ÖZET: Başvuran, 6191 sayılı Kanun’un 28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen personelin mağduriyetlerini gidermek amacıyla çıkarıldığını, ancak bu düzenlemeden istifaya zorlanan askerlerin yararlanamadığını belirtmiştir. Başvuran, yargı denetimine kapalı idari işlemlerle ilişiği kesilenlerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, mevcut düzenlemenin eksikliklerini vurgulamış ve mağduriyetlerin giderilmesi için daha kapsamlı bir yasal düzenleme talep etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu talepleri değerlendirerek, 6191 sayılı Kanun’un kapsamının genişletilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi için yasal değişiklik yapılması gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Bu tavsiye, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde, mağduriyetlerin giderilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendirilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/7562-S.11569

BAŞVURU NO : 2019/6326

KARAR TARİHİ : 26/08/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

28 Şubat döneminde istifa etmek zorunda kalan başvuranın

BAŞVURUNUN KONUSU :

6191 sayılı kanundan faydalanma talebidir.

BAŞVURU TARİHİ : 18/03/2019

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuruda bulunan … … başvurusunda; 28 Şubat sürecinde TSK da Binbaşı olarak görev yaparken illegal kurulan Batı Çalışma Grubu karar ve işlemleri sonucu istifa etmek zorunda bırakılmış bir emekli subay olduğunu, o dönemde yasadışı ve hukuk dışı irtica nitelemesiyle birçok askeri personelin salt dindar olması ve özellikle de eşlerinin başörtülü olması nedeniyle YAŞ kararlarıyla TSK dan resen emekli edilerek ihraç edildiklerini, kendisinin de eşinin başörtülü olmasından dolayı bu uygulamalara maruz kaldığını, eşinden boşanmak zorunda kaldığını ancak bunun sonrasında bile hem kendisinin hem eşi ve çocuklarının uzun süreler sıkı takipler ve tacizler altında kaldıklarını nihayetinde istifa etmek zorunda kaldığını, yasadışı hukuka aykırı uygulamaları telafi etmek için 2005 yılından beri uğradığı maddi kayıpların telafisini dosyasına yansıyan olumsuz düşüncelerin çıkartılmasını, eş değer rütbe ve özlük haklarının verilmesi gerektiğini belirterek oluşan mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuza yapılan ve 6191 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemeden TSK dan istifa etmek zorunda kalarak ayrıldığı için faydalanamayan ve kendilerinin de faydalanması taleplerinde bulunan bütün başvuruların incelenebilmesi amacıyla dosyaya konu başvuruda 12/06/2019 tarihli ve … sayılı Bilgi ve Belge Talebi konulu yazımızla, Milli

Savunma Bakanlığından başvuranların “sicil dosyaları, hizmet belgeleri, kadro durumlarına ilişkin bilgiler, bu kişilere ait başarı ve ödül belgeleri ile haklarında disiplin cezaları olup olmadığının belirtilerek varsa ilişkin belgelerin, taleplere ilişkin organlarında açılan davalara ilişkin belgeler ile 28 Şubat darbesi failleri hakkında yapılan yargılamalar verilen cezalar temel hak ve özgürlükler anlamında ülkemizin kat ettiği mesafeler dikkate alındığında, eşinin başörtülü olmasından başkaca hiçbir kusur atfedilemeyen ve dini inanç ve özgürlüklerini yaşamalarının önüne geçmek için yoğun baskı ve uygulamalar ile istifaya zorlanan 28 Şubat mağduru personellerin uğradıkları hak kayıplarının önüne geçmek için 6191 sayılı kanundan faydalanabilmesinin önünün açılması yönünde düzenleme çalışmasının yapılıp yapılmayacağı ve bütün mağduriyetleri giderme anlamında uzlaşma yoluna gidilip gidilmeyeceğine ilişkin görüşlerinin” iletilmesi istenmiş olup Milli Savunma Bakanlığının 05/07/2019 tarihli ve …

sayılı yazı eklerinde gönderilen Genel Kurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın yazısında özetle; 2.1. Başvuranın hizmet belgesi ve ayırma kararı ile eklerinin gönderildiğini, başvurana ait bir adet disiplin cezası bulunduğu, başvuranın 25 Şubat 2005 tarihli istifa dilekçesi gereğince TSK dan ayrıldığı, 6191 sayılı kanun ile eklenen geçici 32. maddesi kapsamında bulunmadığı, kendi isteği ile ayrılan personelin getirilen düzenlemeden faydalanma imkanının bulunmadığı belirtilmiş, yine ekli belgelerden başvuranın çok fazla sayıda takdir belgesinin ve maaş ödüllerinin bulunduğu anlaşılmış, 2.3. Milli Savunma Bakanlığı tarafından; bilgi ve belge talepli yazımızda 5 numaralı paragrafta sorulan yaşanılan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik 6191 sayılı kanunda düzenleme yapılması çalışmasının bulunup bulunmadığına herhangi bir cevap verilmemiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3.1.“Cumhuriyetin temel nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”, 3.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz…”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunun; 5.1. Geçici 32 nci maddesinde; “a) 12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.

b) Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en geç altı ay içinde karar verir.

Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.” 5.2. “Çeşitli nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden ayrılacak astsubaylar hakkında yapılacak işlem” başlıklı 94 üncü maddesinin mülga (b) bendinde;

“Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma:

Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.

(Değişik: 29/7/1983 – 2870/7 md.) Bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Astsubay Sicil

Yönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi astsubaylardan durumlarının Yüksek Askerî Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askerî Şura kararı ile yapılır.”

5.3. 926 sayılı kanun Ek Geçici Madde 19 – (Ek: 7/7/1971 – 1424/46 md.; Değişik:

28/12/1976 – 2028/2 md.)

“1424 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14/7/1971 tarihinden sonra Türk Silahlı Kuvvetlerine duhul eden subay, astsubay ve askeri öğrenciler hakkında 112 nci maddedeki 15 yıllık yükümlülük süresi uygulanır.” 5.4. 926 sayılı kanunun 2642 sayılı kanunla değişik 116. Maddesi

MADDE 17. — 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 116 nci maddesinin

“birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yükümlülüklerini “bitirerek istifa etme hakkını kazananlar, istifalarını Ocak ve Şubat ayları içinde isteyebilirler, istifaların kabulü müracaat tarihinden itibaren bir aydan fazla geciktirilemez. B u aylar dışındaki istifa istemleri ancak ilgili Kuvvet Komutanları veya

Jandarma Genel Komutanının, hizmet gerekleri itibariyle uygun görmesi halinde kabul edilebilir.” 5.5. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu emekli keseneklerinin geri verilmesi başlıklı mülga 87. Maddesi

“ Aşağıda yazılı sebeplerle, emeklilik hakkı tanınan vazifelerden ayrılanların, Sandıkla İlgileri kesilir ve o tarihe kadar aylık ve ücretlerinden kesilerek Sandıkta birikmiş kesenekleri ı(34 ve

38 inci maddelerde yazılı 1% 10 ların kesenek itibar edilen kısımları’ dâhil) faizsiz olarak

kendilerine ödenir.

a) istifa edenler; b) İstifa etmiş sayılanlar;” 6. 17/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun mülga

39 uncu maddesinde;

… “e)Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen”, …

Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarda ki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenler hariç) (d, e ve f)

fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

7. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme 7.1. İnsan haklarına saygı yükümlülüğü başlıklı 1. maddesi

“Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar.” 7.2. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü başlıklı 9. maddesi

“1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir; bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.

2. Din veya inancını açıklama özgürlüğü, sadece yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlık veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli sınırlamalara tabi tutulabilir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

8. Hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince, TSK dan ilişiği; YAŞ kararı haricinde, temel hak hürriyetlerinden din ve vicdan hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi amacıyla farklı işlem ve eylemlerle kesilen personelin 6191 sayılı Kanun kapsamına alınması ve Kanun kapsamında olan personeli de dahil edecek şekilde 6191 sayılı Kanunda telafi edilemeyen hak ve mağduriyetlerin giderilmesi için değişiklik yapılmasına yönelik düzenleme çalışması yapması konusunda İdareye tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı değerlendirilerek başvuru talebinin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran 22 Mart 2011 tarih ve 27882 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10/03/2011 tarihli ve 6191 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 32 nci madde ile

1971 yılından Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler ve/veya

Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen personelin mağduriyetlerinin telafisi amacı ile yasal düzenlemenin yapıldığını ve bu sayede YAŞ kararlarıyla emekli edilen askerlere muhtelif özlük haklarının iade edildiğini, ancak söz konusu Kanun’dan Türk Silahlı Kuvvetlerinden kararname ve Bakan onayı ile ilişiği kesilen ya da istifaya zorlanan askerlerin yararlanamadığını, kanun kapsamına girenlerin de kaybedilen hak ve statülerin telafisinde göz ardı edilemez eksiklikler olduğunu, bu eksikler nedeniyle kapsama dahil olsa bile kendi bireysel çalışma ve gayretleri ile elde ettikleri unvan ve haklarını kaybetme ihtimalinden dolayı yararlanmak için müracaat dahi edemeyenler olduğunu ifade ederek öncelikle söz konusu Kanun’dan faydalanamayanların da kapsama dahil edileceği akabinde belirtilen yasal düzenlemede yer verilmeyen ve mağduriyetlerin devamına sebebiyet veren bütün hususları giderip telafi edecek daha geniş kapsamlı bir düzenleme yapılarak 28 Şubat mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir.

10. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır.

Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15

Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan

Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

11. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır.

12. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis

Araştırma Komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

13. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür. Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.

14. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında

Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay

Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir. Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır.

15. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır. Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmıştır.

16. Türkiye Büyük Millet Meclisi; darbe süreçlerinin ortaya çıkardığı hukuka aykırı yaptırım ve uygulamalar nedeniyle askerlik mesleğinden ilişiği kesilenlerin mağdur olduğu kanaatine vararak yaralarını bir nebze olsun sarabilmek amacıyla, bu kişilerin özlük haklarında 6191 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin yedinci fıkrası ile 926 sayılı

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen Geçici 32 nci maddesiyle birtakım düzenlemeler yapmıştır. Bu kapsamda, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya

Yüksek Askeri Şura kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere; TSK’da emsali emekli olan subay ve astsubaylara TSK emeklisi işlemi yapılarak emsaline verilen emekli maaşının bağlandığı, TSK’daki emsalleri emekli olmayan subay ve astsubayların kamu kurumlarında açılan araştırmacı kadrolarına atanarak TSK’daki karargâhlarda görev yapan emsali subay ve astsubaylara denk özlük haklarının verildiği, kanun kapsamındaki subay ve astsubaylara TSK’dan ilişiklerinin kesildiği tarihteki rütbeleri dikkate alınarak emekli subay ve astsubay kimlik kartları tanzim edildiği, tabanca taşıma ruhsatı ve pasaport verildiği görülmektedir.

17. Ancak, 926 sayılı Kanun’un Geçici 32 nci maddesi, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ Kararlarıyla TSK ile ilişiği kesilenleri kapsamakta olup, yargıya açık işlemlerle hakkında ayırma işlemi uygulananlar kanun kapsamının dışında bulunmaktadır. 28 Şubat sürecinin yukarıda da izah edilen özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu dönemde TSK ile ilişiği kesilen asker kişiler ile askeri öğrencilikle ilişiği kesilenlerin mağduriyetlerinin oldukça benzer özellikler taşıdığı dikkate alındığında kanun koyucunun yasa çalışmasındaki amaçsal hedeflerinden birinin de; 28 Şubat post modern darbesinin mağduru olan ve temel hak ve hürriyetlerden olan din ve vicdan özgürlüğünün gereği yaşantılarından ve eşlerinin kullandığı başörtüsünden dolayı yargıya açık işlemler ile gerek sicil notları düşürülerek disiplinsiz kabul edilen gerekse mobbing uygulanarak istifaya/emekliye zorlanan ve akabinde TSK dan YAŞ kararı haricinde işlemlerle ilişiği kesilen personel ve öğrencilerin de mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik olduğu açıkça ortadadır. Milletin vekillerinin oluşturduğu Türkiye

Büyük Millet Meclisi’nin neticeten aynı saiklerle aynı mağduriyetin yaşatıldığı vatandaşları arasında ayrım yapmayacağının kabulü gerekir.

18. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13/04/2018 tarihli E:2014/144,K:2018/248 sayılı dosyasında verilen kararda; 28 Şubat sürecinin hak ihlalleri, yapılan yargılama ile tespit edilmiş ve bütün başvuru sahiplerinin temel hak hürriyetlerinden olan din ve vicdan hürriyetinin özüne dokunularak inançlarının gereği eşlerinin taktıkları başörtüsü ve kendilerinin inançlarından dolayı ifa ettikleri ibadetleri nedeniyle kınanamayacakları ve suçlanamayacakları güvencesinin ortadan kaldırıldığı tespit edilmiş iken, yaşanılan süreçte hukuka aykırı olarak TSK dan YAŞ kararları haricinde ilişikleri kesilen askerlik mesleğini yapmaları engellenen çalışma hak ve ödevini hiç kullanamayan mağdurların geçen yıllar içinde katlanarak artan mağduriyetleri karşısında, kanun koyucunun mağduriyetleri ortadan kaldırmak için çıkardığı kanunlarının bir amacının da hak ihlallerinin telafisi yönünde olduğu değerlendirilerek, başvuran Derneğin dile getirdiği mağduriyetler ve benzeri toplumdaki birçok mağdur açısından yaşanılan hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaya yönelik yeni ve kapsamlı düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

19. Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış;

5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri arasında; kişilerin ve toplumun refah,

huzur ve mutluluğunu sağlamanın, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmanın, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın bulunduğuna yer verilmiştir.

20. Ülkemizde yaşanan temel hak ve özgürlüklerin kesintiye uğradığı süreçlerin telafisine yönelik olarak aynı dönemde benzer şekilde HSYK (HSK) kararıyla yargıya kapalı idari işlemle kamudan re’sen emekli edilen yargı mensupları için çıkarılan yasa ile mesleklerine dönmesi sağlanmış ve meslekten ayırma işleminin iptali talebinin kabulü ile geriye dönük bütün parasal ve özlük hakları aynen telafi edilmiştir. Bu durum; hem ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ekli protokollerde kapsamında hem de ülkemizin geçirdiği demokratikleşme sürecinde çıkarılan yasaların amaç ve ruhuna ters düşmekle vicdani rahatsızlık oluşturmaktadır.

21. Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

22. Sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri, aynı sürecin mağduru olanların mağduriyetlerinin tespit edilmesini ve giderilmesini gerektirmektedir. Anayasamızın 125 inci maddesinin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu da hükme bağlanmıştır. Her ne kadar 28/02/1997 tarihi üzerinden oldukça uzun bir zaman geçmiş olsa da, 28 Şubat’ın Türk siyasi hayatında 2000’li yılların sonuna kadar devam etmiş bir süreç olduğu ile 28 Şubat sürecinden sorumlu olanların tarih ve hukuk karşısında bugün hesap verebildikleri birlikte değerlendirildiğinde, o dönemde her türlü zulme uğramış, her geçen gün yaşadıkları zulmün izlerinin silinmesine gayret edilmiş vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde yeni bir adım daha atılması, Devletimizin yüce milletimize karşı ahlaki ve vicdani bir borcudur.

23. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 23.1. Dini inançlarından dolayı haklarında ayırma işlemi uygulandığı anlaşılmış olan personel ve öğrencilerin, ayırmaya ilişkin işlemin niteliğine bakılmaksızın 6191 sayılı Kanun kapsamına alınmasına yönelik düzenlemelerin, 23.2. 6191 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerden telafisi kanun koyucunun amaçları arasında olmasına rağmen yasa çalışmaları sırasında dikkate alınmayan, ancak gelinen süreçte yaşanılan 15 Temmuz darbe girişimiyle haklılık ve mağduriyetlerinden birçoğunun katlanarak devam ettiği parasal ve özlük haklarındaki düzenlemelerin, 23.3. Kaybettikleri statü ve unvanlarında iade-i itibarı sağlayacak kimlik kartlarının verilmesini sağlayan düzenlemelerin, 23.4. Taleplerinde belirttikleri mali ve OYAK haklarının oluşturulabilecek bir komisyonun öngördüğü ve mümkün olabilecek bir seviyede telafi edilmesine yönelik düzenlemelerin, 23.5. 6191 sayılı Kanun kapsamına alınan mağdur personelin, emsallerinin faydalandığı yüksek lisans ve doktora vb. haklarından faydalanamaması nedeniyle; yeterli ve gerekli eğitim ve çalışmaları olmasına rağmen hak ettikleri unvan ve mesleki görevleri yapamıyor olmanın ve daha öncesinde yasadan faydalanamamanın ortaya çıkardığı adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı durumun giderilmesine yönelik düzenlemelerin, 23.6. Derece ve kademe ilerlemelerinin parasal haklarının 926 sayılı TSK Personel Kanununa göre devamı sağlandığı halde araştırmacı kadrosuyla 657 sayılı DMK na göre çalışıyor olmalarının ve sosyal haklarda 657 Sayılı Kanuna tabi olmanın uygulamada getirdiği sıkıntıların giderilmesi ile, kadro unvanlarının 657 sayılı Kanuna göre düzenlenmesi öngörülmesine rağmen bu kadrolara atanan veya mevcut unvanlarından bu kadrolara geçen personelin 926 sayılı Personel Kanunun şartlarında kadrosuzluk/yaş haddi nedeniyle emekli edilmelerinin zaten uzun yıllar kamu hizmetinden mahrum olan mağdur personelin kamuya mesleki birikim ve tecrübe bakımından en iyi hizmeti sunabilecekleri 55-65 yaş arası dönemde emekli edilerek atıl duruma düşürülmeleri sonucunu, hakkaniyet gereği ortadan kaldırmaya ve mağdurların yıllardır mahrum oldukları Anayasal çalışma, hizmet etme hak ve özgürlüğünün bu sefer de yasal uygulamalar nedeniyle sekteye uğramasının önüne geçmeye dolayısıyla kamunun da bu hizmetlerden mahrum bırakılmayarak kamu yararına en uygun düzenlemelerin, hakim ve savcıların mesleğe dönmelerini sağlayan düzenleme emsal alınarak, hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince yapılması gerektiği konusunda Milli Savunma

Bakanlığına tavsiyede bulunulmasının uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; 1. 6191 sayılı Kanunda gerekli yasal değişikliklerin yapılması, 6191 sayılı Kanun kapsamına; oluşturulacak komisyonlar tarafından mağduriyeti tespit edilen personelin (Türk Silahlı Kuvvetlerinden Askeri Ceza Kanununun 30. Maddesindeki fiillerinden dolayı ilişiği kesilenler ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı kesinleşmiş cezai mahkumiyet hükmüne dayanılarak tesis edilen işlemlerle ilişiği kesilenler hariç olmak üzere) ayırma işleminin şekline bakılmaksızın dahil edilmesi yönünde yasal değişiklik yapılması çalışmasında bulunulması için İÇİŞLERİ

BAKANLIĞI’na ve MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI’na TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

2. Milli Savunma Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili paydaşların bir araya gelerek mağduriyetlerin giderilmesi adına gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi için MİLLİ

SAVUNMA BAKANLIĞI’na Tavsiyede Bulunulmasına, Kararın Başvurana, İçişleri Bakanlığı’na ve Milli Savunma Bakanlığına tebliğine ve bilgileri için CUMHURBAŞKANLIĞI HUKUK POLİTİKALARI KURULU ile HUKUK

VE MEVZUAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ne sunulmasına, Tavsiye kararının içerik ve kapsamında bulunan düzenlemelerden emeklilik şartlarının değiştirilmesine ilişkin olan kısmı itibariyle etkilenecek personelin hak kaybına uğramaması için bir suretinin, kamuda çalışan personelin bağlı olduğu kurumlara bilgi olarak iletilmesi gereği için AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI’ na gönderilmesine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İçişleri Bakanlığınca ve

Milli Savunma Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi