalin bulunup bulunmadığı ve bu süreçte herhangi bir gecikmenin yaşanıp yaşanmadığı hususlarında tatmin edici bir açıklama yapıldığı söylenemeyeceği ifade edilerek, Anayasa’nın 17 nci maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir .
21) Somut olay açısından bakıldığında, başvuran ün başvurusu üzerine Kayseri İl
Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme çerçevesinde, hasta ın yoğun bakım servisinde yatarak tedavi gördüğü süre içerisinde hastanın tıbbi açıdan tedavisinde ihmalin olup olmadığı hususunda bilirkişi görüşüne başvurulduğu, bilirkişi raporunda, trombosit seviyesi düşük olduğundan hastada yaygın morluk ve ağız içerisinde sızıntı şeklinde kanama olabileceği, şikâyete konu hususların çok daha iyi bir bakımda daha az olabileceği, ancak tüm olup bitenlerin hastanın genel tablosuna ve kaybedilmesine neden olmadığı kanaatine yer verildiği görülmüştür . Söz konusu raporun tarafsız olmadığı iddiasına karşılık Kurumumuzca görüşlerine başvurulan bilirkişinin raporunda yer alan hususlara 17 numaralı paragrafta yer verilmiştir . Raporlar incelendiğinde, benzer tespitlerin yapıldığı, hastanın vücudundaki morlukların, bası yarasının, ağız içerisinde kanamanın hastalığın genel seyrinden kaynaklandığı, uygulanan bakım ve tedavinin hastanın genel tablosuna ve yaşamını yitirmesine neden olmadığı sonucuna varılmıştır .
22) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde , devletin yaşam hakkı kapsamında sahip
olduğu usul yükümlülüğünü yerine getirerek gerekli soruşturmayı yaptığı, soruşturma kapsamında hastaya ait dosyaların incelendiği, sağlık personelinin ifadelerine ve bilirkişinin görüşüne başvurulduğu, söz konusu bilirkişi ile Kurumumuzca bilimsel görüşlerine başvurulan bilirkişinin raporuna bakıldığında, Kayseri Özel Kızılay Hastanesinde yapılan bakımın ve uygulanan tedavinin hastanın genel tablosuna ve yaşamını yitirmesine neden olmadığı, sağlık personelinin herhangi bir hata, ihmal ve kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla tıbbi kötü uygulamadan bahsedilemeyeceği, ayrıca bilirkişi raporunun tarafsız olmadığına ilişin herhangi bir bilgi ve bulguya rastlanılamadığından, İdarenin başvuruya konu işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin
7 / 8bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede
hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24) 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin
birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup
Kayseri İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve KAYSERİ VALİLİĞİ İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi