|
ÖZET: Bu karar, başvuranın Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından lehine hükmedilen vekalet ücretinin yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, 2013 yılında kesinleşen mahkeme kararına dayanarak, kendisine ödenen vekalet ücretinin enflasyon farkı gözetilerek yasal faizi ile birlikte ödenmesini istemiştir. İdare, mahkeme kararında yasal faiz ibaresinin bulunmadığını belirterek talebi reddetmiştir.
Hukuki değerlendirmede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddeleri ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM içtihatları dikkate alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin orantılı olması gerektiğini ve ödenen tutarların enflasyon etkilerinden arındırılarak güncellenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, AİHM, devlet kurumlarının yargı kararlarına uymak zorunda olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın yasal faiz talebinin reddinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş ve Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu tavsiye, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için yasal faizin ödenmesini içermektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/5344-S.23.8796
BAŞVURU NO : 2022/19012
KARAR TARİHİ : 26/04/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, yasal faiz ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 20/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza (T.C Kimlik No: tarafından yapılmış olan şikayet başvurusunda özetle; Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin Esas sayılı dosyasında lehine vekalet ücretine hükmedildiğini ancak idare tarafından ödenen paranın enflasyon farkı da gözetildiğinde yasal faizi ile ödenmesi gerektiğini belirterek; yasal faizinin de ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 28/12/2022 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğü tarafından gönderilen 25/01/2023 tarih ve
Muh sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 16/03/2022 tarihinde Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne
vermiş olduğu dilekçe ile Esas sayılı dosyasından beraat ettiği ve hükmedilen beraat vekalet ücreti olan 2.640,00 TL’nin tarafına yatırılması konusunda dilekçesini Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığı
İdari İşler Müdürlüğüne gönderilmek üzere Cezaevi Müdürlüğüne sunduğu,
2.2 İdari İşler Müdürlüğünce talep edilen vekalet ücretinin ödenek talebinin 17/03/2022 tarihinde
talep numaralı evrak ile ödeneğinin diğer avukatların vekalet ücretleri ile toplu bir şekilde Adalet Bakanlığı
Strateji Geliştirme Başkanlığından istendiği,
2.3 Talep edilen ödeneğin Ağustos ayı sonu itibariyle geldiği ve Uyap sisteminde çeşitli ödemeler
bordrosu oluşturulduğu, yapılan bordroya istinaden yine aynı gün Hazine ve Maliye Bakanlığının sistemi olan MYS sistemi üzerinden 2.640,00 TL’nin 16,68 TL damga vergisi kesintisi yapılmak suretiyle 2.623,32 TL olarak ödemesinin Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün hesabına ilgili şahsa verilmek üzere yatırıldığı,
2.4 Yapılan ödemenin ilgili şahsın hesabına geçmesine müteakip, 09/09/2022
tarihinde dilekçe ile yasal faiz talep etmiş olup, dilekçenin ulaşmasının ardından İdari İşler
Müdürlüğünce 13/09/2022 tarih ve Muh sayılı yazımız ile cevap verildiği,
2.5 Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin Esas sayılı dosyasının hüküm kısmında açıklandığı üzere
sanıklardan ‘ ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 2.640,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine şeklinde olup mahkeme kararında yasal faizle ilgili bir ibare bulunmadığı için İdari İşler
Müdürlüğünce yasal faizinin verilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından herhangi bir ödeme yapılmadığı ve yazının ilgili şahsa tebliğ edilmesi hususunda Alaşehir Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne resmi yazı yazıldığı,
2.6 Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 31/10/2018 tarih ve
sayılı yazısında; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun ‘Kamu zararı’ başlıklı 71 inci maddesinde kamu zararı, “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tamamlanmış ve “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması”nın kamu zararının belirlenmesinde esas alınan hususlardan olduğu hüküm altına alındığı, belirtilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme ilamında beraat eden sanık lehine hükmedilen vekalet ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde bir hüküm bulunmadıkça, icra dairesine başvurulmaksızın bahse konu ödemelerin yasal faiz hesaplanmak suretiyle yapılamayacağının değerlendirildiği, bu görüşe istinaden herhangi bir yasal faiz ödemesinin mümkün olmadığı,
2.7 Mahkeme kararında yasal faiz ibaresinin bulunmaması nedeniyle, kamu zararı oluşmaması için
faiz ödemesi yapılmadığı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”, 3.1. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.4. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 4. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17.maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.
5. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17. maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.
6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1.
maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
7. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun
7.1 “Yargılama giderleri” başlıklı 324. maddesinde; “(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken
avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet
Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir. (2)
Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir. (3) Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler. (4)
Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir.
(Ek cümle: 2/7/2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir. (5) Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.”
7.2 “Sanığın yükümlülüğü” başlıklı 325 maddesinde; “(1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm
edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. (2) (Değişik: 6/12/2006-5560/27 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır. (3)
Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir. (4)
Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar.”
7.3 “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327.
maddesinde; “(1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir. (2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.”
8. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “(Değişik :
2/5/2001 – 4667/77 md.) Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” 9. 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin;
9.1 “Konu ve kapsam” başlıklı 1. Maddesinde; “Bütün hukuki yardımlarda avukat ile iş sahipleri
arasında geçerli ücret sözleşmesi yapılmamış olan veya avukatlık ücretinin kanun gereği karşı tarafa yükletilmesi gereken durumlarda, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanır. Bu Tarifede belirlenen ücretlerin altında avukatlık ücreti kararlaştırılamaz. Aksine yapılan sözleşmelerin ücrete ilişkin hükümleri geçersiz olup, ücrete ilişkin olarak bu Tarife hükümleri uygulanır.”
9.2 “Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların
avukatlık ücreti” başlıklı 3. maddesinde; “Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.
Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.”
9.3 “Ceza davalarında ücret” başlıklı 13. maddesinde; “…Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil
ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir…”
9.4 AVUKATLIK ÜCRET TARİFESİ
10. Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 2.640,00 TL
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekilinin, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda Alaşehir Ağır
Ceza Mahkemesinin Esas sayılı dosyasında lehine vekalet ücretine hükmedildiğini ancak idare tarafından ödenen paranın enflasyon farkı da gözetildiğinde yasal faizi ile ödenmesi gerektiğini belirterek; yasal faizinin de ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
12. Somut olayda, idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
12.1 Başvuran hakkında 24/05/2011 tarihinde işlemiş olduğu “Kasten Yaralama, Birden Fazla Kişi
Tarafından Birlikte İşyerinde Yağma, Mala Zarar Verme” suçu nedeniyle açılan davada Alaşehir Ağır Ceza
Mahkemesinin 02/05/2013 tarihli ve Esas – Karar sayılı, 28/05/2013 tarihinde kesinleşmiş ilâmına istinaden “Sanıklardan kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 2.640TL maktu ücreti vekaletin hazineden alınarak sanığa verilmesine” hükmedildiği,
12.2 Başvuranın Alaşehir M Tipi Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla, 16/03/2022 tarihli dilekçesi ile Alaşehir
Ağır Ceza Mahkemesinin 02/05/2013 tarihli ve Esas – Karar sayılı, 28/05/2013 tarihinde kesinleşmiş ilâmına istinaden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 2.640TL maktu ücreti vekaletin Alaşehir M Tipi ceza infaz kurumuna ödenmesini talep ettiği,
12.3 İdari İşler Müdürlüğünce talep edilen vekalet ücretinin ödenek talebinin 17/03/2022 tarihinde
talep numaralı evrak ile Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığından istendiği ve ödenek gelmesi akabinde 29/08/2022 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığının sistemi olan MYS sistemi üzerinden 16,68 TL damga vergisi kesintisi yapılmak suretiyle 2.623,32 TL olarak Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu Müdürlüğünün hesabına ilgili şahsa verilmek üzere ödemesinin yapıldığı,
12.4 Başvuranın Alaşehir M Tipi Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla, 09/09/2022 tarihli dilekçesi ile yatırılan
miktarda faizin bulunmadığından bahisle bugüne kadar olan yasal faizinde tarafına yatırılmasını talep ettiği, talebinin Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğünün 13/09/2022 tarihli ve
Muh sayılı yazısı ile mahkeme kararından yasal faizle ilgili bir ibare bulunmadığından bahisle reddedildiği anlaşılmıştır.
13. Ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; Yargılama giderleri başlıklı 324. maddesinde; harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu ve hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceğinin gösterileceğinin belirtildiği, giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkimin belirleyeceği düzenlenmiştir.
14. 5271 sayılı Kanun; hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edileceğini, bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin ise Devlet Hazinesince üstlenileceğini belirtmiştir.
15. Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi hükümleri uygulanacağı kabul edilmiştir.
16. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Avukatlık ücreti başlıklı 164. maddesinde; dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğu yine somut olayda; 28/05/2013 tarihinde kesinleşmiş ilâmına istinaden hükmedilen vekalet ücretinin şikayete konu edildiği anlaşıldığından; uyuşmazlıkta 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin dikkate alınması gerektiği,
2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde; beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık
yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedileceği, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağının düzenlendiği ve Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 2.640,00TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
17. Başvuranın; “yasal faizinin de ödenerek mağduriyetinin giderilmesi” talebi hakkında; idare tarafından; Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 31/10/2018 tarih ve sayılı yazısında; “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması”nın kamu zararının belirlenmesinde esas alınan hususlardan olduğu hüküm altına alındığı, mahkeme ilamında beraat eden sanık lehine hükmedilen vekalet ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde bir hüküm bulunmadıkça, icra dairesine başvurulmaksızın bahse konu ödemelerin yasal faiz hesaplanmak suretiyle yapılamayacağının değerlendirildiği, görüşe istinaden herhangi bir yasal faiz ödemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ret işlemi tesis edildiği anlaşılmıştır.
18. Anayasa Mahkemesi’nin tanımına göre faiz, “…ekonomik açıdan, paranın fiyatıdır…” (Bkz.
Anayasa Mahkemesi’nin 10/02/2011 tarihli ve E. 2008/58, K.2011/37 sayılı Kararı, Resmi Gazete Tarihi:
14/05/2011, S. 27934). “…Kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdi sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medeni bir “semere” veya “ivaz”dır (Bkz. Anayasa Mahkemesi’nin 05/12/1998 tarihli ve E.1997/34, K.1998/79 sayılı Kararı, Resmi Gazete Tarihi: 26/11/1999, S. 23888).
19. “Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığında, paranın asıl sahibine “faiz” ödemek zorundadır. Çünkü paranın likidite özelliği, onun her an her türlü üretim faktörünü, mal ve hizmeti satın alabilmesine olanak verir. Daha açık bir deyişle parayı nakit olarak elinde bulunduran kimse, “bugünkü” ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi, piyasanın “yarına dönük” olanaklarından da yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına veren veya kendine belli tarihte ödenmesi gereken bir miktar para olduğu halde bu parası ödenmeyen kimse ise bu imkânlardan yararlanamaz. Bu nedenle parayı kullanan kimsenin, parayı kullanmaktan vazgeçen kimseye bu kaybını ödemesi gerekir. İşte faizi doğuran temel neden budur” (Bkz. Anayasa Mahkemesi’nin 27/09/1988 tarihli ve E.1988/8, K.1988/27 sayılı Kararı, Resmi Gazete Tarihi: 26/12/1988, S. 20031).
20. AİHM, bir devlet kurumunun yargı kararına dayanan bir borcu ifa etmemek için kaynak yokluğunu mazeret olarak ileri süremeyeceğini ve borçların ödenmesi noktasında meydana gelebilecek ciddi gecikmelerin AİHS ve 1 No’lu Ek Protokol hükümlerince güvence altına alınan hakların ihlaline yol
/
açacağını, AİHM, 1999 yılında kesinlik kazanmış olan başvuranların lehindeki kararların bir bölümünün 4 Aralık 2002 tarihinden bugüne kadar idarenin ilgililere gecikme faizi olmaksızın alacaklarından bir kısmını ödemesi suretiyle kısmen uygulandığını, diğer bölümünün ise sekiz yıldır hiçbir surette uygulanmadığını tespit ettiği bir davada; yetkili makamları, yıllardır gerekli tedbirleri almaktan imtina ederek kesinleşmiş yargı kararlarına uymamak suretiyle AİHS’nin 6/1 maddesini ve 1
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin yararlı etkilerinden kısmen yoksun bıraktıklarını belirterek; AİHS’nin 6/1 maddesinin ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.(AİHM, Kaçar ve Diğerleri – Türkiye Davası, Başvuru No : 2022/19012 38323/04, 38379/04, 38389/04, 38403/04, 38423/04, 38510/04, 38513/04 ve 38522/04 )
21. Anayasa Mahkemesi; mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olabilmesi için ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi gerektiğini ve geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması gerektiğini belirtmiştir. (Anayasa
Mahkemesi’nin 18/07/2014 tarihli ve E.2013/1568, K.2013/1568 sayılı Kararı, Resmi Gazete Tarihi:
18/07/2014, S. 29064)
22. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; 05/04.2000 tarih ve sayılı kararında; “takip dayanağı ilk ilam olan Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21.07.2009 tarih Esas ve
Karar sayılı ilamında alacaklı lehine 414,74 TL yargılama gideri ve 11.966,19 TL avukatlık ücretine hükmedildiği faize ilişkin bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ancak karar tarihinden itibaren faiz istenebilir .” hususlarına yer verilmiştir.
23. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13/10/2003 tarihli ve sayılı kararında; “ takip dayanağı ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde, karar tarihinden itibaren faiz istenebilir. ” hususlarını belirtmiştir.
24. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda, başvuran hakkında Alaşehir Ağır Ceza
Mahkemesinin 28/05/2013 tarihinde kesinleşmiş ilâmına istinaden 2.640TL maktu ücreti vekaletin hazineden alınarak sanığa verilmesine karar verildiği, idare tarafından 29/08/2022 tarihinde Hazine ve
Maliye Bakanlığının sistemi olan MYS sistemi üzerinden 16,68 TL damga vergisi kesintisi yapılmak suretiyle 2.623,32 TL olarak Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün hesabına ilgili şahsa verilmek üzere ödemesinin yapıldığı, ancak başvuranın, yasal faizinde tarafına yatırılmasını talebi hakkında, idare tarafından, mahkeme ilamında beraat eden sanık lehine hükmedilen vekalet ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde bir hüküm bulunmadıkça, icra dairesine başvurulmaksızın bahse konu ödemelerin yasal faiz hesaplanmak suretiyle yapılamayacağının belirtildiği, Anayasa Mahkemesinin, “…Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığında, paranın asıl sahibine “faiz” ödemek zorundadır.” yaygın görüşü, AİHM’in kesinlik kazanmış kararların, ilgililere gecikme faizi olmaksızın ödenmesinin AİHS’nin 6/1 maddesinin ve 1
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlali niteliğindeki kabulü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun; ilamda avukatlık vekalet ücretine hükmedilip faize ilişkin hüküm kurulmadığı durumlarda karar tarihinden itibaren faiz istenebileceğine ilişkin içtihatı dikkate alındığında; idarenin ret işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Manisa Adli Yargı Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın, lehine hükmedilen vekalet ücretine yasal faiz uygulanması hususunda makul sürede işlem tesisi için ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi