ÖZET: Başvuran, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğü Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu Başkanı’nın hukuka aykırı hareket ettiğini iddia ederek, Etik Kurulu’nun aldığı kararların iptalini ve bu davranışın kabul edilmesi yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmiştir. Ancak, yapılan incelemeler sonucunda, Etik Kurulu’nun başvuranın iddialarını değerlendirirken gerekli prosedürleri izlediği ve bilirkişi raporları doğrultusunda etik ihlali bulunmadığına karar verdiği tespit edilmiştir. Bu nedenle, başvuranın talebi reddedilmiş, ancak idarenin etik soruşturma süreçlerinde gizliliğe daha fazla riayet etmesi ve bilgi edinme taleplerine zamanında cevap vermesi için tavsiyede bulunulmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın iddialarının hukuka aykırı olduğu kabul edilmemiştir. Bununla birlikte, idarenin bilgi edinme süreçlerinde daha dikkatli olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, başvuranın Anayasa ve Avukatlık Kanunu’na dayandırdığı taleplerinin geçerli olmadığı anlamına gelmektedir.

GİZLİTÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/259-S.20.360

BAŞVURU NO : 2019/12233

KARAR TARİHİ : 06/01/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu

Başkanının hukuka aykırı ve hatalı davranıldığının kabulü yönünde tavsiye kararı verilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 08/07/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuranın vekili tarafından e-başvuru yoluyla Kurumumuza yapılan başvuruda, özetle;

Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğü Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu

Başkanlığının 11/12/2018 tarih ve 65/2 sayılı, 11/12/2018 tarih ve 65/3 sayılı, ve 11/12/2018 tarih ve 65/4 sayılı kararlarının iptali ile Etik Kurulu Başkanı görevinin gereklerine açıkça aykırı hareket etmesi, Anayasa ve

Avukatlık Kanunu’nu ihlal etmiş olması sebebiyle hukuka aykırı ve hatalı davranıldığının kabulü yönünde tavsiye kararı verilmesini talep edilmektedir.

2) tarih ve dosya numaralı başvurunun ön incelemesinde,

28/03/2017 tarihli ve sayılı Kamu Denetçilerinin İş Bölümüne İlişkin Yönerge

3.5) Ancak, dosyaların tamamı gönderilmemesine rağmen, Etik Kurulu Başkanının sanki

dilekçe doğrultusunda hareket etmiş gibi dosyaları gönderdiğini beyan ettiğini, tüm dosya münderacatının talep edilmiş olmasına rağmen yalnızca bazı evrakları gönderen ve fakat sanki dilekçe doğrultusunda işlem yaparak tüm dosyayı göndermiş gibi üst yazı gönderen

Etik Kurulu Başkanı , Avukatlık Kanunu’nu açıkça ihlal etmiş olması sebebiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğini,

3.6) Ayrıca, gelen evraklarda, ve

hakkında yapılan soruşturmalara bilirkişi olarak kimlerin atanmış olduğunun kasti bir şekilde gizlenerek, bilirkişilerin kimliklerinin müvekkilden saklandığını, soruşturma aşaması tamamlanıp karar verilip hatta tebliğ edildikten sonra

Avukatlık Kanunu’nun 2 nci maddesi gereğince yapmış oldukları talep neticesinde gönderilen soruşturma dosyalarında bilirkişilerin isimlerinin gizlenmiş olmasının

Avukatlık Kanunu’na ve Anayasa’ya açıkça aykırı olduğunu; zira, bilirkişi raporlarında hukuka açıkça aykırı ifadeler yazılmasının yanı sıra, hakkında soruşturma yapılan şahısları açıkça kayırıcı ifadeler kullanıldığını ve sanki müvekkil haksız yere etik ihlali şikayetinde bulunmuş gibi gösterilmek istendiğini,

3.7) Soruşturma tamamlanmış olmasına rağmen bilirkişilerin isimlerinin gizlenmesinin,

bilirkişiler aleyhine açılması muhtemel dava haklarının engellenmesi bakımından

Anayasaya aykırı olduğu gibi, bilirkişiler ile soruşturulan kişiler arasındaki münasebet dolayısıyla adil ve tarafsız yargılanma ilkelerine uyulup uyulmadığının tespitinin imkansız kılınması bakımından da Anayasa’nın açıkça ihlal edildiğini,

3.8) Öte yandan, Avukatlık Kanunu’nun 2 nci maddesi gereğince bir talepte bulunulmuş iken

bilirkişilerin isimlerinin soruşturma tamamlanmış olmasına rağmen kasten kendilerinden gizlenmiş olmasının, Avukatlık Kanunu’nun da ihlal edilmiş olduğunu açıkça ispatladığı, hem Avukatlık Kanunu’nu hem de Anayasa’yı açıkça ihlal eden Etik Kurulu Başkanı

, görevini layıkıyla icra etmediğinin, hatta kötüye kullanmış olduğunun açıkça ortada olduğunu,

3.9) tarafından yapılan savunma ve ek olarak sunulan

delillerden bazılarının kendilerine tebliğ edilmediğini, Avukatlık Kanunu’nun 2 nci maddesi gereğince tüm dosyanın bir suretinin verilmesi talebinin layıkıyla yerine getirilmediğini, Etik Kurulu Başkanı tarafından

Avukatlık Kanunu’nu kasten ve açıkça ihlal edilerek görevi kötüye kullanma suçunun işlendiğini; ayrıca, müvekkilin Anayasa’dan doğan yasal yollara başvurma, dava açma ve savunma haklarını layıkıyla kullanabilmesinin de, inceleme dosyasındaki belgelerin, savunma dilekçesi ve delillerinin bazılarının eksik gönderilmesi sebebiyle, açıkça ve kasten ihlal edildiğini,

3.10) Müvekkilin ihbar etmiş olduğu şahısların Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma

ve Yayın Etiği Yönergesinin 4(2)(f) maddesinde düzenlenen “Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak etik ihlali istinadında bulunmak” etik ihlali sebebiyle müvekkil hakkında şikayette bulunduklarını; oysaki müvekkilin iddialarının tamamının yazılı belgelere hatta resmi belgelere dayandığını; hususunda, müvekkilin dergi üzerindeki yayın tarihi, hakemli dergi prosedürü ve elindeki Süleyman Demirel Üniversitesi resmi kayıtlara göre bu kişilerin atanma tarihlerini gösteren resmi yazılara istinaden Anayasadan doğan şikayet hakkını haklı olarak kullandığını; ancak, Etik Kurulunun ve kimliği ısrarla saklanan bilirkişilerin eksik ve taraflı soruşturma yapmış olmaları sebebiyle sanki müvekkil haksız şikayette bulunmuş imajının çizildiğini, resmi evraklara göre hareket eden bir şahsın dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak şikayette bulunduğunu iddia etmenin abesle iştigal olduğunu,

3.11) Ayrıca, gönderilen inceleme dosyasında sunmuş

olduğu, hakkındaki ihbarın kim tarafından yapıldığına dair bir talep yok iken kendisinin müvekkilin kimliğinden nasıl haberdar olduğunun büyük bir muamma olduğunu; bu durumda, ya Etik Kurulu Başkanının Avukatlık Kanunu’nun 2 nci maddesini açıkça ihlal ederek talep etmiş olmalarına rağmen inceleme dosyasının tamamını göndermeyerek görevini kötüye kullanma suçunu işlediğinin, ya da Etik Kurulunun talep olmamasına rağmen müvekkilin kimliğini hakkında soruşturma yapılan kişiye ifşa ettiği ve böylece yanlı davrandığının, her ne sebeple olursa olsun Etik Kurulu Başkanının hukuka açıkça aykırı hareket ettiğinin ve görevini kötüye kullandığının açıkça ortada olduğunu iddia etmektedir.

III. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

4) Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğünün 20/11/2019 tarihli ve sayılı yazısı

ve eklerinde;

4.1) Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulunu oluşturan 7 üyenin Yükseköğretim Kurumları

Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin 3 üncü bölümünün 6 ncı maddesinin 1 inci bendi doğrultusunda belirlendiği, bir üye dışındakilerin 16/11/2017 tarihinden itibaren 2 yıl süre ile seçildiği,

4.2) Başvuranın hakkındaki etik ihlal eyleminde

bulunduğu iddialarıyla ilgili olarak, Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulunun almış olduğu karar doğrultusunda iddialarla ilgili savunması ve konuyla ilgili bilgi ve belgelerin istendiği; tarafından hazırlanan bilgi ve belgelerin değerlendirilmek üzere kurul görevlendirilen iki bilirkişiye dosya şeklinde gönderildiği; bilirkişiler tarafından hazırlanan bilirkişi raporları doğrultusunda Kurulun yapmış olduğu toplantı sonucunda 11/12/2018 tarihli ve 65/2 sayılı kararda

“etik ihlal eyleminde bulunmadığı” kanaatine ulaşıldığı, başvuranın adı geçenle ilgili iddialarıyla ilgili olarak alınan nihai kararların Rektörlük Makamına arz edildiği ve taraflara bildirildiği,

4.3) Nihai kararın bildirilmesinden sonra başvuranın avukatı tarafından

Kurula gönderilen yazı ile inceleme dosyasının bir suretinin istendiği, Kurulun buna istinaden almış olduğu 22/01/2019 tarihli ve 67/2 sayılı kararıyla dosyada adı geçen bilirkişi isimleri gizli tutularak bir suretinin dizi pusulası ile birlikle

4.9) Başvuranın hakkındaki etik ihlal eyleminde

bulunduğu iddialarıyla ilgili olarak ise, Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulunun almış olduğu karar doğrultusunda iddialarla ilgili savunması ve konuyla ilgili bilgi ve belgelerin istendiği, savunması ve sunmuş olduğu bilgi ve belgelerin Kurulun 11/12/2019 tarihli ve 65/4 sayılı toplantısında değerlendirildiği ve adı geçenin “etik ihlal suçu eylemini gerçekleştirmediği” kanaatine varıldığı, başvuranın adı geçenle ilgili iddialarıyla ilgili olarak alınan nihai kararların Rektörlük Makamına arz edildiği ve taraflara bildirildiği,

4.10) Nihai kararın bildirilmesinden sonra başvuranın tarafından

Kurula gönderilen yazı ile inceleme dosyasının bir suretinin istendiği, Kurulun buna istinaden almış olduğu 22/01/2019 tarihli ve 67/2 sayılı kararıyla dosyada adı geçen bilirkişi isimleri gizli tutularak bir suretinin dizi pusulası ile birlikte gönderilmesi kararına varıldığı ve dosyanın bir suretinin 23/01/2019 tarihinde gönderildiği,

4.11) Yine Kurulun 11/12/2019 tarihli ve 65/10 sayılı kararıyla,

savunma dilekçesinde yer alan başvuran hakkındaki Yükseköğretim

Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’nin m.4/2/f hükmüne göre

“dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak etik ihlal isnadında bulunmak” eyleminden dolayı yaptırıma tabi tutulmak üzere hakkında etik ihlalden işlem yapılmasının sağlanması, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53 üncü maddesinin (b) bendinde yer alan aylıktan kesme veya ücretten kesme disiplin cezasını gerektiren eylemlerin sayıldığı kısımda (ı)

bendi hükmündeki “Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak” eylemiyle ilgili olarak disiplin soruşturması başlatılması iddialarının, başvuranın görev yapmakta olduğu Jandarma ve Sahil Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Enstitüsü

Müdürlüğüne incelenmek üzere gönderilmesine karar verildiği ve gönderildiği, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı’nın iddialarıyla ilgili olarak yapacağı inceleme için Kuruldan istemiş olduğu dosyanın bir suretinin yine bilirkişi isimleri kapatılarak gönderildiği,

4.12) gönderilen 20/12/2018 tarihli ve sayılı

yazılarda , ve hakkında Kurul tarafından yapılan etik inceleme sonuçlarının bildirildiği, kararların örneğinin verilmemesinde herhangi bir kasıt söz konusu olmayıp Kurulun çalışma prensibi doğrultusunda şikayetçilere yazılan yazılar ile nihai kararların bildirildiği, kararlar gönderildiğinde başka husumetlerin ve şikayetlerin doğabileceğinin düşünüldüğü, daha sonra yapılan başvurusuna istinaden kararların gönderildiği, farklı kurullarda (Sağlık Bilimleri. Fen ve Mühendislik

Bilimleri Etik Kurullarında) da işleyişin bu şekilde yürütüldüğüne dair örneklerin mevcut olduğu,

4.13) Kurumumuzun 17/04/2019 tarihli Gönderme Kararı üzerine, 21/06/2019 tarihli ve

sayılı yazısıyla inceleme yapmak üzere Rektör Yardımcısı görevlendirildiği, inceleme raporu sonucuna göre soruşturma başlatılmasına gerek görülmeyerek 17/09/2019 tarihli ve sayılı yazı ile inceleme işleminin işlemden kaldırıldığı ve ilgili kişi ile kurumlara inceleme işleminin sonucunun bildirildiği, dolayısıyla inceleme işlemi bir disiplin sürecine ilişkin olmadığı için ilk inceleme ya da disiplin soruşturması kapsamında değerlendirilmediği, ifade edilmiş ve Kurumumuzca talep edilen belgeler yazı ekinde gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu

denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5

inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

7) 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlığın amacı” başlıklı 2 nci maddesinde;

“Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır.

Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”

8) 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun

8.1) “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.”

8.2) “Bilgi veya belgeye erişim süreleri” başlıklı 11 inci maddesinde;

“Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlarlar.”

8.3) “Başvuruların cevaplandırılması” başlıklı 12 nci maddesinde;

Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.”

8.4) “İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 19 uncu maddesinde;

“Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.”

8.5) “Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler” başlıklı 26 ncı maddesinde;

“Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.

Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.”

9) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun;

9.1) “Bilimsel denetim” başlıklı 42 nci maddesinde;

“Kurumlariçi Bilimsel Denetim:

a) Öğretim elemanlarının bilimsel yönden denetlenmeleri, onların eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayım, seminer, klinik ve uygulama faaliyetleri üzerinde olur. …”

9.2) “Disiplin soruşturması ve savunma hakkı” başlıklı 53/A maddesinde;

“Disiplin soruşturmasında uyulacak esaslar şunlardır:

… b) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine ilişkin disiplin cezası verilmesini gerektiren fiiller açısından soruşturma başlatılmadan önce bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarınca inceleme yapılması zorunludur.”

9.3) “Yönetmelikler” başlıklı 65 inci maddesinde;

“a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle

düzenlenir:

… (14) Bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarının oluşumu, görevleri ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar.”

10) 10/11/2016 tarihinde YÖK Genel Kurulunda kabul edilen Yükseköğretim

Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’nin

10.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu Yönerge, bilimsel araştırma, çalışma, yayın ve etkinliklerde uyulması gereken etik kurallarını ve yükseköğretim kurumlarının kendi bünyelerinde oluşturacakları bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarının görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.”

10.2) “Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiğine Aykırı Eylemler” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“(1) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı eylemler şunlardır:

… e) Haksız yazarlık: Aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı halde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmek,”

… (2) Diğer etik ihlal türleri şunlardır:

… f) Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak etik ihlal isnadında bulunmak, … l) Akademik atama ve yükseltmelerde bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak”

10.3) “Kurulların oluşumu” başlıklı 6 ncı maddesinde;

“Yükseköğretim kurumları bilimsel araştırma ve yayın etiği kurulları sosyal ve beşeri bilimler, sağlık bilimleri ve fen ve mühendislik bilimleri alanlarında oluşturulur. Bu kurullar yükseköğretim kurumlarının ilgili bilim alanlarında görev yapan profesör unvanına sahip öğretim üyeleri arasından iki yıllık süreyle rektör tarafından seçilen yedişer üyeden oluşur. Yükseköğretim kurumları bünyesinde yukarıdaki koşulları sağlayacak yeterli sayıda profesör unvanına sahip öğretim üyesinin bulunmaması durumunda yedi üyeden oluşan bir adet bilimsel araştırma ve yayın etiği kurulu oluşturabilir.”

10.4) “Kurulların görevleri” başlıklı 7 nci maddesinde;

“(1) Bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarının görevleri şunlardır:

a) Etik ihlal iddialarını incelemek; inceleme kapsamında Rektörlük aracılığıyla gerektiğinde bilirkişi veya uzman görüşü almak, ilgili kişi ve kurumlarla yazışmalar yapmak, bilgi istemek ve inceleme kapsamında gerekli diğer işlemleri yapmak, b) İnceleme sonucunda alınan kararları rektöre sunmak,”

10.5) “Etik kurullarına başvuru ve kurulların çalışma esasları” başlıklı 9uncu maddesinde;

“(1) Yükseköğretim kurumuna ulaşan etik ihlal iddiaları, yükseköğretim kurumu bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarında incelenir.

(2) Söz konusu iddialar ile ilgili tüm bilgi ve belgeler bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarına iletilir.

(3) Yükseköğretim Kurumu, gönderilen her başvuru dosyası için ayrı dosya açar.

… (5) Etik ihlali iddiası sebebiyle hakkında inceleme başlatılan kişilerden iddialara ilişkin olarak gerekli bilgi ve belgelerle birlikte yazılı savunmaları istenir. İlgili kişiler, savunma talep yazısının kendilerine ulaştığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde savunmalarını vermedikleri takdirde, bu durumun savunma istem yazısında belirtilmesi koşuluyla kurul, diğer bilgi ve kanıtlara dayalı olarak karar verebilir. Hakkında inceleme başlatılanlar, yazılı savunmalarını sunmak üzere iddiaları içeren evrakların bir örneğinin kendilerine verilmesini talep etmeleri halinde, incelemeyi yürüten ilgili kurulca savunma istenmesi yönünde bir karar alınmaksızın da doğrudan yazılı savunmalarını sunabilirler. Ancak bu halde bu kişilerden yeniden yazılı savunma istenmeden de incelemeye devam edilebilmesi için, iddiaları içeren evrakların teslimine ilişkin tutanakta, teslim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde savunmasını vermedikleri takdirde diğer bilgi ve kanıtlara dayalı olarak karar verileceğinin açıkça belirtilmesi şarttır. Gerekli görülen hallerde savunma sözlü olarak da alınabilir.

(6) Alınacak kararlar, ilgili bilimsel araştırma ve yayın etiği kurulunda tartışmaya açıldıktan sonra oylanır ve kurul üyelerince imzalanır. Karara muhalif kalan üye karşı oy gerekçesini yazmak zorundadır.

(7) Bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarınca alınan nihai kararlar inceleme raporu niteliğinde olup, bu kararlar onaylanmak ya da başka bir karar alınmak üzere rektöre sunulur.”

10.6) “Gizlilik” başlıklı 11 inci maddesinde;

“Bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarının kararları, genel düzenlemeler dışında gizlidir, etik kurulların tespitleri hakkında bu Yönergede belirtilen kişi ve kuruluşlar ile başvuru sahibinden başkasına bilgi verilmez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

11) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın Etik

Kurulu Başkanı görevini kötüye kullandığı iddiasının yerinde olmadığı, idarenin 17/04/2019 tarihli Gönderme Kararımız üzerine yaptığı inceleme neticesinde hakkında işlem başlatılmasına yer olmadığı yönündeki kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu sebeple başvurunun reddi gerektiği; bununla birlikte idarenin etik soruşturması işlemlerini yürütürken gizliliğe daha fazla riayet etmesi ve bilgi edinme başvurularının süresinde cevaplandırılması için gerekli tedbirleri alması hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V . DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Başvuran, özetle, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğü Sosyal ve Beşeri Bilimler

Etik Kurulu Başkanı görevinin gereklerine açıkça aykırı hareket etmesi, Anayasa ve Avukatlık Kanunu’nu ihlal etmiş olması sebebiyle hukuka aykırı ve hatalı davranıldığının kabulü yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.

13) Somut olayımızda, başvuran, vekili aracılığıyla 29/06/2018 tarihinde yaptığı Süleyman

Demirel Üniversitesi Rektörlüğü Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu Başkanlığına yaptığı başvurusunda, Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri , .

etik ihlalinde bulundukları iddiasıyla, haklarında etik soruşturması başlatılması talebinde bulunmuş; bunun üzerine, Etik Kurulunun 08/08/2018 tarihli ve 57/1 sayılı kararıyla etik suçu işledikleri iddialarına ilişkin olarak bilgi, belge ve savunmalarının istenmesine karar verilmiş; ayrıca, hakkındaki iddialarının tam olarak anlaşılamadığı, somut bilgi ve deliller sunması halinde dikkate alınacağı şeklinde cevap verilmesi yönünde karar alınmış ve bu husus 29/08/2018 tarihli ve sayılı yazıyla başvuran vekiline bildirilmiş; başvuran vekilinin 12/09/2018 tarihli ek dilekçesi üzerine ise 27/09/2018 tarihinde alınan 60/3 sayılı Kurul kararıyla da savunmasının alınmasına karar verilmiştir. Diğer yandan, 16/10/2018 tarihli ve 61/4 sayılı Kurul kararıyla hakkındaki iddialar hakkında diğer yükseköğretim kurumlarının hukuk fakültelerinde görev yapan iki profesörün bilirkişi olarak görevlendirilmesine karar verilmiş, 26/10/2018 tarihli yazılarla söz konusu iki bilirkişiden iddia konularıyla ilgili raporlarını sunmaları talep edilmiş; 26/11/2018 ve 04/12/2018 tarihlerinde Kurula gönderilen bilirkişi raporlarının akabinde, 11/12/2018 tarihli ve 65/2 sayılı karar ile bilirkişi raporları doğrultusunda etik ihlalinde bulunmadığı, 11/12/2018 tarihli ve 65/3 sayılı karar ile bilirkişi raporları doğrultusunda etik ihlalinde bulunmadığı, 11/12/2018 tarihli ve 65/4 sayılı karar ile de etik ihlalinde bulunmadığı yönünde karar alınmış, bu kararlar 17/12/2018 tarihinde Rektörlük

Makamına arz edilmiş ve aynı tarihte uygun görülerek onaylanmış, ayrıca 17/12/2018 tarihli yazılarla hakkında soruşturma yürütülenlere sonuç hakkında bilgi verilmiş, 20/12/2018 tarihli ve sayılı yazılar ile başvuran vekiline her bir şikayet hakkında verilen Kurul kararlarından bahisle ilgililerin etik ihlalinde bulunmadığı bildirilmiştir.

14) Bunun akabinde, Kurul tarafından gönderilen bahsi geçen yazılarda, Etik Kurulu

kararlarından bahsedilmekle birlikte Kurul kararlarına yer verilmemesi nedeniyle, başvuran vekili tarafından verilen 27/12/2019 tarihli yeni bir dilekçeyle, Avukatlık

Kanunu’nun 2 nci maddesi uyarca, yapılan incelemelere dair raporlar da dahil olmak üzere tüm dosyaların birer suretinin verilmesi talep edilmiş; bunun üzerine, 22/01/2019 tarihli ve 67/2 sayılı Kurul kararıyla, bilgi ve belgelerin incelemeyi yapan bilirkişilerin isimleri gizli tutularak dizi pusulası ile birlikte gönderilmesine karar verilmiş, bu karara istinaden 23/01/2019 tarihli ve sayılı yazıyla istenen bilgi ve belgelerden, ilgililerin savunmalarının istenmesine ilişkin yazışmalar, bilirkişi görevlendirme yazıları, ilgililerin savunmaları gibi bazı belgeler dışındakilerin ve bilirkişi isimleri kapatılmak suretiyle bilirkişi raporlarının birer sureti 3 dosya halinde başvuran vekiline gönderilmiştir.

15) Başvuran vekilinin iddialarının incelenmesinden de görüleceği üzere, söz konusu

belgelerin tamamının gönderilmemesinin, Avukatlık Kanunu’nun 2 nci maddesinin ihlali mahiyetinde olduğu ve Anayasa’ya aykırı olduğu, bu sebeple Etik Kurulu Başkanı görevini kötüye kullandığı iddia edilmektedir.

16) Başvuranın vekili vasıtasıyla yaptığı bahsi geçen öğretim üyelerinin etik suçu işledikleri

yönündeki iddiasına içeren 29/06/2018 tarihli dilekçesi üzerine yapılan etik soruşturması sonucunda alınan 11/12/2018 tarihli ve 65/2, 65/3 ve 65/4 sayılı Etik Kurulu kararlarının sonucunun, başvuran vekiline gönderildiği 20/12/2018 tarihli ve ve sayılı yazıların ekinde Kurul kararlarına yer verilmemesi açısından yapılan incelemede; idarenin öteden beri gelen bir uygulama olarak sadece şikayet başvurunun nihai sonucunun şikayet edene ve hakkında soruşturma yapılana gönderildiği, başvuranın etik şuçu işledikleri iddiasında bulunduğu kişilere de Kurul kararı gönderilmeksizin sadece nihai kararın bildirildiği görülmektedir. Bu konuda, idare, Üniversite bünyesindeki diğer Etik Kurullarının bu şekilde işleğini ifade etmekte; Kurumumuza yapılan etik ihlali iddialarının reddedilmesine ilişkin başvurulara ilişkin dosyalarda diğer üniversitelerin etik kurullarının uygulamasının bu yönde olduğuna ilişkin örneklere rastlanılmaktadır. Bu itibarla, idarenin Etik Kurulu kararlarını göndermeksizin sadece sonucu hakkında bilgi vermesinde herhangi bir suç kastı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Nitekim, söz konusu etik ihlali soruşturmalarının sonuçlarının bildirilmesinin ardından başvuran vekilince verilen 27/12/2018 tarihli dilekçe üzerine, idarenin 23/01/2019 tarihli yazısıyla Kurul kararlarını ve bilirkişi raporlarını gönderildiği görülmektedir.

17) Başvuran vekilinin 27/12/2018 tarihli dilekçesi, bilgi edinme mahiyetinde olup, bilgi

edinme mevzuatı ve diğer ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Başvuran vekilinin idarenin Avukatlık Kanunu’nun 2 nci maddesinin idarece ihlal edildiği iddiası incelendiğinde, söz konusu maddeyle kanun koyucu tarafından kamu kurum ve kuruluşlarına avukatların gerek duyduğu bilgi ve belgeleri sunma yükümlülüğünün ve avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olma zorunluluğunun getirilmesinin, avukatların bilgi ve belgelere erişimde yaşadığı zorlukların bertaraf edilmesi amacına yönelik olduğu, adı üstünde kişinin vekili konumunda olan avukatın kişinin ilgili mevzuat uyarınca ulaşabileceği bütün bilgi ve belgelere kişinin yerine geçerek ulaşmasının amaçlandığı, kanun maddesiyle düzenlenen bu hükmün avukatın kişiden daha ayrıcalıklı olarak bazı bilgi ve belgelere ulaşabileceği şeklinde yorumlanamayacağı, aksi takdirde avukat sahibi olmayan veya avukat tutmak için maddi gücü bulunmayan kişiler aleyhine bilgi ve belgelere erişimde bir eşitsizlik durumu ortaya çıkacağı, bu noktada ilgili mevzuat çerçevesinde kişiler hangi bilgi ve belgelere erişebileceklerse kişinin avukatının da aynı bilgilere ulaşabileceğinin kabulü gerektiği, avukatların bilgi ve belge taleplerinin mevzuattaki istisnalar ve kısıtlamalar dikkate alınarak karşılanabileceği değerlendirilmektedir.

18) Bu açıdan, şikayet eden kişi veya vekili soruşturmanın başlatılmasına sebep olması

sebebiyle ilgili konumunda olduğundan, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 19 uncu maddesindeki istisnalar dışında idari soruşturmalara ait bilgi ve belgelere, ayrıca

Kanun’un 26 ncı maddesi uyarınca idarenin faaliyetlerini yürütmek üzere elde ettikleri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişilerin görüşlerine bilgi edinme hakkı kapsamında erişim hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) tarafından, soruşturma raporlarına ait eklerin, özelde ifade ve savunma tutanaklarının, 4982 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde erişime tamamen açık oldukları veya tamamen kapalı oldukları yolunda genel bir yorumun yapılması mümkün olmadığından, ilgili kurum ve kuruluşların, her başvuru için ayrı bir değerlendirme yapmak suretiyle uygulamaya 16 gitmek durumunda olduğu yönünde (Bakınız. BEDK’nın 18/06/2010 tarihli ve 2010/887 sayılı kararı); ayrıca, soruşturma raporundaki varsa üçüncü kişilere ait bilgiler, tanık olarak ifadesine başvurulanlara ilişkin bilgi ve belgeler, ayrıca bu kişilerin kimliklerinin tespitine imkan veren her türlü bilgi ve ifade özetleri karartılmak ve gerekirse eklerde yer alan ifade tutanakları çıkartılmak suretiyle onaylı bir suretinin verilmesi gerektiği yönünde kararlar verildiği görülmektedir (Bakınız, BEDK’nın 27/05/2010 tarihli ve 2010/891 sayılı, 01/04/2010 tarihli ve 2010/553 sayılı, 29/04/2010 tarihli ve 2010/742 sayılı kararları kararları).

19) İdare, soruşturmaların veya benzeri soruşturmaların yeni bir husumet oluşturmasının

önlenmesi, ayrıca bilirkişilerin inceleme öncesi ve sorasında herhangi bir baskı altında kalmadan karar vermesinin sağlanması amacıyla bilirkişilerin isimlerinin gizlenerek verildiğini ve ilgililerin savunmalarının başvurana verilmediğini ifade etmektedir.

Gerçekten de hakkında etik soruşturması yürütülenlerin verdikleri savunmalarında, şikayetçi olan başvuran hakkında aralarında yeni bir tartışmaya sebep olabilecek ifadeler kullanabildikleri görülmüştür. Ayrıca, bilirkişi olan akademisyenlerin raporlarının taraflardan herhangi biri hakkında olumsuz olacağı göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi isimlerinin taraflara ifşası halinde, aynı branşta görev yapan akademisyenler arasında yeni kırgınlıklara veya husumetlere yol açma ihtimali de söz konusu olabilecektir.

20) Diğer yandan, başvuran vekili, Etik Kurulu üyelerinin ne zaman seçildiği ve mevzuata

uygun bir şekilde seçilip seçilmediği konularında bir takım şüphelerinin olduğunu, bilirkişilerin raporları incelendiğinde tarafsızlığa ve hukuka aykırı değerlendirmelerde bulunulduğunu, bu sebeple bilirkişilerin isimlerinin gizlenmesinin, bilirkişilerin tarafsızlığının ve bilirkişiler ile soruşturulan kişiler arasındaki münasebetin tespit edilmesinin imkansız kılınması, ayrıca bu kişiler hakkında dava açma haklarının engellenmesi anlamına geldiğinden görevi kötüye kullanıldığını iddia etmektedir.

21) Başvuran vekili, bilirkişilerin tarafsızlığının şüpheli olduğunu iddia etse de, asıl olan

verilen kararda hukuki isabet olup olmadığının ve alınan kararı etkileyen usule ilişkin işlemlerde bir usulsüzlük bulunup bulunmadığının değerlendirilmesidir. Doğaldır ki, başvuran, iddia sahibi olarak, şikâyet ettiği kişilerin etik ihlalinde bulunmadığı yönünde verilen karardan memnun olmayacaktır. Fakat, başvuranın veya vekilinin, alınan bu karar üzerine Kurumumuza veya yargı yerlerine başvuruda bulunarak alınan kararın hukukiliği ile Kurul üyelerinin görevlendirilmesi ve bilirkişilerin seçimi konusunda hukuki denetim yaptırmasının önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Nitekim, başvuran vekilince yapılan Etik Kurulu kararlarının iptali talebine ilişkin olarak Kurumumuzca verilen diğer bir kararda, bahsi geçen Kurul üyelerinin görevlendirilmesi, bilirkişilerin seçimi, tarafsızlık, kararların dayandığı gerekçeler ve diğer konularda usul ve esas açısından hukuka ve mevzuata aykırılık tespit edilememiş olup, başvuranın aynı konuda yargı yoluna da başvurması mümkündür.

22) Öte yandan, bilirkişi görüşleri kesin ve icrai bir işlem olmayıp, Etik Kurulunun bilirkişi

görüşlerini aldıktan sonra bilirkişiler ile aynı yönde karar verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Birden fazla bilirkişi görevlendirilmesinin nedeni de genellik farklı görüşlere ulaşma imkanı elde etmektir. Zira, aynı konuyla ilgili bilirkişi raporları farklı açılardan görüşler içerebileceği gibi, bilirkişi raporlarının sonuç kısmında birbirine zıt kanaat arz edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Kaldı ki, Etik Kurulunun karar vermeye yeterli bilgi ve görüş toplayamaması veya bilirkişi görüşlerinden memnun olmaması halinde yeni bilirkişiler görevlendirmesi de mümkündür. Ayrıca, bilirkişi raporları Kurlun kararını vermesinde etkili olan unsurlardan sadece biri olup, Kurul, bilirkişi raporları yanında ilgililerin savunmaları, tanık ifadeleri ve diğer yollarla elde edeceği bütün bilgileri bir bütün olarak dikkate alarak karar verme durumundadır. Bu sebeple, bilirkişi raporlarında, münhasır bir alanda, Kurulun veya idarenin yanlış yönde karar vermesine sebep olmak amacıyla, kasti bir şekilde yanlış bilgi verilmesi hali dışında, verilen kararın iptali için tek başına geçerli bir sebep teşkil etmeyeceği değerlendirilmektedir.

23) Yargı içtihatlarında da kurum için görüş niteliğinde olan muhakkik raporlarının ve

bilirkişi görüşlerinin kesin de icrai işlem olmaması nedeniyle idari davaya konu edilemeyeceği belirtilmektedir. Bu gibi durumlarda, bilirkişiler aleyhine değil idare aleyhine dava açılması yöntemi benimsenmektedir. Yine de, başvuranın, bilirkişiler aleyhine dava açmak istemesi halinde, bilirkişilerin isimlerini bilmese de, somut bir olaya dayanması ve hangi bilirkişi raporunun dava konusu edileceği belli olduğundan, söz konusu kişiler hakkında şikayette bulunulması ve bu kişiler aleyhine dava açması mümkündür.

24) Nitekim, başvuru soyasının incelenmesi neticesinde,

25/10/2018 tarihli savunmasında, kendisi hakkındaki etik şikayetinin husumetinin bulunduğu iki kişi tarafından yapılmış olabileceğini ifade etiği, savunmasının sonunda ise soruşturamaya konu etik şikayetini yapan kişinin akademik personel olması halinde Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği

Yönergesi’nin 4 üncü maddesinin 2 numaralı fıkrasının (f) bendinde yer alan

“dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak etik ihlal isnadında bulunmak” eyleminden dolayı, hakkında/haklarında etik ihlalinden işlem yapılmasını talep ettiği, müştekinin akademik ve/veya idari personel/kamu görevlisi olması halinde hakkında disiplin soruşturması başlatılmasını talep ettiği; idarenin de bu talebi üzerine, Etik Kurulunun 11/12/2018 tarihli ve 65/10 sayılı kararıyla, konunun incelenmesi için başvuranın görev yapmakta olduğu Jandarma ve Sahil Akademisi

Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğüne gönderilmesine karar verildiği, 20/12/2018 tarihli ve sayılı yazıyla dilekçesinin ve şikayetle ilgili Kurul kararının Jandarma ve Sahil Akademisi Başkanlığı

Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğüne gönderildiği, Jandarma ve Sahil Akademisi

Başkanlığı Güvenlik Akademisi Başkanlığının 07/03/2019 tarihli ve sayılı yazısıyla dosyanın ve bilirkişi raporlarının talep edildiği; Etik Kurulunun 18/03/2019 tarihli ve 70/1 sayılı kararıyla istenen bilgilerin gönderilmesine karar verildiği, bunun sonucunda idarenin 29/03/2019 tarihli ve sayılı yazısıyla dosyada bulunan belgeler ile bilirkişi raporları bilirkişi isimleri kapatılarak Jandarma ve Sahil Akademisi

Başkanlığı Etik Kuruluna gönderildiği görülmektedir.

25) Bu noktada, başvuran hakkında etik şikayetinde bulunduğu

hakkındaki ihbarın kim tarafından yapıldığına dair bir talebi yok iken başvuranın kimliğinden nasıl haberdar olduğunun muamma olduğu, Etik Kurulunun talep olmamasına rağmen müvekkilin kimliğini hakkında soruşturma yapılan kişiye ifşa ettiği ve böylece yanlı davrandığı iddiası hakkında, idarenin başvuranın ismini ifşa ettiğine ilişkin herhangi bir somut delile ulaşılamamış, başvuran vekili tarafından da somut bir belge sunulamamış olup, hakkında ihbarda bulunduğu başvuran hakkındaki etik ihlali şikayetinin yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleştiği tespit edilmiştir.

26) Bununla birlikte, savunmasının

istenmesine ilişkin Etik Kurulunun 27/08/2018 tarihli dilekçesinin ekinde sunulan, başvuran vekilinin şikayet dilekçesinin ilgili kısmında yer alan Dropbox adres uzantısının çıkarılmadığı, de bu uzantı adresinde yer alan başvuranın ismini görerek başvuran hakkında Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği

Yönergesi’nin 4 üncü maddesinin 2 numaralı fıkrasının (f) bendi uyarınca etik şikayetinde bulunduğu anlaşılmaktadır. İdare tarafından söz konusu adresten başvuranın isminin çıkarılması halinde bağlantı adresinin işlevsiz hale geleceğinden bunun yapılmasının mümkün olmadığı ifade edilse de, savunma istem yazısının ilgili kısmındaki madde numaralarını dahi silen idarenin, söz konusu uzantı adresini de çıkarabileceği, bunun yerine savunma istem yazısında uzantı adresinde yer alan yazarı olduğu ve Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Dergisindeki yayımlanan yayınından bahsedilebileceği veya yayının bir örneğinin savunma istem yazısının ekinde ayrıca sunulabileceği değerlendirilmektedir.

27) Ayrıca, idarenin bilirkişilerden görüşlerinin istenmesine ilişkin yazıların ekinde de aynı

hassasiyeti göstermesi gerektiği; soruşturulan kişilerin isim ve bilgilerinin gizlenmesine imkan bulunmasa da, şikayette bulunanın kimliğini ortaya koyacak kısımların çıkarılmasının; hatta, başvuranı tanıma ihtimali olan bilirkişilerin herhangi bir etki altında kalmadan karar verebilmesi adına, üst yazıda da başvuranın ismine yer verilmemesi gerektiği düşünülmektedir.

28) Diğer yandan, yukarıda bilgi edinme başvurusu mahiyetinde olduğu ifade edilen başvuran

vekilinin 27/12/2018 tarihli dilekçesi üzerine, idarenin 23/01/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısının 26/01/2019 tarihinde başvuran vekiline tebliğ edildiği dikkate alındığında, bilgi belge talebinin yaklaşık 22 işgünü sonra cevaplanmış olması nedeniyle,

4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun 11 inci maddesinde bilgi ve belgeye erişim için

öngörülen 15 günlük sürenin aşıldığı ve gecikmenin nedeni konusunda başvuran vekiline bilgi verilmediği görülmektedir.

29) Yukarıda yer verilen izahat çerçevesinde, Etik Kurulu kararlarının iptalini

gerektirmemekle ve görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilemeyecek olmakla birlikte, idarenin bundan böyle gizliliğe riayet etme ve bilgi edinme taleplerini süresi içerisinde cevaplandırma konusunda gerekli tedbirleri alması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

30) Bütün bunların yanında, başvuran vekili, müvekkilin iddialarının tamamının yazılı

belgelere hatta resmi belgelere dayandığı ve resmi kayıtlara istinaden Anayasadan doğan şikayet hakkını haklı kullandığını, resmi evraklara göre hareket eden bir şahsın dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak şikayette bulunduğunu iddia etmenin abesle iştigal olduğunu ifade etmekte ise de, bu hususun, Jandarma ve Sahil Akademisi Başkanlığı

Güvenlik Bilimleri Enstitüsü tarafından yürütülmekte olduğu düşünülen tamamlanamamış bir soruşturma sürecinde başvuran veya başvuran vekilince savunması yapılması gerektiği, dolayısıyla işbu kararda incelenen Etik Kurulu Başkanı görevini kötüye kullandığı iddiasıyla ilgili olmadığı değerlendirilmektedir.

31) Kurumumuzca dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat hükümleri

çerçevesinde yapılan inceleme neticesinde; başvuranın Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik

Kurulu Başkanı görevinin gereklerine açıkça aykırı hareket etmesi, Anayasa ve Avukatlık Kanunu’nu ihlal etmiş olması sebebiyle hukuka aykırı ve hatalı davranıldığının kabulü yönünde tavsiye kararı verilmesi talebinin reddi gerektiği; bununla birlikte idarenin etik soruşturması işlemlerini yürütürken gizliliğe daha fazla riayet etmesi ve bilgi edinme başvurularının süresinde cevaplandırılması için gerekli tedbirleri alması hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

32) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi”, ayrıca 17/04/2019 tarihli Gönderme Kararımız üzerine başvuranın talebinin reddine yönelik 17/09/2019 tarihli ve sayılı yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın ilk başvurularına verilen cevaplarda gerekçeye verilmemiş olması nedeniyle “kararların gerekçeli olması” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

33) 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararının başvurana

tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Isparta İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VI. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın talebinin REDDİNE, Bununla birlikte, idarenin etik soruşturması işlemlerini yürütürken gizliliğe daha fazla riayet etmesi ve bilgi edinme başvurularının süresinde cevaplandırılması için gerekli tedbirleri alması hususunda SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve gereği için SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi