onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapusuz taşınmazın tescili davasında kazandırıcı zamanaşımının uygulanabilirliğini incelemektedir. Davacı, kadastro harici bırakılan bir taşınmazı uzun süredir zilyet olarak kullandığını ve bu taşınmazın kendi adına tescil edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkeme, davanın açıldığı tarihte 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğunu ve gerekli şartların oluştuğunu belirleyerek davayı kabul etmiştir.

Davalı taraf, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ve dolayısıyla özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Ancak Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi, davacının kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının oluştuğunu ve İlk Derece Mahkeme kararında usul ve esas yönünden bir aykırılık bulunmadığını tespit etmiştir.

Sonuç olarak, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, usul ve kanuna uygun bulunarak onanmış, harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karar, kazandırıcı zamanaşımının uygulanabilirliğine dair önemli bir içtihat oluşturmuştur.

8. Hukuk Dairesi         2022/7657 E.  ,  2024/5888 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1965 E., 2022/421 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Şırnak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2018/609 E., 2020/657 K.

    Taraflar arasında tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R
    Dava; tapusuz taşınmazın tescili davasıdır.

    Davacı; … Merkez … Mahallesinde, kadastro harici bırakılan taşınmazların bulunduğu, yaklaşık 1000 m² lik dava konusu taşınmazı, uzun zamandan beri tasarruf eden ve malik sıfatı ile zilyet bulunduran … oğlu …’dan yaklaşık 9 yıl önce satın aldığını, ancak ilgili taşınmazın tapusunun olmadığını bilmediğini, yapılan kadastro çalışmaları sonucunda işbu taşınmazın kendi adına tescili edilmesi gerekirken, kadastro harici bırakıldığını yeni öğrendiğini, lehine kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davanın açılma tarihi itibariyle geriye dönük olarak 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, taşınmazın 1984 yılında imar ihyasının tamamlandığı, alınan bilirkişi raporları, tanık ve mahalli bilirkişi anlatımları dikkate alındığında, davacı lehine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713 üncü ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı, imar ihyanın ne zaman başladığına ilişkin somut bilgi olmadığı, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşmadığı iddiasıyla istinaf edilmiştir.

    Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesince; davacı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu, mahkemenin davanın kabulüne dair vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak ziraat bilirkişi raporundan taşınmazın mevcut vasfının arsa olduğu, kurulan tescil hükmünde taşınmazın vasfının belirtilmemesinin infazda tereddüte neden olacağı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; kamu düzeni nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 355/1 ve 6100 sayılı Kanunun 353/1-b-2 maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemenin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, imar ihyanın ne zaman başladığına ilişkin tespitin olmadığı, taşınmaz üzerinde imar ihyanın bulunmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının irdelenmediği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 713 üncü maddenin şartlarının oluşmadığı iddiasıyla temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.