TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 20667-20667 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2018/11410 2018/ 11410

KARAR TARİHİ : 10/12/2018 |tarih|

TAVSİYE KARARI ,

:

Adres :

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : Av. ( T .C. Kimlik No:

BAŞVURUYA KONU İDARE : Ankara Büyükşehir Belediye

Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın; kesinleşen kamulaştırma bedeli alacağının belediye tarafından ödenmediğinden bahisle mağduriyetinin giderilmesi talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 24/09/2018 24.9.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza müvekkili adına başvuru yapan Av. başvuru dilekçesi ve eklerinde özetle; 30 Aralık 2012 tarihinde Esas numarası ile Ankara Büyükşehir

Belediyesine karşı ilamlı icra takibi başlattığını, söz konusu bedel ödenmediği için dosyanın mahkemeye gittiğini ve yenilenerek Esas numarasını aldığını, söz konusu takibe herhangi bir itiraz olmadığını ve takibin kesinleştiğini, kararın kesinleşmesinin üzerinden 2 yıl geçtiğini ancak halen söz konusu bedelin ödenmediğini belirterek; kesinleşen kamulaştırma bedeli alacağının ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 10/ 10/ 2018 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme

1 / 8kavuşturulması amacıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde

bulunulmuştur . Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 07/ 11/ 2018 tarih, sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Söz konusu kamulaştırmasız el atma alacağı ile ilgili olarak, yazı tarihi itibariyle henüz herhangi

bir ödeme yapılmadığını,

2.2 Söz konusu alacağa ait tahakkukun, Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığının 14/ 08/ 2018 tarihli

ve sayılı yazısı ile ulaştığını ve 15/ 08/ 2018 tarihinde yevmiye numarası ile emanet hesabına alındığını,

2.3 Başvurucuya 21/ 09/ 2018 tarihinde bilgi verildiğini,

2.4 Bahse konu kamulaştırmasız el atma alacağının, 2018 yılında muhasebe kayıtlarına alındığını,

Belediye bütçesi imkanları dahilinde ve en kısa süre içerisinde ödeneceğini, halen 2014 yılında muhasebe kayıtlarına alman kamulaştırmasız el atma dava dosyalarına ait alacakların ödemelerinin devam ettiğini,

2.5 Söz konusu kamulaştırmasız el atma alacağının, 2018 yılında muhasebe kayıtlarına alındığından,

diğer 2018 yılında muhasebe kayıtlarına alınan kamulaştırmasız el atma dava dosyalarına ait alacaklar ile birlikte ödeneceğini,

2.6 13.032015 tarih, 29294 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa

Mahkemesinin 12/ 11/ 2014 tarih, 2013/ 95 Esas, 2014/ 176 Karar sayılı ilamı ile 6487 sayılı yasa ile değiştirilen 2942 sayılı yasanın geçici 6. Maddesinin 12 ve 13. Fıkralarının iptal edildiğini ve iptal hükmünün Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe gireceğinin belirtildiği, buna istinaden, 1983 öncesi ve 1983 sonrası kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan alacakları tespit etmek üzere; arşiv çalışmaları yapılarak, dosyaların 1983 yılı öncesi ve 1983 yılı sonrası olarak tasnif edildiğini, yapılan çalışmalar sonrası söz konusu kamulaştırmasız el atma dava dosyanın 1983 yılı sonrası kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan alacak olduğunu,

2.7 Bu doğrultuda 5018 sayılı kanunun 34. maddesi 2. fıkrasının “Kamu idarelerinin nakit

mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir . Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, İlama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir .” hükmüne amir olduğunu,

2.8 Söz konusu dosyaya ilişkin ödemenin evrakın Başkanlığa geliş tarihi ve belirtilen mevzuat

hükümleri dikkate alınarak, Belediye bütçesi imkanları dahilinde en kısa sürede yapılacağını ifade etmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “ Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,

2 / 8demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir ”,

3.1 “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “ Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .” ,

3.2 “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35’nci maddesinde; “herkesin mülkiyet ve miras hakkına

sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı” ,

3.3 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “ Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir .

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz ”,

3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve

4. fıkralarında; “( 3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . ( 4)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” , 3.5. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “ Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “ Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .”, 5. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; “ hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” , 6. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde;

“ mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat ” koşuluna yer verildiği, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “( 1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ( 2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .” 8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında ;

3 / 8″Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin

durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur . Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz ( 30) günü geçemez …” hükmü bulunmaktadır .

9. 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “ Bu

Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler .”,

9.1 “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “ İdareler, kanunlarla yapmak

yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini…ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler .”

9.2 Geçici 6. maddesinde ; “…Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca

ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma

Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır .

Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir . Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır . Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir . İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir… ” düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 11. Başvuran vekili, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda kesinleşen kamulaştırma bedeli alacağının belediye tarafından ödenmediğinden bahisle mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .

12. Anayasanın değiştirilemeyecek hükümlerinden olan “Cumhuriyetin nitelikleri” kenar başlıklı 2.

4 / 8Maddesi gereği Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk Devletidir . Hukuk devleti; evrensel hukuk kurallarını

üstün tutan, koymuş olduğu hukuk kurallarıyla vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini koruyan, ve en başta kendisini bu hukuk kurallarıyla bağlı tutan vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlayan, yasama ve yargı organının işlem ve eylemlerinin hakim güvencesine sahip hakimlerden oluşan bağımsız mahkemeler tarafından denetlenebildiği, aynı zamanda idarenin malen de sorumlu tutulabildiği devlettir . Hukuk devletinin gereği olarak idari makamların işlem ve eylemlerine karşı yasalarla öngörülmüş siyasal ve yönetsel denetim yollarının açık olması ve idari kuruluşların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olması hukuk devletinin bir gereğidir . (Bkz : Ahmet Nohutçu İdare

Hukuku Savaş yayınevi ağustos 2012 s. 36- 45)

13. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır .

Anayasanın 8. Maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir . (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan idare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

14. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez .

15. Kanunkoyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususundaki yetkisini bağlı yetki olarak düzenleyerek idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı vermemiştir . Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü

devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir . (Bkz :

2017/ 5018 başvuru numaralı ve 24/ 10/ 2017 tarihli Tavsiye Kararı)

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesi ve AİHM’in söz konusu maddeye ilişkin verdiği kararlara bakıldığında; üç temel ilkenin işaret edildiği görülmektedir . Söz konusu ilkeler; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceğidir . Anayasamızın 35.

maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir . Nitekim Anayasa Mahkemesi’ de kararlarında “AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul etmektedir . (Bkz : 2017/ 8580 Başvuru Numaralı ve 29/ 11/ 2017 tarihli Tavsiye Kararı)

17. Yine Anayasa Mahkemesinin 3/ 4/ 2014 tarih 2013/ 711 sayılı bireysel başvuru kararında ; başvurucular, taşınmazlarına Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, açtıkları davalar sonunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini ve taşınmazın değerinin artması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir . Başvuru Mahkemece adil yargılanma

5 / 8hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali olmak üzere iki kısımda incelenmiştir . Bu kapsamda

“ mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir . Ayrıca Devletin bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmiştir . Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir . Bu açıklamaların ardından Anayasa Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu, alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir .

18. Anayasa Mahkemesinin 14/ 01/ 2010 tarihli ve E.2009/ 27, K .2010/ 9 sayılı kararında ;

“ Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır . Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır . ” ifadeleri kullanılmıştır .

19. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir .

Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur . Hizmet kusuru uygulamada 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır . Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir . Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir . (Zehra Odyakmaz, Ümit

Kaymak, İsmail Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s. 412- 417)

20. Somut olayda; Ankara Büyükşehir Belediyesi, Emlak İstimlak Dairesi Başkanlığı, Kamulaştırma Şube Müdürlüğü’nün 14/ 08/ 2018 tarihli ve sayılı yazısında belirtildiği üzere

Köyü ve numaralı parsellerde davacılar ve diğerlerinin hisseleri üzerine Mamak Tapu Müdürlüğü’nün 17/ 07/ 2018 tarih ve sayılı yazısı ile

Kesinleşmiş mahkeme kararı ile şerh konulduğunu, adına 2018 yılında

Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün sayılı dosyası için 194.723,78.-TL’ lik ve adına 2018 yılında Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün sayılı dosyası

6 / 8için 32.125,71 .-TL’ lik kamulaştırmasız el atma bedelleri tahakkuk edildiği ,

dosyası alacağı için ayrıca belediye kira gelirlerine haciz konulduğu, 5018 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği, mahkeme kararı ile hükmedilen tazminat tutarının muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre Belediye bütçesi imkanları dahilinde en kısa sürede ödeneceğinin ifade edildiği anlaşılmıştır .

21. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. Maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28.

Maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı ve yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesinin yahut hiç uygulanmamasının mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale olarak kabulüne yönelik Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli olarak yerine getirilmesinin hizmet kusuru olduğu, ve Anayasa’nın 125. Maddesinde belirtilen

“İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür .” hükmü gereğince; idare tarafından başvuranın ilamlı icraya dayanan alacağının ifa edilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup, bu ilkelere uyması beklenmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/ 06/ 2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

7 / 8Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile;

Başvuranın kesinleşen mahkeme ilamına göre alacağının tamamının en kısa sürede ödenmesi hususunda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURAN VEKİLİNE ve ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE

BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi