ÖZET: Başvuran, kızı Hidronefroz hastalığı nedeniyle sağlık durumu sebebiyle tayin talebinde bulunmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı, başvuruyu, sözleşmeli öğretmenlerin 3 yıl süreyle başka bir yere atanamayacağına dair mevzuat hükümleri çerçevesinde reddetmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın kızının sağlık sorunlarının, Ağrı ilinde tedavi imkanlarının bulunmaması nedeniyle yaşadığı mağduriyetin dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir.

Kurum, sosyal hukuk devleti ilkesine vurgu yaparak, devletin bireylerin temel hak ve özgürlüklerini koruma yükümlülüğünü hatırlatmıştır. Başvuranın durumunun mücbir sebep olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle tayin talebinin karşılanması yönünde tavsiye kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuş ve kararın uygulanması için 30 gün içinde işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/6219-S.20.9859

BAŞVURU NO : 2019/18994

KARAR TARİHİ : 17/04/2020

TAVSİYE KARARI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın kızının sağlık durumu sebebiyle tayin talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 01/11/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; Ağrı’nın Diyadin İlçesi’nin Mollakara Köyü Ortaokulunda sözleşmeli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yaptığını, 15.06.2019 tarihinde kızı dünyaya geldiğini, henüz 2 aylıkken kızına Hidronefroz hastalığı teşhisi konduğunu, 08/08/2019 tarihli ve sayılı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden alınan

Sağlık Kurulu Raporu’nda “Hidronefroz ve Diğer Tanımlanmamış Tanısıyla Çocuk Nefroloji ve Çocuk Cerrahisi Bulunan Bir Merkezde Takibi Gereklidir” bilgisinin yer aldığını, görev yapmakta olduğu Ağrı ilinde Çocuk Nefroloji bölümü olmadığı için Sağlık Kurulunun verdiği rapor doğrultusunda çocuğunun, Çocuk Nefroloji ve Çocuk Cerrahisinin birlikte olduğu bir merkezde tedavi ve takibinin sağlanması için 2-4 Eylül 2019 tarihleri arasındaki özür grubu atamalarına başvurduğunu ancak talebinin kabul edilmediğini, çocuğunun takibinin hayati risk oluşturduğunu ifade ederek Konya iline sağlık özrü atamasının yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 25/11/2019 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talebine istinaden

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Kurumumuza gönderilmiş olan 25/12/2019 tarihli ve sayılı yazıda özetle;

2.1) Başvuran, kızı hastalığından dolayı başvuruda bulunduğu;

ancak kızının tedavisinin görev yaptığı il olan Ağrı ilinde mümkün olup olmadığına dair Ağrı

Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığından yazıda; “Buna istinaden Müdürlüğümüze bağlı hastanelerde Çocuk Nefroloji bölümü bulunmamakla beraber, Ağrı Devlet Hastanesi’nde Çocuk Cerrahi bölümü mevcut olup, söz konusu belirtilen hastalığın takip ve tedavisi için ilgili branş hekimlerimize başvurması halinde şahsın takip ve tedavisi ile ilgili durumu değerlendirilecektir” denildiğinden başvurusu Ağrı Valiliği İl Millî Eğitim

Müdürlüğünce kurulan komisyonca uygun görülmediği,

2.2) Üç yıl süre ile başka bir yere atanamayacağı Kanun maddesinde açıkça belirtilen sözleşmeli

öğretmenlerin sağlık mazeretine bağlı olarak yer değiştirebilmesi Bakanlık Makamının 02/08/2018 tarihli ve 49969 sayılı Onayında yer alan açıklamalar çerçevesinde yapılabildiği, Bakanlık tarafından ilgiliye ait başvuru evrakları ilgili Valilikten istenilmiş, gönderilen belgelerden ilgilinin başvurusunun Ağrı Valiliği İl Millî Eğitim Müdürlüğünce kurulan komisyon tarafından Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarında 657 Sayılı Devlet

Memurları Kanununun 4/B Maddesi Kapsamında Görev Yapan Sözleşmeli Öğretmenlerin

Sağlık Mazeretine Bağlı İller Arası Yer Değiştirme Duyurusunda yapılan açıklamalar gereğince değerlendirilerek duyuru yazısında belirtilen açıklamalara uygun olarak reddedildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.3. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinde; “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tebirleri alır.” 3.4. “Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde; “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.6. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında

Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 3.7.“Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” bölümü altındaki “Genel İlkeler” başlıklı 128 inci maddesinde; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 06/04/1949 tarihli ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek, 27/05/1949 tarihli ve 7217 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak iç hukukumuzda da yerini alan

“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 3 üncü maddesinde; “Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.” 6. 10/07/2003 tarihli ve 5923 Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek, 11/08/2003 tarihli ve 25196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak iç hukukumuzda da yerini alan Birleşmiş

Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin

6.1) 10 uncu maddesinde; “Taraf Devletler, toplumun doğal ve temel birimi olan aileye,

özellikle ailenin kurulması için ve aileye bağımlı çocukların bakım ve eğitiminden sorumlu oldukları sürece, en geniş koruma ve yardımın yapılması gerektiğini kabul ederler.”

6.2) 12 nci maddesinde; “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek

fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler. Bu Sözleşme’ye Taraf

Devletlerin, bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamak için alacakları tedbirler şu amaçlara yönelik olacaktır: … d) Hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması” 7. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4 üncü maddesinde; “Bu Kanuna tâbi kamu idarelerinde ve dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir.” 8. 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnameye eklenen Ek-4 üncü maddenin birinci fıkrasında “Öncelikle kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde olmak üzere Bakanlığın boş öğretmen norm kadrosu bulunan örgün ve yaygın eğitim kurumlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamında sözleşmeli öğretmen istihdam edilebilir.” üçüncü fıkrasında ise “Bu madde uyarınca atanan sözleşmeli öğretmenler üç yıl süreyle başka bir yere atanamaz, aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmelerde bu madde uyarınca istihdam edilen öğretmenin eşi bu öğretmene tabidir…” hükmü yer almaktadır.

hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9) Başvuranın kızının sağlık durumu nedeniyle tayin talebinin karşılanması gerektiği hususunda

tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak İdareye bu konuda tavsiyede bulunulması yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran özetle; kızının sağlık durumu sebebiyle tayininin Konya iline

gerçekleştirilmesini talep etmektedir.

11) Anayasa’da açıkça düzenlenmeyen konulara ilişkin düzenleme yapma yetkisi yasama

organına aittir. Bu açıdan, yasama organının bir alanı düzenleme yetkisi, genel ve asli bir yetkidir. Yasama organının düzenleme yetkisinin genel olması, kanuni düzenleme yaparken konu bakımından bir sınırın olmadığı, her konuda ve dilediği ölçüde ayrıntılı düzenleme yapabileceği; asli olması ise, yasama organının bir konuda doğrudan doğruya yani araya başka bir işlem girmeden düzenleme yapabileceği anlamına gelmektedir.

12) Kamu kurumlarında istihdam edilen personelin statülerinin ve bu statülerin her biri

kapsamında istihdam edilen kişilerin işe alınmasının, nakil, terfi, sosyal, idari, mali ve özlük hakları ile disiplin yönünden tabi olacakları hükümlerin düzenlenmesinin kanun koyucunun takdir alanında bulunduğu şüphesizdir. Hukuki durumları (statüleri) mevzuatla düzenlenmiş olan kamu görevlilerinin, bulundukları statüye ilişkin yasa ve yönetmelikte düzenlenmiş bulunan kurallara tabi olduklarının kabulü gerekmektedir.

13) 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnameye eklenen Ek-4 üncü maddenin birinci fıkrasında sözleşmeli öğretmenin yer değiştirmeleri konusunda süre yönünden kısıtlamalar getirilmiştir. Buna göre, sözleşmeli öğretmenin atandıkları yerlerinde 3 yıl görev yapmalarının zorunlu olduğu, bu süre zarfında başka bir yere atanamayacağı hükme bağlanmıştır.

14) Kanun koyucunun bu yönde bir düzenleme yapmasının nedeninin, Devletin hem

Anayasamızdan hem de ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklı olarak eğitim hakkı çerçevesinde düzenli ve herkese ulaşacak şekilde sunmakla görevli olduğu eğitim hizmetleri konusunda, personel istihdamında güçlük çekilen yerlerde çalışan personelin eş durumu ve diğer nedenlerle bu bölgelerde bir yıl kaldıktan sonra tayin istemeleri, vatandaşların düzenli bir şekilde eğitim hakkından yararlanmaları için personel istihdamında güçlük çekilen yerlerde görev yapan personelin çok sık yer değişikliği yapmasının engellenmesi olduğu değerlendirilmektedir.

15) Bununla birlikte, iç hukukumuza baktığımızda, öncelikle Anayasamızın 2 nci maddesinde

Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevlerine yer verilmiştir.

16) Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; insan haklarına dayanan,

kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. (Bakınız, Danıştay 2. Dairesinin 29/04/2009 tarihli ve E:2009/1338, K:2009/1799 sayılı kararı)

17) “Sosyal devlet” ilkesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi kararlarında egemen olan

görüşe göre; sosyal devletin görevi, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturmak, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti, sosyal gönenci, sosyal güvenliği ve toplumsal dengeyi sağlamaktır. Bu kapsam içinde kişileri mutlu kılmak, onların hayat mücadelesini kolaylaştırmak, insan haysiyetine yaraşır onurlu bir hayat sürdürmelerini sağlamak gibi hususların da yer aldığı kuşkusuzdur.

18) Kurumumuzun bir kararında sözleşmeli öğretmenlerin idare ile imzaladıkları sözleşmeyi

4+2 yıl boyunca başka yere atanamayacaklarını bilerek imzaladıkları göz önünde bulundurularak, sözleşmeli öğretmenlerin aile birliği mazeretine bağlı yer değişikliği taleplerinin Bakanlık tarafından reddedilmesi işleminin, hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. (Bakınız. Kamu Denetçiliği Kurumunun 09/10/2017 tarihli ve 2017/4187 dosya numaralı, 11/01/2018 tarihli ve 2017/4375 dosya numaralı, 11/01/2018 tarihli ve 201/4575 dosya numaralı Ret Kararları)

19) Zira, memur statüsünden farklı olarak, sözleşmeli personel statüsü, tarafların önceden

belirlenmiş sözleşme hükümlerine uymaları ile özgür iradelerinin esas olduğu, diğer bir anlatımla kişilerin kendilerine uygulanacak esasları bilerek istihdam edilmeyi seçtikleri bir statüdür. Diğer bir ifadeyle, sözleşmeli personel statüsünde çalışan personel hak ve yetkileri daha önceden belirlenmiş hukuki statüye kendi istek ve iradeleriyle girmekte ve idare ile sözleşme aşamasında bütün bu hususlardan haberdar olarak sözleşme imzalamaktadırlar.

20) Ancak, somut olay incelendiğinde, başvuranın atanmasından sonra ortaya çıkan sağlık

sorunlarının bulunduğu ve Ağrı Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 28/11/2019 tarihli ve sayılı yazısında belirtildiği üzere “… hidronefroz tanılı hastanın takip ve tedavisinin Ağrı

Devlet Hastanesinde yapılamadığı”, ibaresi bulunduğu anlaşıldığından Bakanlığının sözleşmeli öğretmen olarak çalışanların hiçbir kusurunun bulunmadığı mücbir sebeplerin ortaya çıkması durumunda, insan haklarına saygı ve hakkaniyet gereği, telafisi güç ve imkânsız zararların önüne geçmek adına, mağduriyetleri giderecek yönde çözüm üretmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmektedir.

21) Sonuç olarak, Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, ilgili mevzuatta

sözleşmeli öğretmenin 3 yıl süreyle başka yere atanmayacağı yönünde bir hüküm bulunsa da, başvuranın atanmasından sonra dünyaya gelen kızında ortaya çıkan sağlık sorunları nedeniyle yaşadığı mağduriyet ve İl Sağlık Müdürlüğünün yukarıda yer verilen yazısında belirtildiği gibi başvuranın kızının takip ve tedavisinin Ağrı Devlet Hastanesinde yapılamaması sebebiyle başvuranın tayininin talebi doğrultusunda gerçekleştirilmesi yönünde tavsiye kararı verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

22) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının

İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse, (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Erzurum İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın kızının sağlık durumu nedeniyle tayin talebinin karşılanması gerektiği hususunda

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Bu kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine; 6328 sayılı Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; MİLLİ EĞİTİM

BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi