onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, taşınmazın geri alınması istemiyle açılan davada, davacı tarafın talebinin hukuki niteliği üzerine odaklanmaktadır. Davacı, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1974 tarihli kararının iptalini istemiştir. Ancak, Yargıtay, kesinleşmiş bir mahkeme kararının iptalinin yalnızca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mümkün olduğunu belirterek, davanın esasının taşınmazın tapu kaydının iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescili olduğunu vurgulamıştır.

Mahkeme, davanın adli yargının görevine girdiğine ve davacının talebinin açık bir şekilde belirtilmediğine dikkat çekmiştir. İlk Derece Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma ilamına uyarak, taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar vermiştir. Yargıtay, bu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davalı tarafın temyiz itirazlarını reddetmiştir. Sonuç olarak, taşınmazın orman sınırları içinde bulunduğu ve bu nedenle Hazine adına tescilinin gerektiği hükmü onanmıştır.

8. Hukuk Dairesi         2021/17986 E.  ,  2024/7163 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/122 E., 2019/230 K.
    KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasındaki taşınmazın geri alınması istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı TTK Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı … idaresi vekili, 15.12.2009 havale tarihli dilekçesiyle; Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/69-52 sayılı acele elkoyma kararı ile 858 parsel sayılı taşınmazın davalı idare adına tapuya tesciline karar verildiğini, ancak taşınmazın 1964 yılında tapulama mahkemesinin kararı ile orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle kadastro tesbit harici bırakıldığını ileri sürerek, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/69-52 sayılı, taşınmazın davalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline dair verilen kararının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, kamulaştırma kararının iptali davasında idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilen, mahkemenin görevsizliğine ilişkin ilk karar, davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/5972 Esas, 2012/12969 Karar sayılı ilamıyla; “… Mahkemenin benimsediği şekilde uyuşmazlığın kamulaştırma kararının iptali istemine ilişkin olduğu yönündeki kabule katılma olanağının bulunmadığı, somut davanın, Türkiye Taşkömürü Kurumunun (Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu) 06.10.1972 tarih ve 1092/492 sayılı kararı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bu kararı 29.05.1973 tarihinde onaylamasıyla alınan kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılmadığının kuşkusuz olduğu, ancak, davacı … Yönetimi vekilinin 15.12.2009 havale tarihli dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın davalı idare adına tapuya tesciline dair verilen Bartın Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının iptalini istemiş olduğu, bilindiği üzere, kesinleşmiş bir mahkeme kararının iptalinin, kısmen veya tamamen değiştirilmesinin, ancak; yargılamanın yenilenmesi yolu ile mümkün olabileceği, ancak, dava dilekçesinin bütününden talebin yargılamanın yenilenmesi olmadığının, dava ve talebin esasında taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin olduğunun ve ancak, vekil tarafından hatalı olarak mahkeme kararının iptalinin talep edildiği anlaşıldığı, kaldı ki, dava dilekçesindeki beyana değer verilerek, davanın mahkeme kararının iptali dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi talebi olduğu kabul edildiği takdirde de, davanın adli yargının görevi içinde olduğu, ayrıca, somut davanın idari bir tasarrufa karşı açılmadığının da tartışmasız olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1-ğ maddesine göre, açık bir şekilde talep sonucunun dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan olduğu, 119/2. maddesine göre ise, dava dilekçesinde talep sonucunun açık olmaması halinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususlarının düzenlendiği açıklanarak, mahkemece belirtilen yasal düzenleme uyarınca gerektiğinde davacı … Yönetimi vekiline talep sonucunun açıklattırılması, taşınmazın tapu kaydının getirtilip, tarafların sunacakları deliller toplanarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yanlış hukuki nitelendirme ile davanın kamulaştırma kararının iptaline yönelik olduğu yönündeki kabule dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmasının usûl ve yasaya aykırı olduğu …” gerekçesiyle bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda verilen; davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile dava konusu Bartın ili Amasra ilçesi Kum mahallesi 858 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda yer alan krokide (C) harfi ile işaretli 1.768,43 m²’lik kısmın dava konusu taşınmazdan ifrazı ile birliğin son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline ilişkin önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk dairesinin 2018/1305 Esas, 2018/5430 Karar ilamıyla; “… davalı Türkiye Taşkömürü Kurumunun temyiz itirazları yönünden; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, davalı Türkiye Taşkömürü Kurumunun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı … İdaresi ve davalı Hazinenin temyiz itirazları yönünden, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile çekişmeli taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümünün orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de bozma kararının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, yörede yapılıp 1992 yılında ilân edilen orman tahdidine göre taşınmazın tamamının orman sınırları içerisine alındığı ve tahdidin kesinleştiği dikkate alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olduğu, çekişmeli 858 parsel sayılı taşınmazın 1956 tarihinde gerçekleştirilen kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, şahıslarca yapılan itiraz üzerine Amasra Tapulama Mahkemesinin 1961/1250-1964/143 sayılı kararıyla orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bilahare 10.07.1991 tarihli işe başlama tutanağı ile Bartın ili Amasra ilçesi Merkez beldesinde bulunan ve evvelce sınırlandırılması yapılmış ormanlardan mahkeme kararı ile 1961-1965 yılları arasında tapulama mahkemesince orman sayılan parsellerin orman sınırları içine alınması amacıyla 100 nolu Orman Kadasto Komisyonunca orman kadastrosuna başlanıldığı, çekişmeli 858 parsel sayılı taşınmazın da bu çalışma ile orman sınırları içerisine alındığı ve orman kadastrosu çalışmalarının ilan edilerek kesinleştiği açıklanarak; İlk Derece Mahkemesince, kesinleşen orman sınırları içerisinde bulunan çekişmeli taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgı ile taşınmazın fiilî durumu dikkate alınarak sadece (C) harfi ile gösterilen bölümünün orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu …” gerekçesiyle bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama soncunda; davacının davasının kabulü ile Bartın ili Amasra ilçesi Kum Mahallesi 858 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı TTK Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, hükmüne uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı TTK Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

    44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.