ÖZET: Başvuran, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 64. maddesi uyarınca, sekiz yıl içinde disiplin cezası almadan kademe ilerlemesi talep etmiştir. Sağlık Bakanlığı, başvuranın sözleşmeli statüde geçirdiği sürelerin bu madde kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın sözleşmeli olarak çalıştığı sürelerin 657 sayılı Kanun’un 64. maddesindeki sekiz yıllık sürenin hesabında dikkate alınması gerektiği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları, aile hekimlerinin kamu hizmeti yürütme görevinde olduğunu ve sözleşmeli statüde geçen sürelerin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın 657 sayılı Kanun’un 64. maddesindeki şartları sağladığını ve dolayısıyla kademe ilerlemesinin yapılması gerektiğini vurgulamıştır. İdarenin başvuranın talebini reddetmesi hukuka aykırı bulunmuş ve Sağlık Bakanlığı’na bu doğrultuda tavsiyede bulunulmuştur. Ayrıca, başvuranın talebinin reddi sırasında hangi yollara başvurabileceğinin belirtilmemesi, iyi yönetim ilkelerine aykırı olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın haklarının korunması adına gerekli adımların atılması gerektiği ifade edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/1109-S.21.1835

BAŞVURU NO : 2019/18638

KARAR TARİHİ : 19/01/2021

TAVSİYE KARARI

SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : 657 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca 1 kademe ilerlemesi hakkından yaralanma talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/10/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda; 2011 yılının Eylül ayında 657 sayılı

Kanuna tabi pratisyen hekim olarak göreve başladığını, 2013 yılının Mart ayında ise aile hekimliğine başladığını, her yıl kademe ilerlemesinin 657 sayılı Kanuna göre yapılmakta olduğunu, 657 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinde “Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır” hükmünün yer aldığını, bu maddeye dayanarak 03/10/2019 tarihinde 8 yılını doldurduğunu ve herhangi bir disiplin cezasının olmadığını belirterek yazdığı dilekçeye verilen cevapta olumsuz yanıt aldığını, oysaki Aile Hekimliği

Uygulama Yönetmeliğinin 19 uncu maddesinde “Sözleşmeli aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının kadroları ile ilişkisi devam ettirilerek her yıl düzenli olarak kadro ve derece ilerlemeleri ile intibakları yapılarak kayıtlara işlenir” denildiğini, ayrıca bu konu ile ilgili Devlet Personel Dairesi Başkanlığının görüşünün de bulunduğunu ifade ederek, 8 yıllık memurluğunu doldurmasına istinaden 1 kademe ilerlemesinden yararlandırılmayı talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 11/12/2019 tarihli ve E.

sayılı yazısında; bulunduğu statü gereği haklarında sicil raporu doldurulmayan ve kurumlarından aylıksız izinli sayılmak suretiyle sözleşmeli olarak çalışan aile hekimlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü madde hükümlerinden yararlandırılıp yararlandırılamayacağı hususunda 22/09/2010 tarihli yazımız ile Devlet

Personel Başkanlığından görüş talep edilmiş olup alınan cevabi yazıda “6 yıllık sicil notu ortalamasının tespitinde, sicil raporunun tanzim edilmediği yıl veya yıllar dikkate alınmadan 6 yıllık sicil raporlarının tamamlanmasının beklenilmesi” gerektiğinin belirtildiği, ayrıca yine Devlet Personel Başkanlığının 05/04/2017 tarihli görüş yazılarında da “Kurumlarından aylıksız izinli sayılarak sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin bu süre zarfında disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiil ve hallerde bulunmamış olsalar bile söz konusu sürelerin memurlukta geçirilmemiş olması sebebiyle mezkur

Kanunun 64 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası ve geçici 36 ncı maddesinin (c) bendinin uygulanması açısından değerlendirilmesinin uygun olmayacağı” görüşüne yer verildiğinden ilgilinin Aile Hekimliği Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası kapsamında dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.2) “Kamu Hizmeti Görevleriyle İlgili Hükümler” başlıklı 128 nci maddesinde;

“Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5

inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun

5.1) “İstihdam şekilleri” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.”

5.2) “Kademe ve kademe ilerlemesi” başlıklı 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında;

“Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır.”

6) 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun

6.1) “ Personelin statüsü ve malî haklar” başlıklı 3 üncü maddesinde;

“Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakati üzerine, 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya … yetkilidir.

… Sözleşmeli olarak çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişkileri devam eder. Bu personelin, sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılır ve bunlar talepleri halinde eski görevlerine atanırlar.”

6.2) “ Yönetmelikler” başlıklı 8 inci maddesinde;

“ Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, sözleşmenin feshini gerektiren nedenler, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

7) 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği

Uygulama Yönetmeliğinin;

7.1) “Göreve başlayış ve ayrılış” başlıklı 12 nci maddesinde;

“(1) Aile hekimi veya aile sağlığı elemanı olmak isteyen sağlık personelinin sözleşme imzalayabilmesi için kadrosunun bulunduğu kurumun muvafakati aranır. Sözleşme imzalayarak göreve başlayan kişiler bu görevlerini yürüttükleri sürece kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişikleri devam eder.

(2) Sözleşmeli personel statüsünde görev yapmaktayken aile hekimliği veya aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalayanlar aile hekimliği hizmetinden ayrılmaları halinde, Kanunun 3 üncü maddesine göre eski görev yerlerinde bir pozisyona dönerler.”

7.2) “Atama ve nakillere ilişkin sair hususlar” başlıklı 19 uncu maddesinde;

“… (2) Sözleşmeli aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının kadroları ile ilişkisi devam ettirilerek her yıl düzenli olarak kadro ve derece ilerlemeleri ile intibakları yapılarak kayıtlara işlenir.”

7.3) “Denetim” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Kurum, ilgili mülkî idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tâbidir.

Denetim yapmaya yetkili amir, ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılığı doğrudan kendisi tespit edebileceği gibi, tespiti yapmak üzere incelemeci veya soruşturmacı da görevlendirebilir. Bu denetimler Kurum tarafından belirlenen denetleme formları ile gerçekleştirilir. Mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık tespit edildiği takdirde, Aile

Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele

Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde ilgililer hakkında işlem tesis edilir.

8) 30/12/2010 tarihli ve 27801sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Ödeme

ve Sözleşme Yönetmeliğinin “Sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesi” başlıklı 14 üncü maddesinde; “(1) Ek (2)’de yer alan fiilleri işleyen sözleşmeli aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına ilgili vali yardımcısı tarafından, tespitin Bakanlık veya Türkiye Halk

Sağlığı Kurumu tarafından yapılması hâlinde ise Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca, ihtar puanı gerektiren fiilin kişiye tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde alınan savunmalar uygun görülmediği takdirde fiillerine karşılık gelen ihtar puanları uygulanmak suretiyle doğrudan yazılı ihtar yapılır. Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca yapılan ihtarlar, işlem yapılmak üzere ilgili valiliğe bildirilir.

(2) İlgili aile hekimi ve aile sağlığı elemanı, vali yardımcısının verdiği ihtara karşı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde valiye, Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun verdiği ihtarlara karşı ise Bakanlık Müsteşarına itirazda bulunabilir. İtiraz mercileri otuz gün içinde itirazı inceleyerek karara bağlar ve kararı ilgilisine yazılı olarak bildirir.

…

(6) İhtarı gerektiren fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde gerekli işlem başlatılarak takip eden altı ay içerisinde sonuçlandırılır. İhtarı gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ihtar verilmemesi hâlinde ihtar verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın

sözleşmeli statüde geçirdiği sürenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 64 üncü maddesinde belirtilen sekiz yıllık sürenin hesabında değerlendirilmesi ve sekiz yıllık sürenin tamamlandığı tarih itibarıyla başvuranın kademe ilerlemesinin yapılması konusunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran, özetle, 657 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi uyarınca bir kademe

ilerlemesinin yapılmasını talep etmektedir.

11) Anayasamızın 128 inci maddesine göre, Devletin, genel idare esaslarına göre yürütmekle

yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülebilecektir.

12) Anayasa Mahkemesi birçok kararında, aile hekimlerini Anayasa’nın 128 inci maddesi

kapsamında kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getirmek üzere istihdam edilen “diğer kamu görevlileri” kapsamında değerlendirmiştir. (Bakınız, Anayasa Mahkemesinin 21/02/2008 tarihli ve E.2005/10, K.2008/63 sayılı; 03/10/2013 tarihli ve E.2012/103, K.2013/105 sayılı; 11/05/2014 tarihli ve E.2014/82, K. 2014/143 sayılı; 07/11/2014 tarihli ve E.2014/61, K.2014/166 sayılı; 05/03/2015 tarihli ve

E.2015/17, K.2015/20 sayılı; kararları)

13) 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde yer alan, Devlet memurlarından 6 yıllık sizil

notu ve ortalaması 90 ve daha yukarı olanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe uygulanacağı kuralı, 6111 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesi ile “Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır” biçiminde değiştirilmiştir.

14) Danıştay 12. Dairesinin 05/02/2018 tarihli ve E.2017/2604, K.2018/402 sayılı kararında

“657 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemelerin, anılan Kanun’un 4-D maddesi kapsamında çalışan işçiler için uygulanmasının mümkün olmamakla birlikte, Kanun’un 4/B maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli personel ile 4/C maddesi kapsamında görev yapan geçici personel hakkında referans norm olarak uygulanabileceği; nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 17/06/2013 tarihli, YD İtiraz No: 2013/357 sayılı kararında, 657 sayılı Kanun hükümlerinin anılan Kanun’un 4/B maddesi kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personel için doğrudan uygulanmasının söz konusu olamayacağı, ancak “referans norm” olarak dikkate alınabileceğinin belirtildiği” ifade edilmiştir.

15) Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 29/05/2019 tarihli ve E:2019/215, K:2019/1157 sayılı

kararında. söz konusu Danıştay kararı ile birlikte yine Danıştay 12. Dairesinin aynı yöndeki 22/06/2016 tarihli ve E.2013/9695, K.2016/4083 sayılı kararı ile 23/03/2017 tarihli ve E.2016/6676, K.2017/919 sayılı kararına da atıfta bulunarak “657 sayılı kanun hükümlerinin 4/B maddesi hükmü kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personel hakkında doğrudan uygulanması mümkün olmamakla birlikte gerek bu hükümlerin

“referans norm” olarak alınabileceğine dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun içtihatları, gerekse de Adalet Bakanlığı Disiplin Yönetmeliği’nin Kapsam başlıklı 2 nci maddesinde yer alan, bu yönetmelik hükümlerinin sözleşmeli personel hakkında da uygulanacağını öngören hükmü karşısında davacının sözleşmeli personel olarak çalıştığı süre içinde herhangi bir disiplin cezası aldığı yolunda bir iddia ileri sürülmediğine ve bu sürenin de davalı idarece davacının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirildiği konusunda taraflar arasında bir çekişme bulunmadığına göre aynı sürenin 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamındaki hizmetlerin 64. maddede belirtilen sekiz yıllık sürelerin hesabında değerlendirilmesi gerektiği”ne hükmetmiştir.

16) Benzer bir olayda Denizli İdare Mahkemesi 09/06/2020 tarihli ve E.2019/1524,

K.2020/485 sayılı kararında “Danıştay kararı ile mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde 657 sayılı kanun hükümlerinin 4/B maddesi hükmü kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personel hakkında doğrudan uygulanması mümkün olmamakla birlikte bu hükümlerin “referans norm” olarak alınabileceği, bu bağlamda gerek davacının sözleşmeli olarak çalıştığı süre içerisinde herhangi bir disiplin cezası almadığı gibi hakkında disiplin cezası verilmesini gerektirir bir eylemi olduğu yönünde bir iddia olmadığı ve gerekse de davacının sözleşmeli statüde geçirdiği sürenin kamu hizmetinde geçen sürede dikkate alındığı hususları da bir arada değerlendirildiğinde davacının, 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamında görev yaptığı sürelerin de anılan Kanun’un 64 üncü maddesinde belirtilen 8 yıllık sürenin hesabında dikkate alınması gerekirken bu süreler dikkate alınmayarak davacının başvurusunun reddedilmesine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı” sonucuna varmış; bu karara karşı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ise, İzmir Bölge İdare

Mahkemesi İkinci Dava Dairesinin 24/09/2020 tarihli ve E.2020/883, K.2020/1212 sayılı kararında idare mahkemesi kararının dayandığı gerekçe ve usul hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.

17) Benzer bir şekilde, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 17/12/2019 tarihli ve E.2019/1651,

K.2019/2475 sayılı kararı ile davacı lehine karar verilmiş, idarenin istinaf başvurusu ise

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesinin 12/11/2020 tarihli ve

E.2020/562, K.2020/610 sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

18) Somut olayımızda, başvuranın 05/09/2011 tarihinde açıktan atama ile pratisyen hekim

olarak göreve başladığı, 01/04/2013 tarihinden itibaren ise aile hekimliğine geçtiği ve halen bu görevi yerine getirdiği görülmektedir.

19) Aile hekimlerinin statüsü ve mali haklarının düzenlendiği 5258 sayılı Aile Hekimliği

Kanunu’nun 3 üncü maddesi uyarınca, aile hekimleri, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakati üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırılmakta olup, bu kişiler sözleşmeli aile hekimi olarak görev yaptıkları sürede boyunca kadroları ilişikleri devam etmekte ve kurumlarında aylıksız izinli sayılmakta, ayrıca sözleşmeli statüde geçen süreleri kazanılmış hak derece ve kademelerinde veya kıdemlerinde değerlendirilerek her yıl işlem yapılmaktadır.

20) 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 8 inci maddesinde ise, aile hekimi ve aile sağlığı

elemanlarının denetimine ilişkin usul ve esasların Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Bu çerçevede çıkarılan Aile Hekimliği

Uygulama Yönetmeliğinin 33 üncü maddesiyle ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık tespit edildiği durumlarda, ilgililer hakkında, Aile Hekimliği Uygulaması

Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile

Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te (yeni adı Aile Hekimliği Ödeme ve

Sözleşme Yönetmeliği) belirtilen hükümler çerçevesinde işlem tesis edileceği düzenlenmiştir. Bahis geçen Yönetmelikle de idarenin aile hekimleri üzerindeki denetim yetkisinin ayrıntılarına yer verilmiş ve hangi fiillere ne kadar ihtar puanı uygulanacağı düzenlenmiştir.

21) İdare, (Mülga) Devlet Personel Başkanlığının 12/11/2010 tarihli ve 20331 sayılı

yazısında yer alan 6 yıllık sicil notu ortalamasının tespitinde sicil raporunun tanzim edilmediği yıl veya yıllar dikkate alınmadan 6 yıllık sicil raporlarının tamamlanmasının beklenilmesi yönündeki görüşüne ve yine (mülga) Devlet Personel Başkanlığının 05/04/2017 tarihli ve E.2020 sayılı yazısında kurumlarından aylıksız izinli sayılarak sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin bu süre zarfında disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiil ve hallerde bulunmamış olsalar bile söz konusu sürelerin memurlukta geçirilmemiş olması sebebiyle mezkur Kanunun 64 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uygulanması açısından değerlendirilmesinin uygun olmayacağı yönündeki görüşüne dayanarak Aile Hekimliği Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerinin 657 sayılı

Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası kapsamında dikkate alınmasının mümkün bulunmadığını ifade etmektedir.

22) Konuyla ilgili olarak (mülga) Devlet Personel Başkanlığının bu yönde birçok görüşü

bulunmaktadır. Ancak, (mülga) Devlet Başkanlığının görüşlerinde genel olarak, söz konusu sürelerde ilgililerin Devlet memuru olmamaları ve mevzuatlarında disiplin hükümlerinin bulunmamasına vurgu yaptığı görülmektedir. Bu bağlamda, sözleşmeli olarak geçirilen sürelerin 657 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesindeki disiplin cezası almadan geçirilen 8 yıl için bir kademe ilerlemesi uygulaması açısından değerlendirilmesinde, sözleşmeli personel olarak görev yapılan dönemde tabi olunan mevzuat bakımından memurların tabi olduğu veya farklı bir disiplin uygulamasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

23) Sözleşmeli aile hekimliği uygulamasında, diğer sözleşmeli personel statülerinden, hatta

sözleşmeli olarak geçirdikleri süreleri sonradan (devlet memuru olduktan sonra) kademe ve derece ilerlemelerinde değerlendirilen kişilerden farklı olarak, aile hekimlerinin, kadroları ile bağları devam etmekte, her yıl görevleri süresince düzenli olarak kademe ve ilerlemeleri ve intibakları yapılmakta ve istekleri halinde görevlerine geri dönme imkanı bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bir yönüyle aile hekimlerinin memurluktaki kadroları kendileri için mahfuz tutulmakta, kademe ve derece ilerlemeleri memurluk görevini de yerine getirmiş gibi düzenli olarak kayıtlara işlenmektedir. Gerçekten de, idare tarafından

Kurumumuza gönderilen başvurana ait Hizmet Belgesinde, başvuranın kademe ve derece ilerlemelerinin intibaka esas yıldönümlerinde her yıl düzenli olarak işlendiği ve güncellendiği görülmektedir.

24) Diğer yandan, sözleşmeli aile hekimlerinin sözleşmeye ve mevzuata uygun hareket

etmediklerinin denetimi ve performans değerlendirmeleri, Aile Hekimliği Uygulama

Yönetmeliği ile Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin hükümleri çerçevesinde yapılmakta; sözleşmeye veya mevzuata uygun hareket etmemeleri halinde, memurlar için işletilen disiplin sürecine benzer bir süreç işletilerek, yapılan soruşturma sonunda ihtar puanı verilmekte, ihtar puanlarının belli bir dönemde 200 puana ulaşması halinde sözleşme feshedilebilmektedir.

25) Danıştay 11. Dairesinin 24/03/2015 tarihli ve E.2015/2186, K.2015/1045 sayılı kararında,

konuyla bir uyuşmazlık üzerine önüne gelen davada, 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı

Kanunla yapılan değişiklik öncesindeki dönemde sözleşmeli statüde geçirilen süreler bakımından, sözleşmeli personel olarak görev yapmış olan davacı hakkında tabi olduğu mevzuata göre memurlar gibi sicil raporu düzenlenmesi öngörülmüş olmamasına rağmen, davacı hakkında sicil raporu yerine ücrete esas puanlara uyularak, başarı, disiplin, görevine ve kurumuna bağlılık, öğrenim ve hizmet yılı gibi hususları kapsayan değerlendirme formlarının (tezkiye varakalarının) düzenlendiği dikkate alındığında yapılan değerlendirme ve ücrete esas puanlamanın kademe ve derece ilerlemesi ilkeleri ışığında ilgilendirilerek, karşılığı olan kademe ve dereceye göre işlem tesisinin mümkün olduğu, bu şartlar doğrultusunda davacı talebinin irdelenerek karar verilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen davalı idare işleminde ve davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

26) Bu konuda Kurumumuza yapılan başvurularda da bu açıdan yapılan değerlendirme

sonrasında, başvuru sahibi için ilgili dönemde uygulanabilecek bir disiplin veya benzeri yaptırım bulunmuyorsa Ret Kararı (Bakınız, 27/12/2019 tarihli ve 2019/12205 dosya numaralı, 15/04/2020 tarihli ve 2019/20130 dosya numaralı, 16/12/2020 tarihli ve 2020/72041 dosya numaralı kararlar) verilmekte; başvuru sahibi için ilgili dönemde uygulanabilecek bir disiplin veya benzeri yaptırım bulunuyorsa ve başvuru sahibi için böyle bir yaptırım uygulanmadıysa Tavsiye Kararı (Bakınız, 29/06/2020 tarihli ve 2020/405 dosya numaralı, 30/06/2020 tarihli ve 2020/5535 dosya numaralı, 06/10/2020 tarihli ve 2020/42362 dosya numaralı kararlar) verilmektedir.

27) Bu bağlamda, sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapmakta olan başvuranın sözleşmeli

statüde görev yaptığı sürece kadrosu ile irtibatının devam ettiği, sözleşmeli olarak geçirdiği sürede her yıl kademe ve derece ilerlemeleri düzenli olarak yapılarak Hizmet

Belgesinin güncellendiği, sözleşmeli aile hekimlerinin sözleşmeye veya mevzuat aykırı davranışları için memurlar için uygulanan disiplin sürecine benzer mahiyette bir süreç işletilerek ihtar puanı uygulamasının söz konusu olduğu, buna karşılık idare tarafından başvuranın ihtar puanı cezası aldığı yönünde herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı veya başvuranın disiplin cezası verilmesini gerektirir bir eylemi olduğu yönünde bir iddia ileri sürülmediği göz önünde bulundurulduğunda, bir kademe verilmesine yönelik sürenin hesabında başvuranın sözleşmeli statüde geçen hizmet süresinin de dikkate alınması gerektiği aşikârdır.

28) Yukarıda yer verilen açıklamalar ve yargı kararları çerçevesinde; başvuranın 657

sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinde yer alan disiplin cezası almadan geçen her sekiz yıl için bir derece verilmesi uygulamasından yararlandırılması yönündeki başvurusunun reddine yönelik idari işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu sebeple başvuranın memurluğa başladığı tarihten başlayarak sekiz yıllık sürenin tamamlandığı tarihte 1 kademe intibakının yapılması konusunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

29) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci

maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu, başvurana 22/04/2020 tarihli ve S sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın sözleşmeli statüde geçirdiği sürenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun

64 üncü maddesinde belirtilen sekiz yıllık sürenin hesabında değerlendirilmesi ve sekiz

yıllık sürenin tamamlandığı tarih itibarıyla başvuranın kademe ilerlemesinin yapılması yönünde SAĞLIK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, SAĞLIK BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve gereği için SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi