ÖZET: Başvuran, Millî Savunma Bakanlığına bağlı Harita Genel Müdürlüğünde engelli memur olarak çalıştığını ve mobbing ile çeşitli hukuksuzluklara maruz kaldığını iddia etmektedir. Başvuran, kendisine yönelik yapılan soruşturmanın tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu, hukuken kabul edilebilir delil sunulmadığını ve savunma hakkının kısıtlandığını belirterek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olarak verilen uyarı cezasının iptalini talep etmektedir.

Uyuşmazlığın çözümü için, başvuranın maruz kaldığı eylemlerin psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği incelenmiştir. Mobbing, belirli bir süre boyunca sistematik olarak gerçekleştirilen, mağdurun kişilik değerlerine zarar veren kötü niyetli davranışlar olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, mobbingin unsurları arasında işyerinde gerçekleşmesi, sistemli olması ve mağdurda zarar yaratması gibi kriterler yer almaktadır.

Sonuç olarak, başvuranın iddialarının yeterli delil ile desteklenmediği ve yaşananların mobbing olarak nitelendirilemeyecek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, başvuranın mobbing iddiası reddedilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/81374-S.20.88501

BAŞVURU NO : 2020/6294

KARAR TARİHİ : 09/10/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

Mobbing iddiası ve disiplin cezası hakkında.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 09/04/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığına bağlı Harita Genel

Müdürlüğünde engelli memur olarak çalıştığını, aylardır tahammül edilemez şekilde mobbing ve mobbing dışında çeşitli hukuksuzluklara maruz kaldığını, mobbing ve tüm hukuksuzlukların

Harita Genel Müdürlüğü içinde kapatıldığını ve hiçbir şeyin Milli Savunma Bakanlığı makamlarına yansıtılmadığını, hukuken kabul edilebilir, objektif, somut ve yeterli hiçbir delil ortaya konulamadan, tarafsızlık ilkesine aykırı şekilde usulsüz oluşturulan bir heyet tarafından soruşturulduğunu, ayrıca istediği belgeler verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını, sonuçta da ilgili iddianın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplinsizlik olarak tanımlanmadığını, sadece “savunmanızı yetersiz buldum” denilerek gerekçe belirtilmeden, itiraz süresi ve itiraz hakkı yolları kapatılan mobbing amaçlı uyarı cezasının iptalini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 15/05/2020 tarih S sayılı ve 16/09/2020 tarih S sayılı

bilgi ve belge talebi konulu yazılarına istinaden, Millî Savunma Bakanlığı Harita Genel

Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen 29/06/2020 tarih E sayılı ve 24/09/2020 tarih E sayılı yazı ve eklerinde özetle;

2.1) Devlet memuru ’ın ( ) 2009 Haziran ayında Adapazarı Askerlik

Şubesinden Harita Genel Müdürlüğüne atandığı, ve halihazırda Denetleme ve Değerlendirme

Başkanlığı biriminde Genel İdari Hizmetler (GİH) sınıfında Veri Hazırlama Kontrol

İşletmeni olarak çalıştığı,

2.2) Şikayete konu uyuşmazlıklar nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Türk

Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri

Yönetmeliği usul ve esasları çerçevesinde işlem yapıldığı,

2.3) Harita Genel Müdürlüğünde mesainin 09.00 ile 18.00 saatleri arasında uygulandığı, 12.30-

13.30 saatleri arasında öğle arası ile dinlenme molası verildiği, personelin ertesi gün kullanacağı

izin, istirahat, hastane vb. mazeretlerini bir gün önceden amirinden izin alarak yoklama sistemine girdiği ve ertesi gün mazeretini kullandığı,

2.4) Söz konusu personel hakkında 09/01/2020 tarihinde 657 sayılı DMK’ya göre disiplin

soruşturması başlatıldığı, disiplin soruşturması heyetinin değerlendirilmesi sonucu 10/02/2020 tarihinde savunmasının alınmasına karar verildiği,

2.5) Devlet memuru ’ın 26/12/2019 tarihinde hastaneden aldığı kayıtları

amirine teslim etmediği,

2.6) Başvuranın disiplin soruşturmasına ilişkin disiplin soruşturması başlatıldığı, ancak söz

konusu personelin 12/02/2020 tarihinden itibaren 60 istirahatli olması ve istirahatinin bitmesini müteakip “korona virüs salgını” tedbirleri kapsamında idari izinli sayılmaları sebebiyle disiplin soruşturmasının ancak tamamlandığı,

2.7) Başvuranın disiplin cezalarına konu fiilleri hakkında daha önceki sıralı amirleri tarafından

müteakip defalar sözlü olarak uyarıldığı, diğer taraftan

2.7.1) 01/10/2019 Salı -02/10/2019 Çarşamba olmak üzere üst üste iki iş günü ve 04/10/2019

Cuma-07/10/2019 Pazartesi-08/10/2019 Salı-09/10/2019 Çarşamba günlerinde ise üst üste 4 işgünü mazeret bildirmeden mesaiye gelmemesi nedeniyle, 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 125.maddesi gereğince “özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek” şeklindeki fiili, Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmayı gerektiren fiil ve haller kapsamında değerlendirildiği, işlem dosyasının gerekli disiplin işlemlerinin yürütülmesi maksadıyla MSB Personel Genel Müdürlüğüne gönderildiği,

2.7.2) 26/12/2019 tarihinde izinsiz olarak göreve geç geldiği ve erken ayrıldığı ve görev

mahallini terk ettiğinin tespit edildiği, bu disiplinsizlik fiilinin 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 125.madde “A” fıkrası “b” bendine göre “özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek ve erken ayrılmak ve görev mahallini terk etmek” maddesi kapsamında “uyarı cezası” ile cezalandırıldığı,

2.8) Personel hakkındaki sağlık işlemleri incelendiğinde;

2.8.1) Ankara Üniversitesi Ankara Tıp Fakültesi tarafından “posttravmatik stres bozukluğu”,

“panik bozukluk” tanıları ile tedavi düzenlendiğini, 01/11/2013 tarihinde “F07.9 Beyin hastalığı, hasarı ve disfonksiyonuna bağlı tanımlanmamış kişilik ve davranış bozukluğu” kararının verildiğini,

2.8.2) Bu sebepten dolayı disiplinsiz davranışlarına yönelik 30/03/2015 tarihinde Gülhane

Askeri Tıp Akademisi (GATA) Komutanlığına bir dosyası gönderilerek, personelin göreve uyarlık, elverişlilik ve psikiyatrik durumunun değerlendirilmesi yönünde yazı ile talepte bulunulduğunu, ancak 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi sonrasında GATA’nın Sağlık

Bilimleri Üniversitesine devrini müteakiben oluşan idari şartlar nedeniyle söz konusu talebin sonuçsuz kaldığı,

2.9) Başvuran personelin korona virüs salgını nedeniyle idari izinli olduğu dönem içinde

29/05/2020 tarihinde “kurum amirleri” hakkında işbu müracaat kapsamında muhtelif (kişisel verilerin hukuka aykırı alınıp verilmesi konusunda) iddialara yer vererek Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, bunun üzerine başlanılan Savcılık incelemesinin devam ettiği,

2.10) Devlet memuru ’ın son bir yıl içinde çeşitli tarihlerde TBMM Kamu

Denetçiliği Kurumuna, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna ve İnsan Hakları ve

Eşitlik Kurumu Başkanlığına Harita Genel Müdürlüğü personeli hakkında muhtelif şikayette bulunduğu,

2.11) Söz konusu şikayetlerin incelenip değerlendirilmesi maksadıyla Harita Genel Müdürlüğü

tarafından 5 farklı soruşturma heyetinin kurulduğunu, 6 üst subay, 4 subay, 1’i devlet memuru ve 1’i astsubay olmak üzere 12 farklı personelin görevlendirildiğini, ayrıca disiplin soruşturma heyetleri tarafından 18 personelin ifadesine başvurulduğu,

2.12) Anılan disiplin soruşturma heyetleri tarafından yapılan inceleme sonucunda adı geçen

personelin şikayetlerinin gerçekliği konusunda bir bulguya rastlanılamadığı değerlendirilmesinde bulunulduğu, Belirtilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın;

3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç

ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”,

3.2) “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet

organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”,

3.3) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci

fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”,

3.4) “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

3.5) “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Anayasa ile

tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”

3.6) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet,

çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”,

3.7) “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.8) “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer

kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”,

3.9) “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu

maddesinin birinci fıkrasında; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.”,

4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 1/11/1984 tarihli 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunu’nun,

5.1) “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “Bu Kanun, Türk vatandaşları ve Türkiye’de

ikamet eden yabancılar tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi ile idarî makamlara yapılan dilek ve şikâyetler hakkındaki başvuruları kapsar.”

5.2) “Dilekçe Hakkı” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Türk vatandaşları kendileriyle veya

kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.”

5.3) “Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi” başlıklı 7 inci maddesinde; “Türk

vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileri ve kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonuç ayrıca bildirilir.”

6) 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun,

6.1) “Davranış ve iş birliği” başlıklı 8 inci maddesinde; “Devlet memurları, resmi

sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır.”

6.2) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu

maddesinin ikinci maddesinde; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır.”

6.3) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci

fıkrasında; “Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”

6.4) “Hastalık ve refakat izni” başlıklı 105 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında,

“Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde on sekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise on iki aya kadar izin verilir. Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.”

6.5) “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124 üncü maddesinde; “Disiplin amirleri;

kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirlerdir. Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” 6.6)“Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

A – Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile

bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek, …

Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir…”

6.7) “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126 ıncı maddesinde;

“Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından…tarafından verilir.

Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.”

6.8) “Zamanaşımı” başlıklı 127 inci maddesinde; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan

fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, …

başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. ”

6.9) “Karar süresi” başlıklı 128 inci maddesinde; “Disiplin amirleri uyarma, kınama ve

aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar.”

6.10) “Savunma hakkı” başlıklı 130 uncu maddesinde; “Devlet memuru hakkında

savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”

6.11) “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134 üncü maddesinde; “Disiplin ve

soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek

Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim Müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur.”

6.12) “İtiraz” başlıklı 135 inci maddesinde; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.”

7) 04/04/1983 tarihli 18008 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde

Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri Yönetmelik’in,

7.1) “Disiplin Kurullarının Kuruluşu” kenar başlıklı 6 ıncı maddesinde: “Disiplin

Kurulları Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri

Komutanlıklarında kurulur…

1) (Değişik: 22/9/2017 – 2017/10894 K.) M Millî Savunma Bakanlığı Disiplin Kurulu, Personel

Genel Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Müsteşar Yardımcısı başkanlığında aşağıdaki kadro görev yerlerine atandırılmış üyelerden oluşur.

a- Personel Genel Müdürlüğü Personel İşlem Dairesi Başkanı.

b- Personel Genel Müdürlüğü Memur ve İşçi Dairesi Başkanı.

c- Askeralma Genel Müdürlüğü Askeralma Personel İşlemleri Dairesi Başkanı.

d- Millî Savunma Bakanlığı Hukuk Müşavirliği temsilcisi.

…

4) Hakkında disiplin soruşturması yürütülen Devlet memurunun üyesi olduğu sendikanın

temsilcisi de bu maddede belirtilen disiplin ve yüksek disiplin kurullarında yer alır. Her bir disiplin ve yüksek disiplin kurulunda görevlendirilen temsilci ilgili sendika tarafından önceden bildirilir. Bu şekilde üyesi çift sayıya ulaşan kurullarda oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın kararına itibar edilir.”

7.2) “Disiplin Kurullarının Görevleri” kenar başlıklı 7 inci maddesinde: “Kurullar kendi

kuruluş ve kadrolarındaki memurlar hakkında:

1) Atamaya yetkili amir tarafından verilebilecek kademe ilerlemesinin durdurulması cezası için

karar almak,

2) Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı yapılan itirazları incelemekle görevlidir.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası kararını bildirmek üzere 15 gün içinde disiplin kuruluna tevdi edilir.

Disiplin Kurulları soruşturma dosyasını aldıkları tarihten itibaren 30 gün içinde karar vermek zorundadır. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile ilgili kararlar, soruşturma dosyasına göre verilir. Kurul kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirce ceza verilir.”

7.3) 8’inci maddesinde; “Disiplin Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulunun ayrı bir ceza tayinine

yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.”

7.4) “Disiplin Amiri” kenar başlıklı 9 uncu maddesinde: “Milli Savunma Bakanı, Bakanlık

Karargahı ve Bağlı Kurumlarla, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıklarındaki ve

Bağlı Kurum ve Kuruluşlardaki bütün memurların disiplin amiridir.

Atama yetkisi ile birlikte bu görevde devredilir.

Karargah ve Kurumlarda en az Şube Müdürü veya eşidi seviyedeki amir, disiplin amiridir.

Müstakil birimlerde amirlik görevini asaleten veya vekâleten yürüten subaylar, astsubaylar veya Devlet memurları disiplin amiridir.

Disiplin amirlerinin sicil ve disiplin amiri durumunda bulunanlar üst disiplin amirleridir.”

7.5) “Disiplin Amirlerinin Yetkileri” kenar başlıklı 10’uncu maddesinde: “Disiplin

amirleri, hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve

Yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurtiçinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uygulamasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye, Özel Kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya, Disiplin Kurulunca itirazı kabul edilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasını hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya yetkilidirler.”

7.6) “Disiplin Amirlerinin Sorumlulukları” kenar başlıklı 11 inci maddesinde: “Disiplin

amirleri, disiplin işlerinde kendilerine 657 sayılı Devlet memurları Kanunu ve Özel Kanunlarla verilen yetkileri hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; memurlara Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerle tanınan hakları göz önünde tutan, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmak ile yükümlüdürler.

Bu genel sorumluluğun dışında disiplin amirleri ayrıca;

1) Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve

memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek,

2) Uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15

gün içinde vermek.”

7.7) “Disiplin Amiri Olmayan Üstler” kenar başlıklı 12 inci maddesinde: “Disiplin amiri

olarak tespit edilmeyen üstler, memurların disipline aykırı davranışları hakkında sıralı sicil üstleri veya disiplin amirleri yoluyla başvuruda bulunurlar. Disiplin amirleri başvurular hakkında gerekli soruşturmayı yaptırıp, sonucuna göre hareket ederler.”

7.8) “Disiplin Cezaları” kenar başlıklı 13 üncü maddesinde: “Devlet memurlarına 657 sayılı

Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan disiplin cezaları verilir. “

7.9) “Soruşturma işlemi” üst başlıklı 17’nci maddesinde; “Kademe ilerlemesinin

durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırmayı gerektiren fiil ve halleri bulunan memurlar hakkında, memurun görevli olduğu birlik komutanlıkları veya kurum amirliklerince gerekli soruşturma yapılarak düzenlenen soruşturma dosyası, Millî Savunma

Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü veya ilgili Kuvvet Personel Başkanlığına gönderilir.”

7.10) “Soruşturma Dosyasında Bulunacak Evrak” kenar başlıklı 18 inci maddesinde:

“Soruşturma dosyasında aşağıdaki belgeler bulunur:

1) Olay raporu (Bu raporda hakkında disiplinsizlik cezası verilmesi istenen memurun kimliği,

disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve halin mahiyeti, olayın yeri, zamanı, cereyan tarzı varsa tanıkların adları belirtilir.)

2) Memurun savunması (Memurun alınan ifadesi veya sonradan yaptığı yazılı savunmasıdır.)

Memur verilen süre içinde savunmasını yapmamışsa bu husus savunma yerine kaim olmak üzere dosyada belirtilir.

3) Varsa tanıkların ifadesi.

4) Memurun görevli olduğu birlik komutanı veya kurum amirinin kanaat raporu.

5) Memurun şimdiye kadar işlediği disiplin suçları ve verilen cezaların özeti (Özete tarihleri

belirtilerek işlediği disiplin suçunun mahiyeti, verilen ceza ve cezayı veren makam, olay tarihi sırasına göre yazılır.)

6) Memurun sendika üyesi olup olmadığına dair bilgi ve belgeler.”

7.11) “Soruşturma Dosyasına Yapılacak İşlem” kenar başlıklı 19’uncu maddesinde:

“Personel Genel Müdürlüğüne veya Personel Başkanlıklarına gelen soruşturma dosyaları incelenir. Noksanları varsa tamamlattırılır. Dosya atamaya yetkili amire arz edilir. Amir inceleme sonunda kişinin uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarından biri ile cezalandırılmasına karar verirse, verilen ceza ilgiliye tebliğ ve yerine getirilmek üzere birlik veya kurumuna bildirilir.

Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil veya haller kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiriyorsa soruşturma dosyası yetkili disiplin kurulunun, Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiriyorsa, soruşturma dosyası Yüksek Disiplin Kurulunun raportörüne gönderilir.

Kurullar, konuyu görüşüp karar verince, kararla birlikte dosya gereği yapılmak üzere ilgili olduğu Personel Genel Müdürlüğüne veya Personel Başkanlığına gönderilir.”

7.12) “Zamanaşımı” kenar başlıklı 26’inci maddesinde: “Bu yönetmelikte sayılan fiil ve

halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren:

1) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay

içinde disiplin soruşturmasına, …Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”;

7.13) “İtiraz” kenar başlıklı 29’uncu maddesinde: “Disiplin amirleri tarafından verilen

uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.”

7.14) “İtiraz Süresi ve Yapılabilecek İşlem” kenar başlıklı 30’uncu maddesinde: “Disiplin

amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar. Disiplin kuruluna yapılan itirazın kabulü halinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.”

8) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik

Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.

9) 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına

Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin;

9.1) “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında,

“Memurlara hastalık raporlarında gösterilen süreler kadar hastalık izni verilir. Hastalık izni, memurun görev yaptığı kurum veya kuruluşun izin vermeye yetkili kıldığı birim amirlerince verilir. Yurt dışında verilecek hastalık izinlerinde misyon şefinin onayı zorunludur.”

10) Devlet Personel Başkanlığının 25/04/2013 tarihli ve 6005 sayılı görüş yazısında;

“Devlet memurunun hastalanması sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat ederek muayene edilmesi sırasında ya da muayene sonrası tetkik ve tahlillerde geçirdiği sürelerde memurun izinli sayılması gerektiği; ancak bu iznin muayene süresi, tetkik ve tahlil süresi ile sınırlı olduğu, Devlet memuruna verilen bu iznin suistimal edildiği yönünde kanaate varılması halinde kamu kurum ve kuruluşlarınca ilgililerden sağlık kurum ve kuruluşlarında muayene edildiğine veya muayene sonrası tetkik ve tahlil yaptırdığına dair belge istenebileceği, muayene sonrasında tabip tarafından hastalık raporu verilmediği takdirde Devlet memurunun söz konusu sürelerin bitiminde görevine başlaması gerektiği, muayene sonrasında tabip tarafından hastalık raporu verilmediği takdirde söz konusu sürelerin bitiminde görevine başlamayan

Devlet memuru hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi çerçevesinde işlem yapılabileceği”, ifade edilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın mobbing

iddiası talebinin reddi, hakkında tesis edilen uyarma disiplin cezasının geri alınması hususunda

İdare’ye Tavsiye Kararı verilmesi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran tarafından, Millî Savunma Bakanlığına

bağlı Harita Genel Müdürlüğünde engelli memur olarak çalıştığını, aylardır tahammül edilemez şekilde mobbing ve mobbing dışında çeşitli hukuksuzluklara maruz kaldığını, hukuken kabul edilebilir, objektif, somut ve yeterli hiçbir delil ortaya konulamadan, tarafsızlık ilkesine aykırı şekilde usulsüz oluşturulan bir heyet tarafından soruşturulduğunu, ayrıca istediği belgeler verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını, sonuçta da ilgili iddianın 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nda disiplinsizlik olarak tanımlanmadığını, sadece “savunmanızı yetersiz buldum” denilerek gerekçe belirtilmeden, itiraz süresi ve itiraz hakkı yolları kapatılan mobbing amaçlı uyarı cezasının iptalini talep etmektedir.

13) Başvuruya konu uyuşmazlığın idareyle başvuran arasında vuku bulan birtakım işlem,

eylem, tutum ve davranışlardan kaynaklandığı anlaşılmakta olup söz konusu uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle söz konusu işlem, eylem, tutum ve davranışların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.

14) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır.

[Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

15) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun

hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın)

gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın

Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri

Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

16) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185

sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur.

Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

17) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008

sayılı kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir.

Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

18) Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2018 tarihli ve E.2017/7(22)-3017,

K.2018/99 sayılı kararında, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hâl alması gerektiği, belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, psikolojik tacizin nedenlerinin farklılık gösterdiği, ancak amacının çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamak olduğu vurgulanmakta, psikolojik tacizin ispatıyla ilgili olarak ise psikolojik tacize uğradığını iddia eden mağdurun, bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte psikolojik tacizin genellikle tacizi uygulayan ile tacize maruz kalan arasında gerçekleşen bir olgu olması karşısında olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesinde yarar bulunduğu, yaklaşık ispat olarak adlandırılan bu yaklaşım tarzının işin doğasına da uygun olduğu belirtilmektedir.

19) Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında;

“Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

20) Somut olayımızda, başvuranın 2004 yılından itibaren Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde

engelli kadrosuyla devlet memuru olarak çalıştığı, 2015 yılından itibaren engelli olması nedeniyle kendi isteğiyle atandığı Harita Genel Müdürlüğü Denetleme ve Değerlendirme

Başkanlığında veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapmaya başladığı, bulunduğu birime idari işler personeli olarak atandığı, birim personelinin yoklama, terhis, ayrılış, katılış, izin, istirahat gibi özlük işlerini yaptığı, aynı zamanda Sivil Memur Sendikasında engelliler komisyon başkan yardımcısı olarak raportörlük görevi yaptığı, bulunduğu birimde amiri ve kendisinin dışında personel çalışmadığı, son çalıştığı amiri mühendis Albay tarafından periyodik sağlık muayenesine gitmek için zorlandığı, gitmediği için baskı gördüğü, daha sonra her halükarda muayeneye gidilmesi gerektiğini düşündüğü için gitmek istediği ancak periyodik sağlık muayenesi sevk evrakının imzalanmadığı, ısrarı üzerine fiziki olarak yaralandığı ve darp raporu aldığı, konuyu üst makamlara bildirdiği için internet yetkisinin kısıtlandığı, adli konunun tahkikatı sonucunda adli makamlara bildirileceğini beklerken amirinin emekli olduğu, sonrasında da Eylül 2019 tarihinde atanan 1.sicil amiri olan Denetleme ve Değerlendirme Başkanı mühendis Albay ile birtakım sorunlar yaşadığı ve hakkında disiplin soruşturmaları başlatıldığı, yeni amirinin eski amiri lehine tanıklık yaptığı ve idari tahkikat raporu sonucunda idari heyetten şikayetçi olmak için dilekçe verdiği, dilekçenin ertesi gününde EBYS yetkilerinin kısıtlandığı, kurum dışından heyet talep ettiği ancak yine aynı heyetin görevlendirildiği, başvuranın personel yoklama sistemi yetkilerinin kaldırıldığı, izindeyken odasındaki bazı eski eşyaların çıkarıldığı, çevreye karşı küçük düşürüldüğü, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı, hastane işlerinin baskılandığı, işlerinin elinden alındığı, amirinin sürekli uyarı ve eleştirilerde bulunduğu, azarlayıp odasından kovduğu, tek başına taşıyamayacağı demir dolabı zamanında taşımadığı için uyarı ve eleştirilerde bulunduğu, ayrıca yıllık izinlerini kullanmada sorun çıkardığı, bu nedenlerle psikolojisinin bozulduğu iddialarının olduğu görülmektedir.

21) Başvuranın emekli amiri Albay hakkındaki iddiaları incelendiğinde;

21.1) İdarece başlatılan ve 17/09/2019 tarihinde sonuçlanan İdari Tahkikat Raporunda Harita

Genel Müdürlüğü’nün 17/01/2018 tarihli emir yazısı kapsamında devlet memurlarının ilgili

Yönetmelik kapsamında periyodik sağlık muayenesine gönderilmesi konusunda uygulamada tereddütlerin oluştuğu, emrin hilafına başvuranın muayeneye gitmemesi, 2019 yılında devlet memurlarının periyodik sağlık muayenesine gitme zorunluluğunu ortadan kaldıran ikinci bir emir yazısının yazılması üzerine muayeneye gitmek istemesi üzerine amirine sunduğu evraklarında amirin sevk evrakı içeriğini mevzuata uygun bulmadığı ve sevk tarihini kendi izin dönüşünden sonraki bir tarihe ertelemesi olayın vuku bulmasına neden olduğu, amirin odasında tüy temizleme rulosuyla elbisesini temizlemeye başladığı sırada başvuranın kapıda sevk kağıdını imzalaması konusunda ısrarda bulunduğu, amirin göndermiyorum diye bağırdığı sırada fırçanın ucunun fırlayıp göğüs bölgesi ile omzu arasına çarptığı, odaya birkaç dakika sonra Albay ’in girdiği, aynı gün akşam 22.33 itibariyle Dr.

Sincan Devlet Hastanesinden darp açıklamalı başka bir şahıs tarafından darp ve yaralanma teşhisiyle düzenlenmiş bir raporu idari tahkikat heyetine sunduğu, ceza ve hukuk davasında bulunmadığı, başvuranın internet bağlantısı yetkisinin kısıtlanması ile ilgili olarak, sendikal faaliyetlerini yürütebilmesi için idare tarafından verildiği ancak tekrar bu yetkinin idarenin tasarrufu ile kısıtlandığı, başvuranın periyodik muayeneye sevk kağıdında hassas nitelikte kişisel sağlık bilgilerini içerecek periyodik muayene sonucunun Kişisel Verilerin Korunması

Kanunu kapsamında herkesin görmesine imkan verilmeyecek şekilde kişiye özel olarak gönderilmesi hususunun periyodik muayene sevk kağıdı içerisinde belirtilmesini talep etmesinden kaynaklandığı, muayene sevk kağıdının nasıl hazırlanacağı Sağlık Bakanlığı’nın

Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar Yönergesinde belirtildiği, başvuranın talebine yönelik hususların Yönergede yer almadığı, ayrıca yine başvuranın sevk kağıdı ekinde yer alan

Sağlık Öykü Formunun Diğer Şikayetler bölümünde diz eklemlerinde ve omuz kaslarında zedelenmenin iş kazasına bağlı olduğunun yazılmasını istediği ancak bu isteğinin 29/05/2017 tarihli muayene sevk yazısı kapsamında mesai saatleri içerisinde düşme sonucu yaralanma ile

Acil Polikliniğine sevk edildiği, acilde doktor raporunun vaka bölümüne iş kazası yazıldığı, amiri ’in ifadesinde iş kazasının hukuki bir tanım olduğu ve Kanun kapsamında doldurulması gereken belgelerin bulunması gerektiği ancak başvuranın şahsi dosyasında belirtilen 2 evraktan başka evrakın bulunmadığı belirtilmekte, bu sebeple diz eklemlerinde ve omuz kaslarında zedelenmenin iş kazası olup olmadığının değerlendirmesinin yetkili kurumlar tarafından incelenmesi ve gerekli prosedürlerin tamamlanmasının yararlı olacağı değerlendirilmesinde bulunulmuştur.

21.2) Söz konusu Raporun sonuç bölümünde; fiziki eylem konusunda başvuranın ifadeleri ve

aldığı raporlar karşılığında amirleri mühendis Albay ve mühendis

’in aksini iddia eden ifadeleri nedeniyle herhangi bir kanıya varılamadığı başvuranın ilgili yasal haklarını adli mercilere başvurarak arayabileceği, internet bağlantısı talebinin Genel

Müdürlüğün takdirinde olduğu, hastaneye sevk konularında amirin izin vermemezlik yapmadığı dolayısıyla amirin kendisine zorlama ve baskı yapması gibi bir durumun tespit edilemediği, periyodik muayene talebine ilişkin 09/07/2019 tarihli dilekçesine cevap verilmemesi hususuyla ilgili olarak, periyodik muayene sevk evrakları içeriği konusunda amirin başvuranın taleplerini mevzuata uygun bulmaması nedeniyle sonuçlandırılamadığı ancak dilekçeye resmi cevap verilmeyerek usul hatası yapıldığının değerlendirildiği görülmektedir.

22) Başvuranın son amiri mühendis Albay hakkındaki iddiaları

incelendiğinde;

22.1) İdarece başlatılan ve 19/06/2020 tarihinde sonuçlanan inceleme/soruşturma kapsamında

başvuranı eleştirmediğini, bazı görüşmelerinde çok saldırgan, amirini dinlemeden yüksek sesle, saygısızca, tehditkar tavır ve konuşmaları olduğunu, kendisine hakaret ettirmek amaçlı bir çok girişimde bulunduğunu, bu tür girişimlerde sakin kaldığını ve kendisine tavsiyelerde bulunduğunu, cümle kurarken kullandığı kelimeleri dikkatli seçmesi, yanlış anlaşılabilecek söz ve tavırlardan kaçınması gerektiği konusunda uyarılarda bulunduğunu belirttiği, personelin 2 kez odasından çıkmasını söylediği, birincisinde elini kaldırıp salladığı sırada elini indirip terbiyeli olup dışarı çıkmasını istediği, ikincisinde yüksek sesle sözünü keserek ve yalan söylüyorsun ifadesini kullandığı zaman olduğu, konuşmayı sonlandırmak amacıyla odayı terk etmesini istediği, personel yaklaşık 3 hafta süreyle periyodik muayene maksadı ile hastanede bulunduğu dönemde Harita Genel Müdürünün bulundukları binadaki tüm odalar dahil tek tek girip denetlenmesi sırasında odalara ilişkin olmaması gereken malzemelerin kaldırılmasını, mevzuata uygun demirbaş ve mefruşat haricindeki tüm eşyaların kaldırılmasını emrettiği için başvuranın odasının açıldığını, eskimiş misafir koltuğu ve sandalyelerin kaldırtılmasını emrettiği, bu emir gereğince odasındaki eşyaların kaldırıldığı, yoklama personel sistemi yetkilerini kaldırtması konusunda ise yoklama verme sorumluluğunun bina amirine ait olduğu, tüm birimlerde idari işler personelinin bu görevi amiri adına yürüttüğü ancak personel mesaide bulunmadığı günlerde işleri yapacak başka personel bulunmadığından bu işi Başkan olarak kendisinin üstlendiği, bu süre zarfında yoklama sisteminde kendisi ile ilgili bazı izinlere gereksiz açıklama girildiği, girilmesi gereken bazı izinlerin girilmediğini tespit ettiği, ayrıca konunun Personel Şubesi Müdürü mühendis albay ’a sorulduğu, EBYS’ den birim proje sorumlusu olarak personeli fazla olan birimlere işleri hızlandırmak maksadı ile bu yetkilerin verildiği, başvuranın çalıştığı birimde personel sayısının iki olması ve verilen yetkilerin uygunsuz kullanılması sebebiyle Harita Genel Müdürlüğü kurum yetkilisi olarak bizzat yetkilerini iptal ettiği, ayrıca kurum dışından heyet talep ettiği ancak dikkate alınmadığı iddiası ile ilgili olarak heyetlerin yaptığı soruşturma raporlarının sonuç bölümünde başvuranın iddialarının hep farazi kaldığının tespit edildiği, bu raporlar nedeniyle dışarıdan bir soruşturmacı/soruşturma heyeti görevlendirmesine gerek kalmadığı, resmi başvuruların hepsinin usulünce işleme alındığı ve sonuçlandırıldığı belirtilmektedir.

22.2) Raporun sonuç kısmında son çalıştığı iki amiri hakkında yapmış olduğu müracaatlar

nedeniyle bugüne kadar çeşitli konu ve durumları kapsayan 4 farklı soruşturma heyeti kurulduğu, Harita Genel Müdürlüğü tarafından beşi üst subay, üçü subay, biri devlet memuru, biri astsubay olmak üzere 10 farklı personel görevlendirildiği, alınan ifadelerde başvuranın iddialarını doğrulayıcı herhangi bir duruma rastlanılmamakla birlikte nihayetinde psikolojik taciz niteliği taşıyan bir vakıanın vukuu bulduğu kanaatine ulaşmadığından mobbing yapıldığına dair bir tespit yapmadığı görülmektedir.

23) Başvuranın iddiaları ve idarenin açıklamaları bir arada değerlendirildiğinde görüleceği

üzere, birim içerisinde ilgili kişiler arasında küçük çaplı-arızi bazı sorunların yaşandığı görülmekle birlikte başvuranın 01/01/2019-14/05/2020 tarihleri arasında toplam 12,5 gün günlük izin, 24,5 gün hastane, 26 gün idari izin, 27 gün yıllık izin, 69 gün istirahat izni ve 1 gün mazeret izni olmak üzere toplam 160 gün mesaide bulunmadığı, 2018 yılı ve 2019 yılı 30

Ağustos tarihleri izin gününe geldiğinden 2 gün izin talebinde bulunduğu ve söz konusu izin talebinin kabul edildiği, ayrıca 14 Mayıs 2020 tarihi itibariyle COVİD-19 kapsamında alınan tedbirler gereğince idari iznini kullanabilmesine olanak tanındığı ve halihazırda idari izinde olduğu, yıllık izinlerin kullandırılması konusunda ilgili mevzuatın amire takdir yetkisi tanıdığı, amirin söz konusu takdir yetkisi çerçevesinde gerektiğinde yıllık izinlerin kullanılmasıyla ilgili tasarrufta bulunabileceği, somut olayda ise başvuranın bütün izin talepleri karşılandığından başvuranın yıllık izinlerini kullanmasında kendisine zorluk çıkarıldığına dair bir tespit yapılamamıştır.

24) Yukarda yer verilen Mahkeme kararlarında belirtildiği üzere süreklilik göstermeyen, belli

aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranışın mobbing olarak nitelendirilme imkânı bulunmamaktadır.

Bu nedenle başvuru konusu olaylarla ilgili Alb ’in başvuranı psikolojik olarak baskı içerisine sokacak bazı eylemlerde bulunduğu anlaşılmakla birlikte; başvuranın 30/08/2019-30/08/2020 tarihleri arasında Alb. ile çalıştığı, bu süre içerisinde mesaide bulunmadığı süreler göz önünde bulundurulduğunda birlikte mesai yaptıkları sürenin çok kısa bir süre olduğu ve yıllık/günlük/hastane/idari izinlerini aldığı, ilgili birimde çalıştığı süre zarfında yukarıda değinilen münferit birkaç sorun yaşadığı, ancak Alb. ’in süreklilik gösteren ve belli aralıklarla sık sık tekrarlanan mobbing olarak nitelendirilebilecek eylemlerine rastlanmadığı anlaşıldığından başvurana mobbing yapıldığına dair bir tespit yapılamamıştır.

25) Diğer taraftan başvuranın disiplin soruşturmaları incelendiğinde;

25.1) Başvuranın 01/10/2019 Salı-02/10/2019 Çarşamba olmak üzere üst üste iki iş günü ve

04/10/2019 Cuma-07/10/2019 Pazartesi-08/10/2019 Salı-09/10/2019 Çarşamba günlerinde ise üst üste 4 işgünü mazeret bildirmeden mesaiye gelmemesi nedeniyle; 657 sayılı Devlet

Memurları Kanununun 125.maddesi gereğince “özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek” şeklindeki fiili nedeniyle Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmayı gerektiren fiil ve haller kapsamında değerlendirildiği, ilgili cezanın işlem dosyasının gerekli disiplin işlemlerinin yürütülmesi maksadıyla MSB Personel Genel

Müdürlüğüne gönderildiği, dolayısıyla dosyada Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının kesinleştiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı tespit edilmiştir.

25.2) Yine başvuranın 26/12/2019 tarihinde izinsiz olarak göreve geç geldiği ve erken ayrıldığı

ve görev mahallini terk ettiği gerekçesiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.madde

“A” fıkrası “b” bendine göre “özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek ve erken ayrılmak ve görev mahallini terk etmek” maddesi kapsamında “uyarma cezası” ile tecziye edildiği görülmektedir.

26) Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu

görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle disiplin cezalarının sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahip olduğu; bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurulların mevzuatla belirlendiği, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkelerinin oluşturulduğu bilinmektedir.

27) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin suçlarının tespiti ve ortaya çıkarılması için

yapılması gereken soruşturmanın yöntemine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte; yargı kararlarında da belirtildiği üzere soruşturmanın, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde ve tarafsız bir şekilde, suç konusu olayı incelemek, lehte ve aleyhte tüm delil ve bilgileri toplamak, konuyla ilgili bilgisi bulunan bütün kişilerin ifadelerini ve kişinin savunmasını almak suretiyle yapılması gerekmektedir.

28) Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerinin

işlenildiğinin öğrenilmesi hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilerek, soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlatılacak soruşturmada olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

29) İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden

olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar.

İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.

30) Disiplin cezası niteliği gereği öteki idari işlemlerden farklı olduğundan; disiplin cezaları,

disiplin cezasını vermeye yetkili organlar, bu organların oluşumu, çalışma usulü, karar oluşturması, bu kararlara itiraz ve bütün bu sürecin her aşaması için öngörülen süre koşulları ile disiplin cezası işlemi sıkı şekil şartına bağlı olarak uygulanabilmektedir.

31) Somut olayda başvuranın 26/12/2019 günü izinsiz olarak göreve geç geldiği ve erken

ayrıldığı ve görev mahallini terk ettiği, gün içerisinde görevine geri dönmediği, 26/12/2019 günü sabah eşi ile hastaneye gittiği, öğle arası iş yerine geldiği ve öğleden sonra ultrason randevusu için hastaneye başvurduğu, ultrason sonuçları için hastanede kaldığı ve ertesi gün mesaiye geldiği, isnatlarıyla başvuran hakkında disiplin soruşturması yürütüldüğü ve söz konusu inceleme neticesinde başvurana 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/A-b maddesi uyarınca özürsüz veya izinsiz olarak görev yerini terk ettiği fiilini işlediği gerekçesiyle uyarma cezası verildiği anlaşılmaktadır.

32) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124

üncü maddesinin ikinci fıkrasında, durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisinin verilebileceği düzenlenmektedir. Bu kapsamda yukarda yer verilen isnatlarda yer alan hareketlerin sübuta erip ermediği ve söz konusu isnatlar için öngörülen disiplin cezasının başvurana uygulanmasına olanak bulunup bulunmadığı hususlarının ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

33) Devlet Personel Başkanlığının 10 uncu paragrafta yer verilen görüş yazısında da anlaşıldığı

üzere, Devlet memurunun hastalanması sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat ederek muayene edilmesi sırasında ya da muayene sonrası tetkik ve tahlillerde geçirdiği sürelerde memurun izinli sayılması gerektiği; ancak bu iznin muayene süresi, tetkik ve tahlil süresi ile sınırlı olduğu, muayene sonrasında tabip tarafından hastalık raporu verilmediği takdirde Devlet memurunun söz konusu sürelerin bitiminde görevine başlaması gerektiği, muayene sonrasında tabip tarafından hastalık raporu verilmediği takdirde söz konusu sürelerin bitiminde görevine başlamayan Devlet memuru hakkında 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 125 inci maddesi çerçevesinde işlem yapılabileceği yer almaktadır.

34) Başvuranın meri mevzuat çerçevesinde, aldığı hastane belgelerini yasal süresi içerisinde

idareye vermesi gerektiği halde vermediği başvuran hakkında yapılan inceleme sırasında bu belgeleri muhakkiklere verdiği görülmektedir. Başvuran hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında hastaneden aldığı kayıtları amirine teslim etmediği yer almakla birlikte, başvurana bildirim yapmaması nedeniyle disiplin cezası verilmemiştir. Başvurana mazeretsiz olarak görev yerini terk ettiği fiilini işlediği gerekçesiyle disiplin cezası verilmiştir.

35) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan

mevzuat hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, İdare ile başvuran arasında bir takım anlaşmazlıklar söz konusu olsa da, idarece gerçekleştirilen söz konusu eylemlerin psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek seviyede olmadığı, taraflar arasında iletişimden kaynaklanan yanlış anlaşılmaların, tarafların birbirlerine karşı güven duymamasının sonucu olarak devam eden husumetin ve yargılamaya da konu edilen eylemlerin olduğu, bu eylemlerin sistematik bir hal almadığı ve başvuranı işyerinden ayrılmak zorunda bırakma amacına yönelik olarak gerçekleştirildiğinin ortaya koyulamadığı, başvuranın mobbing olarak nitelendirilebilecek seviyede bir mahrumiyet yaşadığını veya kötü muameleye maruz kaldığını, yaşananların mobbing kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli asgari eşiği aştığını söylemek mümkün olmadığından, başvuranın mobbing iddiası talebinin reddi gerektiği yine dosya kapsamına göre başvuranın mazereti nedeniyle işyerini terketmiş olsa dahi mazeretini belgeleyen evrakları süresi içinde işyerine teslim etmediği, kurumunca belirlenen izin kullanma ve işe başlama talimatlarına uymadığı anlaşıldığından idarece yapılan işlemin mevzuata aykırı olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

36) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderilmediği, dolayısıyla “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun davranmadığı, yine idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı, ayrıca başvuran hakkında disiplin cezasının soruşturmanın izinsiz ve mazeretsiz görev yerini terk ettiği fiili nedeniyle soruşturma yapıldığı halde başvuranın mazeret evraklarını süresi içinde kurumuna teslim etmemiş olması nedeniyle ceza verilmiş olduğu anlaşıldığından isnad edilen fiil üzerinden disiplin soruşturmasının yapılması, personel ilişkilerinin nezaket ve hukuk çerçevesinde yürütülmesi, ilkelerine uyulması ilgili idareden beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

37) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının

başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi tarafından karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi