|
ÖZET: Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın Sağlık Bakanlığı’na karşı yönelttiği mobbing iddialarını kısmen kabul etmiş, ancak bu iddiaların psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek bir düzeye ulaşmadığına karar vermiştir. Başvuranın talebi, uygulanan eylemlerin sonlandırılması yönündeydi; ancak yapılan incelemeler sonucunda, idarenin eylemlerinin sistematik bir mobbing oluşturmadığı tespit edilmiştir.
Bununla birlikte, başvuranın maruz kaldığı olumsuz tutum ve davranışların iyi yönetim ilkeleriyle bağdaşmadığına dikkat çekilerek, Sağlık Bakanlığı’na bu tutumların sonlandırılması hususunda tavsiyede bulunulmuştur. Kurum, bu kararın uygulanması için Sağlık Bakanlığı’na otuz gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Bu durum, başvuranın hak arama özgürlüğünü koruma amacı taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/10847-S.16725
BAŞVURU NO : 2019/12780
KARAR TARİHİ : 28/10/2019
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI
Başvuran vekili tarafından müvekkiline yöneltildiği ve
BAŞVURUNUN KONUSU :
mobbing teşkil ettiği iddia edilen eylemlerin sonlandırılması talep edilmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 21/07/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran vekili özetle; müvekkilinin İstanbul …Araştırma
Hastanesinde yaklaşık 21 senedir çalıştığını, kendisine son bir yıldır psikolojik taciz (mobbing)
uygulandığını belirterek uygulanan psikolojik tacizin engellenmesi yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sağlık Bakanlığının 13/09/2019 tarihli ve … sayılı yazısının ekinde gönderilen İstanbul İl
Sağlık Müdürlüğünün 29/08/2019 tarihli ve …sayılı yazısında özetle: “…Başvuranın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan uzman tabip, göz hastalıkları uzmanı ve doçent doktor olduğu, başvuranın çalıştığı idare / hastane ile ilgili 12/03/2019 tarihinde dilekçe verdiği ve 21/03/2019 tarihinde inceleme / soruşturma başlatıldığı ve sonuçlandığı, bilimsel araştırmalar noktasında Doç. Dr. ….’nın hiçbir şekilde önünün kesilmediği, çalışmalarına devam ettiği, yapılan detaylı klinik, poliklinik ve ameliyat listelerinin değerlendirilmesi neticesinde hiçbir şekilde Doç. Dr. …. aleyhine bir başkasının lehine bir ayrımcılık olmadığı, bu konuda yönetimin adil davrandığı, mesai saatinde yerinde bulunmadığı yönünde yersizce tutanak tutulduğu şeklindeki ifadenin gerçeği yansıtmadığı, klinikte bazı uzman doktorların asistanlara baskı yaptığı ve Doç. Dr. …. ile çalışmayı engellediği yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığı, sonuç olarak … Araştırma Hastanesi yönetiminin Doç. Dr. ….’ya mobbing uyguladığını ortaya koyabilecek somut bir delile ulaşılamadığı…” şeklinde cevap verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5
inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Davranış ve işbirliği” başlıklı 8 inci
maddesinde; “Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.”; “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.” hükmü yer almaktadır.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka Uygunluk Yönünden Değerlendirme
6) Başvuruya konu uyuşmazlığın idareyle başvuran arasında vuku bulan birtakım işlem,
eylem, tutum ve davranışlardan kaynaklandığı anlaşılmakta olup söz konusu uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle söz konusu işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin ortaya koyulması gerekmektedir.
7) Mobbing “işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere
yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır.
[Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle
Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]
8) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarihli ve E.2017/7(22)-3017, K.2018/99
sayılı kararında, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hâl alması gerektiği, belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, psikolojik tacizin nedenlerinin farklılık gösterdiği, ancak amacının çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamak olduğu vurgulanmakta, psikolojik tacizin ispatıyla ilgili olarak ise psikolojik tacize uğradığını iddia eden mağdurun, bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte psikolojik tacizin genellikle tacizi uygulayan ile tacize maruz kalan arasında gerçekleşen bir olgu olması karşısında olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesinde yarar bulunduğu, yaklaşık ispat olarak adlandırılan bu yaklaşım tarzının işin doğasına da uygun olduğu belirtilmektedir.
9) Somut olay incelendiğinde; idarece başvuranın şikayeti üzerine başlatılan
inceleme/soruşturma kapsamında alınan ifadelerde bazı uzman ve asistan doktorların başvuranla çalışmalarının hastane yönetiminde rahatsızlık oluşturduğu yönünde beyanatının söz konusu olduğu, bu yöndeki eylemlerin başvuranın sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığı, nitekim İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 13/09/2019 tarihli ve … sayılı ‘Tıbbi Belgeleme ve Bilimsel Değerlendirme Raporu’ başlıklı raporun sonuç bölümünde: “…değerlendirilen ölçekler ve tespit edilen bulguların işyerinde sicil amiri (başhekim) tarafından maruz kaldığını belirttiği psikolojik şiddet ve yıldırma davranışları öyküsü ile uyumlu bulunduğu…” şeklindeki tespitlere yer verildiği görülmekle birlikte idarece gerçekleştirilen söz konusu eylemlerin psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek seviyeye ulaşmadığı, zira bu eylemlerin sistematik bir hal almadığı ve başvuranı işyerinden ayrılmak zorunda bırakma amacına yönelik olarak gerçekleştirildiğinin ortaya koyulamadığı sonucuna varılmaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme:
10) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderilmesi konusunda özenli davranmadığı, ayrıca idarenin; başvuranla ilgili işlemlerinde
“kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak işleme karşı başvuru yollarını belirtmemesi nedeniyle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
11) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası
uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
Bununla birlikte anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca başvurana yöneltilen olumsuz tutum ve davranışlara ilişkin tavsiye kararı üzerine kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VI. KARAR
Başvurunun KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, Başvurana yönelik işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek düzeye ulaşmadığı anlaşıldığından mobbing eyleminin sonlandırılması yönündeki talebin REDDİNE, Başvurana yöneltilen ve iyi yönetim ilkeleriyle bağdaşmayan olumsuz tutum ve davranışların sonlandırılması hususunda SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına,
Kararın gereği için BAŞVURAN VEKİLİNE ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-im zalı dır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi