|
ÖZET: Başvuran, 1964-1989 yılları arasında maaşından kesilen kefalet aidatlarına faiz uygulanmadığı iddiasıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvurmuş, ancak idare, başvuranın talebinin yersiz olduğunu belirtmiştir. İdare, 2489 sayılı Kefalet Kanunu’na göre, başvuranın 1997 yılında yaptığı başvuruda birinci yarı ödemelere faiz uygulanmadığını, yalnızca ikinci yarı ödemelere üç yıllık faizle ödeme yapıldığını ifade etmiştir. Ayrıca, başvuranın talep ettiği faiz uygulamasının yasal dayanağının bulunmadığı ve başvurusunun zamanaşımına uğradığı vurgulanmıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan inceleme sonucunda başvuranın talebinin reddi yönünde karar vermiştir. Başvuranın 1997 yılında yaptığı başvurunun yasal çerçevede değerlendirildiğinde, kefalet aidatlarının iadesinin ilgili kanun hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiği, dolayısıyla idarenin mevzuata aykırı bir işlem yaptığına dair bir tespit bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvuranın, 27 yıl sonra yaptığı başvurunun da yersiz olduğu belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/7475-S.11412
BAŞVURU NO : 2019/10639
KARAR TARİHİ : 23/08/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI
Kefalet Sandığı aidatına faiz uygulanması talebi
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 27/05/2019
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 01/12/1964 ile 06/11/1989 tarihleri
arasında, Maliye Bakanlığı Kefalet Sandığına yatırılmak üzere, çalıştığı kurum tarafından aralıksız olarak maaşından kesinti yapıldığını bu kesintilerin …, … ve … Ziraat Bankası
Şubelerine yatırıldığını ve cüzdana işlendiğini, 1991 yılında emekli olduğunu, 03/10/1997 tarihli dilekçe ile paranın faiziyle birlikte iadesini talep ettiğini, başvurusuna idare tarafından 19/12/1997 tarihli yazıyla cevap verildiğini, Maliye Bakanlığı Kefalet Sandığının … sayılı yazısında ise alacağının 0,13.YKR olduğunun, bununda zamanaşımına uğradığının bildirildiğini, biriken paraya faiz uygulanması gerektiği iddiasıyla kurumumuza başvurmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Hazine ve Maliye Bakanlığının 26.06.2019 tarih ve … sayılı yazısında özetle: Başvuranın
ambar memuru olarak çalıştığı, kefalet aidatının hukuki dayanağının 02.06.1934 tarih ve 2489 sayılı Kefalet Kanununun 25.06.2009 tarihinde yayımlanan 5917 sayılı kanunla değişmeden önceki birinci ve ikinci maddenin (A) fıkrası gereğince kesildiği, kanun değişikliğinden önce kefalet aidatlarının çok düşük olduğu, Kefalet Sandığının amacının Kefalet Kanununun birinci maddesinde; 5018 sayılı kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, para, menkul kıymet ve ayniyat alıp veren ve elinde tutan; memur, sözleşmeli personel ve işçilerin yapacakları zimmet ve ihtilasları nedeniyle verecekleri karşılamak amacıyla kurulduğu, başvuranın kefalet aidatlarının iadesinin
2489 sayılı Kefalet Kanununun değişmeden önceki beşinci maddesi gereğince yapıldığı,
ilgilinin kefalet aidatının iadesi için başvurduğu 1997 yılında kefalet aidatlarının birinci yarı ödemelerine o tarihte yürürlükte olan Kefalet Kanunu gereğince faiz uygulanmadığını, ikinci yarı ödemelerine ise üç yıllık faizi ile birlikte ödemenin yapıldığı, re’sen kefalet ödemesinin yapılmadığı, belgelerden anlaşılacağı üzere başvurana ikinci yarıya ilişkin ödemelerinde faiz uygulanarak ödeme yapıldığı, ancak dosya imha edildiğinden belgelere ulaşılamadığı, başvurana bugün bile ödeme yapılacak olması halinde 0,13 kuruş ödeneceği, benzer durumlarda açılan davaları kazanan icra kefili bulunmadığı, başvuranın iddia ettiği gibi kesilen aidatlara geçen sürenin tamamı için faiz işletilmesi uygulamasının 2489 sayılı Kefalet Kanununda bulunmadığı, başvuranın 27 yıl sonra yapmış olduğu başvurunun yersiz olduğu bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”
4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi “başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 2489 sayılı Kefalet Kanununun ilgili maddeleri:
5.1) Mülga birinci maddesi: Umumi Bütçeye ait (mütedavil ve bu mahiyetteki sabit sermayeler
dâhil) para, menkul kıymet ve ayniyatı alıp veren ve elinde tutan; memur ve müstahdemlerle mülhak bütçelerden muhasebeleri Maliye Vekâletine bağlı olan veya gelirlerinin en az yüzde ellisini yukarıda sayılan işlerdeki memur ve müstahdemleri için (müteselsil kefalet usulü) kabul edilmiş ve bu maksatla hükmi şahsi haiz (kefalet sandığı) kurulmuştur…”
5.2) Mülga İkinci maddesi: Kefalet Sandığının sermayesi:
A -Kefalete bağlı vazife alanların maaş (bu kanunda yazılı maaş tabirinde emsal hâsılı da dahildir) veya ücretlerinden kesilecek kefalet aidatından, D -8 inci maddede sayılı para cezalarından, C-Sandık sermayesinin işletilmesinden elde edilecek kazançlardan, D-Kefaletle memur kullanan daire ve müesseselerin icabında sandığa yapacakları yardımlardan elde edilir.
(A) Fıkrasındaki kefalet aidatı ikidir:
(1) Giriş Aidatı, (2) Aylık Aidatı:
Giriş Aidatı: kefalete bağlı vazife alanların tam olarak aldıkları ilk maaş ve ücretin yarısıdır ve beş müsavi taksitle kesilir.
Aylık Aidat: maaş ve ücretin yüzde ikisidir ve bu aidat giriş aidatının tamamının kesilmesini takip eden aydan itibaren tediye sırasında kesilir.
5.3) Mülga 5 inci maddesi: Kefalete bağlı memurlar ve müstahdemlerden kefalete bağlı
olmayan bir memuriyete geçen veya vefat edenlerle herhangi bir sebeple kefaletli hizmetten ayrılmış olanların sandıktan alakaları şu şekilde kesilir.
A)Bunların ikinci maddeye göre kesilmiş olan aidatları yekûnundan dördüncü maddeye göre mahsup edilecek miktarlar çıktıktan sonra kalanın ilk yarısı vefat edenlerin vereseleriyle tekaüt edenlere derhal, bunlardan gayri sebeplerle kefaletli hizmetten ayrılmış olanlara müteakip bilanço tarihinden üç ay sonra geri verilir.
B) Kalanın diğer yarısı ise üç yıl içinde tahakkuk edecek şahsına ait zimmetlerle sandıktan ayrılmadan evvelki zamanlara ait ve dördüncü madde hükmü ile kendine düşecek zararlar karşılığı olarak mevkuf tutulur… Sandıkça verilen faiz haddi, Sandığın son üç yıl içinde sermayesine aldığı faizlerin nispetini geçemez.
5.4) Kefalet Kanununun geçici 3 üncü maddesi: 01/01/2009 tarihinden önce Sandıkla
ilişkileri kesilmiş olanların aidatlarının geri verilmesinde, 5 inci maddenin değiştirilmeden önceki hükümleri uygulanır.
6) 3.2.1935 Tarih ve 2920 nolu Resmi Gazete’de yayımlanan Kefalet Sandığı
Nizamnamesinin ilgili hükümleri:
6.1) Madde 27: Kefalete bağlı memurlar ve müstahdemlerden kefalete bağlı olmıyan bir
memuriyete geçen veyahut herhangi bir sebeple vazifeden ayrılanların sandıktaki alakaları şu suretle kesilir.
Bunların ayrıldıkları tarihe kadar kesilmiş olan aidatlarından 26 ncı maddede yazılı olduğu veçhile ödenen zimmetlerden hisselerine düşen miktarlar indirildikten sonra kalanı birinci yarısı müteakip bilanço tarihinden üç ay sonra kendilerine verilir.
6.2) Madde 28: “27 nci maddede yazılı memur ve müstahdemlerden ölenlerle tekaüt edilenlere
bu madde veçhile geri verilecek birinci yarım, bilanço tarihinden itibaren ayrıca üç ay beklettirilmeksizin, derhal verilir.”
6.3) Madde 29: “Kalan ikinci yarımlar, üç sene içinde tahakkuk edecek şahsına ait zimmetlerle
sandıktan ayrılmadan evvelki zamanlara ait ve (26) ncı madde hükmiyle kendine düşecek zararlar karşılığı olarak üç sene beklettirilir. Üç sene sonunda 26 ncı maddede yazıldığı üzere hissesinin tamamına düşecek zararlar, ikinci yarımdan çıkarıldıktan sonra kalanı o senelerde sandığın sermayesine aldığı faizlerin vasatisi nispetinde hesap olunacak faiziyle birlikte kendilerine ve ölenlerin mirasçılarına verilir.”
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin
reddi yönündeki öneri, Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme:
8) Başvuran özetle, kefalet sandığından maaşından kesilen (biriken) aidatlara faiz
uygulanmadığını iddia etmektedir. İdarenin cevap yazısı ve başvuranın sunduğu belgelerde yapılan incelemede, başvuranın, 1964 – 1989 yılları arasında kefalet sandığına tabi işte çalıştığı, maaşından kesintiler yapıldığı, başvuranın biriken aidatlara faiz uygulanmadığını iddia ettiği anlaşılmıştır. İdarenin cevap yazısında ayrıca başvuranın emekli olduğu tarihte geçerli olan
2489 sayılı Kefalet Kanununun ilgili maddelerine göre işlem yapıldığı, söz konusu kanunun
bazı maddelerinin ise 25.06.2009 tarihinde yayımlanan 5917 sayılı Kanunla değiştirildiği, başvuranın kefalet aidatlarının iadesi için başvurduğu 1997 yılında, aidatların birinci yarı ödemelerine o dönem yürürlükte bulunan Kefalet Kanununa göre faiz ödemesi yapılmadığı, ikinci yarı ödemelerine ise üç yıllık faizi ile birlikte ödeme yapıldığı, cevap yazısının (c)
bendinde ise başvuranın alacağına faiz uygulanarak ödeme yapıldığı bildirilmiştir.
8.1) Başvuranın, başvuru ekinde sunduğu evraklardan, Maliye Bakanlığına 30.10.1997 yılında
verdiği dilekçe ile kefalet aidatının faiziyle birlikte iadesini talep ettiği, Maliye Bakanlığı
Kefalet Sandığı Başkanlığının 1997 tarih ve … sayılı cevap yazısında, “1964-1989 yıllarında
Sandığımızda biriken aidat iadeniz 2489 sayılı Kefalet Kanununun 5 inci maddesinde belirtilen şekliyle yapılmış, bunun dışında bir ödeme şekli kanunen mümkün olmadığından mevduatınızdan 1. yarı alacağınıza faiz uygulanmamış, yalnızca 2. yarı alacağınıza faiz tahakkuk ettirilmiştir.” şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Başvuru ekinde sunulan,
21.02.2006 tarihli dilekçeye verilen cevapta, kefalet cüzdanının ve adına düzenlenen reddiyat
varakasının Sandığa gönderilerek mevduatın ödenmesinin istenmesi gerekirken bugüne kadar talep edilmediğinden mevduatın zamanaşımına uğradığı, yine 14.11.2006 tarihli dilekçe ilgi tutularak Maliye Bakanlığı Kefalet Sandığı tarafından verilen cevapta, 1989 yılında kefilli görevden ayrılışından itibaren 10 yıl içinde mevduatın iadesi yönünde kurumu veya şahsının talebi olmadığından Borçlar Kanunu ve Kefalet Sandığı Hesap ve İşlemler Yönetmeliği gereğince mevduatın zamanaşımına uğradığı, aidatların kesinti tarihinden itibaren işlenmiş dönemsel yasal faiz uygulamasının kanuna aykırı olması, kesilen aidatların tasarruf amacıyla olmayıp idarenin karşılaması olası bir zimmet riskine karşılık Kefalet Kanunu gereğince zorunlu kesintiler olduğundan kesinti tarihinden itibaren faizin yasal dayanağı bulunmadığı, bildirilmiştir.
9) Kefalet Sandığı, 2.6.1934 tarihinde kabul edilen ve 6.6.1934 tarihinde yürürlüğe giren 2489
sayılı Kefalet Kanunu ile kurulmuştur. Sandık, Maliye Bakanlığına bağlı tüzel kişiliği bulunan bir kuruluştur. Sandık, 2489 sayılı Kefalet Kanunuyla kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, para, menkul kıymet ve ayniyat alıp veren ve elinde tutan; memur, sözleşmeli personel ve işçilerin yapacakları zimmet ve ihtilasları nedeniyle verecekleri zararları karşılamak amacıyla faaliyet yürütmektedir.
10) ‘Devlete ait para, menkul kıymet ve ayniyatı alıp veren ve elinde tutan; memur, sözleşmeli
personel ve işçilerden (geçici işçiler hariç) veznedar, tahsildar, ambar ve tevzii memurları, konsolos ve kançılar ile kadro unvanı kefaleti gerektirmeyen ancak sayman mutemedi olarak görevlendirilenlerle taşınır kayıt yetkililerinin aylıklarından kefalet aidatı kesilir. 01.01.2009 tarihinden sonra ayrılanların mevduatlarının birinci ve ikinci yarısına faiz verilmekte,
01.01.2009 tarihinden önce ayrılanlara ise sadece ikinci yarı alacaklarına faiz verilmektedir.’
(www.hmb.gov.tr / kefalet-sandıgı-sık-sorulan-sorular)
11) Kanun kapsamındaki kamu görevlilerinden giriş aidatı ve aylık aidat adı altında
maaşlarından belirli oranlarda kesintiler yapılmakta, bu kesintiler kamu görevlisinin emekli olması, görevden ayrılması veya vefat etmesi gibi hallerde kanunda belirlenen usul ve esaslara göre ilgilisine iade edilmektedir. Başvuranın idareye başvurduğu dönemde geçerli olan 2489 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre inceleme yapılması gerekmektedir. İdarenin cevabi yazısında, söz konusu döneme ait evrakların imha edildiği bildirilmiştir. Ancak, idare başvuranın sunduğu belgelerden de kendisine ödemelerin yapıldığını bildirmiştir. 2489 sayılı
Kefalet Kanununun 1997 yılında geçerli olan (mülga) 5 inci maddesinin (b) bendinde düzenlenen “Sandıkça verilen faiz haddi, Sandığın son üç yıl içinde sermayesine aldığı faizlerin nispetini geçemez” hükmü uyarınca başvuranın birikmiş aidatına uygulanması gereken faiz dönemi bellidir, başvuranın iddia ettiği gibi, kesinti yapılan dönemleri (1964-1989) kapsayan faiz ödemesi yasada düzenlenmemiştir, idarenin söz konusu talep için mevzuata aykırı olarak işlem yapması beklenemez. Kaldı ki başvuranın emekli olduğu tarihten (1989) bugüne kadar geçen süre ile başvuranın kuruma son müracaatı (2006) üzerinden bugüne kadar geçen süre dikkate alındığında, on yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiği görülmektedir.
12) Yapılan değerlendirme neticesinde başvuruya konu işlemde, idarenin mevzuata aykırı bir
işlem yaptığına dair bir tespit bulunmadığı kanaatiyle başvurunun reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme:
13) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 acı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin; başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak işleme karşı başvuru yollarını belirtmemesi nedeniyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
14) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının ilgiliye
tebliğinden itibaren (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Yetkili (Başvuranın ikametgâhındaki mahkeme ve Ankara) İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle Başvurunun REDDİNE; Kararın Başvurana ve Hazine ve Maliye Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi