ÖZET: Başvuran, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde psikolog olarak çalışmakta olup, işe geç gelme iddiasıyla verilen disiplin cezasının iptali ve mobbing iddialarının sonlandırılmasını talep etmiştir. İdare, başvuranın mesai saatlerine riayet etmediğini öne sürerek disiplin cezası uygulamış, başvuran ise bu cezaya itiraz etmiştir. Manisa Valiliği İl Disiplin Kurulu, başvuranın savunma hakkının kısıtlandığına dair görüş bildirmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın mobbing iddialarını somut delillerle destekleyemediği gerekçesiyle bu iddiaları reddetmiş, ancak disiplin cezasının verilmesinde usul hatası yapıldığını tespit etmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 130. maddesi uyarınca, savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği belirtilmiş, başvuranın savunma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, disiplin cezasının geri alınması yönünde Sağlık Bakanlığına tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/6453-S.20.10250

BAŞVURU NO : 2019/19637

KARAR TARİHİ : 22/04/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

Disiplin cezasına itiraz ve mobbing iddiası.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 12/11/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran özetle; Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde psikolog olarak

çalıştığını, idarenin işe geç gelme iddiasıyla kendisine verdiği disiplin cezasının iptalini ve adaletsiz uygulamaların (ve mobbing) sona erdirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Bilgi, belge ve görüş talepli yazılarımız üzerine Sağlık Bakanlığının 02/03/2020 tarih ve

sayılı yazısında özetle:

Başvuranın mesai saatlerine riayet etmemesi sonucunda 30/10/2018 tarih ve barkod nolu yazı ile 01/11/2018 tarih ve barkod nolu yazı ile 27/02/2019 tarih ve barkod nolu yazılar yazılarak başvuru sahibine tebliğ edildiği, ancak bu yazılara rağmen başvuranın mesai saatlerine riayet etmediği, başvuranın mesai devam çizelgesine göre mesai saatlerine hiçbir şekilde riayet etmediği görülünce hakkında inceleme başlatıldığı ve incelemeyi yapan idareci tarafından disiplin dosyası hazırlandığı, başvuranın savunmasının istendiği, ancak süresi içinde savunmanın verilmediği, sözde mobbing iddiasının başvuranın yaşanan süreci kişiselleştirmesinden ve farklı yorumlamasından kaynaklandığı, işlenen fiil ile verilen cezada hukuka uyarlılık ve ölçülülük ilkesine uyulduğu, başvuranın verilen disiplin cezasına (uyarma) itiraz ettiği itirazın il disiplin kurulu tarafından reddedildiği, bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine

başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili maddeleri

5.1) “Davranış ve işbirliği” başlıklı 8 inci maddesinde; “Devlet memurları, resmi sıfatlarının

gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.”

5.2) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu

maddesinin ikinci fıkrasında; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.”

5.3) Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller başlıklı 125 nci maddesi:

“Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

A – Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek, c) Kurumca belirlenen tasurruf tedbirlerine riayet etmemek, d) Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak, e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak, f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak, g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak, h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak…”

5.4) Savunma hakkı başlıklı 130 uncu maddesinde; “Devlet memuru hakkında savunması

alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmıyan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”

6) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik

Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve onurunu zedelemekte, verimliliğini azaltmakta ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilemektedir.

Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemlidir.Bu doğrultuda, çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür.

1. İşyerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikle işverenin sorumluluğunda olup işverenler çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacaktır.

2.Bütün çalışanlar psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracaklardır…” hükümleri düzenlenmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin

kısmen kabul kısmen reddi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Başvuran, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde psikolog olarak çalıştığını,

idarenin işe geç gelme iddiasıyla kendisine verdiği disiplin cezasının iptalini ve adaletsiz uygulamaların (ve mobbing) sona erdirilmesini talep etmektedir.

9) Başvurana Yönelik Mobbing İddiasının Değerlendirilmesi

9.1) Başvuruya konu uyuşmazlığın idareyle başvuran arasında vuku bulan birtakım işlem,

eylem, tutum ve davranışlardan kaynaklandığı anlaşılmakta olup söz konusu uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle söz konusu işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin ortaya koyulması gerekmektedir.

9.2) Mobbing “işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır.[Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle Mücadele

Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)] 8)

9.3) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarihli ve E.2017/7(22)-3017, K.2018/99

sayılı kararında, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hâl alması gerektiği, belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, psikolojik tacizin nedenlerinin farklılık gösterdiği, ancak amacının çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamak olduğu vurgulanmakta, psikolojik tacizin ispatıyla ilgili olarak ise psikolojik tacize uğradığını iddia eden mağdurun, bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte psikolojik tacizin genellikle tacizi uygulayan ile tacize maruz kalan arasında gerçekleşen bir olgu olması karşısında olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesinde yarar bulunduğu, yaklaşık ispat olarak adlandırılan bu yaklaşım tarzının işin doğasına da uygun olduğu belirtilmektedir.

9.4) Somut olay incelendiğinde; başvuranın işe geç gelme ve işten erken ayrılma sebebiyle

uyarıldığı, sonrasında ise, bu sebeplerle başvuran hakkında idari soruşturma açıldığı ve disiplin cezasının uygulandığı anlaşılmaktadır. İdare ile başvuran arasında disiplin soruşturmasına ve

10.3) Bundan sonra başhekim yardımcısı tarafından 16/04/2019 tarih ve 2632 sayılı yazı ile

uyarma cezası ile cezalandırılma önerisi ve buna ilişkin savunmasını sunmak üzere başvurana hitaben yazılan yazının 17/04/2019 tarihinde başvurana tebliğ edildiği, başvuranın buna karşı

22.04.2019 tarihli dilekçe ile savunmasına esas olmak üzere bazı bilgi ve belgeleri talep etmiş,

bu yazı ve belgelere ilişkin idare tarafından kendisine verilen belgeler 06/05/2019 tarihinde kendisine tebliğ edilmiş, başvuran 13/05/2019 tarihli dilekçe ile yazılı savunmasını vermiştir.

Buna karşılık Başhekim yardımcısının imzası ile başvurana gönderilen 21/05/2019 tarih ve

3436 sayılı yazı ile 657 sayılı DMK’nun 124.maddesine göre 7 gün içerisinde savunmanızı

vermediğiniz için savunma hakkınızdan vazgeçmiş olduğunuz görülmüştür. Bu nedenle 657 sayılı DMK’nun 125 maddesi A fıkrası (b) bendi “özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek” gereğince uyarma cezası ile tecziye edildiniz şeklinde bildirimde bulunulduğu görülmüştür.

10.4) Başvuran, verilen disiplin cezasına itiraz etmiş, Manisa Valiliği İl Disiplin Kurulu

10/07/2019 tarih ve esas ve nolu kararı ile itirazı reddedilmiştir. Disiplin Kuruluna sunulan il sağlık müdürü tarafından hazırlanan 04/07/2019 tarihli raportör görüşünde 6 nolu maddede “16/04/2019 tarihinde savunma istenmiş, 17/04/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Hakkında soruşturma yapılan ) 22/04/2019 tarihinde hastane idaresinden savunmasını yapabilmek için hangi günler mesaisine geç geldiği ile ilgili bilgi belge talebinde bulunmuş, hastane idaresi de 06/05/2019 tarihli cevabi yazı ile talep edilen bilgi ve belgeleri kişiye teslim etmiştir. Kişi tarafından 13/05/2019 tarihinde savunma verilmiştir. Ancak hastane idaresi 16/04/2019 tarihli savunma istem yazısını dikkate alarak süresi içinde savunma verilmediği gerekçesiyle kişiye ceza vermiştir. Yapılan hatalı işlemle kişinin savunma hakkı kısıtlandığından verilen ceza usulen uygun değildir” ve sonuç kısmında da “…savunma hakkı kısıtlandığından itirazın kabulüne ve cezasının uygulanmaması gerektiği kanaatine varılmıştır…” şeklinde görüşe yer verilmiştir.

11) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 130 uncu maddesinde; devlet memuru hakkında

savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmış, savunma vermesi için memura 7 günden az olmamak üzere süre verilmesi zorunlu kılınmıştır. Hukuka bağlı idarenin özelliklerinden olan ve adil yargılanma ilkesinin unsurlarından olan savunma hakkı; disiplin ve soruşturma sürecinin bir takım prosedürlerin tamamlanmasından ibaret görülmeyip, bu hakkın özünü koruyacak şekilde yürütülmesini, hakkındaki suçlamaların bütün yönleriyle memura bildirilmesini, eğer savunması alındıktan sonraki bir safhada yeni bilgi ve belgeler ortaya çıkmışsa bu yeni bilgi ve belgelerden de haberdar edilerek yeniden savunma alınmasını ve her halükarda memura yapacağı savunmaya yetecek kadar süre verilmesini gerekli kılar.

12) Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, usulüne uygun olarak, soruşturma

tamamlandıktan sonra, disiplin cezası verilmeden önce, başvuranın disiplin suçunu oluşturan eylemlerinin açıkça ortaya konulmaksızın, disiplin soruşturması esnasında alınan ifadesi savunma olarak değerlendirilemeyeceğinden usulüne uygun olarak savunma alınmadan kişilerin disiplin cezasıyla cezalandırılması durumunda savunma hakkı kısıtlanmış olmaktadır.

13) Disiplin cezası yönünden yapılan değerlendirmede; itiraz üzerine düzenlenen raportör

görüşünde haklılık payı olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı, hastane idaresi tarafından yöneltilen iddiaların gün, yer, zaman ve içerik yönünden somutlaştırılmadığı, belirsiz bir takım iddialarla başvurana yönelik disiplin sürecinin başlatıldığı, mesai giriş çıkış kayıtları incelendiğinden başvuranın sağlık kurumlarında uygulanmakta olan toleranslı mesai giriş çıkış saatlerine aykırı ve alışkanlık haline getirilmiş bir işe geç gelme veya işten erken ayrılma fiilinin bulunmadığı, verilen disiplin cezasının usul ve esas yönünden hakkaniyete uygun düşmediği, hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bunun yanı sıra, 657 sayılı yasada açık bir hüküm bulunmamakla birlikte soruşturmacının (incelemeci / muhakkik)

soruşturulan kişinin üstü, bu mümkün değil ise dengi statüsünde bir kişi olması gerektiği bir teamül olarak uygulanmaktadır.

14)Yukarıda belirtilen gerekçelerle, başvuranın mobbing iddiasının somut olarak kanıtlanamadığı bu nedenle reddedilmesi, ancak hastane idaresi tarafından başvurana verilen disiplin cezasının geri alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme:

15) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderilmesi konusunda özenli davranılmadığı, ayrıca idarenin; başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak işleme karşı başvuru yollarını belirtmemesi nedeniyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun reddedilen

kısmı yönünden, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Bununla birlikte anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Manisa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

Başvuranın psikolojik taciz (mobbing) iddiasının REDDİNE, Disiplin cezasına ilişkin başvurusunun KABULÜ ile disiplin cezasının geri alınması konusunda Sağlık Bakanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sağlık Bakanlığı tarafından

bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi