| ÖZET: Başvuran, eğitim mazereti nedeniyle başka bir birime veya unvana atanma talebinde bulunmuş, ancak Adalet Bakanlığı bu talebi reddetmiştir. İdare, kamu hizmetinin etkinliği ve sürekliliği açısından personel ihtiyacını göz önünde bulundurarak, başvuranın talebini değerlendirmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin bu ret işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek, başvuranın eğitim mazeretinin, idarenin personel ihtiyacını karşılaması açısından yeterli bir gerekçe oluşturmadığını vurgulamıştır. Ayrıca, kamu hizmetinin gereklilikleri doğrultusunda, idarenin takdir yetkisini kullanarak başvuranın talebini reddetmesinin hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, başvuranın talebi reddedilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/147-S.208
BAŞVURU NO : 2019/12764
KARAR TARİHİ : 03/01/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Eğitim mazereti sebebiyle başka bir birime veya unvana
BAŞVURUNUN KONUSU :
atanma talebi hakkında.
BAŞVURU TARİHİ : 20/07/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Ankara Adliyesi Aile Mahkemesinde Zabıt Katibi olarak görev yaptığını, aynı zamanda Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü 2. sınıf öğrencisi olduğunu, eğitimine devam edebilmek için gece bekçiliği, savcılık gece nöbeti birimine veya uygun bir kadroya atamasının yapılmasını talep ettiğini, ancak talebinin reddedildiğini belirterek, geçici görevlendirme ile derslere devam edebileceği başka bir birime veya kadroya görevlendirmesinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuru konusuna ilişkin bilgi ve belge talebimize istinaden, Adalet Bakanlığının 05/08/2019 tarih, sayılı ve 22/08/2019 tarih, sayılı cevabi yazıları ve eklerinde özetle; 2.1. Ankara Adliyesinde Zabıt Kâtibi olarak görev yapan başvuranın, 2802 sayılı Hâkimler ve
Savcılar Kanununun 114 üncü maddesi uyarınca, ataması doğrudan Bakanlıklarınca yapılan merkez ve taşra teşkilatı personeli hariç, diğer personelin her türlü parasal ve özlük işlemlerinin bağlı olunan adalet komisyonu başkanlıklarınca yerine getirilmesi gerektiğinden, adı geçenin talebi hakkında Bakanlıklarınca yapılacak işlem bulunmadığı, 2.2. Söz konusu yazıları ekinde yer alan Ankara Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet
Komisyonu Başkanlığının 24/07/2019 tarih ve 2019 sayılı yazısında; Ankara . Aile
Mahkemesi emrinde görevli Zabıt Katibi başvuranın, 28.06.2019 tarihli dilekçesi ile Gazi
Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencisi olduğu ve derslere katılım zorunluluğu bulunduğu gerekçesiyle Savcılık gece nöbeti birimine, gece bekçiliği veya derslere devam edebileceği uygun bir kadroya görevlendirilmesini talep ettiği, buna ilişkin Komisyonlarınca alınan
11.07.2019 tarihli ve 2019/ sayılı karar ile mevcut iş ve kadro durumu incelendiğinde
ilgilinin hizmetine Zabıt Katibi unvanında ihtiyaç duyulduğundan talebinin reddedildiği, 2.3. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesince, Adli Yargı 1. bölge Hakimlerinin müstemir yetkilerinin belirlenmesi, yeniden inceleme ve tevziye ilişkin taleplerinin değerlendirilmesi çalışmaları, müstemir yetki takvimine uygun olarak 10.07.2019 tarihi itibarıyla sonuçlandırılarak karara bağlanmış olup; anılan karar kapsamında Ankara
Adliyesinde 41 Mahkemenin çift hakimli olarak faaliyetlerini sürdüreceği, aynı zamanda yine bu karar kapsamında Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.09.2019 tarihinde, Ankara 5.
Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin ise 02.09.2019 tarihinde faaliyete geçirilmesine karar verildiğinden kaynaklı olarak halihazırdaki mevcut personel eksikliğinin daha artması ile birlikte, adı geçenin hizmetine Mahkemelerde ihtiyaç duyulduğundan gece nöbeti bulunan
Savcılık birimlerinden birinde görevlendirilme talebinin uygun görülmediği, 2.4. Bekçilik unvanında görev yapma talebinin ise Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve
Nakil Yönetmeliği doğrultusunda 06.06.2012 tarihinde ilk istihdamı yapılan başvuranın, anılan tarihteki sınav ilanında Zabıt Katibi unvanına başvuruda bulunduğu, yapılan uygulama sınavı ve mülakatın buna ilişkin olduğu ve Bekçilik unvanında görev yapmasında anılan Yönetmeliğe uyarlık bulunmadığından talebinin uygun görülmediği, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42 nci maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.3. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 24/2/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 114 üncü maddesinde;
“Adalet komisyonlarının görevleri şunlardır:
a) Atamaları doğrudan Bakanlıkça yapılanlar dışındaki adlî ve idarî yargı ile ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin;
1) İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklardan merkezî sınavda başarılı olanların ilgili
yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavlarını yapmak, hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksek okulu mezunlarına öncelik tanımak kaydıyla başarılı olanların atanmalarını teklif etmek.
2) Aslî Devlet memurluğuna atanmaları, sicil ve disiplin işlemleri, görevden uzaklaştırılmaları,
aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlemlerini bu Kanun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili mevzuat hükümlerine göre yerine getirmek.
3) Naklen veya hizmet gereği atamasını, ilgili mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet
savcısının görüşünü alarak, yetki alanı içerisinde yapmak.
4) Geçici olarak görevlendirmesini, yetki alanı içerisinde altı ayı geçmemek üzere yapmak…”
6. 10/07/2003 tarih ve 25164 sayılı Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil
Yönetmeliğinin, 6.1. 9 uncu maddesinde; “Adalet komisyonlarının teklifi üzerine atama yapılacak kadroların; yeri, sınıfı, unvanı, derecesi ve sayısı Bakanlıkça belirlenir.
(Değişik ikinci fıkra:RG-9/10/2010-27724) Bu kadrolara ilk defa atanacaklar merkezi sınava girip en az yetmiş puan alanlar arasından, adalet komisyonlarınca sözlü veya gerektiğinde uygulamalı ve sözlü sınav sonucuna göre seçilirler. Emanet memuru, tebligat memuru, infaz ve koruma memuru, zabıt kâtibi ve cezaevi kâtibi kadroları için seçim yapılırken hukuk fakültesi, adalet meslek yüksek okulu, yüksekokulların adalet programı ile adalet ön lisans programı mezunlarına öncelik tanınır.” 6.2. 22/C maddesinde; “(Ek:RG-30/6/2018-30464) Ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli hariç atamaları adalet komisyonlarınca teklif edilen personelin isteğe bağlı yer değiştirme işlemleri yılda bir defa olmak üzere yaz döneminde gerçekleştirilir.
Birinci fıkrada belirtilen personelin isteğe bağlı yer değiştirme talepleri hizmet puanı, iş ve kadro durumu esas alınarak değerlendirilir.” 6.3. “Aynı Düzey Görev Olarak Kabul Edilen Unvanlar Arası Atama” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “25/3/2004 tarihli ve 25413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığı
Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği ile 6/2/2004 tarihli ve 25365 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Görevde
Yükselme Yönetmeliği kapsamı dışında kalan; memurluk ve zâbıt katipliği ile veri hazırlama ve kontrol işletmenliği, cezaevi kâtipliği ile ambar memurluğu gibi aynı düzey görev olarak kabul edilen unvanlar arası atamalarda, bu Yönetmelikte belirtilen şartların bulunması hâlinde, atamaları adalet komisyonlarınca teklif edilenler için ilgili komisyonun uygun görüşü üzerine
Bakanlık onayıyla unvan değişikliği yapılmak suretiyle naklen atama yapılabilir.” düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; İdarenin, başvuranın eğitim mazeretine bağlı olarak başka bir birimde veya unvanda görevlendirilme talebini reddetmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; başvuranın talebinin reddi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Ankara Aile Mahkemesi emrinde Zabıt Katibi olarak görev yapan başvuranın, Gazi
Üniversitesi İnşaat Mühendisliği ikinci öğretim öğrencisi olduğu ve derslere katılım zorunluluğu bulunduğu gerekçesiyle, Savcılık gece nöbeti birimine, gece bekçiliği veya derslere devam edebileceği uygun bir kadroya görevlendirilmesini talep etmektedir.
9. İdareler kamu hizmetini etkin ve verimli olarak sunmak için kamu personeline ihtiyaç duymaktadır. Bu açıdan kamu kurumları ihtiyaç duydukları personeli temin etmek için sınav ilan etmekte ve yeterli şartları taşıyan personeli istihdam etmektedir. Kamuda çalışan her personel kamu hizmetine bir statü ile girmekte ve bu statünün tabi olduğu şartları kabul etmiş sayılmaktadır. Hukuki istikrar ve hukuk güvenliği için kamu görevlisinin tabi olduğu şartların ve yükümlülüklerin önceden belirlenmesi çok önemlidir. İdareler ihtiyaç duydukları personeli bu şartlar altında istihdam etmekte, kamu hizmetinin aksamaması için keyfiyetin önüne bu yolla geçilmiş olmaktadır. Aksi durumda yani statünün gereklerinin göz ardı edilmesi durumunda; kamu hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulmuş olan kamu kurumlarının görevlerini yerine getirmekte zorlanmalarına, giderek görevlerini aksatmalarına neden olabileceği ve personelin istihdamı konusunda genel kabul görmüş belirli ilkelerin uygulanmasının engelleneceği açıktır. (Danıştay 5.
Dairesinin 10/11/1998 tarihli, ve E.1996/311, K. 1998/2618 sayılı kararı)
10. Bu bağlamda, kamu görevlisi olarak istihdam edilme, kişiye bir takım ayrıcalıklar ve avantajlar sağlamakla birlikte, bir takım külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı bir takım sınırlamalara tabi olmayı gerektirmektedir. Kamu personeli olmak, bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı gerektirmekte ve kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılmaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 20/02/2014 tarihli ve 2012/606 başvuru numaralı kararı)
11. Devlet memurlarının bir takım mazeretler çerçevesinde başka yerde görevlendirilme konusunda talep hakları var ise de buna ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanması, insan kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğudur. Bu bağlamda, kamu hizmetini etkin ve verimli olarak sunmak isteyen idareler, kurum içi yer değişikliği taleplerinde, mevzuatta öngörülen zorunlu durumlar dışında, hizmet gereklerini ve personel ihtiyacını ön plana çıkararak kendilerine iletilen talepleri takdir yetkileri çerçevesinde reddedebilmektedir.
12. Takdir yetkisi, idarenin belli şart ve durumların meydana gelmesi halinde belli bir kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan bir serbestiye ya da belirli bir konuda karar alabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini tespit etmek imkanına sahip olması olarak tanımlanabilir. İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması idarenin görevlerinin niteliği gereği zorunludur. Ancak, idareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına da gelmez. Bu doğrultuda, idare, takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Bkz.
Prof. Dr. Şeref GÖZÜBÜYÜK, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204).
13. Hakimler ve Savcılar Kanununun 114 üncü maddesi kapsamında Adalet komisyonlarına verilen yetki çerçevesinde, ilgili Komisyon Başkanlığınca başvuranın talebinin değerlendirildiği, buna göre, Ankara Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet
Komisyonunun 11/07/2019 tarihli ve 2019 sayılı kararı ile mevcut iş ve kadro durumunun incelendiği ve 2 numaralı paragrafta yer verilen açıklamalar kapsamında, ilgilinin hizmetine
Zabıt Katibi unvanında Mahkemelerde ihtiyaç duyulduğundan gece nöbeti bulunan Savcılık birimlerinden birinde görevlendirilme talebinin uygun görülmediği anlaşılmıştır.
14. Başvuranın Bekçilik unvanında görev yapma talebinin ise, Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği doğrultusunda 06.06.2012 tarihinde ilk istihdamı yapılan başvuranın anılan tarihteki sınav ilanında Zabıt Katibi unvanına başvuruda bulunduğu, yapılan uygulama sınavı ve mülakatın buna ilişkin olduğu ve Bekçilik unvanında görev yapmasında anılan Yönetmeliğe uyarlık bulunmadığından talebinin uygun görülmediği anlaşılmıştır.
15. Anayasa Mahkemesi, 20/02/2014 tarihli ve 2012/606 başvuru numaralı ve 20/02/2014 tarihli ve 2013/2069 başvuru numaralı kararlarında; eğitim hakkının korunması gerekçesiyle idareden, atamaya ilişkin bütün işlemlerde personelin eğitim mazeretlerini kayıtsız şartsız karşılamasının beklenmesinin, idarenin üstlendiği kamu hizmetinin yürütülmesini imkânsız hale getireceği, dolayısıyla bu konuda idareye, belirli bir takdir alanı tanınmasının makul karşılanması gerektiği, zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almanın ilgili idarenin öncelikli görev ve sorumluluğu olduğu, ayrıca düzenleniş şekli itibarıyla eğitim hakkının kapsamının, kamu görevlisinin devam etmek istediği bir eğitim programının, atanma veya atanmama taleplerinde mazeret olarak dikkate alınması ve atanma talebinin eğitim mazereti doğrultusunda yerine getirilmesi gibi pozitif yükümlülükler içerecek kadar geniş olduğu sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle idarenin naklen atanma taleplerinin reddine dair kararları sonucunda başvurucunun eğitimine devam edememesinin, eğitim hakkını dolaylı olarak etkilemekte olduğunu, doğrudan bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilerek; Anayasanın 42 nci maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmın “açık dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğu yönünde karar verildiği görülmektedir.
16. Anayasada yer alan eğitim ve öğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte, bütün bireylere her alanda eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev yüklememektedir. Bu doğrultuda devletin, yükseköğrenim görmek isteyen herkese, bunu sağlama şeklinde
pozitif bir ödevi de bulunmamaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 17/09/2013 tarihli ve B. No:
2012/1334 kararı.)
17. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın eğitim mazeretine bağlı olarak başka bir birime veya unvana atanma talebine ilişkin olarak, ilgili mevzuat uyarınca yükseköğrenim mazeretine dayalı yer değiştirilme taleplerinin idare tarafından karşılanması yükümlülüğünün bulunmaması, bu konudaki talepler karşısında her personelin çalışmakta olduğu birimin ihtiyacının idarece her olayda ayrı ayrı değerlendirilmesinin gerekmesi ve idarenin başvuranın eğitim mazeretine bağlı yer değişikliği talebini reddederken sahip olduğu takdir yetkisini kullanırken personel ihtiyacını ve başvuranın hizmetine duyulan ihtiyacı gerekçe göstermiş olması nedeniyle, idarenin başvuranın başka bir birimde veya unvanda görevlendirilme talebini reddetmesi işleminin hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; idarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini de göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup; Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi