ÖZET: Bu karar, başvuranın vekalet ücreti alacağının ödenmesi talebine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Başvuran, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin ödenmemesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirtmiş ve Adalet Bakanlığı’na karşı icra takibi başlatmıştır. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın ödeme yükümlülüğünün, yerel mahkeme tarafından belirlenen Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle, başvurunun geciktiği ifade edilmiştir.

Kararda, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu ve idarenin mahkeme kararlarını geciktiremeyeceği vurgulanmıştır. Anayasa’nın 138. maddesi gereğince, idarelerin bağımsız mahkemeler tarafından verilen kararları zamanında yerine getirmesi gerektiği belirtilmiş, bu yükümlülüğün ihlalinin adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile Adalet Bakanlığı’na vekalet ücretinin ödenmesi için makul sürede işlem tesis edilmesi tavsiye edilmiştir. Bu durum, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararın tazmin edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/63986-S.20.69225

BAŞVURU NO : 2020/4641

KARAR TARİHİ : 03/07/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın, vekalet ücreti alacağının ödenmesi talebi

BAŞVURUNUN KONUSU :

hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 10/03/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza müvekkili adına şikayet başvurusunda bulunan Av.

(T.C Kimlik No: ) başvurusunda özetle; Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararında belirtilen 2.725.00 TL vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin başvurusuna Adalet

Bakanlığı tarafından 4 aydır cevap verilmediğini ve her hangi bir şekilde ödeme de yapılmadığını, ayrıca Batman İcra Dairesinde başlattığı Esas sayılı icra takibine de her hangi bir şekilde ödeme yapılmadığını belirterek; icra dosyasına ödemenin yapılarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 03/05/2020 tarihli ve S sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Adalet

Bakanlığı tarafından gönderilen 09/06/2020 tarihli ve E sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Müşteki ‘ın Batman l. Asliye Ceza Mahkemesinin Esas sayılı

dosyasında müvekkili olan lehine hükmedilen 3.400,00 Türk lirası ücreti vekalet için 19/02/2020 tarihinde Batman İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığı,

2.2 Başlatılan bu icra takip dosyasında borçlu olarak Batman Cumhuriyet Başsavcılığım

gösterilmesi gerekirken, müştekinin Adalet Bakanlığı aleyhine icra takibi başlatması üzerine icra emrinin Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığına 26/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği,

2.3 Hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinde ödemenin Adalet Bakanlığınca değil

kararı veren yerel Mahkemenin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığınca ödenmesi gerektiğinden Müşteki ‘ın kendi kusurundan kaynaklanan ve Adalet

Bakanlığını borçlu gösteren icra emrinin Adalet Bakanlığına tebliğ edilmesi oradan

Batman Cumhuriyet Başsavcılığına havale edilmesi işlemlerinin işin sürüncemede kalmasına neden olduğu ve bunun müştekinin kusurundan kaynaklandığının tespit edildiği,

2.4 Söz konusu alacakla ilgili Batman Cumhuriyet Başsavcılığına herhangi bir tebliğat

yapılmadığı, Adalet Bakanlığınca evrakın posta yoluyla Batman Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiği, Batman Cumhuriyet Başsavcılığına intikalini müteakkip 12/03/2020 gün ve 422 sayılı toplu ödeme listesi ile Adalet Bakanlığından ödenek talebinde bulunulduğu, ancak Adalet Bakanlığınca 2020 Mali yılı içerisinde 10/02/2020 tarihine kadar olan alacaklarla ilgili ödenek gönderildiği bundan sonra yapılan ödenek taleplerine ilişkin herhangi bir ödeneğin gönderilmemesi nedeni ile müştekiye herhangi bir ödemenin yapılmadığı,

2.5 Müştekinin Batman Cumhuriyet Başsavcılığına herhangi bir müracaaatı

olmadığından kendisine herhangi bir yazılı cevap verilmediği, yine başvuruyu çözüme yönelik olarak Adalet Bakanlığınca Batman Cumhuriyet Başsavcılığına ödenek tahsis edildiğinde gerekli ödeme yapılarak şikayete konu sorunun çözüleceği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,

3.1 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile

tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden

doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 3.5. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder…Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 7. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; vekalet ücreti alacağının ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

8. Somut olayda; başvuranın, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücreti için 19/02/2020 tarihinde Batman İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığı, takip dosyasında borçlu olarak Adalet Bakanlığı’nın gösterilmesi üzerine icra emrinin Adalet Bakanlığı Strateji

Geliştirme Başkanlığına 26/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinde ödemenin Adalet Bakanlığınca değil kararı veren yerel Mahkemenin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığınca ödendiği, bu kapsamda; Adalet Bakanlığınca evrakın posta yoluyla Batman Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, evrakın Batman

Cumhuriyet Başsavcılığına intikalini müteakip 12/03/2020 gün ve 422 sayılı toplu ödeme listesi ile Adalet Bakanlığından ödenek talebinde bulunulduğu, ancak Adalet

Bakanlığınca 2020 Mali yılı içerisinde 10/02/2020 tarihine kadar olan alacaklarla ilgili ödenek gönderildiği bundan sonra yapılan ödenek taleplerine ilişkin herhangi bir ödeneğin gönderilmemesi nedeni ile ödemenin yapılamadığı, Adalet Bakanlığınca Batman

Cumhuriyet Başsavcılığına ödenek tahsis edildiğinde gerekli ödemenin yapılacağı anlaşılmıştır.

9. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

10. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır.

Anayasanın 8. maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan

İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

11. Hukuk sistemimizde avukat aracılığı ile temsil edilme hakkı istisnalar dışında isteğe bağlıdır. İcra takiplerinde de kişi kural olarak kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek zorunda değildir. Ancak kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek istiyorsa Avukatlık

Kanunu’nun 35. maddesi hükmü gereğince bu temsilci ancak baroya kayıtlı bir avukat olabilir.

12. Zira avukatlığın amacı; her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

13. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa

Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

14. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir.

Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit

Kaymak, İsmail Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s. 412- 417)

15. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve

Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare tarafından vekalet ücreti alacağının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. 29. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

17. 30. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Söz konusu vekalet ücretinin ödenmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için ADALET

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi