onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında kesin hüküm nedeniyle davanın reddi üzerine yapılan istinaf başvurusunun incelenmesine ilişkindir. Davacı … İdaresi, 102 ada 621 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, daha önceki bir kadastro davasının kesin hükmü nedeniyle davayı reddetmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, her iki davanın hukuki sebeplerinin ve talep sonuçlarının farklı olduğunu belirterek, kesin hükmün mevcut olmadığını tespit etmiştir.

Mahkeme, 6100 sayılı HMK’nın 303/1. maddesine atıfta bulunarak, kesin hükmün oluşabilmesi için tarafların ve dava sebeplerinin aynı olması gerektiğini vurgulamıştır. İlk Derece Mahkemesi’nin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna vararak, istinaf başvurusunun reddine dair kararı kaldırmış ve davanın yeniden değerlendirilmesi için İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine hükmetmiştir. Bu karar, orman kadastrosu ve tapu iptali konularında hukuki belirsizlikleri gidermeyi amaçlamaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/4095 E.  ,  2024/7882 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2020/409 E., 2021/1112 K.
    DAVA TARİHİ : 10.07.2014
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Araç Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2014/107 E., 2019/57 K.

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı … İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A R
    Davacı … İdaresi vekili 10.07.2014 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; tapuda davalıların murisleri adına tarla vasfıyla 4.667 metrekare yüzölçümlü olarak kayıtlı bulunan Kastamonu ili Araç ilçesi Hanözü köyünde kain 102 ada 621 parsel sayılı taşınmazın üzerinde karaçam bireyleri bulunduğunu, yerin orman bütünlüğü içinde olduğunu ve 6831 sayılı Kanuna göre orman sayılan yerlerden olduğunu, yörede 1990 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu da bulunduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Bir kısımda davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlar, davalılardan Şerife Çuhaoğlu ise davayı kabul ettiğine dair 01.12.2014 tarihli dilekçe vermiştir.
    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “… somut olayla ilgili olarak mahkemenin 1994/8 esas ve 1997/79 karar sayılı kesinleşmiş kararı bulunduğu …” gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; hükmün, davacı … İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “.. dosya kapsamından, 2001 yılında yapılıp 28.12.2001 – 28.01.2002 tarihinde ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında Araç ilçesi Hanözü Köyü 102 ada 621 parsel sayılı 4.667,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 30.07.1965 tarih 10 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile beyanlar hanesinde ölü oldukları belirtilerek Abdullah çocukları … ve … Teke adlarına tespit edildiği, itiraz edilmeksizin kesinleşmekle tapuda tescil işleminin yapıldığı, 81 nolu orman kadastro komisyonunca 08.10.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında çekişmeli taşınmazın orman sınırları içine alındığı, çekişmeli taşınmazın tapu maliklerinden olan …’nin mirasçılarından …’nin 04.04.1994 tarihli dilekçe ile Orman Yönetimini taraf gösterip tapu kaydına dayanarak Çayırcık, Çeliklerkarşısı ve Mollaoluğu mevkiilerinde bulunan taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduklarını ileri sürerek orman tahdidinin iptal edilip orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle dava açtığı, Araç Kadastro Mahkemesi’nin 1994/8E.-1997/79K. sayılı ilamıyla davanın kısmen kabulüne, Çayırcık mevkiinde bulunan taşınmazın fen bilirkişi Abdullah Ünal tarafından düzenlenen 08.09.1997 tarihli rapor ve ekindeki krokide A ile işaretlenen 4.667,00 m2 yüzölçümlü kesiminin dayanak tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı içinde kaldığı, üzerinde çayır bitki örtüsünün olduğu, eğiminin düşük olduğu, tapu kapsamı dışında kalan B ile işaretlenen bölümünün ise eğiminin yüksek olduğu, üzerinde yoğun orman bitki örtüsünün bulunduğu gerekçesiyle A ile işaretlenen kesimine ilişkin orman tahdidinin iptal edilip tapu malikleri olan …ve … Teke adlarına ½’şer paylarla aidiyetine, B ile işaretlenen 16.763,00 m2 yüzölçümlü bölümünün ise orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, Mollaoğlu mevkinde bulunan taşınmazın K ile işaretlenen kesimine ilişkin orman tahdidinin iptaline, A, L ve C ile işaretlenen bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, Çeliklikarşısı mevkiinde bulunan taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verildiği, davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nce reddedilerek hükmün onanmak suretiyle 06.05.1998 tarihinde kesinleştiği, 6831 sayılı Kanun’un 11/5 maddesi uyarınca Göktaş Devlet Ormanı sınırları içinde kalan 5.751.954,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın 26.12.2001 tarih 2 sıra nolu tapu kaydı ile Devlet Ormanı niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edildiği, daha sonra tesis kadastrosu sırasında 28.11.2001 tarihli düzeltme tutanağı düzenlenerek Göktaş Devlet Ormanı sınırları içinde kalan Araç Kadastro Mahkemesi’nin 1994/8E.-1997/79K. sayılı ilamıyla orman sınırları dışına çıkarılan 4.667 m2 yüzölçümlü kesiminin düşülerek Göktaş Devlet Ormanının 5.751.954,00m2 yüzölçümüyle 102 ada 644 parsel numarasıyla 3402 sayılı Kanun’un 22/son maddesi uyarınca idari yoldan Devlet Ormanı niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edildiği, Araç Kadastro Mahkemesi’nin 1994/8E.-1997/79K. sayılı ilamıyla orman sınırları dışına çıkarılan 4.667 m2 yüzölçümlü kesimin ise tesis kadastrosu sırasında tapu kaydı uygulanarak 102 ada 621 parsel numarasıyla …ve … Teke adlarına tespit edildiği, itiraz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşıldığı, Araç Kadastro Mahkemesi’nin 1994/8E.-1997/79K. sayılı kararında Orman Yönetiminin taraf olup anılan kararla 102 ada 621 parselin davalılara ait tapu kaydının miktarıyla geçerli kapsamı içinde kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiğine göre anılan kararın Orman Yönetimini bağlayacağının açık olduğu, nitekim Orman Yönetiminin 4785 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek yapılıp kesinleşen orman tahdidinin bulunması halinde tahdit dışında kalan veya hükmen orman tahdidi dışına çıkarılan taşınmazlara yönelik olarak eylemli orman iddiasıyla dava açamayacağının da kuşkusuz olduğu, ilk derece mahkemesince sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı …” gerekçesiyle, davacı … İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 08.10.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılmış olan orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmasının mevcut olduğu ve arazi kadastrosu ise 2001 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.
    İlk Derece Mahkemesince, Araç Kadastro Mahkemesinin 1994/8 Esas, 1997/79 Karar sayılı kararının eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle, davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamı na ve ayrıca usûl ve kanuna aykırılık oluşturmaktadır.
    Şöyle ki; 6100 sayılı HMK’nin 303/1.maddesi; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” hükmünü ihtiva etmektedir. Bu hüküm doğrultusunda, İlk Derece Mahkemesinin eldeki dava yönünden kesin hüküm saydığı Araç Kadastro Mahkemesi’nin 1994/8 Esas, 1997/79 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, çekişmeli 102 ada 621 parsel sayılı taşınmazın 2001 yılında kadastro tespiti yapılmasından önce, 1993 yılında yörede yapılan orman kadastrosu sırasında, sonradan 102 ada 621 parsel numarasını alan bölümü de kapsayacak şekilde 21.430 m2’lik yerin orman sınırları içine alındığı, çekişmeli taşınmazın tapu maliklerinden olan …’nin mirasçılarından …’nin 04.04.1994 tarihli dilekçe ile Orman İdaresini taraf göstererek tahdide itiraz davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda fen bilirkişi Abdullah Ünal tarafından düzenlenen 08.09.1997 tarihli rapor ve ekindeki krokide A ile işaretlenen 4.667,00 m2 yüzölçümlü kesiminin orman tahdidinin iptal edilip tapu malikleri olan …ve … Teke adlarına ½’şer paylarla aidiyetine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 1998/2708 Esas, 1998/3258 Karar saylı ilamıyla onanarak 06.05.1998 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    Açıklanan dosya kapsamı itibariyle, her iki davanın konusu olan taşınmaz aynı olmakla birlikte, her iki dosyada dayanılan hukuki sebep ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun farklı olduğu görülmektedir. Zira; İlk Derece Mahkemesince kesin hüküm olduğu değerlendirilen dava, tahdide itiraz davası iken, eldeki dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bu haliyle, eldeki dava yönünden kesin hükmün varlığından söz edilemez.
    Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yörede yapılan orman kadastrosunun, taraflar açısından, Araç Kadastro Mahkemesinin 1994/8 Esas sayılı tahdide itiraz davası sonucu hükmen kesinleştiği ve bu durumun davacı … İdaresini de bağladığı göz önüne alınarak, dosyadaki teknik bilirkişi …’ in 19.04.2018 tarihli ek raporu ekinde yer alan Araç Kadastro Mahkemesinin 1994/8 Esas sayılı tahdide itiraz davasındaki kroki ile 102 ada 621 parselin kadastro paftasının çakıştırılması sonucu oluşan kroki doğrultusunda, (A) harfinin bulunduğu kırmızı renk ile gösterilen sınırların tahdit davasında orman sınırları dışarısına çıkarılan kısımları, mavi renk ile gösterilen sınırların ise 102 ada 621 parselin tesis sınırlarını oluşturduğunun belirlenmiş olması karşısında, söz konusu ek raporun ekindeki krokide 102 ada 621 parselin (B) harfi ile gösterilen alan içinde kalan bölümünün kesinleşen tahdit içinde bulunduğu anlaşıldığından, bu kısma ilişkin yüzölçüm belirlemesi yapılarak tapusunun iptali ile orman olarak tesciline karar verilmesi, kesinleşen tahdit dışında kaldığı sabit olan, bu nedenle davacının eylemli orman iddiasının da dinlenemeyeceği 102 ada 621 parselin diğer kısımlarıyla ilgili davanın ise reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Davacı … İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.