|
ÖZET: Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi, 2016/Mart dönemine ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının iptali talebiyle açılan davada, mükellef kurumun ihracat faturalarının sahte olduğu iddialarını dikkate alarak, daha önceki mahkeme kararını onaylamıştır. Mahkeme, mükellefin ihracat işlemlerinin hukuken geçerli olduğunu belirterek, katma değer vergisi iade talebinin kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. İdarenin, mükellefin sahte belge düzenlediği yönündeki tespitleri, mahkemeye sunulmadığı için geçerli sayılmamıştır.
Ayrıca, mahkeme kararlarının uygulanmaması durumunda idarenin hukuka aykırı hareket ettiği tespit edilmiştir. İlgili mevzuat gereği, mahkeme kararlarının gecikmeksizin yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, mükellefin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını ve kamu görevlileri hakkında idari inceleme yapılmasını önermiştir. İdarenin, mahkeme kararlarını uygulamaması durumunda tazminat davası açılabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, mükellefin talebinin kabulü yönünde tavsiye kararı verilmiş ve ilgili işlemlerin 30 gün içinde gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. |
2.1. Mükellef tarafından 2016/Mart dönemine ilişkin yapılan vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının iptali talepli davada Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava
Dairesi tarafından verilen 19/02/2020 tarihli ve sayılı Kararda “…
davalı idarenin mükellef kurum tarafından yapıldığı iddia edilen mal ihracatlarının hayali ticaret kapsamında olduğu ve mükellef kurumun 2016 hesap döneminde düzenlediği ihracat faturalarının tamamının sahte faturalar olduğu iddiasına gelince; söz konusu 2016 takvim yılı dönemleri ile ilgili olarak davacı tarafından yapılan ihracatlara ilişkin olarak emtia alımında bulunduğu firmalara ilişkin olarak yüklendiği katma değer vergilerinin iadesi istemiyle açtığının davanın Gaziantep 2. Vergi Mahkemesinin 25/12/2018 tarih ve sayılı kararı ile kabul edilerek katma değer vergisinin iadesine kararı verildiği, söz konusu kararın kaldırılması istemiyle yapılan istinaf başvurusunun, Dairemizin 30/05/2019 tarihli ve sayılı kararıyla reddedildiği anlaşıldığından davalı idarenin bun yöndeki iddiaları hukuken yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenle, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması…” hükmüne varıldığı,
2.2. Bu bağlamda, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi tarafından verilen söz konusu karar ilişkin davada Başkanlıkça yapılan savunmalarda mükellefin sahte belge düzenlediği konusunda tespitlerin yer aldığı 14/9/2018 tarihli 2 sayılı vergi
Tekniği Raporunda Mahkemeye ibraz edilip, raporda yer alan tespitlere yer verilerek mükellefin 2016 yılında düzenlemiş olduğu ihracat faturalarının sahte olduğunun dile getirilmiş olması (ancak bu rağmen kararın yukarıda belirtilen şekilde olması) halinde, mükellefin bu rapor dolaysıyla dahil edildiği özel esaslar kapsamından Gaziantep Bölge İdare mahkemesi 2.
Vergi Dava Dairesinin yukarıda bahsi geçen kararına istinaden çıkarılması ve mükellef hakkında özel esaslar uygulanmasını gerektiren başkaca bir olumsuzluk bulunmaması kaydıyla iadesi talebinin KDV Kanunun ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin öngördüğü genel hüküm ve açıklamalar doğrultusunda sonuçlandırılması gerektiği. Ancak savunma aşamasında söz konusu vergi tekniği raporu mahkemeye ibraz edilmeksizin yalnızca raporda yer alan tespitlerin bir kısmının savunmada yer verilmiş olması nedeniyle, mükellefin iade taleplerinin Tebliğin “
IV. E. ÖZEL ESASLAR” başlıklı bölümünün (IV/E.6.2) başlıklı bölümünde yer alan
açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;
3.1. “ Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “ Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
3.2. ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’ başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler….”
3.3. “Yargı Yolu” başlıklı 125 inci maddesinin birinci fıkrasında; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır…”
3.4. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinde; “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun;
5.1. “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin 1. fıkrasında; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.
ancak disiplin hükümleri saklıdır.”
5.2. Üçüncü fıkrasında; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine
Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Hüseyin YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarenin, somut olayda başvuranın talebini yerine getirmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı tespit edildiğinden, talebin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Şikâyetçi firmanın yetkilisi özetle, lehine sonuçlanan ve kesinleşen mahkeme kararlarının uygulanmaması nedeniyle yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.
8. Hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez bir unsuru olan yargı denetimi, yönetilenlerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması açısından büyük önem arz etmektedir. Hukuk devleti ilkesi gereğince yalnızca idarenin her türlü işlem ve eylemlerinin bağımsız yargının denetiminde olması yeterli değildir. Bağımsız mahkemelerce verilen kararların gecikmesizin yerine getirilmesi de bu ilkenin hayat bulmasında çok önemli bir husustur. Bu sebeple Anayasamızın
138 inci maddesinde (3.4. prg.) “ Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme
kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmüne yer verilmiştir.
9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde; (5.1/5.2. prg) mahkeme karalarının tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde uygulanması gerektiği, mahkeme kararlarına göre işlem tesis edilmemesi veya eylemde bulunulmaması hallerinde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği belirtilmiştir. Hiçbir kamu görevlisinin, yargı kararlarını yerine getirmemek suretiyle kamu bütçesinden tazminat ödetmeye yetkisi yoktur.
10. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E.2009/27 K:2010/9 sayılı kararında;
“Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” kuralının. Hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracı olduğu. Anayasa’nın 36.
maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak.” olduğu ifade edilmektedir.
11. Yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere mahkemeler tarafından verilen ve kesinleşen kararların ivedilikle yerine getirilmesi hukuk devleti ilkesinin vücut bulması bakımından önem arz emekte olup bu kararları keyfi olarak yerine getirmeyen idareler aleyhine tazminat davası açılacağı ilgili kanunlarda yer almaktadır. Şikâyete konu somut olayda, her ne kadar ilgili idare sayılı Vergi Tekniği Raporunun mahkemeye ibraz edilip, raporda yer alan bazı hususların dile getirilmiş olması halinde mükellefin ilgili tebliğ gereğince
KDV iadesi talebinin yerine getirilebileceğini belirtmiş olsa da bu husus hali hazırda verilmiş olan ve kesinleşen mahkeme kararlarının uygulanmaması için bir gerekçe oluşturmamaktadır. Dolayısıyla şikâyete konu mahkeme kararlarında belirtilen hususların ilgili idare tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.
12. İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı, ilgili mahkeme kararlarının bir an önce uygulanarak mükellefin yaşamış olduğu mağduriyetinin giderilmesi, ayrıca mahkeme kararlarını uygulamayarak mağduriyetin oluşmasına neden olan kamu görevlileri hakkında gerekli idari işlemlerin yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
13. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde göndermediği ve “makul sürede karar verme”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davranmadığı, “hesap verilebilirlik” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği, ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”, “kanunlara uygunluk”, ilkelerine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
14. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Gaziantep İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuranın lehine sonuçlanan ve kesinleşen mahkeme kararlarında belirtilen hususların yerine getirilmesi amacıyla işlem tesis edilmesi ve mahkeme kararlarını süresi içinde yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında gerekli idari incelemenin yapılması hususunda, GELİR İDARESİ
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın; BAŞVURANA ve GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi