|
ÖZET: Başvuran, eş durumu nedeniyle Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne tayin talep etmiş, ancak talebi idare tarafından reddedilmiştir. İdare, başvuranın geçici görevde bulunmasının hizmet ihtiyacını olumsuz etkilediğini savunmuştur. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın eşinin özel sektörde çalıştığını ve gerekli şartları taşıdığını dikkate alarak, geçici görevlendirmenin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirtmiştir.
Kurum, geçici görevlendirmenin uzun süreli hale gelmesinin, kamu hizmetinin etkinliğini zedelediğini ve başvuranın aile birliği mazeretinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, başvuranın geçici görevlendirmesinin sonlandırılarak Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne naklinin yapılması gerektiği yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, kamu hizmetinin etkinliğini sağlamak ve aile birliğini korumak açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/14007-S.21726
BAŞVURU NO : 2019/11761
KARAR TARİHİ : 31/12/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın eş durumu nedeniyle nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/06/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; 2011 yılında Tunceli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nde sosyal çalışmacı kadrosunda göreve başladığını, 2012 yılından itibaren Ankara’da geçici görevlendirme ile çalıştığını, 2019 yılında evlendiğini, eşinin özel sektörde görev yaptığını ve 360 günlük hizmeti olduğunu, aile bütünlüğünün sağlanması için Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne sosyal çalışmacı olarak tayin talebinde bulunduğu, mezkur kadronun boş olduğunu ancak talebinin 29.05.2019 tarihinde reddedildiğini ifade ederek Gaziantep İl Afet ve Acil Durum
Müdürlüğü’ne tayinin gerçekleşmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazısına istinaden Afet ve Acil Durum Yönetimi
Başkanlığı’nın (AFAD) 17.12.2019 tarih ve sayılı yazısında; başvuranın Tunceli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde sosyal çalışmacı kadrosunda görev yapmakta iken Başkanlık bünyesinde, Başkanlık Makamının 27.08.2012 tarihli ve sayılı Onayı ile hizmetine duyulan ihtiyaç sebebiyle geçici görevli olarak çalışmaya başladığı, 3. Afet yönetiminde başarının disiplinler arası çalışma gerektiren farklı uzmanlık alanlarında çalışanlarla mümkün olabileceği ve Başkanlığın nitelik, unvan ve sayı itibariyle norm kadroları belirlendiği, ancak, merkez ve taşra teşkilatında kurumlar arası nakil, emeklilik, istifa ya da memuriyetten çıkarma vb. nedenlerle yıllar itibariyle ayrılan personelin yerine, ihtiyaç duyulan sayıda kadro ve atama kontenjanı alınamadığından hali hazırda yürütülmekte olan çalışmaların olumsuz yönde etkilenmekte olduğu, Başkanlıkta sosyal çalışmacı bulunmadığı ve hizmetine duyulan ihtiyaç sebebiyle Tunceli İl Afet ve Acil Durum
Müdürlüğünde çalışmakta olan başvuran dahil diğer İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinden toplam 4 (dört) adet personelin geçici olarak görevlendirildiği, başvuranın ayrılmasının zaten yeterli olmayan personel sayısı ile işlerdeki aksaklıkların artmasına neden olacağı, bu kapsamda hizmetine ihtiyaç duyulması ve son yıllarda yeterli personel alımının yapılamaması nedenleriyle adı geçenin talebi uygun değerlendirilemediği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 23/07/1965 tarihli ve 12056 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun “Yer değiştirme suretiyle atanma” başlıklı 72 nci maddesinde; “Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiyenin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır. (…)Yeniden veya yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda; aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak memur olan diğer eşin de isteği halinde ataması, atamaya tabi tutulan memurun atandığı yere 74 ve 76 ncı maddelerde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. Yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi memurun atandığı yerde eşinin atanacağı teşkilatın bulunmaması ya da teşkilatı olmakla birlikte niteliğine uygun münhal bir görev bulunmaması ve ilgilinin de talebi halinde, bu personele eşinin görev süresi ile sınırlı olmak üzere aşağıdaki şartlarda izin verilebilir.” (…) Memurların atanamayacakları yerler ve bu yerlerdeki görevler ile kurumların özellik arz eden görevlerine atanabilmeleri için hangi kademelerde ne kadar hizmet etmeleri gerektiği ve yer değiştirme ile ilgili atama esasları
Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir. Kurumlar atamaya tabi olacak personeli için bu yönetmelik esaslarına göre Devlet Personel Başkanlığının görüşünü almak suretiyle bir personel ve atama planı hazırlar.
7. 25/06/1983 tarih ve 18088 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişin Yönetmeliğin “Aile
Birliği Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı 14 üncü maddesinde; “Aile birliği mazeretine dayanarak yer değişikliği memurun; a) Kamu personeli olan eşinin, kurum içi yer değiştirme suretiyle atanma imkânının olmaması veya mevzuatı uyarınca eşin zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulan bir görevde bulunması durumunda bu kapsamdaki eşin bulunduğu yere, b) Eşlerin her ikisinin de aynı kurumda çalışıyor olması halinde, kurumun daha fazla hizmet ihtiyacı duyduğu yere, c) Eşlerin farklı kurumda çalışıyor olması halinde kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanmak suretiyle her iki kurumun da öncelikli hizmet ihtiyacının bulunduğu yere, d) Kamu personeli olmayan eşinin, talep edilen yerde başvuru tarihi itibarıyla son iki yıl içinde 360 gün sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışmış ve halen çalışıyor olması halinde bu durumda olan eşin bulunduğu yere, e) Milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya noter olan eşlerinin bulunduğu yere, atanması suretiyle yapılabilir…”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın talebin reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Başvuran eşinin Gaziantep’te özel sektörde görev yaptığından bahisle Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne sosyal çalışmacı olarak eş durumu nedeniyle naklinin yapılmasını talep etmektedir.
10. İdareler kamu hizmetini etkin ve verimli olarak sunmak için kamu personeline ihtiyaç duymaktadır. Bu açıdan kamu kurumları ihtiyaç duydukları personeli temin etmek için sınav ilan etmekte ve yeterli şartları taşıyan personeli istihdam etmektedir. Kamuda çalışan her personel kamu hizmetine bir statü ile girmekte ve bu statünün tabi olduğu şartları kabul etmiş sayılmaktadır. Hukuki istikrar ve hukuk güvenliği için kamu görevlisinin tabi olduğu şartların ve yükümlülüklerin önceden belirlenmesi çok önemlidir. İdareler ihtiyaç duydukları personeli bu şartlar altında istihdam etmekte, kamu hizmetinin aksamaması için keyfiyetin önüne bu yolla geçilmiş olmaktadır. Aksi durumda yani statünün gereklerinin göz ardı edilmesi durumunda; kamu hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulmuş olan kamu kurumlarının görevlerini yerine getirmede zorlanmalarına, giderek görevlerini aksatmalarına neden olabileceği ve personelin istihdamı konusunda genel kabul görmüş belirli ilkelerin uygulanmasının engelleneceği açıktır.
(Danıştay 5. Dairesinin 10/11/1998 tarihli ve E. 1996/311, K. 1998/2618 sayılı Kararı)
11. Bu bağlamda, kamu görevlisi olarak istihdam edilme, kişiye bir takım ayrıcalıklar ve avantajlar sağlamakla birlikte, bir takım külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı bir takım sınırlamalara tabi olmayı gerektirmektedir. Kamu personeli olmak, bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı gerektirmekte ve kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılmaktadır.
(Anayasa Mahkemesinin 20/02/2014 tarihli ve 2012/606 başvuru numaralı kararı)
12. İdari işlemler tesis edilirken idarenin kullandığı yetki bağlı yetki ve takdir yetkisi şeklindedir. İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının tümünün hukuk kuralları tarafından önceden belirlenerek, idareye belli yönde hareket etme hususunda bir tercih hakkı tanınmamışsa veya idareye belli bir tasarrufta bulunması kesin olarak emredilmişse bağlı yetki, idarenin nerede ve nasıl bir tasarrufta bulunacağının hukuk kuralları ile önceden kesin bir şekilde belirlenmediği durumlarda ise idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır. Bu bağlamda takdir yetkisi, idarenin belli şart ve durumların meydana gelmesi halinde belli bir kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan bir serbestiye ya da belirli bir konuda karar alabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini tespit etmek imkanına sahip olması olarak tanımlanabilir.
13. İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması idarenin görevlerinin niteliği gereği zorunludur. Ancak, idareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına da gelmemektedir. Bu doğrultuda, idare, takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Bkz. Prof. Dr. Şeref
GÖZÜBÜYÜK, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204). Ayrıca, öğretide de, idarenin takdir yetkisini kullanırken yasaların koyduğu sınırlar içerisinde hareket etmesi, eşitlik ilkesine riayet etmesi ve takdir yetkisi çerçevesinde verdiği kararların kamu yararı gerekçeli olması gibi ilkelere uygun şekilde işlem tesisinin hukuk devleti açısından zorunlu olduğu belirtilmektedir.
14. Nitekim, Danıştay 11. Dairesinin 08/04/2003 tarihli ve E:200/8963, K:2003/1623 sayılı kararında; “…idareye takdir yetkisi tanınmış ise de, bu yetki mutlak ve sınırsız bir yetki olmayıp, anılan yetkinin objektif olarak eşit bir şekilde, aynı durumda olan personel arasında ayrım gözetilmeyecek şekilde kullanılması gerekmektedir.” hükmü verilerek takdir hakkının ayrımsız ve eşitlik ilkesine uygun kullanılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. (Benzer yönde Anayasa
Mahkemesinin 13/11/2014 tarih ve E. 2013/95, K. 2014/176 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulunun 17/04/2008 tarih ve E. 2005/270, K. 2008/1286 sayılı kararı)
15. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine dayanılarak çıkarılan Devlet
Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelik ile hangi mazeretler sebebiyle memurun yer değiştirme talebinde bulunabileceği belirlenirken, bu mazeretler; sağlık mazereti, aile birliği mazereti ve can güvenliği mazereti ile sınırlı tutulmuştur. Yönetmeliğe göre; devlet memurları, mazeretlerini belgelendirmeleri halinde, hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma sürelerini tamamlamadan, istekleri üzerine yer değiştirme suretiyle atanabilmektedirler. Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda memurların geçici olarak kurum içinde görevlendirilmeleri hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bununla birlikte, asli görevleri ile ilgili olarak, memurların kurum içinde geçici olarak görevlendirilmelerini engelleyen bir düzenleme de bulunmamaktadır.
16. Kurum içi geçici görevlendirme müessesesinin somut olaylara uygulanma biçimlerinin belirlenmesi açısından yargı kararları büyük önem taşımaktadır. Yerleşik içtihat haline gelen idari yargı kararlarıyla kamu personel rejimimizin esasları göz önünde tutularak kurum içi geçici görevlendirmeye ilişkin şartlar, açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur. Buna göre, idari yargı içtihatlarında, kamu hizmetinin yürütülmesinde memurun kendi kadro görevinde ve kadrosunun bulunduğu birimde çalışması temel ilke olarak kabul edilmiş olmakla birlikte; devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getiren kamu görevlilerinin, gerekli koşulların varlığı halinde, yetkili idari makamlarca, kamu hizmetinin iyi işlemesi ve idarenin fonksiyonlarını rasyonel ve verimli olarak yerine getirebilmesi amacıyla, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve devamlılığı bakımından gerekli olan durumlarda istisnai olarak başvurulabilecek bir müessese olarak, kadroları üzerinde kalmak üzere belli bir süre ile bulundukları yerden başka bir yerde geçici olarak görevlendirilebileceği kabul edilmektedir.
17. Bu çerçevede, idare, mevzuatla belirlenmiş olan görev alanları içinde yer alan “geçici” nitelikteki bir hizmeti ya da değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan “yeni bir kamu hizmetini” yürütmek amacıyla; durumu uygun olan kamu görevlilerinin, kadroları ile hukuki bağların sürdürülmesi, yapılacak işin kamu görevlisinin bulunduğu kadro görevine uygun ve asli görevi ile ilgili olması, süresinin ve yapılacak işin belli olması, sürekli bir işin geçici görevle sürdürme niteliğinde bulunmaması, kamu görevlisini görevinden fiilen uzaklaştırmak veya onu cezalandırmak gibi hizmet gereklerine ters düşen bir sonucun amaçlanmaması koşuluyla, hizmetlerine duyulan ihtiyaç net bir şekilde ortaya konulması suretiyle, atamaya yetkili amir tarafından kurum içinde başka bir yerde geçici olarak görevlendirilme konusunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar.
18. Geçici görevlendirme konusunda takdir yetkisine sahip olan idarenin, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve devamlılığı bakımından hangi koşulların geçici görevlendirmeyi gerekli kıldığını saptama, geçici olarak görevlendirilecek personeli seçme konusunda ve diğer hususlarda da takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur. Ancak, yukarıda bahsedildiği üzere, idarenin takdir yetkisine sahip olması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmemektedir ve idare bu yetkisini belli ilkeler çerçevesinde kullanmak durumundadır. İdare, takdir yetkisini kullanırken kendisine verilen yetkinin amacı doğrultusunda hareket etmeli, nesnellik ve tarafsızlık içinde davranmalı, eşitlik kuralını gözetmeli, orantılılık ilkesine uymalı, kanunlar özel koşullar öngörmüşse bunlara uymalıdır.
19. Başvuru konusu olayda; başvuran 21/11/2011 tarihinde Tunceli İl Afet ve Acil Durum
Müdürlüğünde sosyal çalışmacı kadrosuna atanmış, 31/08/2012 tarihinden itibaren geçici görevli olarak Başkanlık bünyesinde yine sosyal çalışmacı kadrosunda görevlendirilmiştir.
Başvuranın, Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne naklinin yapılması talepli 19/12/2018 tarihli dilekçesi üzerine Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından verilen 21/12/2018 tarihli cevapta, sosyal çalışmacı Savaş GÖK’ün il müdürlüklerine atamasının yapılması hususu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Tunceli İl Afet ve
Acil Durum Müdürlüğüne bildirilmiştir. Bunun üzerine Tunceli İl Afet ve Acil Durum
Müdürlüğü tarafından olumlu yanıt verilmiş ancak AFAD Başkanlığı’nın başvuranın nakil talebini olumsuz değerlendirmesi neticesinde nakil işleminin gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Kurumumuzun bilgi ve belge isteme yazısına istinaden İdarenin vermiş olduğu cevapta; “Başkanlığın merkez ve taşra teşkilatında çeşitli sebeplerle ayrılan personelin yerine, ihtiyaç duyulan sayıda kadro ve atama kontenjanı alınamadığından hali hazırda yürütülmekte olan çalışmaların olumsuz yönde etkilenmekte olduğu, Başkanlıkta sosyal çalışmacı bulunmadığı ve hizmetine duyulan ihtiyaç sebebiyle başvuran dahil diğer İl Afet ve Acil Durum
Müdürlüklerinden toplam 4 (dört) adet personel geçici görevlendirildiği, başvuranın ayrılmasının zaten yeterli olmayan personel sayısı ile işlerdeki aksaklıkların artmasına neden olacağı, dolayısıyla, “hizmetine ihtiyaç duyulması ve son yıllarda yeterli personel alımının yapılamaması” nedenleriyle adı geçenin talebi uygun değerlendirilemediği” ifade edilmiştir.
20. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve yerleşik içtihatlar dikkate alındığında, somut olayda geçici görevlendirme işleminin süresinin belirlenmediği, bu işlemin uzun süredir başvuranın asıl kadrosundan uzak tutulmasına yol açıcı nitelikte olduğu, dolayısıyla bu işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira süreklilik arz eden bir hizmetin bu yolla görülmesi olanaklı değildir. İdarenin süreklilik gösteren hizmetlerinin yerine getirilmesinde ihtiyaç duyduğu belli nitelik ve sayıdaki kamu görevlisini ilgili mevzuatındaki koşullar doğrultusunda sağlaması gerekmektedir. Dolayısıyla kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla idarenin, teşkilat yapısını gözden geçirerek Başkanlık bünyesinde elzem olan personel kadrosunun temini için gerekli çalışmayı yapması gerektiği tespit edilmiştir.
21. Bilindiği üzere, Anayasamızın 41 inci maddesinde, devletin ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı belirtilmektedir. 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun “Yer değiştirme suretiyle atanma” başlıklı 72 nci maddesi ile aile birimini muhafaza etmek amacıyla aile birliği mazereti nedeniyle nakil talep etme hakkı verilmiş; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine dayanılarak çıkarılan Devlet
Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişin Yönetmeliğin “Aile Birliği
Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı 14 üncü maddesinde; aile birliği mazeretine dayanarak yer değişikliği memurun kamu personeli olmayan eşinin, talep edilen yerde başvuru tarihi itibariyle son iki yıl içinde 360 gün sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışmış ve halen çalışıyor olması halinde bu durumda olan eşin bulunduğu yere atamasının yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
22. Anayasa Mahkemesinin 20/02/2014 tarihli ve Başvuru No.lu Kararında:
“Kişilerin bir takım mazeretler çerçevesinde başka yere atanma konusunda talep hakları var ise de atamaya ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğudur.” ifadelerine yer verilmiştir. Bu bağlamda, kamu hizmetini etkin ve verimli olarak sunmak isteyen idareler, kurum içi yer değişikliği taleplerinde, mevzuatta öngörülen zorunlu durumlar dışında, hizmet gereklerini ve personel ihtiyacını ön plana çıkararak kendilerine iletilen talepleri takdir yetkileri çerçevesinde reddedebilmektedir.
Bununla birlikte, başvuranın durumu ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde incelendiğinde, geçici görevlendirmenin belli süreli ve bir hizmetin geçici olarak yürütülmesi amacına yönelik olması gerekirken, başvuranın 2012 yılından itibaren geçici görevle çalıştırılarak geçici görevlendirmeye sürekli bir nitelik kazandırıldığı ve geçici görevlendirme ile hedeflenen amacın dışına çıkıldığı; başvuranın aile birliği mazereti dikkate alınarak naklen atanma talebinin değerlendirilmesi gerekirken 2012 yılından beri süregelen geçici görevlendirmeye dayanak teşkil eden hizmetin ret gerekçesi olarak belirtildiği, atama ile karşılanması gereken bir ihtiyacın uzunca bir süredir geçici görevlendirme yoluyla alternatif bir yöntem olarak kullanıldığı görülmüştür.
23. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın kamu personeli olmayan eşinin, talep edilen yerde başvuru tarihi itibariyle son iki yıl içinde 360 gün sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışıyor olması nedeniyle başvuranın AFAD Başkanlığında devam eden geçici görevlendirmesinin sonlandırılarak aile birliğini sağlamayı teminen Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne nakline yönelik talebinin karşılanması yönünde işlem tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kamu
Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 27/12/2019 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın AFAD Başkanlığı bünyesindeki geçici görevlendirmesinin sonlandırılarak aile birliğini sağlamayı teminen Gaziantep İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne nakline yönelik işlem tesis edilmesi hususunda AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi