ÖZET: Başvuran, Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı tarafından kendisine uygulanan disiplin cezasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, disiplin cezasının iptali ve maruz kaldığı mobbingin son bulması talebiyle Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmuştur. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda, disiplin cezasının verilmesine neden olan durumların, başvuranın sınavlarda gözetmen olarak görev almasına rağmen belirtilen tarihlerde sınav salonuna gelmemesi ve geç gelmesi gibi fiiller olduğu tespit edilmiştir. İdare, disiplin cezasının yasal çerçevede uygulandığını ve başvuranın savunma hakkının ihlal edilmediğini belirtmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin savunmalarını değerlendirerek, disiplin cezasının hukuka uygun olduğunu ve başvuranın savunma hakkının yeterince tanındığını belirlemiştir. Dolayısıyla, başvuranın disiplin cezasının iptali talebi reddedilmiş ve mobbing iddialarının da somut bir dayanağı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, başvurunun reddine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/4717-S.20.7555

BAŞVURU NO : 2019/17339

KARAR TARİHİ : 25/03/2020

RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Disiplin cezası hk.

BAŞVURU TARİHİ : 01/10/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; Eğitim Fakültesi Dekanlığınca; 08.04.2019 tarihinde yapılan Eğitim

Psikoloji dersi ara sınavında gözetmen olarak görevlendirildiği halde sınav salonuna gelmemek ve 12.4.2019 tarihinde yapılan Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi ara sınavına da geç gelmek gerekçesiyle 17.4.2019 tarihinde hakkında soruşturma açıldığını ve tarafından savunma istendiğini, Dekanlığın 05/07/2019 tarihli tarihli yazısı ile de savunmasının yeterli görülmediğini ve uyarı disiplin cezası ile tecziye edildiğinin tarafına bildirildiğini, bu cezaya karşı Disiplin Kuruluna yaptığı itirazın, 60 günlük yasal süreye rağmen

70 gün sonra 19.09.2019 tarihinde oy birliği ile reddedilerek tarafına tebliğ edildiğini, idarece

hakkında uygulanan disiplin cezasının son derece haksız ve hukuka aykırı olduğunu dolayısıyla söz konusu disiplin cezasının iptali ile hakkında uygulanan mobbingin son bulması talebiyle

Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talebimize istinaden Akdeniz

Üniversitesi Rektörlüğünün, 14/11/2019 tarih ve sayılı yazısına ekli, Akdeniz

Üniversitesi Rektörlüğü Eğitim Fakültesi Dekanlığının 12/11/2019 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle; Araştırma görevlisi olarak çalışmakta olan başvurana yönelik açılan disiplin soruşturmasının, 2547 sayılı Kanununun 53/D maddesi ve 657 sayılı Kanunun 125.maddesinde ifade edilen ‘’Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir.” hükmü gereği daha önce disiplin cezası almaması nedeniyle, 2547 sayılı Kanununun 53/Ç-a maddesi “Uyarma ve kınama cezaları sıralı disiplin amirleri tarafından, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürleri hakkında Yükseköğretim Kumlu Başkam tarafından verilir.” ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ‘’Uyarma” cezasını gerektiren fiil ve halleri tanımlayan 125/A maddesi hükmü gereğince ‘’Uyarma” cezası ile tecziye edildiği,

2.1 2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılı Ara Sınavları ile ilgili görevlendirmeler

konusundaki 05.04.2019 tarih ve sayılı yazılarının EBYS sistemi üzerinden tüm araştırma görevlilerine gönderildiği ve e-posta adreslerine de e-mail olarak gönderildiği dolayısıyla herhangi bir usulsüzlüğün söz konusu olmadığı, nitekim ilgili sınavda diğer araştırma görevlilerinin gecikmeye meydan vermeden sınav saatlerinde sınav yerlerinde bulundukları,

2.2 Fakülte Bölüm/Anabilim Dalı Başkanlığı kadrolarında bulunan araştırma görevlileri de

dahil olmak üzere öğretim elemanları ve memur kadrolarında görev yapmakta olan personellerine sadece bilimsel faaliyetleri ile değil sosyal ve beşeri münasebetleri ile ilgili olarak da tarafsız bir yaklaşımda bulunulduğu,

2.3 Herhangi bir kamu kuruluşunda vazife yapan bir memurun, hangi idari kademe ve derecede

bulunursa bulunsun, memuriyet hiyerarşisi içinde memur veya âmir durumunda olduğu her memurun; kanun tüzük ve yönetmeliklerin koyduğu esaslara uyarak bir disiplin içinde çalışmak zorunda oldukları, çalışmalarının verimli ve başarılı olması için, manevi şartların ve huzurun da mevcut olması gerektiği, bu yönden, bir kuruluşun verimli çalışmasında, memurların birbirleriyle olan beşerî münasebetlerinin düzgün, âmir-memur ilişkilerinin modern ölçülere ve manevî değerlere uygun olmasının rolünün büyük olduğu, bu gerçekler dikkate alınarak yaklaşımda bulunulmuş olmasına rağmen ilgili araştırma görevlisi ile ilgili dostane çözüm ve uzlaşma girişimlerinin bu güne dek bir sonuç getirmediği,

2.4 Şikâyet konusu talebe ilişkin olarak şikâyet sahibi veya diğer ilgililer tarafından yargı

organlarında açılmış/sonuçlanmış bir dava bulunmadığı belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinde; (4) 1

“Öğretim Elemanları: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlileridir”(n) Öğretim Görevlisi: Yükseköğretim kurumlarında okutulan dersleri vermek, uygulama yapmak veya yaptırmakla yükümlü olan öğretim elemanıdır.”

5.1 “Araştırma Görevlileri” başlıklı 33 üncü maddesinde; “Araştırma görevlileri,

yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanıdır. Bunlar ilgili anabilim veya ana sanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer.(Ek cümle: 21/4/2005 – 5335/10 md.) Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler.”

5.2 “Disiplin ve Ceza İşleri” başlıklı dokuzuncu bölümün “Genel esaslar” başlıklı 53 üncü

maddesinde; (Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, memur ve diğer personeline uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır.

6. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde; A – Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, (…)

Düzenlemeleri bulunmaktadır.

IV. KAMUDENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarece tesis edilmiş olan işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, hakkında uygulanan disiplin cezası işleminde 1- Görevlendirmenin usulüne uygun olarak yapılmadığı, 2- Savunma hakkının ihlal edildiği, 3- İsnat edilen suçlamalara ilişkin tutanakların usulsüz olduğu, 4- Soruşturmaya konu olaylarda kastının bulunmadığı, 5- Eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkesinin ihlal edildiği, 6- Mobbinge maruz kaldığı iddialarıyla söz konusu disiplin cezasının iptali ve hakkında uygulanan mobbingin son bulması talebinde bulunmuştur.

9. Konuya ilişkin olarak idarece gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Akdeniz

Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığının, öğretim elemanlarına ve görevlilere hitaben yazdığı, 27/02/2019 tarih ve sayılı yazı ve eki “sınavlarda dikkat edilecek hususlara ilişkin genel esaslarda”; “sınavlardan sorumlu olan kişinin dersi veren öğretim elemanı olduğu, ders sorumlusu olan öğretim elemanının sınavın başından sonunu kadar sınav salonunda bulunmasının esas olduğu ve öğretim elemanının sınav öncesinde sınav dökümanlarını gözetmenlere teslim etmesi gerektiği, görevlendirilen gözetmenlerin görevlendirmeden sonra dersi veren öğretim elemanı ile irtibata geçmesi, gözetmenlerin sınav başlamadan en geç 10 dakika önce sınav salonunda bulanması gerektiği ve öğrencilerin oturma düzenini sağlamakla yükümlü olduğu”, ayrıca, “gözetmenlerin kendileri için belirlenen gün ve saatte görev yapacakları ancak zorunlu hallerde sınava gelememeleri durumunda ise Dekanlık ve Eğitim

Öğretim koordinatörüne bilgi vermeleri gerektiği” hususlarına yer verildiği, 10. Eğitim Fakültesi Dekanlığının, başvurana hitaben yazdığı, 05/04/2019 tarih ve sayılı “Ara Sınav Gözetmen Görevlendirme” konulu yazısında ise; Fakülte, anabilim dalı lisans programlarının 2018 – 2019 Eğitim – Öğretim Yılı Bahar Yarıyılı Ara Sınavlarının, 08 – 12/04/2019 tarihleri arasında yapılacağı, başvuranın ilgili sınavlarda gözetmen olarak görevlendirildiği, bahse konu görevlendirmenin yine başvuranın, “akdeniz.edu.tr” uzantılı mail adresine gönderildiği” açıklamasına yer verilerek başvuranın, söz konusu görevlendirme ile ilgili gerekli hassasiyeti göstermesinin istendiği, başvuranın kurumsal e posta adresine gönderilen e postada da başvuranın, 08-12/04/2019 tarihlerinde farklı saat ve farklı sınavlarda birden çok görevlendirmesini gösteren tabloya yer verildiği, 11. Yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin olarak ise; Eğitim Fakültesi Dekanlığının, 17/04/2019 tarih ve sayılı görevlendirme onayı ile başvuranın, gerek “2018-2019

Bahar döneminde 08/04/2019 tarihinde yapılan Eğitim Psikolojisi dersi ara sınavlarında gözetmen olarak görevlendirilmiş olmasına rağmen sınav salonuna gelmemesi” gerekse

“12/04/2019 tarihinde görevli olduğu Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi sınavına da geç gelmesi ve bu nedenle sınavın geç başlamasına sebebiyet vermesi” iddialarıyla ilgili olarak disiplin soruşturması başlatıldığı, Soruşturmacı tarafından başvurana yazılan 18/04/2019 tarihli yazı ile savunmasının istendiği, hazırlanan 10/06/2019 tarihli Raporda, başvuran hakkında yukarıda belirtilen iddia/fiillerin sübuta erdiği tespiti yapılarak birden fazla ceza yerine 657 sayılı Kanunun 125/b-a maddesine istinaden Kınama cezası teklif edildiği, bu defa Eğitim

Fakültesi Dekanlığının 24/06/2019 tarih ve sayılı yazısı ile başvuranın yazılı savunmasının istendiği ve 05/07/2019 tarih ve sayılı yazı ile başvuran hakkında 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A maddesinde ifade edilen “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir” hükmü gereğince “uyarma” cezası verildiği, başvuranın bahse konu disiplin cezasına karşı Eğitim fakültesi Disiplin Kuruluna yapmış olduğu itirazın ise oy birliği ile reddedilerek verilen kararın 18/09/2019 tarih ve sayılı yazı ile başvurana iletildiği görülmüştür.

12. Bahse konu bilgi ve belgeler çerçevesinde öncelikle başvuranın, tarafına EBYS sistemi üzerinden gönderilen, 05/04/2019 tarih ve sayılı yazıda görevlendirmenin detaylarına yer verilmediği, görevlendirmeye ilişkin detayların kurumsal mail adresine gönderildiği dolayısıyla ortada resmi bir görevlendirmeden söz edilemeyeceği iddiasının incelenmesi gerekmekte olup bu bağlamda başvuranın, gerek Kurumumuza yapmış olduğu başvurusunda gerekse disiplin soruşturma sürecindeki savunmasında “2018-2019 Bahar döneminde 08/04/2019 tarihinde yapılan Eğitim Psikolojisi dersi ara sınavlarında gözetmen olarak görevlendirilmiş olmasına rağmen sınav salonuna gelmemesi” fiiline ilişkin olarak “ (…) bu sınava kadar dört farklı sınavda görev yaptığını bir hafta boyunca toplam 24 sınav görevi olduğunu bunlardan sadece bu sınavı gözünden kaçırdığı (…) ifadesi önem arz etmektedir.

13. Bilindiği üzere Tebligat Kanununun amacı, tebliğin muhatabına en kısa zamanda ulaşmasını sağlayarak, tebliğ konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye dayandırılmasıdır. (Yargıtay HGK,31/03/201,E:201/6-140, E:2010/194). 7201 sayılı Tebligat

Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri gereğince tebligatın kimlere, hangi koşullarda ve nerede yapılacağına ilişkin ayrıntılı hükümlere yer verilmiş olup, kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligatların, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılacağı öngörülmüş, elektronik tebligata ilişkin hususlar da özel olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

14. Ayrıca, Resmi Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile belge, herhangi bir bireysel işlemin, kurumsal fonksiyonun veya kurumsal işlemin yerine getirilmesi için alınmış ya da idare tarafından hazırlanmış; içerik, ilişki ve formatı ile ait olduğu fonksiyon veya işlem için delil teşkil ederek aidiyet zincirini muhafaza eden, el yazısı ya da güvenli elektronik imza ile imzalanmış ve EBYS ya da kurumsal belge kayıt sistemleri içinde kayıt altına alınmış her türlü kayıtlı bilgi veya doküman olarak tanımlanmış, güvenli elektronik imza ile imzalanan belgenin elektronik ortamda muhataplara iletileceği, idare içi ve idare dışı görüş, bilgi ve belge talep eden günlü yazıların talebin kendilerine ulaşmasından itibaren en geç beş iş günü içinde yerine getirilmesi gerektiği, düzenlenmiştir.

15. Bu bağlamda başvuruya konu olayda, başvurana EBYS üzerinden gönderilen görevlendirme onayının elektronik tebligat niteliğinde bulunmadığı ancak Resmi Yazışmalarda

Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen belge niteliğinde olduğu ve güvenli elektronik imza ile imzalanan bu belgenin de elektronik ortamda yani EBYS aracılığıyla başvurana iletildiği, her ne kadar başvurana EBYS üzerinden gönderilen görevlendirme onayında bahse konu görevlendirmenin detaylarına yer verilmemişse de başvuranın, “akdeniz.edu.tr” uzantılı mail adresine söz konusu görevlendirmeye ilişkin detayların gönderildiği, dolayısıyla gerek 7201 sayılı Tebligat Kanununun 32 nci maddesindeki

“Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.” düzenlemesi gerekse başvuranın disiplin soruşturma sürecindeki savunmasında (…) bu sınava kadar dört farklı sınavda görev yaptığına, bir hafta boyunca toplam 24 sınav görevi olduğuna bunlardan sadece bu sınavı gözünden kaçırdığına (…) ilişkin açık beyanı da göz önünde bulundurulduğunda usulüne uygun görevlendirme yapılmadığına, dolayısıyla tarafına disiplin cezası verilemeyeceğine ilişkin iddiası yerinde görülmemiştir.

16. Başvuranın, hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında; Savunma hakkının ihlal edildiği ve isnat edilen suçlamalara ilişkin tutanakların usulsüz olduğu iddiaları açısından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde ise; Eğitim Fakültesi Dekanlığının, 17/04/2019 tarih ve sayılı görevlendirme onayı ile başvuranın, gerek “2018-2019 Bahar döneminde 08/04/2019 tarihinde yapılan Eğitim Psikolojisi dersi ara sınavlarında gözetmen olarak görevlendirilmiş olmasına rağmen sınav salonuna gelmemesi” gerekse “12/04/2019 tarihinde görevli olduğu Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi sınavına da geç gelmesi ve bu nedenle sınavın geç başlamasına sebebiyet vermesi” iddialarıyla ilgili olarak disiplin soruşturması başlatıldığı, Soruşturmacı tarafından başvurana yazılan 18/04/2019 tarihli yazı ile savunmasının istendiği, hazırlanan 10/06/2019 tarihli Raporda, başvuran hakkında yukarıda belirtilen iddia/fiillerin sübuta erdiği tespiti yapılarak birden fazla ceza yerine 657 sayılı

Kanunun 125/b-a maddesine istinaden Kınama cezası teklif edildiği, bu defa Eğitim Fakültesi

Dekanlığının 24/06/2019 tarih ve sayılı yazısı ile başvuranın yazılı savunmasının istendiği ve 05/07/2019 tarih ve sayılı yazı ile başvuran hakkında 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A maddesinde ifade edilen

“Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir” hükmü gereğince “uyarma” cezası verildiği, başvuranın bahse konu disiplin cezasına karşı Eğitim Fakültesi Disiplin

Kuruluna yapmış olduğu itirazın ise oy birliği ile reddedilerek verilen kararın 18/09/2019 tarih ve sayılı yazı ile başvurana iletildiği görülmüştür.

17. Anayasamızın 129 uncu maddesinde; kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hüküm altına alınarak savunma hakkı anayasal olarak güvence altına alınmakta, yargı organları tarafından da ilgiliye savunma hakkı tanınmadan verilen disiplin cezaları, hukuka aykırı bulunarak usul bakımından iptal edilmektedir. Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, “yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnat olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır” ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiş, savunma hakkının usulünce kullanılabilmesi; savunması istenen kamu görevlisine suçlama konusunun ve hakkındaki isnadın ne olduğunun açıkça bildirilmesi, kamu görevlisine savunmasını yapabilmesi bakımından yeterli sürenin verilmesi ve savunma hakkının karar vermeye yetkili makam önünde kullanılmasına bağlı hale gelmiştir.

18. Diğer taraftan kamu görevlilerinin, kamu hizmetini etkin ve verimli olarak yürütmeleri için mevzuatla belirlenen tutum ve davranışları sergilemeleri gerekirken, yasaklanan tutum ve davranışları işlemeleri halinde disiplin cezalarıyla tecziye edilmeleri gerektiği, uygulanacak disiplin cezası ile kamu görevlisinin eylemi arasında bir denge bulunmasının zorunluluk olduğu, fiilin işleniş biçimi, kamu görevlisinin mevzuatı ihlal eden davranışının bulunup bulunmadığı hususunda her türlü şüpheden uzak bir kanaate varılması gerektiği, disiplin cezasının ise tamamen tarafsız ve objektif esaslara göre verilerek adalet ve hakkaniyete uygun hareket edilmesi disiplin hukukunun ilkelerindendir.

19. Somut olaya ilişkin gönderilen bilgi ve belgelerde; muhakkik tarafından yazılan 18/04/2019 tarihli yazı ile; başvuranın, “2018-2019 Bahar döneminde 08/04/2019 tarihinde yapılan Eğitim

Psikolojisi dersi ara sınavlarında gözetmen olarak görevlendirilmiş olmasına rağmen sınav salonuna gelmemesi” gerekse “12/04/2019 tarihinde görevli olduğu Yabancılara Türkçe

Öğretimi dersi sınavına da geç gelmesi ve bu nedenle sınavın geç başlamasına sebebiyet vermesi” fiilleriyle ilgili olarak 29/04/2019 günü saat 16:00 da savunma yapmak üzere ifadeye çağrıldığı, başvuranın Eğitim Fakültesi Dekanlığına vermiş olduğu 19/04/2019 tarihli dilekçesi ile; ilgili soruşturma hakkında ön inceleme yapılıp yapılmadığına dair bilgileri, 08.04.2019 tarihinde ve yapılan Eğitim Psikolojisi dersi ara sınavında, sınav salonunda olmadığına dair iddiaya ve 12.04.2019 tarihinde yapılan Yabancılara Türkçe Öğretimi dersi ara sınavı görevine geç geldiğine dair iddiaya yönelik müşteki sıfatı taşıyan kişinin ya da kişilerin hakkındaki yazılı şikayetini içeren tarih ve sayı numaralı dilekçesini, yine Eğitim Fakültesi Dekanlığına vermiş olduğu 20/04/2019 tarihli dilekçesinde ise; bahse konu iddialara yönelik kamera kaydının tarafına verilmesi talebinde bulunduğu, belirtilen gün ve saatte (29/04/2019) başvuran ve muhakkik tarafından tutulan tutanakta; başvuranın kendisini savunabilmesi için bazı bilgi ve belgelere ihtiyaç duyduğu belirtilerek ifadesinin, 07/05/2019 tarihinde alınmasına karar verildiği, 07/05/2019 tarihindeki ifade tutanağında ise; başvurana, soruşturma ile ilgili iddialar konusunda ortaya konan belgeler ve tutulan tutanaklar ve kamera kayıtlarının izletilerek hakkındaki iddiaların açıkça belirtildiği, başvuranın da, iddialarla ilgili olarak her şeyin açık ve net olarak kendisine açıklandığını ve kendisine savunma imkanı sunulduğunu ve başvuranın daha önce yazılı olarak hazırlamış olduğu ve EBYS sisteminden gönderdiği yazılı ifadesini muhakkike teslim ettiğini ifade ettiği, akabinde muhakkik tarafından hazırlanan soruşturma raporunda disiplin soruşturmasına konu tutanakta belirtilen olayların gerek kamera kayıtlarına bakılmak suretiyle gerekse tanık ifadesine de başvurulmak suretiyle araştırıldığı, başvuranın, gerek muhakkik tarafından alınan ifadesinde gerekse ceza vermeye yetkili makama sunmuş olduğu savunma yazılarında soruşturmaya konu fiillerin neler olduğuna ilişkin bilgisinin olduğu, yine, karar vermeye yetkili makam önünde de başvurana savunma hakkının tanındığı anlaşılmış, tutanağın ise; yaşanan bir olay, eylem veya söylenen sözlerin hazır bulunan kişiler tarafından belli kurallar çerçevesinde yazıya dökülerek imza altına alındığı yazılı metinler olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda, disiplin cezasına konu olan ve tutanaklarda belirtilen fiillerinin gerek izlenen kamera kayıtları ile gerekse tanık beyanları ile desteklenmek suretiyle somut olarak ortaya konduğu, dolayısıyla başvuran hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminin salt tutanaklara dayanılarak verilmediği bu bağlamda başvuranın, bahse konu tutanakların usulsüz olarak tutulduğuna ilişkin iddiasının ise sonuca etki edecek bir yönünün bulunmadığı değerlendirilmiştir.

20. Başvuranın, soruşturmaya konu olaylarda kastının bulunmadığı, Eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkesinin ihlal edildiği iddiasının incelenmesinde ise; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-(a) bendinde yer verilen fiilde, kusurlu davranmak halinin ceza verilmesi için yeterli görüldüğü, anılan fiilin yalnızca kasten işlenebileceğine ilişkin bir düzenlemeye gidilmediği, nitekim aynı Kanunun 125/D-(n) bendinde anılan fiilin kasten işlenme halinin ayrıca düzenlendiği görülmüş, tesis edilmiş olan disiplin cezası işlemine itiraz üzerine Eğitim

Fakültesi Disiplin Kurulunca verilen 11/09/2019 tarihli kararda ise; 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A maddesinde ifade edilen “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir” hükmü gereğince değerlendirme yapılmak suretiyle “uyarma” cezası verildiği dolayısıyla disiplin cezasına konu kamu görevlisinin eylemi ile verilen disiplin cezası arasında bir orantısızlıkta bulunmadığı, başvuranın eşitlik ve ayrımcılık ilkesinin ihlal edildiği iddiasına dayanak yaptığı ve hakkında yürütülen soruşturma neticesinde muhakkik tarafından hazırlanan 10/06/2019 tarihli raporda ise; hakkındaki iddiaların sübuta ermediği tespitinin yapıldığı, hakkında ise eylemlerinin sübut bulması nedeniyle Kınama cezası teklifinde bulunulduğu, ancak yine idarece sunulan bilgi ve belgelerde nin bahse konu soruşturma öncesinde herhangi bir soruşturma geçirmemiş olduğu, başvuran hakkında ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve

Milli Güvenlik Kurulunca Devletin Milli Güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu” iddiasına ilişkin disiplin soruşturması açıldığı, bu soruşturma sonucunda adı geçenin

FETÖ/PDY üyeliğine ilişkin somut bir veri/cevap bulunamadığından disiplin cezası almasını gerektirecek bir durumun olmadığına karar verildiği, ayrıca adı geçen hakkında “Silahlı Terör

Örgütüne Üye Olmak” suçundan delil yetersizliği nedeniyle Antalya Cumhuriyet

Başsavcılığının 26.10.2017 tarihli ve Soruşturma, Karar sayılı kararı ile de “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” karar verildiği, dolayısıyla bu hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle tesis edilmiş olan işlemde eşitlik ve ayrımcılık ilkesine aykırı bir yön de tespit edilememiştir.

21. Tüm bu açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; başvuran hakkında idarece tesis edilen disiplin cezası işleminde hukuka aykırı bir yön tespit edilemediği, “mobbing” in ise; İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” şeklindeki tanımı da göz önünde bulundurulduğunda başvuranın, gerek anılan disiplin cezasının iptaline gerekçe yaptığı iddialar temelinde gerekse başvuru dilekçesinde geçmiş yıllarda yaşandığını belirttiği ve başvuranın, subjektif nitelikteki değerlendirmelerini içeren iddialardan yola çıkarak bahse konu disiplin cezası ile görünür hale geldiğini ifade ettiği mobbing iddiasına dayanak teşkil edecek bilgi-bulgu bulunmadığından reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Antalya İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Ret Kararının, BAŞVURANA VE AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğ edilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi