ÖZET: Başvuran, 28 Şubat döneminde kılık kıyafet yönetmeliğine uymadığı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Disiplin cezasına itiraz etmiş, ancak Danıştay tarafından bu itiraz reddedilmiştir. 5525 Sayılı Kanun kapsamında aftan yararlanma talebi de Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından reddedilmiştir. Başvuran, bu süreçte yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın insan hakları ve din özgürlüğü bağlamında yaşadığı mağduriyetin giderilmesi gerektiğine karar vermiştir. 28 Şubat sürecinin getirdiği hukuksuzlukların telafi edilmesi gerektiği vurgulanarak, başvuranın 5525 Sayılı Kanun kapsamında aftan yararlanması ve emekliliği süresince alması gereken parasal ve özlük haklarının ödenmesi için Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü’ne tavsiyede bulunulmasına karar verilmiştir. Bu tavsiye, sosyal hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde başvuranın mağduriyetinin giderilmesine yönelik bir adım olarak değerlendirilmiştir.

2.3. ’nun Tıp Fakültesi Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta iken; “İdeolojik amaçla Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık

Kıyafetine Dair yönetmelik hükümlerine uymamakta ısrar etmek suretiyle Üniversitenin huzur ve sükununu bozmak” suçlamasıyla hakkında açılan disiplin soruşturması sonucu

Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin

Yönetmeliğinin 11/b-1 maddesi gereğince Yüksek Disiplin Kurulunun24/03/1999 tarih ve sayılı Kararıyla kamu görevinden çıkartıldığını, Devamında başvuranın “Kamu Görevinden Çıkarma Cezasına” karşı yargı yoluna başvurduğunu Yüksek disiplin kurulu aleyhine açılan iptal davasında Danıştay 12. Daire

Başkanlığının 07/11/2001 tarih E ,K: sayılı davanın REDDİNE kararı verildiğini, 2.4. ’nun 27/07/2006 tarihli aftan faydalanarak görevine dönme talebine ilişkin dilekçesinin 01/09/2006 tarih sayılı yazı ile Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığına gönderilmiş olduğunu, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’ndan gelen 24/01/2007 tarih sayılı cevabi yazının başvurana bildirildiğini, 2.5. Bu süreçte başvuranın görev yaptığı Meram Tıp Fakültesi Hastanesinin 07/12/2011 tarih ve 2011/2620 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bağlantısı değiştirilerek Konya

Necmettin Erbakan Üniversitesine devredildiğini, 2.6. Netice itibariyle başvuranın görevine son verilmesinden sonra Üniversiteye dönmesine dair herhangi bir iptal kararı veya bilgi/belge uluşmadığını, uzlaşma kapsamında bu aşamada yapılabilecek bir işlem bulunmadığını, bildirdiği” görülmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 3.1. “Cumhuriyetin temel nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde;

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” 3.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde;

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” 3.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin son fıkrasında;

“Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.” 3.5. “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” 3.6. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” 3.7. “Hizmete girme başlıklı” 70 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir”.

3.8. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 07/07/2006 tarihli ve 26218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında

Kanun’un “Disiplin affının kapsamı” başlıklı birinci maddesinde;

“Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 sayılı Hâkimler ve

Savcılar Kanununun 68 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve 69 uncu maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23/4/1999 tarihinden 14/02/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir. … Disiplin cezalarının affı ilgililere geçmiş süreler için özlük hakları ve parasal yönden herhangi bir talep hakkı vermez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

6. Başvuranın mağduriyetinin giderilerek 5525 Sayılı Kanun kapsamında müracaatının kabulüyle aftan faydalandırılarak, 506 Sayılı Kanuna göre emekli olduğu tarihe kadar geçen süreye ilişkin parasal ve özlük haklarının verilmesi yönünde gerekli işlemlerin yapılması amacıyla ilgili idareye tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı değerlendirildiğinden başvuru talebinin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran, özetle, 28 Şubat döneminin hukuk dışı baskıları ve hak ihlalleri nedeniyle kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı davranmakta ısrar ettiği gerekçesiyle başlatılan soruşturma neticesinde Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin

Yönetmeliğinin 11/b-1 fıkrasında tanımlanan “ideolojik, siyasi yıkıcı, bölücü amaçlarla eylem yapmak veya bu eylemleri desteklemek suretiyle kurumların huzur sükun ve çalışma düzenini bozmak” fiilini oluşturduğu gerekçesiyle “kamu görevinden çıkarma” cezası ile görevden alındığı, açtığı iptal davasında ise davanın reddine karar verilerek Danıştay tarafından onanarak kesinleştiği devam eden süreç içerisinde ise 27/07/2006 tarihli dilekçeyle 5525 Sayılı Memurlar ve Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun’dan faydalanmak istediği ancak Yükseköğretim Genel Kurulunun 22/12/2006 tarihli 2006/101 sayılı “Danıştay

İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun kararları çerçevesinde yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suç niteliğinde bulunan bilimsel hırsızlık, öğrencisine cinsel taciz ve tecavüz, irticai faaliyet gibi suçlardan Kamu Görevinden veya Üniversite Öğretim

Mesleğinden Çıkarma Cezası ile çıkarılanların aftan yararlanma taleplerinin reddine, yargıdan aksine karar getirmeleri halinde yargı kararının uygulanmasına,” gerekçesi içerikli kararı ile aftan yararlanma talebinin reddedildiği, özel sektörde geçen çalışmaları ile emekliliğe ayrıldığı ancak aftan kendisinin de faydalanması gerektiği halde faydalandırılmadığı ve akabinde ki müracaatlarından da netice alamadığı için Kurumumuza müracaatla aftan faydalandırılarak faydalanma tarihi itibariyle emekliliğe kadar geçen süreçte alması gereken maaş ve özlük haklarının ödenmemesinden uğradığı mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.

8. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır. Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15 Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde

ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı

Terör Örgütüne (FETÖ) bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa Türkiye Büyük

Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

9. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır.

10. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis Araştırma

Komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

11. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür. Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.

12. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında

Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay

Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir. Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18 Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır.

13. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır. Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış, ayrıca kamuda başörtülü olarak çalışma imkanı bulunmadığından çalışma hakkını kullanamamış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır.

14. TBMM tarafından çıkarılan kamu görevlilerine yönelik af düzenlemeleri ile kanun koyucunun yasa çalışmasındaki amaçsal hedeflerinden birinin de 28 Şubat post modern darbesinin mağduru olan ve temel hak ve hürriyetlerden olan din ve vicdan özgürlüğünün gereği kullandıkları başörtüsü nedeniyle öğrenimleri kesilen durdurulan geciktirilen ve akabinde yine anayasal güvence altına alınan çalışma hak ve ödevi kullandırılmayan kişilerin yaşadıkları mağduriyetin giderilmesine yönelik olduğu da açıkça ortadadır.

15. Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk

Devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevlerine yer verilmiştir.

16. Başvuru konusu olayda; başvuranın, insan hak ve hürriyetlerinden olan din ve vicdan özgürlüğünün gereği kullandığı başörtüsü kullanılmasının özüne dokunarak kamu görevine uygun davranmadığı için de görevden alındığı ancak sonrasında çıkarılan af kapsamına girmesi gerekirken kılık kıyafet düzenlemelerine uymamaktaki ısrarının kurumların huzur sükun ve akabinde ülkenin huzur ve sükunun bozduğu yorumuna dayalı Yüksek Disiplin Kurulunun Kamu Görevinden Çıkarma Cezasının, bu defa

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının TCK da suç olarak sayılmayan İRTİCAİ

FAALİYET suçu olarak, suçta ve cezada kanunilik ilkesi sınırlarını aşarak yaptığı yorumla af kapsamına dahil olamayacağı için verdiği aftan yaralanma talebinin reddine kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ortadadır. Kamu görevinden çıkarılma ile mağduriyet yaşayan başvuranın 5525 Sayılı Kanun kapsamına alınarak yıllardır devam eden mağduriyetine son verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

17. Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

18. Bu çerçevede, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince 28 Şubat sürecinin toplumun birçok kesimini etkileyen hak ihlallerine yol açan uygulamalarının mümkün seviyede telafi edilmesi, idarenin çıkartılan af kanunlarının amaçları doğrultusunda işlem tesis ederek başvuranın af kapsamına dahil olmak için yaptığı müracaatla yeniden göreve başlatılması gereken tarih ile özel sektör çalışmaları ile 506 Sayılı Kanun kapsamında emekli olduğu tarihe kadar geçen döneme ait parasal ve özlük haklarının 5434 Sayılı Kanun kapsamında olması gerektiği yönünde telafisinin sağlanması doğrultusunda, (her ne kadar Başvuranın görev yaptığı

Meram Tıp Fakültesi Hastanesinin 07/12/2011 tarih 2011/2620 sayılı Bakanlar Kurulu

Kararı ile Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörlüğü’ne devredilse de başvurana ait personel bilgi ve dosyalarının Selçuk Üniversitesinden gönderilmiş olması nedeniyle)

Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü’ne tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Konya

İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın talebinin kabulüyle 5525 Sayılı Kanundan müracaatına bağlı olarak faydalandırılarak bu tarih ile 506 sayılı yasaya göre emekli olduğu tarihe kadar geçen süredeki parasal ve özlük haklarının telafi edilmesi için SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20. inci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, SELÇUK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içerisinde kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi