|
ÖZET: Başvuran, Didim Devlet Hastanesi yönetiminin kendisine yönelik mobbing uyguladığını ve disiplin cezalarının siyasi görüşü nedeniyle verildiğini iddia etmiştir. Ancak yapılan incelemelerde, başvuranın hastanede görevli bir uzman tarafından takip edildiği ve ilaçlarını düzenli almadığı, bu nedenle çeşitli şikayetlerde bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, başvuran hakkında verilen disiplin cezalarının, hastane hizmet kullanıcılarının şikayetleri üzerine açılan soruşturmalar sonucunda verildiği anlaşılmıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın mobbing iddialarını değerlendirirken, olayların süreklilik göstermediği ve mobbing tanımına uymadığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, başvuranın talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karar, başvuranın yaşadığı olayların mobbing olarak nitelendirilemeyecek düzeyde olduğu ve disiplin cezalarının haklı gerekçelere dayandığı sonucunu ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/1159-S.20.1833
BAŞVURU NO : 2019/13787
KARAR TARİHİ : 21/01/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : AYDIN VALİLİĞİ
Mobbing iddiası hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 07/08/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran , Didim Devlet Hastanesinde
hastane yönetiminin görevini kötüye kullandığını, kendisini sorunlu bir hekim gibi gösterdiğini, siyasi görüşü nedeniyle maksatlı olarak kendisine disiplin cezaları verdiğini, hastane yönetiminin işini gereği gibi yapmayan kamu görevlilerini ise koruduğunu, tüm bu tutum ve davranışlar nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu, yaşadığı olayların mesleğini gereği gibi yapmasını da olumsuz etkilediğini belirterek, tarafına uygulanan mobbingin engellenmesini ve mobbing uygulayan kamu görevlileri hakkında işlem yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 20/08/2019 tarih ve E. sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge
isteme yazısına istinaden, Aydın Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 25/09/2019 tarih ve E.
sayılı yazısı ve eklerinde;
2.1) Didim Devlet Hastanesi tarafından yapılan inceleme neticesinde Dr. ’in
Didim Devlet Hastanesinde görevli Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.
tarafından takip edilen bir hasta olduğu ve antipiskotik ilaçlar (OLFREX) kullandığı, Uzm. Dr.
in Deontolojik kurallar gereği hasta tanı ve tedavisini saklı tutmak zorunluluğundan dolayı fazla bilgi paylaşımında bulunmadığı, başvuranın zaman zaman kullandığı ilaçları eksik alması veya hiç alamaması nedeniyle benzer şikâyetlerle Didim İlçe
Cumhuriyet Başsavcılığı, Didim İlçe Kaymakamlığı, Aydın İl Valiliği ve Aydın İl Sağlık
Müdürlüğü’ne başvuru yaptığı,
2.2) Başvurana mobbing uygulandığı konusunda herhangi bir hususa rastlanmadığı, başvuranla
ilgili Bakanlığın ÇKYS modülünde 1 (bir) adet “Takdirname”, 2 (iki) adet “Kınama” ve 5 (beş)
adet “Uyarma” cezası bulunduğu,
2.3) Gebe , hasta ve isimli vatandaşların
mesleki kusur şikâyeti üzerine başvuran hakkında soruşturma açıldığı, yapılan soruşturma neticesinde başvurana 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 inci maddesinde uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller içerisindeki (f) fıkrasına (Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak) istinaden uyarma cezaları verildiği, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın
3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.2) “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında;
“Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”
3.3) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci
fıkrasında;
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
3.4) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin üçüncü
fıkrasında;
“Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
3.5) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;
“Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”
3.6) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Vatandaşlar … kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.7) “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu
maddesinin birinci fıkrasında;
“Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.”
4) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
4.1) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasında;
“Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.”
4.2) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci
fıkrasında;
“Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”
4.3) “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci
maddesinde, “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: A – Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a)
Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, f)
Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
Hükümleri yer almaktadır.
6) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik
Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7) Kamu Denetçisi tarafından, İdarenin başvuranın talebine ilişkin işleminde hukuka ve
hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak başvurunun reddi yönündeki öneri
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, Didim Devlet Hastanesinde hastane yönetiminin
görevini kötüye kullandığını, kendisini sorunlu bir hekim gibi gösterdiğini, siyasi görüşü nedeniyle maksatlı olarak kendisine disiplin cezaları verdiğini, hastane yönetiminin işini gereği gibi yapmayan kamu görevlilerini ise koruduğunu, tüm bu tutum ve davranışlar nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu, yaşadığı olayların mesleğini gereği gibi yapmasını da olumsuz etkilediğini belirterek, tarafına uygulanan mobbingin engellenmesini ve mobbing uygulayan kamu görevlileri hakkında işlem yapılmasını talep etmektedir.
9) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik
gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır.
[Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle
Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]
10) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun
hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek
Fırsat Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri
Komisyon Raporu (Nisan 2011)]
11) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185
sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur.
Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.
12) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008
sayılı kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir.
Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.
13) Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360
sayılı kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır.
Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.
14) Didim Devlet Hastanesinin başvuranla ilgili yaptığı araştırma neticesinde, başvuranın
Didim Devlet Hastanesinde görevli Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr tarafından takip edilen bir hasta olduğu ve antipiskotik ilaçlar (OLFREX) kullandığı, başvuranın zaman zaman kullandığı ilaçları eksik alması veya hiç alamaması nedeniyle başvuru konusuyla benzer şikâyetlerle Didim İlçe Cumhuriyet Başsavcılığı, Didim İlçe Kaymakamlığı, Aydın İl Valiliği ve Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvuru yaptığı, başvurana mobbing yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı ifade edilmiştir.
15) Başvuran hakkında disiplin cezası verilip verilmediği araştırıldığında ise, Didim Devlet
Hastanesine hizmet almak için gelen vatandaşların kendilerine uygulanan tedavi ve muameleyi şikâyet etmesi üzerine başvuran hakkında soruşturmalar açıldığı, yapılan soruşturmalar neticesinde başvuranın kusurlu bulunarak hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
125 inci maddesinde uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller içerisindeki (f) fıkrasına
(Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak) ve (a)
fıkrasına (Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak) istinaden 02/08/2016, 15/11/2016, 12/01/2017, 25/09/2017, 13/12/2017 tarihlerinde uyarma cezası verildiği, 18/04/2019 tarihinde ise 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu’nun 125 inci maddesinde yer alan (Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.)
hükmü gereğince başvurana kınama cezası verildiği, yine 04/09/2019 tarihinde başvuranın göreve geç gelmesi nedeniyle başvuran hakkında yukarda yer verilen tekerrür hükmü uygulanarak kınama cezası verildiği tespit edilmiştir.
16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan
mevzuat hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, başvuranın
Didim Devlet Hastanesinde tabip olarak görev yaptığı, söz konusu Hastaneye hizmet almak için gelen vatandaşların kendilerine uygulanan tedavi ve muameleyi şikâyet etmesi üzerine başvurana 2016 ve 2017 yıllıları arasında beş defa uyarma cezası verildiği, 2019 yılında ise bir tanesi göreve geç gelmek fiili nedeniyle olmak üzere iki defa kınama cezası verildiği, söz konusu disiplin cezalarına konu olan soruşturmalardan anlaşıldığı üzerine başvuruya konu idare tarafından resen başlatılan bir soruşturma olmadığı, söz konusu soruşturmaların hizmet kullanıcısı vatandaşlar tarafından yapılan şikâyetler üzerine açıldığı, bu kapsamda söz konusu disiplin cezalarının verilmesinde başvuranı cezalandırma kastı olduğu sonucuna varılamadığı, başvuranın çalıştığı iş yerindeki yöneticilerin başvuranın çalıştığı süre zarfında süreklilik gösteren ve belli aralıklarla sık sık tekrarlanan mobbing olarak nitelendirilebilecek eylemlerine rastlanmadığı, yukarda yer verilen Mahkeme kararlarında belirtildiği üzere süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış tespit edilse dahi bunun mobbing olarak nitelendirilme imkânı bulunmadığı, bu kapsamda başvuranın mobbing olarak nitelendirilebilecek seviyede bir mahrumiyet yaşadığı veya kötü muameleye maruz kaldığı tespit edilemediğinden başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak şikâyet konusu olayda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin
birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Aydın İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve AYDIN VALİLİĞİNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu
Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi